bugün
- habire1275
- habire12 adamdır37
- ben geldim naneler6
- izmirli kızların verici olması32
- sssilvermist21
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- mutlu ama uzak olsun3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- sözlükteki kavganın amacı5
- deccal'in sozluge gelmesi7
- arap gel oğlum5
- aşık olmak2
- yarası olan gocudur5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- ben senin yerinde olsam3
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- yapay zeka bile moderatör oldu3
- suca suruklenen cocuk7
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- aslan3
- sokak köpeği3
- futbol11
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- liseliler için uyku vakti3
- temmuz6
- allah4
- selam arkadaşlar beni hatırladınız mı4
- çingene2
- burhaniye6
- yorgun mermi13
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- vincent van gogh5
- adanalı3
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- mokv'u kulaklarından tutup tavana asmak2
- yazarların iyi ki almışım dediği şeyler3
- uludağ sözlük cenaze namazı2
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- arka sokaklar3
- çare sarıgül5
- fetöyü doğuran katı laikliktir5
- 26 temmuz 2026 karlsruher sc inter milan maçı2
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- sözlükte kavga eden iki yazarda artı oy alması3
- ülkedeki en büyük orospu çocuğu3
- kemoşların genel özellikleri4
- türklerin en başarılı olduğu spor3
yaramazlık yapabilme özgürlüğüdür...
kimi için çok güzeldir çocukluk, meyve ağaçlarının tepesinden düşüp kolun bacağın kırıldığı, kısa pantolonla siktiriboktan plastik bir topun peşinde geçen günlere tekabül eder. kısmen benim için de geçerli oldu aslında bu türden durumlar ama geriye kalan büyük bölümde aslında çok da olumlu şeyler yok; annem ölümcül bir rahatsızlığa yakalandığında henüz 4-5 yaşlarındaydım, bu sebeple çocukluğumun bir kısmında diğer aile büyüklerinin elinde büyüdüm. hoş, "bir kısmında" diyorum ama annemin fiziksel olarak yanımda olduğu zamanlar da hastalığı sebebiyle beni tanımayıp "komşunun çocuğu mu bu?" dediği dönem büyük ölçüde... biraz suskun bir çocuk olduğum için aile büyüklerim tarafından hep "uslu, efendi çocuk" diye övülürdüm. çocukluk işte; birisi bana bir övgüde bulunduğunda hemen içini doldurmaya, onu mahçup etmemeye çalışırdım. yaramazlık yapmak istediğimde ise "annenin yokluğunda insanlara sorun çıkarmamalısın" cümlesine toslardım. o yüzden bir süre sonra yaramazlık yapmamak gerektiğini öğrendim. günlerimi evde susam sokağı izleyerek, legolarımla oynayıp kendi kendime "icatlar" yaparak geçirdim. alerjik bir rahatsızlığım olduğundan bahar aylarında sokağa çıkamazdım uçuşan polenler yüzünden. pencereden aşağıda oynayan arkadaşlarımı seyrederdim. bir de her ezan vaktinde "dünyadaki bütün annelerin iyileşmesi için" ellerimi açıp dua ederdim; ne de olsa bütün anneler bir gün mutlaka büyük bir hastalık geçirmeliydi ve hepsinin duaya ihtiyacı vardı... şimdi geriye dönüp baktığımda 80 lerin sonunda 90 ların başında çocuk olmak güzeldi fakat sanki diğer çocuklar için daha güzeldi... keşke zamanında daha fazla yaramazlık yapma şansım olabilseydi. kendimi sanki doğaya karşı gelmiş gibi hissediyorum...
kimi için çok güzeldir çocukluk, meyve ağaçlarının tepesinden düşüp kolun bacağın kırıldığı, kısa pantolonla siktiriboktan plastik bir topun peşinde geçen günlere tekabül eder. kısmen benim için de geçerli oldu aslında bu türden durumlar ama geriye kalan büyük bölümde aslında çok da olumlu şeyler yok; annem ölümcül bir rahatsızlığa yakalandığında henüz 4-5 yaşlarındaydım, bu sebeple çocukluğumun bir kısmında diğer aile büyüklerinin elinde büyüdüm. hoş, "bir kısmında" diyorum ama annemin fiziksel olarak yanımda olduğu zamanlar da hastalığı sebebiyle beni tanımayıp "komşunun çocuğu mu bu?" dediği dönem büyük ölçüde... biraz suskun bir çocuk olduğum için aile büyüklerim tarafından hep "uslu, efendi çocuk" diye övülürdüm. çocukluk işte; birisi bana bir övgüde bulunduğunda hemen içini doldurmaya, onu mahçup etmemeye çalışırdım. yaramazlık yapmak istediğimde ise "annenin yokluğunda insanlara sorun çıkarmamalısın" cümlesine toslardım. o yüzden bir süre sonra yaramazlık yapmamak gerektiğini öğrendim. günlerimi evde susam sokağı izleyerek, legolarımla oynayıp kendi kendime "icatlar" yaparak geçirdim. alerjik bir rahatsızlığım olduğundan bahar aylarında sokağa çıkamazdım uçuşan polenler yüzünden. pencereden aşağıda oynayan arkadaşlarımı seyrederdim. bir de her ezan vaktinde "dünyadaki bütün annelerin iyileşmesi için" ellerimi açıp dua ederdim; ne de olsa bütün anneler bir gün mutlaka büyük bir hastalık geçirmeliydi ve hepsinin duaya ihtiyacı vardı... şimdi geriye dönüp baktığımda 80 lerin sonunda 90 ların başında çocuk olmak güzeldi fakat sanki diğer çocuklar için daha güzeldi... keşke zamanında daha fazla yaramazlık yapma şansım olabilseydi. kendimi sanki doğaya karşı gelmiş gibi hissediyorum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar