bugün
- silver ile evlenecek erkek41
- yüzüklerin efendisi6
- ellerim bos gonlum hos29
- rica etsem beni linçler misiniz14
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın4
- uludağ sözlüğün müzikal yapısı2
- el chadaille bitshiabu7
- sürü zekası8
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- teomancalmasur6
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- avukat sevgili8
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar7
- nervio hamferdi10
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi5
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın6
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- resmine 31 çektim de yattım3
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- parayla saadet olması18
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- sözlüğün toplam zekası6
- sarapci koala61
- ortama girince herkesin susması11
- katatespizartmasi16
- yazarların şu an dinlediği şarkılar5
- amedspor19
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri5
- silik yemek5
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- tuzlu kahve dizisi7
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği11
- cop315
- bugün ne oldu3
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması25
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- motordan düşmek6
- korkunçlu cinli roman yazmak5
- gocu31
- iran düşmanlığı13
- hoşlanılan kıza ilk mesaj olarak ne yazılır8
bilmem kaç sene önce okuduğum (en az 10-12 sene oluyor) bozkurtların ölümü ve bozkurtlar diriliyor adlı romanlarını birkaç gün önce tekrar okuduğum fikir adamı.
bende zamânında hâsıl olmuş olan beğeninin aksine, serinin ikinci kitabının birincisinden daha derli toplu olduğu ve güzel olduğu kanısı oluştu. nihâl atsız bozkurtların ölümü adlı kitabında sanki orhun yazıtları'nı hikâyeleme çabasındandır. bunun dışında bozkır hayatını ve islam öncesi türk toplum yapısını aksettirme çabasını da hissettiğimi iletmek isterim. türk târihinden ve kendi siyâsi duruşunu (öncesinde makalelerini okuyanlar farketmiştir) haklı çıkaracak kıssalar anlatıyor gibidir. (atsız'ın filozoflara ve sufîliğe, türkçe için önemli bir yeri olan yunus emre'yi eleştirecek kadar alerjisi olduğunu bilenler çinli filozof şen-ma'nın (romandaki en olumlu çinli figür) olduğu bölümlerde bunun yansımasını hissetmişlerdir.) yine bu minvalde nihâl atsız'ın asker kökeni de hissedilir durumdadır. hikâyedeki herşey kısa, net ve açık bir şekilde anlatılır. tüm bu çabaların serinin ikinci kitabında daha az olması serinin ikinci kitabını, bana sorarsanız, daha akıcı yapıyor.
bozkurtların ölümü romanının bir diğer eksisi ise çinlilerin sürekli karikatürize (hîlekâr, korkak, güçsüz vesâire) bir şekilde aksettirilmesi ve bunun bir süre sonra rahatsız edecek duruma gelmesidir. (ki şu dünyada sevmediğim ve önyargılı olduğum bir millet varsa, onlar da çinlilerdir.) beni bile rahatsız eden bu durum aşırı bir hâmasetle süslenmiştir. serinin ikinci kitabında bunlar yoktur. fakat birinci kitapta varolupta ikinci kitapta eksik kalan şey ise sonlara doğru yükselen heyecandır. bozkurtların ölümü kitabının son iki-üç bölümü oldukça heyecanlıdır. sonunu bile bile okusanız bile ihtilâlin muvaffak olmasını bekler, o 41 yiğitle birlikte çarpışırsınız. bana öyle geliyorki nihâl atsız hikâyenin sonunu, en azından kafasında, romanın başından önce yazıp bitirmişti.
gelelim bozkurtlar diriliyor kitabı özeline, bu romanda nihâl atsız roman yazarlığının kurallarına hâkim bir intibâ vermektedir. yazarın, okuyucunun gözünde, acemiliğini attığını söyleyebiliriz. gereksiz hamâset ve düşmanı karikatürize etme eğilimi yoktur, bu kesinlike bir artıdır. `ay hanım'ın güzelliğini ve ona olan sevdâları ince ince alttan alttan çok güzel bir şekilde, mistik bir hava da katarak, işlemiş, hikâyeyi mutlu sonla bitirmeyerek romanını bana göre güçlendirmiştir. mutlu sonla bitmemesi insanı oldukça üzer, hele hele ay hanım'ın kimler tarafından hangi şartlar altında öldürüldüğünu okumak daha bir yürek burkar. benzeri (ve bence daha iyi işlenmiş) kara sevdâlar
deli kurt ve ruh adam eserlerinde de karşımıza çıkacaktır.
kısacası, nihâl atsız'a hamâsetten ziyâde aşkı anlatmak daha çok yakışıyor. çünkü aşkı ve sevdâlığı, bilhassa mistik ögelerle süsleyerek, çok güzel bir şekilde anlatabiliyor. nihâl atsız'ın idealize ettiği kadın/hatun (ay hanım, almıla, gökçen ve farklı bir durumda olsa da güntülü) figürlerine hayran olmamak elde değil. bu durum kadın karakterlerin salt güzellik veya yiğitliklerinden dolayı kaynaklanmıyor, nihâl atsız'ın sevdâyı ele alış tarzı ve o özel kadınları idealize ediş şeklinden kaynaklanıyor. bir okuyucu olarak bu duruma olmayan şapkamı çıkarıyorum.
(#21749953)
bende zamânında hâsıl olmuş olan beğeninin aksine, serinin ikinci kitabının birincisinden daha derli toplu olduğu ve güzel olduğu kanısı oluştu. nihâl atsız bozkurtların ölümü adlı kitabında sanki orhun yazıtları'nı hikâyeleme çabasındandır. bunun dışında bozkır hayatını ve islam öncesi türk toplum yapısını aksettirme çabasını da hissettiğimi iletmek isterim. türk târihinden ve kendi siyâsi duruşunu (öncesinde makalelerini okuyanlar farketmiştir) haklı çıkaracak kıssalar anlatıyor gibidir. (atsız'ın filozoflara ve sufîliğe, türkçe için önemli bir yeri olan yunus emre'yi eleştirecek kadar alerjisi olduğunu bilenler çinli filozof şen-ma'nın (romandaki en olumlu çinli figür) olduğu bölümlerde bunun yansımasını hissetmişlerdir.) yine bu minvalde nihâl atsız'ın asker kökeni de hissedilir durumdadır. hikâyedeki herşey kısa, net ve açık bir şekilde anlatılır. tüm bu çabaların serinin ikinci kitabında daha az olması serinin ikinci kitabını, bana sorarsanız, daha akıcı yapıyor.
bozkurtların ölümü romanının bir diğer eksisi ise çinlilerin sürekli karikatürize (hîlekâr, korkak, güçsüz vesâire) bir şekilde aksettirilmesi ve bunun bir süre sonra rahatsız edecek duruma gelmesidir. (ki şu dünyada sevmediğim ve önyargılı olduğum bir millet varsa, onlar da çinlilerdir.) beni bile rahatsız eden bu durum aşırı bir hâmasetle süslenmiştir. serinin ikinci kitabında bunlar yoktur. fakat birinci kitapta varolupta ikinci kitapta eksik kalan şey ise sonlara doğru yükselen heyecandır. bozkurtların ölümü kitabının son iki-üç bölümü oldukça heyecanlıdır. sonunu bile bile okusanız bile ihtilâlin muvaffak olmasını bekler, o 41 yiğitle birlikte çarpışırsınız. bana öyle geliyorki nihâl atsız hikâyenin sonunu, en azından kafasında, romanın başından önce yazıp bitirmişti.
gelelim bozkurtlar diriliyor kitabı özeline, bu romanda nihâl atsız roman yazarlığının kurallarına hâkim bir intibâ vermektedir. yazarın, okuyucunun gözünde, acemiliğini attığını söyleyebiliriz. gereksiz hamâset ve düşmanı karikatürize etme eğilimi yoktur, bu kesinlike bir artıdır. `ay hanım'ın güzelliğini ve ona olan sevdâları ince ince alttan alttan çok güzel bir şekilde, mistik bir hava da katarak, işlemiş, hikâyeyi mutlu sonla bitirmeyerek romanını bana göre güçlendirmiştir. mutlu sonla bitmemesi insanı oldukça üzer, hele hele ay hanım'ın kimler tarafından hangi şartlar altında öldürüldüğünu okumak daha bir yürek burkar. benzeri (ve bence daha iyi işlenmiş) kara sevdâlar
deli kurt ve ruh adam eserlerinde de karşımıza çıkacaktır.
kısacası, nihâl atsız'a hamâsetten ziyâde aşkı anlatmak daha çok yakışıyor. çünkü aşkı ve sevdâlığı, bilhassa mistik ögelerle süsleyerek, çok güzel bir şekilde anlatabiliyor. nihâl atsız'ın idealize ettiği kadın/hatun (ay hanım, almıla, gökçen ve farklı bir durumda olsa da güntülü) figürlerine hayran olmamak elde değil. bu durum kadın karakterlerin salt güzellik veya yiğitliklerinden dolayı kaynaklanmıyor, nihâl atsız'ın sevdâyı ele alış tarzı ve o özel kadınları idealize ediş şeklinden kaynaklanıyor. bir okuyucu olarak bu duruma olmayan şapkamı çıkarıyorum.
(#21749953)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar