bugün
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- askerde özlenen şeyler4
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- burun karıştırmak5
- bir önceki entryi devam ettir4
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler3
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı3
- kuantum fiziğine sahip kadın4
- adana limanı nın çıplak fotoğrafları3
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- helin elveren3
- dizi sektöründeki maliyet krizi3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- terhis oluyorum sözlük25
- kahvaltı yapmak2
- yazarların işlediği günahlar15
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- pazar günü aktiviteleri2
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- onur babacan3
- felsefe öğretmenin ironisi3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- şarkıyı devam ettiriyoruz2
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- sabah soğuğu3
- flörtün ilkesel reddi5
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu3
- erkek dünyanın en dürüst varlığıdır3
- londra devlet hastanesindeki hamile erkek figürü3
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi8
- cimbom baba2
- yüzü siyaha boyayıp gezmek3
- yeni temaya bir türlü alışamamak2
- amedspor31
- engineer285
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- şamil tayyar'ın fatma betül sayan kaya tweeti3
- 8 kasım 20263
- cem karaca dinleyip dusuncelere dalmak2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- toplu taşımada yer verme ahlakı6
- kim beğeniyor sorunsalı2
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- the odyssey2
- ipkis3
- günlük tutmak7
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
roportajin devami asagidadir:
Peki ya PKK'yı övücü sözler?
Bakın ben terörün her türlüsüne ömrüm boyunca karşı oldum, lanet ediyorum teröre, neden öveyim PKK'yı?
Nedir sizin PKK ile ilişkiniz o halde?
Bu soruyu ben soruyorum. Lütfen beni PKK ile ilişkilendirmeye çalışanlar ispat etsinler, ben nereye üye olmuşum? Hani üyelik belgelerim? Kime yardım etmişim, hani makbuzlarım? Ben nereyi bölmüşüm, nerede sınırları? iki tane konser fotoğrafı çekip aslı çarpıtılan iki tane cümleden yola çıkarak bir insanın hayatına bu kadar kıyılabilir mi? Soruyorum. Bunların cevabını istiyorum. Ve bunu bana değil, babası bir gecede 'hain ve bölücü' ilan edilen 12 yaşında, Türkiye'de okula giden kızıma izah etsinler. Başka bir şey istemiyorum. Bu arada çantasında PKK konseri verdiği iddiasıyla açılan davaya ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunamadığı için düşme noktasına gelen davasının mahkeme tutanaklarını gösteriyor Kaya.
Bakın "PKK'cılara konser verdi." diye haber yaptılar sonra mahkeme belge istediğinde. Bizde bir belge yok diye cevap vermişler. Şimdi ne diyeyim ben?
Türkiye'de sizin hakkınızda en çok tepki çeken şey 'Arabamı şerefsizlerin ülkesinde bıraktım.' cümlesi oldu.
Nasıl söylersiniz böyle bir şeyi?
Yaa gözüm ben manyak mıyım ki böyle bir şey söyleyeyim? Aklı başında olan bir insan nasıl olur da kendisinin de bir parçası olduğu ülke hakkında böyle çirkin bir şey söyler! Ayıp bir şey, benim annem, kardeşlerim, arkadaşlarım, dostlarım, abim, çocuklarım, karım, ailem herkes orada, o ülkede yaşıyor. Ve ben Mecnun'un Leyla'yı sevmesi gibi seviyorum ülkemi.
Nereden çıktı o halde bu söz?
Ben "3 tane şerefsizin yüzünden ülkemde arabama bile binemedim." dedim. Ertesi gün bir gazetede manşete, 'Arabamı şerefsizlerin ülkesinde bıraktım!' Böyle bir şey olabilir mi? O gazetenin muhabiri bile geldi bana 'Abi vallahi ben böyle bir şey yazmadım, oradan ayarlamışlar.' dedi. Yorumu size bırakıyorum.
Fakat ben hala anlamış değilim. Kürtçe şarkı söylemenin yasak olmadığı bir ülkede yıllardır Türkçe şarkılar söyleyen Kürt asıllı Ahmet Kaya'nın Kürtçe bilmediği halde bir Kürtçe şarkıyı kasetine koymak istemesi neden yoğun tepki aldı?
Evet doğrudur, yıllardır Türkçe şarkılar söyleyen bir insanım; Kürt asıllıyım ve ne yazık ki Kürtçe bilmem.
Bu kadar masum bir talebimin karşılığında ben, uygar, çağdaş, demokratik, insan haklarına saygılı olduğunu iddia eden, bir kültür mozaiği oluşturduğunu iddia eden ülkemden ne beklerdim biliyor musunuz? Bu Kürtçe şarkıyı okuduktan sonra, en azından bu dili kullanan milyonlarca vatandaşına saygı adına, bu şarkıya çekeceğim klibi alıp-televizyonlarda yayınlayıp, bu ülkede bütün kültürlerin yaşama imkanı olduğunu, bütün dillerin var olma imkanı olduğunu, şarkılardan korkulmaması gerektiğini göstermesini. Kaldı ki okuduğum şarkı çok güzel bir sevda ve ayrılık şarkısıydı.
Bir aşk, ayrılık şarkısının bunlara sebep olabileceğini düşünmüş müydünüz?
Aklımın ucundan bile geçmedi. Benim, biri 18, diğeri 12 yaşında iki güzel, akıllı kızım var. Beni asıl üzen, kızlarımın okula gidiyor olmaları ve artık bir sosyal çevre içerisinde yaşıyor olmaları. Ben onlara hiçbir açıklama yapamadım, bunun koşulları olmadı; ama onların benim adıma epeyce açıklama yapmak zorunda bırakılmaları beni gerçekten çok üzüyor.
'Başım Belada' gibi bir şarkıyı yaşamları boyunca başları belaya girmemiş ve girmeyecek olan insanların bile zihnine kazımış şarkıcı Ahmet Kaya'nın kendi başının beladan kurtulamaması yalnızca yüklendiği misyondan mı kaynaklanıyor, yoksa bunda bir parça da, kendi, 'kabına sığmaz, dilini tutamayan sert mizacı'nın mı etkisi var?
Benim bütün şarkılarıma bakın, kaderimi adeta ellerimle yazdığımı göreceksiniz. Bunu açıklayamam belki. Başta 'Başım Belada' olmak üzere, ben, yazılmış şarkıların yolunu yürüyorum. Hiçbir şarkı, şiir, hiçbir kültür yurtsuz olamaz. insanlık ve onun ürettiği değerler bu kadar pervasızca ve hovardaca yağmalanamaz. Hiçbir ülkede saatler bu kadar kedere ve hüzüne ayarlanamaz. Dağların acısı olur; ama acının bu kadar büyük dağları olamaz. Bunlar bana ve şarkılarıma hayat veren ve inadına bağlı olduğum şeyler.
Peki ya kabına sığmaz sert mizacınız?
'Ben bir suç işlemedim; ama her insan gibi hatalarım var. Üslupta bir yanlışlık yapmış olabilirim. Ne yapayım yani mizacım sert, yanlış anlaşılıyorum; ama art niyetsiz bir yüreğim var, kimseye benden bir kötülük gelmez. Eğer zaman zaman isyan ediyorsam bu haksızlıklara karşı dayanamıyor oluşumdan kaynaklanıyor, yoksa hiç kimseyi üzmek istemem. Ülkemin insanlarının daha mutlu, özgür, barış içinde yaşamasından başka hiçbir derdim yok. Fakat ülkemdeki haksızlıklar beni üzüyor ve sert mizaçlı yapıyor. Sonra da ne desem ters anlaşılıyor. Barış diyorum savaş anlıyorlar, demokrasi diyorum faşizm gibi algılıyorlar, ülkemi sevdiğimi söylüyorum vatan haini diyorlar. Bildiğim bir şey var ki; yüreğim ve beynim büyüdükçe sicilim bozuluyor; ama ıssız bir insanlık anlıyor beni.
Fakat şarkılarınız bir tarafta dile getirilmemiş haksızlıklara ve isyanlara tercüman olup sloganlaşırken diğer tarafta hayatında yüksek sesle konuşmaya bile cesaret edememiş insanların dillerine pelesenk ediliyor� Birilerinin, kendi hayatlarını ortaya koyarak hayatın gidişatına, kendi yöntemlerini ve yeteneklerini kullanarak dur deme cüreti göstermesi gerekiyor. insanların, bunun yarattığı örselenmeyi önemli oranda hissettiklerine inanıyorum. Eğer onlar kendi sessiz çığlıklarını benim şarkılarımla sese dönüştürebilirlerse daha da mutlu olurum. Çünkü insanlık olarak buna ihtiyacımız var. Özgürlük kavramı, kendisi kadar mağrur bir çaba ve bir yağmur öncesi kadar muhteşem bir hazırlığı gerektirir.
Bu hazırlık süreci Ahmet Kaya'yı nasıl etkiledi?
Bir kere şahsen benim için çok öğretici oldu. Ayrıca 1 ay önce alkolü bıraktım. Artık bedenimin daha fazla çürümesine göz yumamazdım.
Doktorunuz mu tavsiye etti?
Evet, çünkü bu linç psikolojisinin oluşturulduğu sürede çok ciddi sağlık problemleri çıktı ortaya. 20 kilodan fazla aldım o 3 ayda. Şimdi verdim bu kiloları. Alkolü bırakmam zihin ve beden sağlığım için gerekliydi. Bu mereti bırakmadan kendimi kontrol etmemin zor olduğunu anladım.
Yani sert çıkışlarınızda içinizdeki şiddeti besleyen biraz da alkol müydü?
Kesinlikle. Yüzde doksan oydu. içki biliyorsunuz uyandırdığı kadar tahrik edicidir de. Daha saldırgan yapar. Fakat ne söylediğim üzerinde değil ayarlamada etkisi oldu. Anlık gafletlerin bile bana çok zararı oldu. Şiddetten uzaklaşmak, kontrollü olmak için bu illetten kurtulmam gerekiyordu, çok şükür bir aydır içmiyorum. Ve ben bu illetten kurtulduğum için şimdi daha rahat ve sağlıklı hissediyorum kendimi.
En çok neleri özlediniz Türkiye'de?
Sokakta Türkçe küfreden polisimizi bile özledim gözüm, gerisini sen düşün. Kükürt kokan havasını, içilemeyen suyunu, Boğaz'da balık kokusunu, ülkemi, hüzünlü şarkılarla bile yaşama umutla sarılmasını bilen ülkemin insanlarını�
Ne zaman döneceksiniz?
Bir gün mutlaka... Davalarımız şu anda devam ediyor. iddialar tamamen gazete kupürlerine dayalı, bunun bir sonuç vereceğini zannetmiyorum. Şu anda konserlerim devam ediyor. Bu süreç tamamlanınca ülkeme döneceğim.
roportaj sahibi:eyüp can
not: tüm bunlara rağmen sinirden yerinde duramayacaklar varsa eksiye basvursunlar. baska türlüde yardimci olamayacağım üzgünüm.
Peki ya PKK'yı övücü sözler?
Bakın ben terörün her türlüsüne ömrüm boyunca karşı oldum, lanet ediyorum teröre, neden öveyim PKK'yı?
Nedir sizin PKK ile ilişkiniz o halde?
Bu soruyu ben soruyorum. Lütfen beni PKK ile ilişkilendirmeye çalışanlar ispat etsinler, ben nereye üye olmuşum? Hani üyelik belgelerim? Kime yardım etmişim, hani makbuzlarım? Ben nereyi bölmüşüm, nerede sınırları? iki tane konser fotoğrafı çekip aslı çarpıtılan iki tane cümleden yola çıkarak bir insanın hayatına bu kadar kıyılabilir mi? Soruyorum. Bunların cevabını istiyorum. Ve bunu bana değil, babası bir gecede 'hain ve bölücü' ilan edilen 12 yaşında, Türkiye'de okula giden kızıma izah etsinler. Başka bir şey istemiyorum. Bu arada çantasında PKK konseri verdiği iddiasıyla açılan davaya ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunamadığı için düşme noktasına gelen davasının mahkeme tutanaklarını gösteriyor Kaya.
Bakın "PKK'cılara konser verdi." diye haber yaptılar sonra mahkeme belge istediğinde. Bizde bir belge yok diye cevap vermişler. Şimdi ne diyeyim ben?
Türkiye'de sizin hakkınızda en çok tepki çeken şey 'Arabamı şerefsizlerin ülkesinde bıraktım.' cümlesi oldu.
Nasıl söylersiniz böyle bir şeyi?
Yaa gözüm ben manyak mıyım ki böyle bir şey söyleyeyim? Aklı başında olan bir insan nasıl olur da kendisinin de bir parçası olduğu ülke hakkında böyle çirkin bir şey söyler! Ayıp bir şey, benim annem, kardeşlerim, arkadaşlarım, dostlarım, abim, çocuklarım, karım, ailem herkes orada, o ülkede yaşıyor. Ve ben Mecnun'un Leyla'yı sevmesi gibi seviyorum ülkemi.
Nereden çıktı o halde bu söz?
Ben "3 tane şerefsizin yüzünden ülkemde arabama bile binemedim." dedim. Ertesi gün bir gazetede manşete, 'Arabamı şerefsizlerin ülkesinde bıraktım!' Böyle bir şey olabilir mi? O gazetenin muhabiri bile geldi bana 'Abi vallahi ben böyle bir şey yazmadım, oradan ayarlamışlar.' dedi. Yorumu size bırakıyorum.
Fakat ben hala anlamış değilim. Kürtçe şarkı söylemenin yasak olmadığı bir ülkede yıllardır Türkçe şarkılar söyleyen Kürt asıllı Ahmet Kaya'nın Kürtçe bilmediği halde bir Kürtçe şarkıyı kasetine koymak istemesi neden yoğun tepki aldı?
Evet doğrudur, yıllardır Türkçe şarkılar söyleyen bir insanım; Kürt asıllıyım ve ne yazık ki Kürtçe bilmem.
Bu kadar masum bir talebimin karşılığında ben, uygar, çağdaş, demokratik, insan haklarına saygılı olduğunu iddia eden, bir kültür mozaiği oluşturduğunu iddia eden ülkemden ne beklerdim biliyor musunuz? Bu Kürtçe şarkıyı okuduktan sonra, en azından bu dili kullanan milyonlarca vatandaşına saygı adına, bu şarkıya çekeceğim klibi alıp-televizyonlarda yayınlayıp, bu ülkede bütün kültürlerin yaşama imkanı olduğunu, bütün dillerin var olma imkanı olduğunu, şarkılardan korkulmaması gerektiğini göstermesini. Kaldı ki okuduğum şarkı çok güzel bir sevda ve ayrılık şarkısıydı.
Bir aşk, ayrılık şarkısının bunlara sebep olabileceğini düşünmüş müydünüz?
Aklımın ucundan bile geçmedi. Benim, biri 18, diğeri 12 yaşında iki güzel, akıllı kızım var. Beni asıl üzen, kızlarımın okula gidiyor olmaları ve artık bir sosyal çevre içerisinde yaşıyor olmaları. Ben onlara hiçbir açıklama yapamadım, bunun koşulları olmadı; ama onların benim adıma epeyce açıklama yapmak zorunda bırakılmaları beni gerçekten çok üzüyor.
'Başım Belada' gibi bir şarkıyı yaşamları boyunca başları belaya girmemiş ve girmeyecek olan insanların bile zihnine kazımış şarkıcı Ahmet Kaya'nın kendi başının beladan kurtulamaması yalnızca yüklendiği misyondan mı kaynaklanıyor, yoksa bunda bir parça da, kendi, 'kabına sığmaz, dilini tutamayan sert mizacı'nın mı etkisi var?
Benim bütün şarkılarıma bakın, kaderimi adeta ellerimle yazdığımı göreceksiniz. Bunu açıklayamam belki. Başta 'Başım Belada' olmak üzere, ben, yazılmış şarkıların yolunu yürüyorum. Hiçbir şarkı, şiir, hiçbir kültür yurtsuz olamaz. insanlık ve onun ürettiği değerler bu kadar pervasızca ve hovardaca yağmalanamaz. Hiçbir ülkede saatler bu kadar kedere ve hüzüne ayarlanamaz. Dağların acısı olur; ama acının bu kadar büyük dağları olamaz. Bunlar bana ve şarkılarıma hayat veren ve inadına bağlı olduğum şeyler.
Peki ya kabına sığmaz sert mizacınız?
'Ben bir suç işlemedim; ama her insan gibi hatalarım var. Üslupta bir yanlışlık yapmış olabilirim. Ne yapayım yani mizacım sert, yanlış anlaşılıyorum; ama art niyetsiz bir yüreğim var, kimseye benden bir kötülük gelmez. Eğer zaman zaman isyan ediyorsam bu haksızlıklara karşı dayanamıyor oluşumdan kaynaklanıyor, yoksa hiç kimseyi üzmek istemem. Ülkemin insanlarının daha mutlu, özgür, barış içinde yaşamasından başka hiçbir derdim yok. Fakat ülkemdeki haksızlıklar beni üzüyor ve sert mizaçlı yapıyor. Sonra da ne desem ters anlaşılıyor. Barış diyorum savaş anlıyorlar, demokrasi diyorum faşizm gibi algılıyorlar, ülkemi sevdiğimi söylüyorum vatan haini diyorlar. Bildiğim bir şey var ki; yüreğim ve beynim büyüdükçe sicilim bozuluyor; ama ıssız bir insanlık anlıyor beni.
Fakat şarkılarınız bir tarafta dile getirilmemiş haksızlıklara ve isyanlara tercüman olup sloganlaşırken diğer tarafta hayatında yüksek sesle konuşmaya bile cesaret edememiş insanların dillerine pelesenk ediliyor� Birilerinin, kendi hayatlarını ortaya koyarak hayatın gidişatına, kendi yöntemlerini ve yeteneklerini kullanarak dur deme cüreti göstermesi gerekiyor. insanların, bunun yarattığı örselenmeyi önemli oranda hissettiklerine inanıyorum. Eğer onlar kendi sessiz çığlıklarını benim şarkılarımla sese dönüştürebilirlerse daha da mutlu olurum. Çünkü insanlık olarak buna ihtiyacımız var. Özgürlük kavramı, kendisi kadar mağrur bir çaba ve bir yağmur öncesi kadar muhteşem bir hazırlığı gerektirir.
Bu hazırlık süreci Ahmet Kaya'yı nasıl etkiledi?
Bir kere şahsen benim için çok öğretici oldu. Ayrıca 1 ay önce alkolü bıraktım. Artık bedenimin daha fazla çürümesine göz yumamazdım.
Doktorunuz mu tavsiye etti?
Evet, çünkü bu linç psikolojisinin oluşturulduğu sürede çok ciddi sağlık problemleri çıktı ortaya. 20 kilodan fazla aldım o 3 ayda. Şimdi verdim bu kiloları. Alkolü bırakmam zihin ve beden sağlığım için gerekliydi. Bu mereti bırakmadan kendimi kontrol etmemin zor olduğunu anladım.
Yani sert çıkışlarınızda içinizdeki şiddeti besleyen biraz da alkol müydü?
Kesinlikle. Yüzde doksan oydu. içki biliyorsunuz uyandırdığı kadar tahrik edicidir de. Daha saldırgan yapar. Fakat ne söylediğim üzerinde değil ayarlamada etkisi oldu. Anlık gafletlerin bile bana çok zararı oldu. Şiddetten uzaklaşmak, kontrollü olmak için bu illetten kurtulmam gerekiyordu, çok şükür bir aydır içmiyorum. Ve ben bu illetten kurtulduğum için şimdi daha rahat ve sağlıklı hissediyorum kendimi.
En çok neleri özlediniz Türkiye'de?
Sokakta Türkçe küfreden polisimizi bile özledim gözüm, gerisini sen düşün. Kükürt kokan havasını, içilemeyen suyunu, Boğaz'da balık kokusunu, ülkemi, hüzünlü şarkılarla bile yaşama umutla sarılmasını bilen ülkemin insanlarını�
Ne zaman döneceksiniz?
Bir gün mutlaka... Davalarımız şu anda devam ediyor. iddialar tamamen gazete kupürlerine dayalı, bunun bir sonuç vereceğini zannetmiyorum. Şu anda konserlerim devam ediyor. Bu süreç tamamlanınca ülkeme döneceğim.
roportaj sahibi:eyüp can
not: tüm bunlara rağmen sinirden yerinde duramayacaklar varsa eksiye basvursunlar. baska türlüde yardimci olamayacağım üzgünüm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com