bugün
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun20
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır17
- yemek yedikten sonra kusmak8
- nervionun beni engellemesi10
- karamelize soğanlı mantarlı makarna4
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- kafayı parayla bozmuş kadınlar5
- popüler bir yazar olmanın zorlukları6
- arkadaşlar buldum9
- kemalizm neden çöktü5
- iremganın anısına4
- kemalizmin çöküşü8
- kremalı tavuklu makarna vs salçalı makarna7
- karton toplarken köpek çetesine yem olmak3
- şükürcülük9
- acun para kazanmasın diye tv8 izlememek2
- büyük oyunu görmek9
- arkadaşla ben vazgeçtim5
- ucan tekme atan hipopotam43
- incel3
- boğaz ağrısına iyi gelecek şeyler8
- biraz erkekleri kötüleyinsene7
- en iyi arkadaşınızın yahudi olması2
- ktç'nin burnu2
- hayatın sırrını sözlükte aramak7
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- chp ye oy veren insan zekası3
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz11
- frank lucas'a bir mesaj bırak4
- dedemi astılar diye ağlamak4
- diş sıkmak5
- izmir7
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe8
- kadınların 10 gün az oruç tutması2
- saçları permalı sözlük kızı10
- ben küfür etmedim adı altında küfür etmek10
- recep tayyip erdoğan12
- kadere inanıyor musunuz4
- bütün mal varlığını sözlük kızlarına bağışlamak7
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- ahmet2
- persona değişikliği4
- bodrum daki kırolar4
- sinek as2
- son entrime bakın2
- sizce karizma mıyım13
yaramazlık yapabilme özgürlüğüdür...
kimi için çok güzeldir çocukluk, meyve ağaçlarının tepesinden düşüp kolun bacağın kırıldığı, kısa pantolonla siktiriboktan plastik bir topun peşinde geçen günlere tekabül eder. kısmen benim için de geçerli oldu aslında bu türden durumlar ama geriye kalan büyük bölümde aslında çok da olumlu şeyler yok; annem ölümcül bir rahatsızlığa yakalandığında henüz 4-5 yaşlarındaydım, bu sebeple çocukluğumun bir kısmında diğer aile büyüklerinin elinde büyüdüm. hoş, "bir kısmında" diyorum ama annemin fiziksel olarak yanımda olduğu zamanlar da hastalığı sebebiyle beni tanımayıp "komşunun çocuğu mu bu?" dediği dönem büyük ölçüde... biraz suskun bir çocuk olduğum için aile büyüklerim tarafından hep "uslu, efendi çocuk" diye övülürdüm. çocukluk işte; birisi bana bir övgüde bulunduğunda hemen içini doldurmaya, onu mahçup etmemeye çalışırdım. yaramazlık yapmak istediğimde ise "annenin yokluğunda insanlara sorun çıkarmamalısın" cümlesine toslardım. o yüzden bir süre sonra yaramazlık yapmamak gerektiğini öğrendim. günlerimi evde susam sokağı izleyerek, legolarımla oynayıp kendi kendime "icatlar" yaparak geçirdim. alerjik bir rahatsızlığım olduğundan bahar aylarında sokağa çıkamazdım uçuşan polenler yüzünden. pencereden aşağıda oynayan arkadaşlarımı seyrederdim. bir de her ezan vaktinde "dünyadaki bütün annelerin iyileşmesi için" ellerimi açıp dua ederdim; ne de olsa bütün anneler bir gün mutlaka büyük bir hastalık geçirmeliydi ve hepsinin duaya ihtiyacı vardı... şimdi geriye dönüp baktığımda 80 lerin sonunda 90 ların başında çocuk olmak güzeldi fakat sanki diğer çocuklar için daha güzeldi... keşke zamanında daha fazla yaramazlık yapma şansım olabilseydi. kendimi sanki doğaya karşı gelmiş gibi hissediyorum...
kimi için çok güzeldir çocukluk, meyve ağaçlarının tepesinden düşüp kolun bacağın kırıldığı, kısa pantolonla siktiriboktan plastik bir topun peşinde geçen günlere tekabül eder. kısmen benim için de geçerli oldu aslında bu türden durumlar ama geriye kalan büyük bölümde aslında çok da olumlu şeyler yok; annem ölümcül bir rahatsızlığa yakalandığında henüz 4-5 yaşlarındaydım, bu sebeple çocukluğumun bir kısmında diğer aile büyüklerinin elinde büyüdüm. hoş, "bir kısmında" diyorum ama annemin fiziksel olarak yanımda olduğu zamanlar da hastalığı sebebiyle beni tanımayıp "komşunun çocuğu mu bu?" dediği dönem büyük ölçüde... biraz suskun bir çocuk olduğum için aile büyüklerim tarafından hep "uslu, efendi çocuk" diye övülürdüm. çocukluk işte; birisi bana bir övgüde bulunduğunda hemen içini doldurmaya, onu mahçup etmemeye çalışırdım. yaramazlık yapmak istediğimde ise "annenin yokluğunda insanlara sorun çıkarmamalısın" cümlesine toslardım. o yüzden bir süre sonra yaramazlık yapmamak gerektiğini öğrendim. günlerimi evde susam sokağı izleyerek, legolarımla oynayıp kendi kendime "icatlar" yaparak geçirdim. alerjik bir rahatsızlığım olduğundan bahar aylarında sokağa çıkamazdım uçuşan polenler yüzünden. pencereden aşağıda oynayan arkadaşlarımı seyrederdim. bir de her ezan vaktinde "dünyadaki bütün annelerin iyileşmesi için" ellerimi açıp dua ederdim; ne de olsa bütün anneler bir gün mutlaka büyük bir hastalık geçirmeliydi ve hepsinin duaya ihtiyacı vardı... şimdi geriye dönüp baktığımda 80 lerin sonunda 90 ların başında çocuk olmak güzeldi fakat sanki diğer çocuklar için daha güzeldi... keşke zamanında daha fazla yaramazlık yapma şansım olabilseydi. kendimi sanki doğaya karşı gelmiş gibi hissediyorum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar