bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması19
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- kolye142
- hacker saldırısı gazileri4
- cep telefonu20
- son parti4
- ıpkis'in bir işe yaramaması5
- ben yokken sözlükte neler oldu3
- esaretin bedeli5
- nokia18
- asla evlenilmeyecek kızlar5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- istersem sozlugu hacklerim5
- 20013
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- samsunspor3
- konya denilince akla gelenler7
- anın görüntüsü22
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- ardahan2
- ismailağa cemaati3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi skandalı3
- karpuzcu liboş pandanın gerçek kimliği3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- aşk12
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu2
- yol6
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- hakta birlik partisi2
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- doğu ekspresinde cinayet2
- yüksek enflasyon18
- ismet gurbuz'ün tırnakları2
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- pizza bira ikilisi6
- rüzgar12
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- lale14
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- mahmut ışıldak2
- erlik5
- bal10
- hindistan da kamyonun kalabalığa dalması2
ingiltere'nin kuzeyinde bulunan, kasvetli sanayi şehri...
manchester aslen avrupa'da sanayi devriminin başladığı nokta olduğundan, tarihin kırılma noktalarından birine tanıklık etmiş bir şehirdir. ama gel gör ki şehrin tarihi veya kültürel bir numarası yok.
"peki bu şehrin olayı ne ya ?" diye soracak olursanız cevap tek kelime; futbol.
şehirde hakim olan manchester city - manchester united gerginliğine ayrı bir mevzu. ama onun dışında insanlar pub'larda toplanıp ingiltere üçüncü liginden falan maçları izliyorlar. tamam futbolu seviyorsunuz anlıyorum da giyinip kuşanıp, kızlı erkekli pub'lara toplanarak, totenham - chelsea maçını izlemek.; totenham gol attığında sevinip chelsea'yle dalga geçmek falan ne alaka... size giren yok, çıkan yok... neyse, velhasıl adamlar futbolu çok seviyorlar...
bu arada şehrin ingiliz futbolu üzerindeki etkisini national football museumu gezdikten sonra daha iyi anlıyorsunuz. futbol ingiltere'de baya ingiliz tarihinin bir parçası. bu arada national football museum'a da bir uğrayın gerçekten de. giriş ingiltere'deki bir çok müzede olduğu gibi ücretsiz, ancak içerideki bazı interaktif eventler ve oyunlara dahil olmak için premium ticket gibi bir şey almanız lazım.
dediğim gibi manchester city - manchester unitedçekişmesi apayrı bir kafa. küçük bir örnek vermek gerekirse; daha çok bir manchester united sempatizanı olmama rağmen bir arkadaşımın ricası üzerinde küçük bir hediye almak için şehrin göbeğindeki bir manchester city store'a girdim. tam içeri adım atarken; arkamdan bir kaç manchester united taraftarı içeriye doğru küfür ederek bağırdı ve sonra hiç bir şey olmamış gibi yürüyerek uzaklaştı. maç günü falan değil. ortada gerginlik yaratacak bir durum yok. ama adamlar nasıl bilenmişse "ya bu içeride çalışanlar da ekmeğinin peşinde" demeden ana avrat gittiler. ortada ingiliz asaletinden eser yok... velhasıl aradaki nefret bu seviyede.
manchester city biraz daha şehrin takımı. zaten etihad stadium da şehrin göbeğinde. takım geçmişte işçi sınıfının takımı gibi bir profile sahip olsa da arap parasını bulunca "nooldu lan ?! hani working class hero'ydunuz ?! parayı bulunca g*tünüz, başınız oynadı !!!" diye dalga geçilir olmuş.
manchester united ise, "manchester city, manchester'ın sahibi olabilir. çünkü biz zaten dünyanın en büyük takımıyız." modunda. bunu old trafford'u gezerken çok net hissediyorsunuz. bu arada old trafford şehrin biraz daha dışında, sanayi bölgesinde. yine de mutlaka gidilmesi gerek. 1-2 saatte bir stadın içinde turlar güzenleniyor. tribünlerden, soyunma odalarına ve kupa müzesine kadar her yeri gezdiriyorlar. bu tur da en az national football museum kadar etkileyici.
neyse "futbol falan iyi güzel de şehir de hiç mi gece hayatı yok ?" diyenler için; var. baya var...
barlar ve gece klüpleri şehrin farklı bölgelerine dağılmış. saatler gece 12'ye yaklaştıkça içeride bira içen göbekli amcaların yerini hormonları zıplayan ingiliz gençler alıyor. insanlar sıcak kanlı, her ne kadar üzerinize yapışan "yabancı" etiketini ince ince hissetseniz de ilerleyen saatlerde alkol etkisini gösteriyor. kızlar sokaklarda dans edip yoldan geçen adamlara sardırmaya başlıyorlar. atmosferi yine kişisel bir tecrübe üzerinden tasvir etmek gerekirse; baya alkollü bir şekide bir bardan çıkıp kaldığım eve doğru yürürken kaldırımda dans eden bir hatunun "you wanna get laid ?!" demesi üzerine ne diyeceğimi bilememiş, o kafayla vermem gereken cevabı ingilizceye çevirmeye çalışırken yönümü değiştirmeyi unutup, kıza çarparak düşürmüştüm. (dipnot: öyle yakışıklı, atılgan bir tip falan da değilim ha, bildiğin yurdum insanı). velhasıl "ingiltere'de kızlar teklif ediyomuş" efsansi biraz çaba gösterdiğiniz zaman gerçek olabilir gibi... bilemedim.
bunun dışında; şehiri çok da itin g*tüne sokmak istemiyorum, zira aslen ingilizlerin "kuzey ingiltere'nin londrası" diye adlandırları bir yerden bahsediyoruz ama burası kuzeyde olmasının bir sonucu olarak çok da soğuk be kardeşim. hava her daim yağmurlu, kasvetli. bir de kışın hava erkenden kararıyor. yazları ise neredeyse saat 10'a kadar güneş batmıyor.
özet olarak fırsat bulursanız 2-3 gün gezin derim. daha uzun kalırsanız sıkılırsınız zaten...
manchester aslen avrupa'da sanayi devriminin başladığı nokta olduğundan, tarihin kırılma noktalarından birine tanıklık etmiş bir şehirdir. ama gel gör ki şehrin tarihi veya kültürel bir numarası yok.
"peki bu şehrin olayı ne ya ?" diye soracak olursanız cevap tek kelime; futbol.
şehirde hakim olan manchester city - manchester united gerginliğine ayrı bir mevzu. ama onun dışında insanlar pub'larda toplanıp ingiltere üçüncü liginden falan maçları izliyorlar. tamam futbolu seviyorsunuz anlıyorum da giyinip kuşanıp, kızlı erkekli pub'lara toplanarak, totenham - chelsea maçını izlemek.; totenham gol attığında sevinip chelsea'yle dalga geçmek falan ne alaka... size giren yok, çıkan yok... neyse, velhasıl adamlar futbolu çok seviyorlar...
bu arada şehrin ingiliz futbolu üzerindeki etkisini national football museumu gezdikten sonra daha iyi anlıyorsunuz. futbol ingiltere'de baya ingiliz tarihinin bir parçası. bu arada national football museum'a da bir uğrayın gerçekten de. giriş ingiltere'deki bir çok müzede olduğu gibi ücretsiz, ancak içerideki bazı interaktif eventler ve oyunlara dahil olmak için premium ticket gibi bir şey almanız lazım.
dediğim gibi manchester city - manchester unitedçekişmesi apayrı bir kafa. küçük bir örnek vermek gerekirse; daha çok bir manchester united sempatizanı olmama rağmen bir arkadaşımın ricası üzerinde küçük bir hediye almak için şehrin göbeğindeki bir manchester city store'a girdim. tam içeri adım atarken; arkamdan bir kaç manchester united taraftarı içeriye doğru küfür ederek bağırdı ve sonra hiç bir şey olmamış gibi yürüyerek uzaklaştı. maç günü falan değil. ortada gerginlik yaratacak bir durum yok. ama adamlar nasıl bilenmişse "ya bu içeride çalışanlar da ekmeğinin peşinde" demeden ana avrat gittiler. ortada ingiliz asaletinden eser yok... velhasıl aradaki nefret bu seviyede.
manchester city biraz daha şehrin takımı. zaten etihad stadium da şehrin göbeğinde. takım geçmişte işçi sınıfının takımı gibi bir profile sahip olsa da arap parasını bulunca "nooldu lan ?! hani working class hero'ydunuz ?! parayı bulunca g*tünüz, başınız oynadı !!!" diye dalga geçilir olmuş.
manchester united ise, "manchester city, manchester'ın sahibi olabilir. çünkü biz zaten dünyanın en büyük takımıyız." modunda. bunu old trafford'u gezerken çok net hissediyorsunuz. bu arada old trafford şehrin biraz daha dışında, sanayi bölgesinde. yine de mutlaka gidilmesi gerek. 1-2 saatte bir stadın içinde turlar güzenleniyor. tribünlerden, soyunma odalarına ve kupa müzesine kadar her yeri gezdiriyorlar. bu tur da en az national football museum kadar etkileyici.
neyse "futbol falan iyi güzel de şehir de hiç mi gece hayatı yok ?" diyenler için; var. baya var...
barlar ve gece klüpleri şehrin farklı bölgelerine dağılmış. saatler gece 12'ye yaklaştıkça içeride bira içen göbekli amcaların yerini hormonları zıplayan ingiliz gençler alıyor. insanlar sıcak kanlı, her ne kadar üzerinize yapışan "yabancı" etiketini ince ince hissetseniz de ilerleyen saatlerde alkol etkisini gösteriyor. kızlar sokaklarda dans edip yoldan geçen adamlara sardırmaya başlıyorlar. atmosferi yine kişisel bir tecrübe üzerinden tasvir etmek gerekirse; baya alkollü bir şekide bir bardan çıkıp kaldığım eve doğru yürürken kaldırımda dans eden bir hatunun "you wanna get laid ?!" demesi üzerine ne diyeceğimi bilememiş, o kafayla vermem gereken cevabı ingilizceye çevirmeye çalışırken yönümü değiştirmeyi unutup, kıza çarparak düşürmüştüm. (dipnot: öyle yakışıklı, atılgan bir tip falan da değilim ha, bildiğin yurdum insanı). velhasıl "ingiltere'de kızlar teklif ediyomuş" efsansi biraz çaba gösterdiğiniz zaman gerçek olabilir gibi... bilemedim.
bunun dışında; şehiri çok da itin g*tüne sokmak istemiyorum, zira aslen ingilizlerin "kuzey ingiltere'nin londrası" diye adlandırları bir yerden bahsediyoruz ama burası kuzeyde olmasının bir sonucu olarak çok da soğuk be kardeşim. hava her daim yağmurlu, kasvetli. bir de kışın hava erkenden kararıyor. yazları ise neredeyse saat 10'a kadar güneş batmıyor.
özet olarak fırsat bulursanız 2-3 gün gezin derim. daha uzun kalırsanız sıkılırsınız zaten...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar