bugün
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı6
- yahudilerin istihbaratta cinnileri kullanması5
- maddi dünyayı yöneten kabala tarikatı3
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı32
- teknofaşizm4
- alparslan kuytul4
- ağzıma almam diyen kız4
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi10
- enayimiknatisi ile kavga etmek11
- evde lahmacun yapmak6
- denizci2
- insanı yoran duygular2
- tıp okumanın avantajı5
- cristiano ronaldo3
- ayak fantezisi3
- dünya fotoğrafçılık günü2
- rock n park2
- menzil cemaatinde rekabet alevlendi6
- ekşi sözlük14
- kendine yabancılaşmak3
- hiçbir şey yapmadan yorulmak3
- zeki olmanın avantajları8
- bir belgesel bırak2
- fahişe gibi giyinen kızlar2
- keşke dediğiniz bir anı yazar mısınız11
- osuruktan şiirler47
- lucas torreira2
- aklına başlık gelemeyen yazar2
- osmanlının yıkılma sebebi ittihak terakki3
- söz gümüş ise sükut altındır3
- tevfik fikret2
- öfke kontrolü2
- seks2
- çok sıkılmak ama hiçbir şey de yapası gelmemek2
- z kuşağı5
- her şeyi hatırlayan insan7
- kendine dışardan bakmak2
- fenerbahçe18
- demo2
- kaan boşnak2
- anın görüntüsü31
- aleksey batrakov16
- çaylak gammaz2
- sabaha bir şarkı bırak3
- şoförün yan koltuğu5
- barış alper yılmaz6
- parcalandim toparlanamiyorum5
- giysi fiyatlarının uçması11
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- en gıcık olunan şoför tipleri13
Blade runner gibi sapına kadar bilim-kurgu özellikleri taşıyan, ancak sin city kadar karanlık, insanı düşünmeye iten, dönüp dolaşıp "insan" ve "ruh" kavramının üzerinden çıkarımlar yapan harika bir yapım... hayatınızın merkezinde, sizi yöneten neler var hiç düşündünüz mü? Dark city bambaşka yaklaşıyor bu olaya..
Rufus Sewell.. William Hurt.. Jennifer Connelly, 24 ve lost boys'dan tanıdığımız Kiefer Sutherland...
Karşınızda alex proyas denilen deha'nın yönettiği, dark city..!
Dark city hakkında ne düşünüyorum...
en başta bu filme saygı duyuyorum.. Zira film, Amerikan film endüstrisinin hoşuna gidecek ve hayvanlar gibi para kazandıracak şekilde klişe de yapılabilirdi. işlenen konu bok edilmeye çok ama çok müsait bir çizgide..
kesinlikle kolaya kaçılmamış.. binlerce kez aynılarını dinlediğimiz diyalog satırları yerine sadece seyirciyi düşünmeye iten diyaloglarla bezenmiş..
bu film, yaşadığımız ve "gerçeklik" olarak addettiğimiz şeyi irdelemek konusunda matrix gibi bir yapıma esin kaynağı olmuştur.. hem de milyonlarca kurşun, binlerce dövüş hareketi katmadan, nokia - duracell reklamları yapmadan (ki yanlış anlaşılmasın, matrix bence hiç de kötü bir yapım değildir, sadece "olmamış" diyebileceğim noktalara da sahiptir)
Çağrışımlar yapmama neden oldu dark city..
hepimiz arada sırada düşünürüz, neyiz biz, amacımız ne, nereye gidiyoruz? Film içten içe sadece yaşadığım hayatı, bulunduğum, nefes aldığım, acılar çektiğim, sevindiğim, seviştiğim, yani bir şekilde kendisiyle etkileşimde bulunduğum hayatı değil, bunun amacını düşünmemi sağladı.
bizi insan yapan neydi?
farklı olmamızı sağlayan şey?
hani deli gibi aradıkları ruh var ya, keşfederlerse insanı neyin insan yaptığını bulabileceklerini düşündükleri,
onun gerçekten zihnimde, hatıralarımda, tecrübelerimde mi şekillendiğini, yoksa insan olarak dünyaya gelmenin bir getirisi mi olduğunu düşündüm..
hepimiz farkedemediğimiz şeylerden bir şekilde çekiniriz ya, hayatımızın bize söylenmeyen bir amacı olabilir miydi?
Belki de dark city'de bulunan "yabancı" (bilerek uzaylı kelimesini kullanmıyorum, çünkü gerçekten tam anlamıyla "yabancı" portresi çizilmiş..) teması sadece yönetmenin elinde bir enstrumandı?
bilemiyorum, belki de amerikan sinemasının yöntemlerini sorgulamaya başladım bu aralar... ancak;
eğer bugün "dark city" deyince aklımıza "ghost in the shell", "blade runner" hatta "donnie darko" gibi isimler geliyorsa,
izlemeye değerdir bu film.
Rufus Sewell.. William Hurt.. Jennifer Connelly, 24 ve lost boys'dan tanıdığımız Kiefer Sutherland...
Karşınızda alex proyas denilen deha'nın yönettiği, dark city..!
Dark city hakkında ne düşünüyorum...
en başta bu filme saygı duyuyorum.. Zira film, Amerikan film endüstrisinin hoşuna gidecek ve hayvanlar gibi para kazandıracak şekilde klişe de yapılabilirdi. işlenen konu bok edilmeye çok ama çok müsait bir çizgide..
kesinlikle kolaya kaçılmamış.. binlerce kez aynılarını dinlediğimiz diyalog satırları yerine sadece seyirciyi düşünmeye iten diyaloglarla bezenmiş..
bu film, yaşadığımız ve "gerçeklik" olarak addettiğimiz şeyi irdelemek konusunda matrix gibi bir yapıma esin kaynağı olmuştur.. hem de milyonlarca kurşun, binlerce dövüş hareketi katmadan, nokia - duracell reklamları yapmadan (ki yanlış anlaşılmasın, matrix bence hiç de kötü bir yapım değildir, sadece "olmamış" diyebileceğim noktalara da sahiptir)
Çağrışımlar yapmama neden oldu dark city..
hepimiz arada sırada düşünürüz, neyiz biz, amacımız ne, nereye gidiyoruz? Film içten içe sadece yaşadığım hayatı, bulunduğum, nefes aldığım, acılar çektiğim, sevindiğim, seviştiğim, yani bir şekilde kendisiyle etkileşimde bulunduğum hayatı değil, bunun amacını düşünmemi sağladı.
bizi insan yapan neydi?
farklı olmamızı sağlayan şey?
hani deli gibi aradıkları ruh var ya, keşfederlerse insanı neyin insan yaptığını bulabileceklerini düşündükleri,
onun gerçekten zihnimde, hatıralarımda, tecrübelerimde mi şekillendiğini, yoksa insan olarak dünyaya gelmenin bir getirisi mi olduğunu düşündüm..
hepimiz farkedemediğimiz şeylerden bir şekilde çekiniriz ya, hayatımızın bize söylenmeyen bir amacı olabilir miydi?
Belki de dark city'de bulunan "yabancı" (bilerek uzaylı kelimesini kullanmıyorum, çünkü gerçekten tam anlamıyla "yabancı" portresi çizilmiş..) teması sadece yönetmenin elinde bir enstrumandı?
bilemiyorum, belki de amerikan sinemasının yöntemlerini sorgulamaya başladım bu aralar... ancak;
eğer bugün "dark city" deyince aklımıza "ghost in the shell", "blade runner" hatta "donnie darko" gibi isimler geliyorsa,
izlemeye değerdir bu film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar