bugün
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak6
- yazarların anlık durumları8
- burcunun yükselenini bilen erkek4
- çocuklar niye sünnet edilir5
- tayt vs mini etek4
- avokado yiyen insan7
- venüs retrosu4
- insanlara kibirle bakmak3
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- boğaz ağrısı6
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- torpilsiz iş bulmak3
- kalabalığı seviyor musunuz5
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- olgun karizmatik erkek vs genç erkek3
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz3
- feminen erkek davranışları5
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz10
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- sonbaharda yapılacaklar4
- nick vermeden bir yazara seslen13
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı2
- kürt bedo2
- gereksiz bakanlıklar3
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- torpille ünlü olanlar3
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- torpil2
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- burcunun burcu2
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler2
- bürokrasi gerçeği2
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar18
- küçük park3
- yazarların sözlükte attığı son mesaj3
- bahçeli den fon krizi açıklaması3
- liseliler için uyku vakti2
- şeker hastalığı9
- işkembe çorbası seven kız6
- özel sektör de çalışmak11
- akmerkez3
- hırvatistan 0 ingiltere 73
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak7
- pul biberli pilav6
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- musa2
- nickini bir görselle anlat3
- hırvatistan4
- ingiltere3
--spoiler--
Büyük Herod.
Vaftizci Yahyayı getirmelerini emrettiğinde gözlerindeki yorgunluk ve alnındaki gelgit gün kadar aşikârdı. Kaşları çatılmış, çenesi sarkmış, yüzü kararmıştı. Zihni bir meseleyle meşgul olduğunda aynen böyle avuzlaşırdı çehresi.
Gardiyanlar Vaftizci Yahyayı zindandan alıp huzura çıkardığında vakit gece yarısını çoktan geçmişti.
-Uzun zamandır zihnimi kurcalayan, uykularımı kaçıran bir mesele var, dedi Herod.
-Bilginlerle de konuştum, bilgelerle de konuştum ama tatmin edici bir cevap alamadım hiç birinden. Bilirim Sen peygamber soyundan gelen aziz bir adamsın.
Herod burada bir an durdu, bir süre süzdü muhatabını. Yaltaklanmasının karşılığını beklermiş gibi. Vaftizci heykel katılığındaki duruşunu hiç bozmadı. Bunun üzerine Herod devam etti.
-Firavunla Musanın hikâyesini bilirsin. Hani Firavun israil oğullarına musallat olmuştu da, Rab Musaya kavmini alıp Mısırı terk etmesini emretmişti ve Musada kavmiyle birlikte Kızıl Denizin kenarına gitmişti hani. Peşlerinde Firavun ve ordusu, Musa çaresizlik içinde gözlerini göklere çevirince Rab; asasını denize vurmasını buyurmuştu. Musa asasını Kızıl Denize vurmuş, Kızıl Denizde ikiye yarılmıştı, Musada kavmiyle birlikte sağ salim karşıya geçmişti. Peşlerinden gelen Firavun ve ordusu Kızıl Denizin bulanık sularında boğulup gitmişti.
Mesele şu, her şeye kadir olan Rab niçin israil oğullarını su üstünde yürütmedi de, Kızıl Denizi ikiye yarıp deniz yatağını onlara yol eyledi?
Bu soru üzerine,
-Hikmet öyle bir lokmadır ki senin gibi aldanmışların kursağından asla geçmez, dedi Vaftizci Yahya ve devam etti.
-"Ama benim vazifem sorulan her soruya doğru cevap vermek, soran kim olursa olsun. Senin sualinin hikmetine gelince; bu Rabbin bir hilesidir, Firavun aldansın diye kurulmuş bir tuzak."
-"Çünkü", dedi Yahya,
-"israil oğulları su üstünde yürüyerek Kızıl Denizi geçseydi o zaman Firavun ve ordusu peşlerinden gitmezdi. Herkes bilir ki suyun üstünde yürünmez, bir mucizedir bu. Hâlbuki deniz yarılıp da deniz yatağı yani toprak ortaya çıkınca Firavun ve ordusu biz toprağın üstünde yürürüz dediler, herkes toprağın üstünde yürüyebilir çünkü. Oysa denizin ikiye yarılması da bir mucizeydi ama Firavun ve ordusu toprağı görünce mucizeyi unuttu, aldandılar.
Ve herkes bilir ki aldanmak öldürür."
--spoiler--
Büyük Herod.
Vaftizci Yahyayı getirmelerini emrettiğinde gözlerindeki yorgunluk ve alnındaki gelgit gün kadar aşikârdı. Kaşları çatılmış, çenesi sarkmış, yüzü kararmıştı. Zihni bir meseleyle meşgul olduğunda aynen böyle avuzlaşırdı çehresi.
Gardiyanlar Vaftizci Yahyayı zindandan alıp huzura çıkardığında vakit gece yarısını çoktan geçmişti.
-Uzun zamandır zihnimi kurcalayan, uykularımı kaçıran bir mesele var, dedi Herod.
-Bilginlerle de konuştum, bilgelerle de konuştum ama tatmin edici bir cevap alamadım hiç birinden. Bilirim Sen peygamber soyundan gelen aziz bir adamsın.
Herod burada bir an durdu, bir süre süzdü muhatabını. Yaltaklanmasının karşılığını beklermiş gibi. Vaftizci heykel katılığındaki duruşunu hiç bozmadı. Bunun üzerine Herod devam etti.
-Firavunla Musanın hikâyesini bilirsin. Hani Firavun israil oğullarına musallat olmuştu da, Rab Musaya kavmini alıp Mısırı terk etmesini emretmişti ve Musada kavmiyle birlikte Kızıl Denizin kenarına gitmişti hani. Peşlerinde Firavun ve ordusu, Musa çaresizlik içinde gözlerini göklere çevirince Rab; asasını denize vurmasını buyurmuştu. Musa asasını Kızıl Denize vurmuş, Kızıl Denizde ikiye yarılmıştı, Musada kavmiyle birlikte sağ salim karşıya geçmişti. Peşlerinden gelen Firavun ve ordusu Kızıl Denizin bulanık sularında boğulup gitmişti.
Mesele şu, her şeye kadir olan Rab niçin israil oğullarını su üstünde yürütmedi de, Kızıl Denizi ikiye yarıp deniz yatağını onlara yol eyledi?
Bu soru üzerine,
-Hikmet öyle bir lokmadır ki senin gibi aldanmışların kursağından asla geçmez, dedi Vaftizci Yahya ve devam etti.
-"Ama benim vazifem sorulan her soruya doğru cevap vermek, soran kim olursa olsun. Senin sualinin hikmetine gelince; bu Rabbin bir hilesidir, Firavun aldansın diye kurulmuş bir tuzak."
-"Çünkü", dedi Yahya,
-"israil oğulları su üstünde yürüyerek Kızıl Denizi geçseydi o zaman Firavun ve ordusu peşlerinden gitmezdi. Herkes bilir ki suyun üstünde yürünmez, bir mucizedir bu. Hâlbuki deniz yarılıp da deniz yatağı yani toprak ortaya çıkınca Firavun ve ordusu biz toprağın üstünde yürürüz dediler, herkes toprağın üstünde yürüyebilir çünkü. Oysa denizin ikiye yarılması da bir mucizeydi ama Firavun ve ordusu toprağı görünce mucizeyi unuttu, aldandılar.
Ve herkes bilir ki aldanmak öldürür."
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar