bugün
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı9
- bik bik'in kraliçe olması11
- sarı tekerin yazar olamaması9
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi5
- kolye142
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- hacker saldırısı gazileri8
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- uzun süre bir uçuruma bakmak3
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- fransa8
- cep telefonu22
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- yılmaz erdoğan2
- nokia20
- usualsuspectsin mod olması6
- usualsuspects'in ayağı4
- zall'ın makara yapması6
- araba3
- meltem hendem2
- peynir dolgulu jalapeno2
- antalya2
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi2
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- bilim3
- ay3
- uzay3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- esaretin bedeli5
- fon vurgunu24
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- jagermeister3
- son parti4
- konya denilince akla gelenler7
- istersem sozlugu hacklerim5
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- usualsuspects aslan parçası2
- semih kılıçsoy3
- asansörde susma zorunluluğu3
Tanrı bir gün güzelliğini görmek istemiş. aynaya baktığında da tüm kainatı görmüş. işte bu sebeple tüm kainat tanrı'nın güzelliğini bir parçası olarak görülür. Tasavvufun mertebeleri vardır. en son mertebe fenafillahtır. burada âşık(seven yani kul) mâşukla (Sevilenle yani tantı'yla) bütünleşir yok olur. işte bu sebepler bu mertebeye varlıkta yok olma, yokluk alemi denmiştir. tasavvuf felsefesi ilk kez ahmet yesevi tarafından oraya konulmuştur. Onu hikmetleri (anadolu'da ilahi adını alır.) tasavvuf felsefesinin temelini oluşturur. Yesevi'nin divan-ı hikmet adlı eseri de bu hikmetlerinin toplandığı eserdir ve tasavvuf alanındaki ilk eserdir.
Tasavvufa göre insan tanrının güzelliğini bir yansımasıysa her insan (ya da her varlık) allah'ın bir parçasıdır ve sevilmeye, hoşgörüye değerdir. bunu da yunus emre'nin "yaratılanı hoşgördük, yaratandan ötürü" deyişiyle anlıyoruz. aslında bu görüş hallac-ı mansur'un ene'l-hakk (ben allah'ım) deyişiyle özetlenmiştir.
Mevlana'nın mesnevi'sinde de belirttiği gibi insan bir ney gibi sürekli ağlar. gerçek varlıktan, vahdet-i vücut'tan asıl vatanından, bütünden ayrı olduğu için. çünkü asıl vatan öteki dünyadır, bütün allah'tır. bu dünya ise gurbettir. parça ise kul. işte bu sebepten mevlana'nın ölüm gününe şeb-i arus (düğün gecesi) denir. çünkü mutasavvıf (burada mevlana olarak ele aldığımızda) öldüğü zaman gerçek varlığa ulaşacaktır, asıl vatan gidecektir. bu da onun için bir düğündür. bir damla su nasıl okyanusa ulaşmak isterse mutasavvıflar da allah'a öyle ulaşmak isterler (burada damla insan, okyanus ise allah'tır)
ahmet yesevi'nin okuldan okuyan öğrencileri anadolu'ya gelir. bu öğrenciler yunus emre, mevlana, hallac-ı mansur, hacı bektasi veli, gülşehri, pir sultan abdal gibi mutasavvıflardır. bu mutasavııflarımız anadolu'ya gelerek tasavvuf yoluyla islamiyet'i yaymaya çalışmışlardır. bunu da tekkelerinde yapmışlardır. bu sebeple de tekke edebiyatı (12.-13. yüzyıllar) oluşmuştur. işte bizlerin divan edebiyatı olarak bildiğimiz edebiyatın temelleri de böylece atılmış oldu. kimi şairler halk arasından şiirlerini söyledi halk edebiyatını oluşturdu kimileri ise sarayda divan edebiyatını oluşturdu.
Not:Bunca bilgiyi kötü oylayan yazarı kınıyorum. gelsin daha güzelini yazsın. hodri meydan.
Tasavvufa göre insan tanrının güzelliğini bir yansımasıysa her insan (ya da her varlık) allah'ın bir parçasıdır ve sevilmeye, hoşgörüye değerdir. bunu da yunus emre'nin "yaratılanı hoşgördük, yaratandan ötürü" deyişiyle anlıyoruz. aslında bu görüş hallac-ı mansur'un ene'l-hakk (ben allah'ım) deyişiyle özetlenmiştir.
Mevlana'nın mesnevi'sinde de belirttiği gibi insan bir ney gibi sürekli ağlar. gerçek varlıktan, vahdet-i vücut'tan asıl vatanından, bütünden ayrı olduğu için. çünkü asıl vatan öteki dünyadır, bütün allah'tır. bu dünya ise gurbettir. parça ise kul. işte bu sebepten mevlana'nın ölüm gününe şeb-i arus (düğün gecesi) denir. çünkü mutasavvıf (burada mevlana olarak ele aldığımızda) öldüğü zaman gerçek varlığa ulaşacaktır, asıl vatan gidecektir. bu da onun için bir düğündür. bir damla su nasıl okyanusa ulaşmak isterse mutasavvıflar da allah'a öyle ulaşmak isterler (burada damla insan, okyanus ise allah'tır)
ahmet yesevi'nin okuldan okuyan öğrencileri anadolu'ya gelir. bu öğrenciler yunus emre, mevlana, hallac-ı mansur, hacı bektasi veli, gülşehri, pir sultan abdal gibi mutasavvıflardır. bu mutasavııflarımız anadolu'ya gelerek tasavvuf yoluyla islamiyet'i yaymaya çalışmışlardır. bunu da tekkelerinde yapmışlardır. bu sebeple de tekke edebiyatı (12.-13. yüzyıllar) oluşmuştur. işte bizlerin divan edebiyatı olarak bildiğimiz edebiyatın temelleri de böylece atılmış oldu. kimi şairler halk arasından şiirlerini söyledi halk edebiyatını oluşturdu kimileri ise sarayda divan edebiyatını oluşturdu.
Not:Bunca bilgiyi kötü oylayan yazarı kınıyorum. gelsin daha güzelini yazsın. hodri meydan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar