bugün
- şu anda ne yapıyorsun12
- 30 lu yaşlar11
- üstteki yazarın nicki ile akrostiş yaz8
- erkeklerin kadınsılaşması9
- yeni insanlarla tanışmak istememek6
- sözlükte altın günü yapmak11
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum15
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı6
- 24 yaşında erkek 18 yaşında kız ilişkisi4
- arda güler egosu2
- insanların gözlem yapmaması7
- kız olarak doğmanın muazzam avantajı4
- kamp yapmayı seven kadın2
- trumpın savaşı eline yüzüne bulaştırması4
- sigara içen erkek karizması3
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan7
- eşek sucuğu16
- ayağına kaldırım taşı bağlanan caretta caretta2
- insanın bu hayattaki amacı17
- karılara kösnül bakışlar atmak3
- üşenirken yapılan saçmalıklar7
- bir kezonun elinden zehir olsa yemek5
- insanların gözleme yapmaması4
- tuborg kırmızı seven kız4
- yirmili yaşlar2
- maldivler6
- iran'a saldiri var ameri kan pornosuna hayir2
- kimseyi memnun edememek12
- aşık yorguni10
- dengesiz biri olmak2
- yarın iş olması4
- sosyalleşmekten kaçan insan4
- şirinevler8
- dünyanın en güzel omleti5
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- ankastre bozukluğu4
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi11
- kızartma yağından sabun yapmak8
- allah6
- flört edinmek7
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- uludağ sözlüğün cenaze namazı6
- biraderleri üst üste koymak7
- üstteki yazar ne yapıyor5
- hakan taşıyan2
- şeytan5
- eşe mi pahalı hediye alınır metrese mi sorunsalı6
- kendini feda etmek2
- cem yılmaz'ın kent d range grey içmesi2
- kadınların o güzel ayak tabanları2
Bir alphonse de lamartine şiiri.
Lamartine hastalığından dolayı o civardaki havadar bir yere gider. Oralarda gezerken gölde boğulmakta olan bir kadın görür ve kadını kurtarır. Sonra kadınla aralarında aşk başlar filan.
Türkçe çevirisi ;
--spoiler--
ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
zaman adlı denizde bir gün bir lahza için
demirleyemez miyiz?
ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
seyrine doymadığı o canım su yanında
bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak,
oturdum tek başıma!
altında bu kayanın yine böyle inlerdin;
yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
ve böyle serpilirdi rüzgarlarla köpüklerin
o güzel ayaklara.
ey göl, hatırında mı? bir gece sükut derin,
çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta,
suları usul usul yaran kürekçilerin
gürültüsünden başka.
birden şu yer yüzünün bilmediği bir nefes
büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi
sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
şu sözleri söyledi;
‘‘zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler, siz
akmaz olunuz artık!
en güzel günümüzün tadalım o süreksiz
hazlarını azıcık!
ne kadar talihsizler size yalvarır her gün,
hep onlar için akın;
günleriyle birlikte dertlerini götürün,
mesutları bırakın.
nafile isteyişim geçen saniyeleri;
akıp gidiyor zaman.
geceye:‘‘daha yavaş! ’’ deyişim boş; tan yeri
ağaracak birazdan.
sevişmek! hep sevişmek! akıp giden saatin
kadrini bilmeliyiz!
insan için liman yok, sahil yok zaman için,
o geçer, biz göçeriz! ..’’
kıskanç zaman,kabil mi sevginin kucak kucak
bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar,
kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
matem günleri kadar?
nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
demek vefasız zaman o demleri bir daha
geri getirmeyecek?
loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık,
acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
alıp götürdüğünüz derin hazları artık
vermez misiniz geri?
ey göl! dilsiz kayalar! mağaralar! kuytu orman!
siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
ne olur, ey tabiat o günlerin saklasan
bari hatırasını!
sakin demlerde olsun, deli rüzgarda olsun,
güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda,
o kapkara çamlarda, sularına upuzun
dökülen kayalarda!
ister meltemlerinde, bir ürperişle esen
seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
ay ışığın olsun!
kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
meltemini dolduran kokular, hep beraber,
ne varsa işitilen, görülen ve koklanan,
desin ki: ‘‘seviştiler! ’’
--spoiler--
Lamartine hastalığından dolayı o civardaki havadar bir yere gider. Oralarda gezerken gölde boğulmakta olan bir kadın görür ve kadını kurtarır. Sonra kadınla aralarında aşk başlar filan.
Türkçe çevirisi ;
--spoiler--
ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
zaman adlı denizde bir gün bir lahza için
demirleyemez miyiz?
ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
seyrine doymadığı o canım su yanında
bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak,
oturdum tek başıma!
altında bu kayanın yine böyle inlerdin;
yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
ve böyle serpilirdi rüzgarlarla köpüklerin
o güzel ayaklara.
ey göl, hatırında mı? bir gece sükut derin,
çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta,
suları usul usul yaran kürekçilerin
gürültüsünden başka.
birden şu yer yüzünün bilmediği bir nefes
büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi
sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
şu sözleri söyledi;
‘‘zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler, siz
akmaz olunuz artık!
en güzel günümüzün tadalım o süreksiz
hazlarını azıcık!
ne kadar talihsizler size yalvarır her gün,
hep onlar için akın;
günleriyle birlikte dertlerini götürün,
mesutları bırakın.
nafile isteyişim geçen saniyeleri;
akıp gidiyor zaman.
geceye:‘‘daha yavaş! ’’ deyişim boş; tan yeri
ağaracak birazdan.
sevişmek! hep sevişmek! akıp giden saatin
kadrini bilmeliyiz!
insan için liman yok, sahil yok zaman için,
o geçer, biz göçeriz! ..’’
kıskanç zaman,kabil mi sevginin kucak kucak
bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar,
kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
matem günleri kadar?
nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
demek vefasız zaman o demleri bir daha
geri getirmeyecek?
loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık,
acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
alıp götürdüğünüz derin hazları artık
vermez misiniz geri?
ey göl! dilsiz kayalar! mağaralar! kuytu orman!
siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
ne olur, ey tabiat o günlerin saklasan
bari hatırasını!
sakin demlerde olsun, deli rüzgarda olsun,
güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda,
o kapkara çamlarda, sularına upuzun
dökülen kayalarda!
ister meltemlerinde, bir ürperişle esen
seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
ay ışığın olsun!
kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
meltemini dolduran kokular, hep beraber,
ne varsa işitilen, görülen ve koklanan,
desin ki: ‘‘seviştiler! ’’
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar