bugün
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- nihoşun ölümü13
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi18
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız5
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek12
- benim çocuğum yapmaz annesi5
- özgür özel'in tutuklanması9
- kolonoskopi4
- ülseratif kolit2
- yeni parti8
- akp vs pkk6
- çin hindistan savaşı2
- canbequit2
- ojeli türbanlı2
- ukraynalı gökbilimcilerin ufo raporu2
- sözlük yazarı dövmek6
- arka kapının gıcırdaması5
- lore peyniri4
- kılıçdaroğlu ve vahdettin benzerliği2
- vitamin hapı kullanmak2
- enver paşa3
- 90 lar2
- yazarların sgk borcu4
- anın görüntüsü10
- bir kadının hoşlandığını belli etmesinin yolları6
- truvalı helen3
- dm açsana diyen erkek5
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması6
- meal kuran değildir26
- lütfen mümkünse zahmet olmazsa rica etsem4
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır7
- magnezyum ve colagen kullanmak5
- sözlükteki ılımlı bayanlar3
- osmanlıca3
- bilmediğin numaraya alo dedin yandın4
- ama kent uzlaşısı6
- en güvenilir siyasi lider2
- terörsüz türkiye de yasal süreç4
- çerçeve yasa teklifinin meclis'e sunulması6
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi14
- kadın ve paradan başka bir şey düşünmeyen erkek8
- kaplumbağaya yem verdim3
- aile hekimi5
- bayan yazarların nick altı2
- namazlı mealler kuran değildir2
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- theodor herzl e devlet madalyası vermek4
- spacex roket parçasının ay'a çarpması2
yaşanılası ülke standardı sadece gelir düzeyiyle ilişkilendirilecekse evet bir çok avrupa ülkesi ya da amerika örnek gösterilebilir. ama ben derim ki gidip görmeden şu ülke çok yaşanılası bir yermiş hacı, isveç'te kızlar teklif ediyormuş, italya'da erkekler zengin, yakışıklı, olgun, karizmatikmiş demeyin. bir kere yurtdışına çıktığınız andan itibaren (o ülkenin havaalanından başlayarak yani) elinizde bulundurduğunuz türk pasaportu sayesinde diğer tüm milletlerden ayrı bir yerdesinizdir onların gözünde. iyimser olmaya çalıştım, bir adım geriden başlarsınız demedim. niye geldin hayırdır hemşehrim? tarzı sorular ve donunuza kadar aramalar yapılır. bir de düşünün ki bu ülkede yaşamaya başladınız, arasıra buradaki yakınlarınızı da görmeye geleceksiniz herhalde dimi? yani bu giriş-çıkışlar daha çok kez yaşanacak ve aynı prosedürler tekrar tekrar yaşanacaktır o ülkenin vatandaşlığını aldığınız ana kadar.
şimdi o yaşanılası ülkenin vatandaşı oldunuz diyelim. nasıl ki sonradan türk vatandaşlığına geçmiş birini şıp diye anlayabiliyorsak, onlar da anlayacaktır sizin orijinal birer italyan, alman, ingiliz ya da her ne haltsa olmadığınızı ve soracaklardır kökeninizi. türk lafını duyunca o sırada sizinle sarmaş dolaş kanka modunda olan bu ecnebi de bir adım geri atacak ve başlayacak türkiye hakkındaki saçma sapan sorularını sormaya. ha istisnaları yok mudur bu cahillerin? elbette ki vardır. ama türkiye'de erkeklerin 4 kadınla evlenmesine yasaların izin vermediğini, insanların sevgilileriyle sokakta dolaşabildiklerini ya da ne bileyim tüm kadınların çarşaf giymediğini bilen kesim ya kendisi ya da bir yakını daha önce türkiye'de bulunmuş olan insanlardan oluşur. sizin - onların deyimiyle- modern görünüşünüz, sizi türklerden ayrı kılmaktadır. aaa sen hiç türklere benzemiyorsun ki! lafı her defasında daha da fazla gıcık etmeye başlar insanı. ama sinirlenmeye de hakkın yoktur, çünkü barbar, medeniyetsiz türk olursun o zaman da.
insanların kafasındaki türk imajını da - en azından kendi çevrendekilerin - silebiliyorsun bir zaman sonra. bu sorun da ortadan kalkıyor. geriye en büyük sorun kalıyor. kültür farkı...yurtdışında yaşamak her türk bünyede farklı sonuçlar doğurabilir. gitmeden önce "ben dünya vatandaşlığına inanıyorum. çiçek,böcek." diyen bir sürü insanın turancı olup döndüğünü bilirim. diğer yandan, medeniyeti özgürce içip sıçabilmekten ibaret sayanların bir daha türkiye'ye ayak basmak istemediğini de görüyoruz. işte burada kişinin değer yargıları, kültürüne bağlılığı giriyor devreye. sorun farklı kültürlere uyum sağlayabilme, hoşgörü gösterebilme falan değil. o, ev sahibi ülkenin sorunu. ve avrupa'nın çoğu yerinde yoktur bu hoşgörü. hani avrupa birliği'nin sloganı vardır ya unity in diversity (farklılık içinde bütünlük), ona biz dahil değiliz sevgili yazarlar. diyorsanız ki ben bugüne kadar yetiştirildiğim kültürde edindiğim değer yargılarını, dostluk, aile, sevgi gibi kavramları değiştirmeye hazırım, o zaman bu ülkeler sizin için en yaşanılası ülkeler olur işte. para var huzur var olmuyor ne yazık ki her zaman...
burada kesinlikle milliyetçilik yapmaya çalışmıyorum. ama türk olmak gerçekten çok farklı hissettirir insana gurbet ellerde. kullanmayı bilirseniz çok da eğlendirir aynı zamanda. ama bir ülkeye gidip tatil yapmakla orada yaşamak arasında dağlar kadar fark var, yalnızca buna dikkat çekmek istedim.
şimdi o yaşanılası ülkenin vatandaşı oldunuz diyelim. nasıl ki sonradan türk vatandaşlığına geçmiş birini şıp diye anlayabiliyorsak, onlar da anlayacaktır sizin orijinal birer italyan, alman, ingiliz ya da her ne haltsa olmadığınızı ve soracaklardır kökeninizi. türk lafını duyunca o sırada sizinle sarmaş dolaş kanka modunda olan bu ecnebi de bir adım geri atacak ve başlayacak türkiye hakkındaki saçma sapan sorularını sormaya. ha istisnaları yok mudur bu cahillerin? elbette ki vardır. ama türkiye'de erkeklerin 4 kadınla evlenmesine yasaların izin vermediğini, insanların sevgilileriyle sokakta dolaşabildiklerini ya da ne bileyim tüm kadınların çarşaf giymediğini bilen kesim ya kendisi ya da bir yakını daha önce türkiye'de bulunmuş olan insanlardan oluşur. sizin - onların deyimiyle- modern görünüşünüz, sizi türklerden ayrı kılmaktadır. aaa sen hiç türklere benzemiyorsun ki! lafı her defasında daha da fazla gıcık etmeye başlar insanı. ama sinirlenmeye de hakkın yoktur, çünkü barbar, medeniyetsiz türk olursun o zaman da.
insanların kafasındaki türk imajını da - en azından kendi çevrendekilerin - silebiliyorsun bir zaman sonra. bu sorun da ortadan kalkıyor. geriye en büyük sorun kalıyor. kültür farkı...yurtdışında yaşamak her türk bünyede farklı sonuçlar doğurabilir. gitmeden önce "ben dünya vatandaşlığına inanıyorum. çiçek,böcek." diyen bir sürü insanın turancı olup döndüğünü bilirim. diğer yandan, medeniyeti özgürce içip sıçabilmekten ibaret sayanların bir daha türkiye'ye ayak basmak istemediğini de görüyoruz. işte burada kişinin değer yargıları, kültürüne bağlılığı giriyor devreye. sorun farklı kültürlere uyum sağlayabilme, hoşgörü gösterebilme falan değil. o, ev sahibi ülkenin sorunu. ve avrupa'nın çoğu yerinde yoktur bu hoşgörü. hani avrupa birliği'nin sloganı vardır ya unity in diversity (farklılık içinde bütünlük), ona biz dahil değiliz sevgili yazarlar. diyorsanız ki ben bugüne kadar yetiştirildiğim kültürde edindiğim değer yargılarını, dostluk, aile, sevgi gibi kavramları değiştirmeye hazırım, o zaman bu ülkeler sizin için en yaşanılası ülkeler olur işte. para var huzur var olmuyor ne yazık ki her zaman...
burada kesinlikle milliyetçilik yapmaya çalışmıyorum. ama türk olmak gerçekten çok farklı hissettirir insana gurbet ellerde. kullanmayı bilirseniz çok da eğlendirir aynı zamanda. ama bir ülkeye gidip tatil yapmakla orada yaşamak arasında dağlar kadar fark var, yalnızca buna dikkat çekmek istedim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar