bugün
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- her gün 1 litre kola içersek ne olur9
- doların 50 tl olması4
- somali de türk bayrağı yakılması5
- sözlükteki kuzucuklarım6
- iskilipli atıf hoca21
- kablosuz mouse10
- favlayan yazarın asıl amacı12
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- arap kızı ve arap oğlanı duvar süsü3
- tanımadığı kadına tokat atan adam7
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler4
- songül karlı5
- yagmur yagiyor seller akiyor3
- togg4
- camfrog sönmez küfürleri3
- sözlük kürdü55
- zenci kadın poposu4
- lpg'nin 50 tl olması2
- ismail kartal18
- ahmet nazif zorlu8
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- yurt dışı çıkış harcı2
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- imei kayıt ücreti2
- alex745alejandroali can2
- yerli marka kullanmak2
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- millette manyak para var21
- travesti ile para kavgası2
- uzay masalı2
- kasımda aşk başkadır4
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- bir şeyler söyle2
- iş yerinde atletle çalışmak4
- karanlık maddenin kuarklarla izinin sürülmesi2
- evli bir kadını sikmek4
- otel odasında yalnız kalmak4
- aletle yapacagin isi elinle yapma2
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- anın görüntüsü31
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- güney kore devlet başkanı lee den türkiye mesajı3
- melis işiten2
- atatürk düşmanı değilim2
Bir alphonse de lamartine şiiri.
Lamartine hastalığından dolayı o civardaki havadar bir yere gider. Oralarda gezerken gölde boğulmakta olan bir kadın görür ve kadını kurtarır. Sonra kadınla aralarında aşk başlar filan.
Türkçe çevirisi ;
--spoiler--
ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
zaman adlı denizde bir gün bir lahza için
demirleyemez miyiz?
ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
seyrine doymadığı o canım su yanında
bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak,
oturdum tek başıma!
altında bu kayanın yine böyle inlerdin;
yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
ve böyle serpilirdi rüzgarlarla köpüklerin
o güzel ayaklara.
ey göl, hatırında mı? bir gece sükut derin,
çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta,
suları usul usul yaran kürekçilerin
gürültüsünden başka.
birden şu yer yüzünün bilmediği bir nefes
büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi
sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
şu sözleri söyledi;
‘‘zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler, siz
akmaz olunuz artık!
en güzel günümüzün tadalım o süreksiz
hazlarını azıcık!
ne kadar talihsizler size yalvarır her gün,
hep onlar için akın;
günleriyle birlikte dertlerini götürün,
mesutları bırakın.
nafile isteyişim geçen saniyeleri;
akıp gidiyor zaman.
geceye:‘‘daha yavaş! ’’ deyişim boş; tan yeri
ağaracak birazdan.
sevişmek! hep sevişmek! akıp giden saatin
kadrini bilmeliyiz!
insan için liman yok, sahil yok zaman için,
o geçer, biz göçeriz! ..’’
kıskanç zaman,kabil mi sevginin kucak kucak
bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar,
kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
matem günleri kadar?
nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
demek vefasız zaman o demleri bir daha
geri getirmeyecek?
loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık,
acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
alıp götürdüğünüz derin hazları artık
vermez misiniz geri?
ey göl! dilsiz kayalar! mağaralar! kuytu orman!
siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
ne olur, ey tabiat o günlerin saklasan
bari hatırasını!
sakin demlerde olsun, deli rüzgarda olsun,
güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda,
o kapkara çamlarda, sularına upuzun
dökülen kayalarda!
ister meltemlerinde, bir ürperişle esen
seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
ay ışığın olsun!
kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
meltemini dolduran kokular, hep beraber,
ne varsa işitilen, görülen ve koklanan,
desin ki: ‘‘seviştiler! ’’
--spoiler--
Lamartine hastalığından dolayı o civardaki havadar bir yere gider. Oralarda gezerken gölde boğulmakta olan bir kadın görür ve kadını kurtarır. Sonra kadınla aralarında aşk başlar filan.
Türkçe çevirisi ;
--spoiler--
ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
zaman adlı denizde bir gün bir lahza için
demirleyemez miyiz?
ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
seyrine doymadığı o canım su yanında
bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak,
oturdum tek başıma!
altında bu kayanın yine böyle inlerdin;
yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
ve böyle serpilirdi rüzgarlarla köpüklerin
o güzel ayaklara.
ey göl, hatırında mı? bir gece sükut derin,
çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta,
suları usul usul yaran kürekçilerin
gürültüsünden başka.
birden şu yer yüzünün bilmediği bir nefes
büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi
sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
şu sözleri söyledi;
‘‘zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler, siz
akmaz olunuz artık!
en güzel günümüzün tadalım o süreksiz
hazlarını azıcık!
ne kadar talihsizler size yalvarır her gün,
hep onlar için akın;
günleriyle birlikte dertlerini götürün,
mesutları bırakın.
nafile isteyişim geçen saniyeleri;
akıp gidiyor zaman.
geceye:‘‘daha yavaş! ’’ deyişim boş; tan yeri
ağaracak birazdan.
sevişmek! hep sevişmek! akıp giden saatin
kadrini bilmeliyiz!
insan için liman yok, sahil yok zaman için,
o geçer, biz göçeriz! ..’’
kıskanç zaman,kabil mi sevginin kucak kucak
bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar,
kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
matem günleri kadar?
nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
demek vefasız zaman o demleri bir daha
geri getirmeyecek?
loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık,
acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
alıp götürdüğünüz derin hazları artık
vermez misiniz geri?
ey göl! dilsiz kayalar! mağaralar! kuytu orman!
siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
ne olur, ey tabiat o günlerin saklasan
bari hatırasını!
sakin demlerde olsun, deli rüzgarda olsun,
güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda,
o kapkara çamlarda, sularına upuzun
dökülen kayalarda!
ister meltemlerinde, bir ürperişle esen
seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
ay ışığın olsun!
kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
meltemini dolduran kokular, hep beraber,
ne varsa işitilen, görülen ve koklanan,
desin ki: ‘‘seviştiler! ’’
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar