bugün
- silver ile evlenecek erkek29
- fenerbahçe nin transferi kapaması16
- sözlük yazarlarının kombinleri11
- parayla saadet olması18
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği4
- ismet biradere koşarken çelme takmak6
- gammazların sözlüğü bitirmiş olması8
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı3
- kot ceketin havalı olduğu yıllar9
- amedspor19
- ışıktan altın elde etmek4
- kürt sorunu12
- zengin olunca yapılacak ilk görgüsüzlük9
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir5
- evlenme masrafını balayında kullanmak8
- crimson desert2
- sabah kahvaltısını gevrekle yapmak3
- iran düşmanlığı11
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması25
- gammaz gammazı neresinden tanır4
- karizmatik soyadları6
- hepinizi karim yapacam olum2
- 2026 ağustos ayı nasıl geçti2
- sinem dedetaş4
- silvermist vs zendaya2
- evlilikle saadet olması3
- ama yeni parti tüzüğü11
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz8
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı27
- sözlükten hatun götürmek3
- mauro icardi6
- diamond basphorus2
- çekirdek yiyen erkek3
- era7capone4
- bostanlı da kahve içip kitap okumak7
- ibrahim mbaye2
- evlenecek kız kalmaması13
- çin halk cumhuriyeti4
- küpe takan erkek3
- trafikte sinirlenip bağırmak10
- altındaki 12 tl 74 kuruşluk zararımı kim ödeyecek6
- mühendis abazanlığı2
- montun cebinden tek çekirdek çıkması2
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- flört yapay zekası5
- 2026 yazı3
- dürüm yerken suikaste uğramak6
- 1 eylül dünya barış günü4
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- sarapci koala60
bilmem kaç sene önce okuduğum (en az 10-12 sene oluyor) bozkurtların ölümü ve bozkurtlar diriliyor adlı romanlarını birkaç gün önce tekrar okuduğum fikir adamı.
bende zamânında hâsıl olmuş olan beğeninin aksine, serinin ikinci kitabının birincisinden daha derli toplu olduğu ve güzel olduğu kanısı oluştu. nihâl atsız bozkurtların ölümü adlı kitabında sanki orhun yazıtları'nı hikâyeleme çabasındandır. bunun dışında bozkır hayatını ve islam öncesi türk toplum yapısını aksettirme çabasını da hissettiğimi iletmek isterim. türk târihinden ve kendi siyâsi duruşunu (öncesinde makalelerini okuyanlar farketmiştir) haklı çıkaracak kıssalar anlatıyor gibidir. (atsız'ın filozoflara ve sufîliğe, türkçe için önemli bir yeri olan yunus emre'yi eleştirecek kadar alerjisi olduğunu bilenler çinli filozof şen-ma'nın (romandaki en olumlu çinli figür) olduğu bölümlerde bunun yansımasını hissetmişlerdir.) yine bu minvalde nihâl atsız'ın asker kökeni de hissedilir durumdadır. hikâyedeki herşey kısa, net ve açık bir şekilde anlatılır. tüm bu çabaların serinin ikinci kitabında daha az olması serinin ikinci kitabını, bana sorarsanız, daha akıcı yapıyor.
bozkurtların ölümü romanının bir diğer eksisi ise çinlilerin sürekli karikatürize (hîlekâr, korkak, güçsüz vesâire) bir şekilde aksettirilmesi ve bunun bir süre sonra rahatsız edecek duruma gelmesidir. (ki şu dünyada sevmediğim ve önyargılı olduğum bir millet varsa, onlar da çinlilerdir.) beni bile rahatsız eden bu durum aşırı bir hâmasetle süslenmiştir. serinin ikinci kitabında bunlar yoktur. fakat birinci kitapta varolupta ikinci kitapta eksik kalan şey ise sonlara doğru yükselen heyecandır. bozkurtların ölümü kitabının son iki-üç bölümü oldukça heyecanlıdır. sonunu bile bile okusanız bile ihtilâlin muvaffak olmasını bekler, o 41 yiğitle birlikte çarpışırsınız. bana öyle geliyorki nihâl atsız hikâyenin sonunu, en azından kafasında, romanın başından önce yazıp bitirmişti.
gelelim bozkurtlar diriliyor kitabı özeline, bu romanda nihâl atsız roman yazarlığının kurallarına hâkim bir intibâ vermektedir. yazarın, okuyucunun gözünde, acemiliğini attığını söyleyebiliriz. gereksiz hamâset ve düşmanı karikatürize etme eğilimi yoktur, bu kesinlike bir artıdır. `ay hanım'ın güzelliğini ve ona olan sevdâları ince ince alttan alttan çok güzel bir şekilde, mistik bir hava da katarak, işlemiş, hikâyeyi mutlu sonla bitirmeyerek romanını bana göre güçlendirmiştir. mutlu sonla bitmemesi insanı oldukça üzer, hele hele ay hanım'ın kimler tarafından hangi şartlar altında öldürüldüğünu okumak daha bir yürek burkar. benzeri (ve bence daha iyi işlenmiş) kara sevdâlar
deli kurt ve ruh adam eserlerinde de karşımıza çıkacaktır.
kısacası, nihâl atsız'a hamâsetten ziyâde aşkı anlatmak daha çok yakışıyor. çünkü aşkı ve sevdâlığı, bilhassa mistik ögelerle süsleyerek, çok güzel bir şekilde anlatabiliyor. nihâl atsız'ın idealize ettiği kadın/hatun (ay hanım, almıla, gökçen ve farklı bir durumda olsa da güntülü) figürlerine hayran olmamak elde değil. bu durum kadın karakterlerin salt güzellik veya yiğitliklerinden dolayı kaynaklanmıyor, nihâl atsız'ın sevdâyı ele alış tarzı ve o özel kadınları idealize ediş şeklinden kaynaklanıyor. bir okuyucu olarak bu duruma olmayan şapkamı çıkarıyorum.
(#21749953)
bende zamânında hâsıl olmuş olan beğeninin aksine, serinin ikinci kitabının birincisinden daha derli toplu olduğu ve güzel olduğu kanısı oluştu. nihâl atsız bozkurtların ölümü adlı kitabında sanki orhun yazıtları'nı hikâyeleme çabasındandır. bunun dışında bozkır hayatını ve islam öncesi türk toplum yapısını aksettirme çabasını da hissettiğimi iletmek isterim. türk târihinden ve kendi siyâsi duruşunu (öncesinde makalelerini okuyanlar farketmiştir) haklı çıkaracak kıssalar anlatıyor gibidir. (atsız'ın filozoflara ve sufîliğe, türkçe için önemli bir yeri olan yunus emre'yi eleştirecek kadar alerjisi olduğunu bilenler çinli filozof şen-ma'nın (romandaki en olumlu çinli figür) olduğu bölümlerde bunun yansımasını hissetmişlerdir.) yine bu minvalde nihâl atsız'ın asker kökeni de hissedilir durumdadır. hikâyedeki herşey kısa, net ve açık bir şekilde anlatılır. tüm bu çabaların serinin ikinci kitabında daha az olması serinin ikinci kitabını, bana sorarsanız, daha akıcı yapıyor.
bozkurtların ölümü romanının bir diğer eksisi ise çinlilerin sürekli karikatürize (hîlekâr, korkak, güçsüz vesâire) bir şekilde aksettirilmesi ve bunun bir süre sonra rahatsız edecek duruma gelmesidir. (ki şu dünyada sevmediğim ve önyargılı olduğum bir millet varsa, onlar da çinlilerdir.) beni bile rahatsız eden bu durum aşırı bir hâmasetle süslenmiştir. serinin ikinci kitabında bunlar yoktur. fakat birinci kitapta varolupta ikinci kitapta eksik kalan şey ise sonlara doğru yükselen heyecandır. bozkurtların ölümü kitabının son iki-üç bölümü oldukça heyecanlıdır. sonunu bile bile okusanız bile ihtilâlin muvaffak olmasını bekler, o 41 yiğitle birlikte çarpışırsınız. bana öyle geliyorki nihâl atsız hikâyenin sonunu, en azından kafasında, romanın başından önce yazıp bitirmişti.
gelelim bozkurtlar diriliyor kitabı özeline, bu romanda nihâl atsız roman yazarlığının kurallarına hâkim bir intibâ vermektedir. yazarın, okuyucunun gözünde, acemiliğini attığını söyleyebiliriz. gereksiz hamâset ve düşmanı karikatürize etme eğilimi yoktur, bu kesinlike bir artıdır. `ay hanım'ın güzelliğini ve ona olan sevdâları ince ince alttan alttan çok güzel bir şekilde, mistik bir hava da katarak, işlemiş, hikâyeyi mutlu sonla bitirmeyerek romanını bana göre güçlendirmiştir. mutlu sonla bitmemesi insanı oldukça üzer, hele hele ay hanım'ın kimler tarafından hangi şartlar altında öldürüldüğünu okumak daha bir yürek burkar. benzeri (ve bence daha iyi işlenmiş) kara sevdâlar
deli kurt ve ruh adam eserlerinde de karşımıza çıkacaktır.
kısacası, nihâl atsız'a hamâsetten ziyâde aşkı anlatmak daha çok yakışıyor. çünkü aşkı ve sevdâlığı, bilhassa mistik ögelerle süsleyerek, çok güzel bir şekilde anlatabiliyor. nihâl atsız'ın idealize ettiği kadın/hatun (ay hanım, almıla, gökçen ve farklı bir durumda olsa da güntülü) figürlerine hayran olmamak elde değil. bu durum kadın karakterlerin salt güzellik veya yiğitliklerinden dolayı kaynaklanmıyor, nihâl atsız'ın sevdâyı ele alış tarzı ve o özel kadınları idealize ediş şeklinden kaynaklanıyor. bir okuyucu olarak bu duruma olmayan şapkamı çıkarıyorum.
(#21749953)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar