bugün
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması7
- kolye142
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- hayatın acı gerçekleri6
- marka giyinmek7
- bu saatte yemek yemek6
- ona bir şey söyle13
- ilişkiye ara vermek6
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak7
- nervionun mavi gözleri11
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir6
- ofis pornosu7
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- teselli vermek6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- cep telefonu22
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası3
- nokia20
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- bik bik'in kraliçe olması10
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- yazarların telefon numaraları3
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- diksiyon4
- fransa11
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- etek tıraşı4
- sarı tekerin yazar olamaması8
- courtney love2
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- uludağ sözlüğün hacklenmesi12
- antalya3
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- hacker saldırısı gazileri8
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak3
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
Franz kafkanın yarım kalan romanlarından biri. Bir kadastrocunun uzaklarda yabancı bir köye atanması ile bu sefer insanlara yabancılaşmak için çok uğraşmadığı bir eser. Asıl anlatmak istediğine gelirsek orada bir sıkıntı var işte... En azından benim tamamen kafama yatan bir şey bulamadım *. Bürokrasi diyen var , ahlak diyen var , cennet diyen var... cennet değil bir kere. Ne alakası var!* Ulaşması imkansız gibi bikbikbik... ama diğer açıklamalar metaforlara uydurulabilir. Gerçekte ne demek istedi bilinmez tabi. Ama boşverin , kitabın insanda uyandırdığı *duygulara bakın.
idrak-i meali bu küçük akla gerekmez! Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez! *
Birkaç cümleyle üstünden geçersek;
Kafka'nın kitaplarında hep bir dibe batış var. ilk sayfalarda önem bile vermediği şeylere sona doğru bütün çabasıyla ulaşamıyor bile. Karakterler de hep yetkili görünüp aslında en ufak bir şeyi değiştirmekten aciz kişilerdir.
kadastrocu olarak işe alınmışsınız ama burada yapabileceğiniz en ufak bir iş bile yok ki... kendisine ihtiyaç duyulmayan bir yerde varolmaya çalışmak...kendini fazlalık hissetmek... Kafkadan beklendiği gibi diyelim.
O böyle oturduğu yerde uyur ; beyler çok uyur demesine bakılırsa baya bir memur imajı uyanıyor insanın kafasında.
klammın başka başka görünüşleri olması , gördüğü kişinin de o olduğundan emin olunamaması ve her yerde -gözle görülür bir fark olmamasına rağmen- farklı bir görünüşe sahip olması ; herkesin gözünden ve başka şartlarda farklı görünmesini anlatıyor.
Bunu aşabilseydik bizi yere göğe sığdıramayacaklardı ; ama kendimiz aşamadığımızdan onların bize karşı takındıkları geçici tavırları da kalıcı oldu. Barnabasların dışlanmaların (yabancılaştırılmalarının) asıl sebebi yine kendileri oluyor dedikleri gibi. Toplum da sadece kendini farklı olana(kalana) göre ayarlıyor.
bağışlanabilmeleri için önce suçun belirtilmesi gerekiyordu ama ortada bir suç yoktu... bu da hani o hep diyip durduğumuz toplumdaki kime göre , neye göreyi anlatıyor bence.
beyler hariç bir tek o çocukların annesinin(brunswick) zamanında şatoya gitmişliği olması ilginç. yani belli bir zaman önce bir anne şatoya ulaşmış. Kadının başka bir vasfı olmadığı için annelikle alakası olması lazım.
sonra pepinin , frieda'nın planını açıklaması bence çok iyiydi. neden inanmadı ki. inkar? ya da ockham ın usturası?
elinde olmaksızın gülümsedi. Koku öyle tatlı , öyle iç gıcıklayıcıydı ki , sanki bir insanın çok sevdiği , övdüğü ve nedenini tam bilmediği ve bilmek de istemediği ve sadece bunu söyleyenin o olduğunu bilmekle mutlu olması gibi bir bilinç haliydi bu. = işte kafka okuma nedeni! Çok acayip anlatmamış mı? *
Ama bu son , küçük , kaybolmaya yüz tutan , aslında hiç olmayan umut , sizin biricik umudunuz... = işe kafka okumama nedeni! insan bu kadar da karamsar olmamalı ama...
Allah için bitirmek hakkaten büyük sabır gerektiriyor. Genel olarak diyaloglar şöyle sinir bozucu:
-amire ulaşmak için tek şansın sekreterinin raporlarında olman. Raporlarda olman da senin için pek iyi olmaz. Yazmaması için yalvarsan iyi olur. Hem bu da anlamsız olur aslında çünkü ondan bir şey saklanamaz.
+peki bu tutanağı amir okuyacak mı?
-hayır. Neden okusun ki?..*
Yarım kalan bir roman olması da bende şöyle bir düşünce uyandırdı: bence kafka bunu yazmış , tam olmadı bu ; toparlayıp daha güzelini yapayım demiş ve josef ki odasında iki memur beklerken uyandırmış. Gerisi de max brodun bok yemesi biliyoruz. Yersen*
(bkz: Can sıkıntısı üzerine)*
Şimdi gelelim filme. Michael haneke , kitaptan uyarlama bir filmi en güzel şekilde çekmiş. Kitaba en yakın şekilde çekmeye çalışmak ne zamandan beri kötü bir şey oldu arkadaş! Daha iyi bir senarist varsa sallayın kafkayı filan onu çeksinler. *
birkaç da sahne:
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
--spoiler--
Yersiz saygı , saygı duyulanın değerini düşürür.
--spoiler--
idrak-i meali bu küçük akla gerekmez! Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez! *
Birkaç cümleyle üstünden geçersek;
Kafka'nın kitaplarında hep bir dibe batış var. ilk sayfalarda önem bile vermediği şeylere sona doğru bütün çabasıyla ulaşamıyor bile. Karakterler de hep yetkili görünüp aslında en ufak bir şeyi değiştirmekten aciz kişilerdir.
kadastrocu olarak işe alınmışsınız ama burada yapabileceğiniz en ufak bir iş bile yok ki... kendisine ihtiyaç duyulmayan bir yerde varolmaya çalışmak...kendini fazlalık hissetmek... Kafkadan beklendiği gibi diyelim.
O böyle oturduğu yerde uyur ; beyler çok uyur demesine bakılırsa baya bir memur imajı uyanıyor insanın kafasında.
klammın başka başka görünüşleri olması , gördüğü kişinin de o olduğundan emin olunamaması ve her yerde -gözle görülür bir fark olmamasına rağmen- farklı bir görünüşe sahip olması ; herkesin gözünden ve başka şartlarda farklı görünmesini anlatıyor.
Bunu aşabilseydik bizi yere göğe sığdıramayacaklardı ; ama kendimiz aşamadığımızdan onların bize karşı takındıkları geçici tavırları da kalıcı oldu. Barnabasların dışlanmaların (yabancılaştırılmalarının) asıl sebebi yine kendileri oluyor dedikleri gibi. Toplum da sadece kendini farklı olana(kalana) göre ayarlıyor.
bağışlanabilmeleri için önce suçun belirtilmesi gerekiyordu ama ortada bir suç yoktu... bu da hani o hep diyip durduğumuz toplumdaki kime göre , neye göreyi anlatıyor bence.
beyler hariç bir tek o çocukların annesinin(brunswick) zamanında şatoya gitmişliği olması ilginç. yani belli bir zaman önce bir anne şatoya ulaşmış. Kadının başka bir vasfı olmadığı için annelikle alakası olması lazım.
sonra pepinin , frieda'nın planını açıklaması bence çok iyiydi. neden inanmadı ki. inkar? ya da ockham ın usturası?
elinde olmaksızın gülümsedi. Koku öyle tatlı , öyle iç gıcıklayıcıydı ki , sanki bir insanın çok sevdiği , övdüğü ve nedenini tam bilmediği ve bilmek de istemediği ve sadece bunu söyleyenin o olduğunu bilmekle mutlu olması gibi bir bilinç haliydi bu. = işte kafka okuma nedeni! Çok acayip anlatmamış mı? *
Ama bu son , küçük , kaybolmaya yüz tutan , aslında hiç olmayan umut , sizin biricik umudunuz... = işe kafka okumama nedeni! insan bu kadar da karamsar olmamalı ama...
Allah için bitirmek hakkaten büyük sabır gerektiriyor. Genel olarak diyaloglar şöyle sinir bozucu:
-amire ulaşmak için tek şansın sekreterinin raporlarında olman. Raporlarda olman da senin için pek iyi olmaz. Yazmaması için yalvarsan iyi olur. Hem bu da anlamsız olur aslında çünkü ondan bir şey saklanamaz.
+peki bu tutanağı amir okuyacak mı?
-hayır. Neden okusun ki?..*
Yarım kalan bir roman olması da bende şöyle bir düşünce uyandırdı: bence kafka bunu yazmış , tam olmadı bu ; toparlayıp daha güzelini yapayım demiş ve josef ki odasında iki memur beklerken uyandırmış. Gerisi de max brodun bok yemesi biliyoruz. Yersen*
(bkz: Can sıkıntısı üzerine)*
Şimdi gelelim filme. Michael haneke , kitaptan uyarlama bir filmi en güzel şekilde çekmiş. Kitaba en yakın şekilde çekmeye çalışmak ne zamandan beri kötü bir şey oldu arkadaş! Daha iyi bir senarist varsa sallayın kafkayı filan onu çeksinler. *
birkaç da sahne:
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
--spoiler--
Yersiz saygı , saygı duyulanın değerini düşürür.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar