bugün
- sonra konuşuruz diyen sevgili11
- maaş yüz yüze görüşülecektir11
- sözlüğün sarması7
- ben olmasam burası batar insanı6
- sözlüğün en kültürlü yazarı13
- akp liler yargılansaydı4
- sözlüğün en kütür kütür yazarı6
- gökçeklere üzülmek3
- yahudi aklı3
- ayak fetişisti erkekle evlenir misiniz3
- yanlışlıkla cappuccino içen erkek4
- misafir gelecek diye temizlik yapmak5
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip3
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı10
- iltica7
- taze fasulye yiyen erkek3
- sibel can'ın kıyafetinin azizliğine uğraması4
- galatasaray10
- recete8
- kıymalı kaşarlı pide3
- kiraz cicegi kolonyasi6
- ayak fetişizmine sapıklık diyen yobazlar3
- yazarlara çaylakken neler oluyor5
- biz bu aptallık ile nasıl mücadele edeceğiz ya7
- zall'a çaylak atan ai moderatör4
- gocu geldi gocu geldi6
- hiç çaylak olmamış sözlük yazarı4
- yagmurcu12
- çaylaklar cennete mi gidiyor cehenneme mi5
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın6
- ey insan7
- gammazların gizli hesapları görebilmesi5
- ebeveyn lafları3
- ölürken dinlenecek müzik4
- dünyada birlikler kurulmalı3
- kulaklık8
- sözlükte kavga olacak hissi4
- serhat kılıç27
- fakir ekeği annesi sevsin9
- sözlüğün en masum yazarları23
- dinleyin ulan develer babanız galatasaray geliyor2
- namazın amacı12
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı23
- kadın bacağı paylaşan mehdi8
- yapay zeka 10 yıl içinde tüm insanları öldürecek4
- diyojen3
- 9 eylül izmir in kurtuluşu6
- ismail kartal16
- her sabah yeniden başlamak3
bir nesil vatan evladını pozitif bilimlerden tiksindirten büyük eğitim yanlışlığı.
şöyle ki sistem değiştirilmeden önce hatırlarsınız ki anadolu liselerine lisede değil ortaokulda girilirdi.
yani henüz ilkokulu yeni bitirmiş gevrek bünyeler birden bambaşka bir dünyayla yani yabancı dille tanışırlar ve hazırlık denen sınıfta 24 saat yabancı dil(ingilizce) eğitimi almak üzere programlanırlar. halbuki daha oyun çağıdaydık bee yavv..
neyse buraya kadar problem yok. yabancı dil öğrenmenin neresi kötü ki iyi ki de öğrendik. o kısmı güzeldi eğlenceliydi.
ya sonrası hazırlık bitti ve işte ızdırap orda başladı.
90' lı yılların başında anadolu lisesine başlayanlar bilir matematik ve fen bilgisi dersleri de ingilizce verilirdi o vakit.
işte ırzımıza geçmeye o zaman başladılar. ilkokuldan getirdiğimiz sayısal bilgimizle; bize yabancı dille aktarılan kavramları öğrenmemizi anlamamızı beklediler bizden.
nasıl büyük bir eğitim planlaması faciasıdır bu hala anlayabilmiş değilim.
eğitim psikolojisi okumuşlar bilirler ki zaten o yaş grubuna dahil olan çocuklar henüz ergenliğin eşiğindedirler; soyut ve analitik düşünmeye henüz başlamaktadırlar.
böyle bir ortamda sen de kalkıp bu çocuklara hala temel sayılabilecek eğitimi yabancı bir dille veriyorsun.
hem de kimlerin elinden.
kesinlikle bu işin ehli olmayan mevzubahis konuyu yabancı dille nasıl aktaracağını bilmeyen ama yine de bu konuda kasan sonradan çat pat öğrendiği yabancı diliyle bu işi kotarmaya çalışan yetersiz öğretmenlerle.
bunun sonucunda maalesef o kayıp yıllarda sayısal temelini oluşturamamış zavallı bireyler yetiştiyorsun.**
o yıllardaki fen bilgimden geriye kalan sadece şu: mitochondri is the powerhouse of cell membrain. iyi de kardeşim bu mitokondriyi sana sınavlarda ingilizce mi sordular hayır.
ha noldu sonra öss' de topu topu üç tane fen sorusu çözdüm üçü de yanlış çıktı*
bu olayda benim de mallığım var ama suçun büyüğü bize bunu reva görenlerde.
şöyle ki sistem değiştirilmeden önce hatırlarsınız ki anadolu liselerine lisede değil ortaokulda girilirdi.
yani henüz ilkokulu yeni bitirmiş gevrek bünyeler birden bambaşka bir dünyayla yani yabancı dille tanışırlar ve hazırlık denen sınıfta 24 saat yabancı dil(ingilizce) eğitimi almak üzere programlanırlar. halbuki daha oyun çağıdaydık bee yavv..
neyse buraya kadar problem yok. yabancı dil öğrenmenin neresi kötü ki iyi ki de öğrendik. o kısmı güzeldi eğlenceliydi.
ya sonrası hazırlık bitti ve işte ızdırap orda başladı.
90' lı yılların başında anadolu lisesine başlayanlar bilir matematik ve fen bilgisi dersleri de ingilizce verilirdi o vakit.
işte ırzımıza geçmeye o zaman başladılar. ilkokuldan getirdiğimiz sayısal bilgimizle; bize yabancı dille aktarılan kavramları öğrenmemizi anlamamızı beklediler bizden.
nasıl büyük bir eğitim planlaması faciasıdır bu hala anlayabilmiş değilim.
eğitim psikolojisi okumuşlar bilirler ki zaten o yaş grubuna dahil olan çocuklar henüz ergenliğin eşiğindedirler; soyut ve analitik düşünmeye henüz başlamaktadırlar.
böyle bir ortamda sen de kalkıp bu çocuklara hala temel sayılabilecek eğitimi yabancı bir dille veriyorsun.
hem de kimlerin elinden.
kesinlikle bu işin ehli olmayan mevzubahis konuyu yabancı dille nasıl aktaracağını bilmeyen ama yine de bu konuda kasan sonradan çat pat öğrendiği yabancı diliyle bu işi kotarmaya çalışan yetersiz öğretmenlerle.
bunun sonucunda maalesef o kayıp yıllarda sayısal temelini oluşturamamış zavallı bireyler yetiştiyorsun.**
o yıllardaki fen bilgimden geriye kalan sadece şu: mitochondri is the powerhouse of cell membrain. iyi de kardeşim bu mitokondriyi sana sınavlarda ingilizce mi sordular hayır.
ha noldu sonra öss' de topu topu üç tane fen sorusu çözdüm üçü de yanlış çıktı*
bu olayda benim de mallığım var ama suçun büyüğü bize bunu reva görenlerde.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar