bugün
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık18
- bakıp bakıp adım atmayan erkek10
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz12
- ucan tekme atan hipopotam43
- nervionun beni engellemesi5
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- bütün mal varlığını sözlük kızlarına bağışlamak7
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz10
- büyük oyunu görmek4
- çalıştığınız yerde ibnemsi insanlar var mı4
- bir yolunu bulup unutacağım3
- saçları permalı sözlük kızı10
- oy kullanım hakkı 20 yaş ile 55 yaş arası olsa5
- 10 ekim 2026 samsunspor trabzonspor maçı5
- emevilerin cuma namazı taktiği5
- şükürcülük4
- cennetten 15 günlük deneme süresinde kovulmak4
- ben küfür etmedim adı altında küfür etmek10
- erkek erkeğe dm'ye çağırmak2
- hicr suresi 11 ayet2
- dara düştüm nerdesin2
- karakuyu dizisi5
- küfür edene sallayayım dayak yiyince ağlayayım2
- sözlük yönetiminin robot moderatörle imtihanı2
- sözlük yazarlarının yırtıcı kombinleri2
- kenya2
- sabah sabah 500g çikolatalı puding yemek10
- hangi manifest kızısın13
- sizce karizma mıyım13
- burak yılmazdaki taşşağın kimsede olmaması11
- susun insan geliyor kesin sesinizi2
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi10
- erkek olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar9
- akp'nin hala izmire köprü yapmaması3
- hıçkırığı anında durduran formül7
- arkadaşlar yine çok yedim ya3
- yazarların şu an içtiği içecekler7
- ak parti kimsesizlerin kimsesidir9
- kız olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar7
- entry yazarken üşenmek2
- ilk insanlar daha mı mutlu günümüz insanları mı2
- arkadaş2
- tulumba tatlısı2
- arkadaşlar acilen bakmanız gerekiyor5
- kadınların aklı yoktur hiçbir şeyden anlamazlar9
- selam kızlar hala evlenmedim7
- eiger mangal2
- adı o soyadı ç ile başlayan kişinin suç işlemesi3
Mesleğini yaparken kimsenin hakkını yemedi. Tayyip Erdoğan dahildir buna…
2003-2004 yıllarında omuz omuza verip çıkarttığımız “Milliyet-Popüler Kültür” ekinde siyasette hızlı bir yükseliş grafiği çizen Başbakan Erdoğan üzerine, bu yükselişin altyapısında yer alan en önemli unsur saydığımız “kültür”e odaklaşan “Can Dündar/Tayfun Atay” imzalı ortak yazımızda (27 Mart 2004) Erdoğan’ı tanımlamak üzere konulmuş başlık şu: “Derin Türkiye’nin lideri”!..
Erdoğan’ı kitle kültürünün siyasetteki temsilcisi, o kültürün hem ürünü, hem taşıyıcısı olarak değerlendirdiğimiz bir eleştirel-çözümleme olan bu yazıda Can’ın Erdoğan’a ilişkin kaleme aldığı bazı satırları aktaralım:
“Evet, bıçkın delikanlı, ama aynı zamanda Nakşi terbiye almış. Babasını üzdüğü zaman eğilip ayakkabılarını öpen bir çocukluktan geliyor.
Hem tekke adabına aşina; hem sokak kabadayılığına...
Mesleğini yaparken kimsenin hakkını yemedi. Tayyip Erdoğan dahildir buna…
2003-2004 yıllarında omuz omuza verip çıkarttığımız “Milliyet-Popüler Kültür” ekinde siyasette hızlı bir yükseliş grafiği çizen Başbakan Erdoğan üzerine, bu yükselişin altyapısında yer alan en önemli unsur saydığımız “kültür”e odaklaşan “Can Dündar/Tayfun Atay” imzalı ortak yazımızda (27 Mart 2004) Erdoğan’ı tanımlamak üzere konulmuş başlık şu: “Derin Türkiye’nin lideri”!..
Erdoğan’ı kitle kültürünün siyasetteki temsilcisi, o kültürün hem ürünü, hem taşıyıcısı olarak değerlendirdiğimiz bir eleştirel-çözümleme olan bu yazıda Can’ın Erdoğan’a ilişkin kaleme aldığı bazı satırları aktaralım:
“Evet, bıçkın delikanlı, ama aynı zamanda Nakşi terbiye almış. Babasını üzdüğü zaman eğilip ayakkabılarını öpen bir çocukluktan geliyor.
Hem tekke adabına aşina; hem sokak kabadayılığına..
Yürüyüşünde hem bir tarikat erbabının tevazuu, hem de bir kenar mahalle delikanlısının ölçüsüz özgüveni var.
Okuduğu şiirden hapse girecek kadar dikkafalı; ama içeri girerken ‘Vur de vuralım’ diyenlere ‘Oyuna gelmeyin’ diyecek kadar temkinli...
Evde ailesi Bayhan’ı (dönemin popüler popstar yarışmacısı) destekliyor, ama o Bayhan’ı protesto için jüri üyeliğini terk eden Deniz Seki’yi telefonla kutluyor.
Aynı anda iki uca birden savrulan bu nitelikleri, onu hem ‘gariban’la, hem ‘aydın’la buluşturuyor ve ‘ortalamanın temsilcisi’ haline getiriyor.”
***
2004’ten 2015’e, “neredeeen nereye” demeyin!..
Can, o zaman da hayata, ülkesine, Erdoğan’a baktı, doğru olanı yaptı-yazdı.
Bugün de hayata, ülkesine, Erdoğan’a bakıyor ve doğru olanı yapıyor-yazıyor.
Yanlışlık, haksızlık, hakkaniyetsizlik, “Derin Türkiye”nin lideri olmak için çıkılan yolda, Türkiye’yi derinden bir yarılmanın, kırılmanın, parçalanmanın eşiğine getiren iktidar zehirlenmesinde…
Ne diyelim, şimdi Can’ın canına kast eden irade, onun yukarıdaki Can’dan değerlendirmelerini alıp yastığının altına koysun ve “huzur”la, rahat rahat uyusun!..
***
Can’la “Marmara Spor”dan beri hep aynı takımdayız! Ankara’da, Sıhhiye-Marmara Sokak’ta başlayan mahalle arkadaşlığından Atatürk Lisesi’nde sınıf arkadaşlığına, sonrasına ve bugüne kadar…
ilk-gençlik aşklarını da, ilk isyan duygularını da, ilk siyasi dayakları da birlikte tattık.
Annelerimizin-babalarımızın bir kısmını toprağa verdik, kalanlarla ve çocuklarımızla bu memlekette yaşamaya, bu toprakların bizim yetişmemize, “insan olma”mıza katkısının karşılığını vermeye devam ediyor, onun hakkını ödemeye çalışıyoruz.
Can, ne yapıyorsa bunun için yapıyor-yazıyor.
***
ilk tanıştığımızda 10 ve 11 yaşlarındaydık. Onların apartmanının arka bahçesinde, minyatür sahada top oynamak üzere bir araya gelmiş “mahalle bebeleri” olarak…
ikimiz de orta 1’deydik ve sömestr tatilinde…
ilkin okullarımızdan konuştuk ve ben ona “karne nasıl” diye sordum.
Yeni tanışmanın verdiği bir yüzeysel çekingenlik, ama derinden de bir sıcaklıkla “Teşekkür’e geçtim” dedi.
Sonraki dönemlerde “Teşekkür”, “Takdirname”lere dönüştü.
Can o günden bugüne hep teşekküre geçti, takdir aldı.
Tayfun Atay / cumhuriyet.
2003-2004 yıllarında omuz omuza verip çıkarttığımız “Milliyet-Popüler Kültür” ekinde siyasette hızlı bir yükseliş grafiği çizen Başbakan Erdoğan üzerine, bu yükselişin altyapısında yer alan en önemli unsur saydığımız “kültür”e odaklaşan “Can Dündar/Tayfun Atay” imzalı ortak yazımızda (27 Mart 2004) Erdoğan’ı tanımlamak üzere konulmuş başlık şu: “Derin Türkiye’nin lideri”!..
Erdoğan’ı kitle kültürünün siyasetteki temsilcisi, o kültürün hem ürünü, hem taşıyıcısı olarak değerlendirdiğimiz bir eleştirel-çözümleme olan bu yazıda Can’ın Erdoğan’a ilişkin kaleme aldığı bazı satırları aktaralım:
“Evet, bıçkın delikanlı, ama aynı zamanda Nakşi terbiye almış. Babasını üzdüğü zaman eğilip ayakkabılarını öpen bir çocukluktan geliyor.
Hem tekke adabına aşina; hem sokak kabadayılığına...
Mesleğini yaparken kimsenin hakkını yemedi. Tayyip Erdoğan dahildir buna…
2003-2004 yıllarında omuz omuza verip çıkarttığımız “Milliyet-Popüler Kültür” ekinde siyasette hızlı bir yükseliş grafiği çizen Başbakan Erdoğan üzerine, bu yükselişin altyapısında yer alan en önemli unsur saydığımız “kültür”e odaklaşan “Can Dündar/Tayfun Atay” imzalı ortak yazımızda (27 Mart 2004) Erdoğan’ı tanımlamak üzere konulmuş başlık şu: “Derin Türkiye’nin lideri”!..
Erdoğan’ı kitle kültürünün siyasetteki temsilcisi, o kültürün hem ürünü, hem taşıyıcısı olarak değerlendirdiğimiz bir eleştirel-çözümleme olan bu yazıda Can’ın Erdoğan’a ilişkin kaleme aldığı bazı satırları aktaralım:
“Evet, bıçkın delikanlı, ama aynı zamanda Nakşi terbiye almış. Babasını üzdüğü zaman eğilip ayakkabılarını öpen bir çocukluktan geliyor.
Hem tekke adabına aşina; hem sokak kabadayılığına..
Yürüyüşünde hem bir tarikat erbabının tevazuu, hem de bir kenar mahalle delikanlısının ölçüsüz özgüveni var.
Okuduğu şiirden hapse girecek kadar dikkafalı; ama içeri girerken ‘Vur de vuralım’ diyenlere ‘Oyuna gelmeyin’ diyecek kadar temkinli...
Evde ailesi Bayhan’ı (dönemin popüler popstar yarışmacısı) destekliyor, ama o Bayhan’ı protesto için jüri üyeliğini terk eden Deniz Seki’yi telefonla kutluyor.
Aynı anda iki uca birden savrulan bu nitelikleri, onu hem ‘gariban’la, hem ‘aydın’la buluşturuyor ve ‘ortalamanın temsilcisi’ haline getiriyor.”
***
2004’ten 2015’e, “neredeeen nereye” demeyin!..
Can, o zaman da hayata, ülkesine, Erdoğan’a baktı, doğru olanı yaptı-yazdı.
Bugün de hayata, ülkesine, Erdoğan’a bakıyor ve doğru olanı yapıyor-yazıyor.
Yanlışlık, haksızlık, hakkaniyetsizlik, “Derin Türkiye”nin lideri olmak için çıkılan yolda, Türkiye’yi derinden bir yarılmanın, kırılmanın, parçalanmanın eşiğine getiren iktidar zehirlenmesinde…
Ne diyelim, şimdi Can’ın canına kast eden irade, onun yukarıdaki Can’dan değerlendirmelerini alıp yastığının altına koysun ve “huzur”la, rahat rahat uyusun!..
***
Can’la “Marmara Spor”dan beri hep aynı takımdayız! Ankara’da, Sıhhiye-Marmara Sokak’ta başlayan mahalle arkadaşlığından Atatürk Lisesi’nde sınıf arkadaşlığına, sonrasına ve bugüne kadar…
ilk-gençlik aşklarını da, ilk isyan duygularını da, ilk siyasi dayakları da birlikte tattık.
Annelerimizin-babalarımızın bir kısmını toprağa verdik, kalanlarla ve çocuklarımızla bu memlekette yaşamaya, bu toprakların bizim yetişmemize, “insan olma”mıza katkısının karşılığını vermeye devam ediyor, onun hakkını ödemeye çalışıyoruz.
Can, ne yapıyorsa bunun için yapıyor-yazıyor.
***
ilk tanıştığımızda 10 ve 11 yaşlarındaydık. Onların apartmanının arka bahçesinde, minyatür sahada top oynamak üzere bir araya gelmiş “mahalle bebeleri” olarak…
ikimiz de orta 1’deydik ve sömestr tatilinde…
ilkin okullarımızdan konuştuk ve ben ona “karne nasıl” diye sordum.
Yeni tanışmanın verdiği bir yüzeysel çekingenlik, ama derinden de bir sıcaklıkla “Teşekkür’e geçtim” dedi.
Sonraki dönemlerde “Teşekkür”, “Takdirname”lere dönüştü.
Can o günden bugüne hep teşekküre geçti, takdir aldı.
Tayfun Atay / cumhuriyet.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar