bugün
- recep tayyip erdoğan16
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması4
- fiziği güzel sözlük kızları41
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek17
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak11
- nervio7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- çiftlik bank4
- memeleri kafam kadar kız22
- konyada engelli bireyin gözlerinin oyulması4
- turbocu abla2
- çanakkale savaşı3
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- sokuşu çağdaşlık ve gençlik olarak gören zihniyet3
- parcalandim toparlanamiyorum33
- clemence baptista2
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- türkiyede 30 yıl sonra aynı kalacak şey3
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- venüs ve mars'ın ıssız olması3
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi8
- seviştikten sonra teşekkür etmekk4
- fatma betül sayan kaya57
- kemalizmin çöküşü2
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- 90 yaş üstü yazarlar2
- afyon civarı pasif var mı7
- amerikan filmlerinde banyo yapan kadını öldürmek3
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- uyumadan önce yapılan keyifli işler6
- eve escort çağırmak6
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- baklavası olmayan erkek5
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- ayakları güzel sözlük kızları5
- silikonlu memelerini sıktırmayan bayan5
- türkiye33
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- fakir siniri6
- sözlüğün meme üstadı5
- romanya53
- 46 yaş4
- şampuan önerisi8
- ne kadar yaşlısın15
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- ak parti3
--spoiler--
bana kalırsa bu film kült filmlerden biri. 1990'lı yıllarda okuduğum tüm kitaplar bana hayır demeyi becerebilmeyi öğütlemişti. motto şuydu "koyun olma, hayır de". 1990'lı yıllarda hayır demeye o kadar şartlanmışım ki bu filmi seyrettikten sonra geçmişte eğer "evet" desem bana faydası dokunacak şeylere bile "hayır" demiş olduğumu fark ettim. ayrıca, bu filmi izlemeden önce daha dik kafalıydım ve asiydim. insanların tavsiyelerini daha az dikkate alırdım. düpe düz çok bilmiştim. örneğin, diyelim ki bir indirim zamanı bir dükkana girdim ve oradaki görevli bana "sevgili virginia şu anda şu ürünümüz indirimde. almayı düşünmez misiniz?" dese, dükkana o ürünü değilde başka bir ürünü alma niyetiyle girdiğim için üzerinde düşünmeye gerek bile duymadan "hayır" cevabını yapıştırırdım. hatta görevli bana zorla mal satmaya çalışıyor diye ona ters ters bakardım büyük ihtimalle. uyuzun tekiydim. artık, daha çok evet diyorum. en azından yapılan teklifleri önce bir düşünüp işime gelmezse hayır diyorum. bu filmi izlemeden önce "evet" kelimesini daha çok eziklik, boyun eğme gibi kavramlarla özdeşleştiriyordum. ama izledikten sonra "evet" kelimesini daha pozitif, özgür ve çılgınca kavramlarla özdeşleştirmeye başladım. oysa eskiden hayır dediğimde daha özgürdüm. çünkü, beni yönlendirmeye çalışan insanlara isyankar bir tutum sergilemiş oluyordum hayır diyerek. çok yanılmışım..
kısacası, bu filmi izledikten sonra bana yapılan teklif ve önerileri daha olumlu görmeye başladım. insanların beni mantık çerçevesinde manipule etmesine artık çok daha fazla izin veriyorum. örneğin, geçenlerde bir dükkandan bir şemsiye almaya karar verdim. iki şemsiye var. biri mor, biri lacivert. ben tabi hemen mor olana atladım. fakat tezgahtar hanım bence laciverti alın dedi. eski virginia olsa içimden "sanane be, ben mor renk istiyorum" der ve umursamazdım. yani onun teklifine "hayır" derdim. ama bunun yerine neden böyle diyorsunuz diye sordum. o da bana "mor olanın sapı çok uyduruk, öteki daha sağlam dedi." gerçekten de haklıydı. ben de mor şemsiyeyi bırakıp lacivert olanını satın aldım.
artık indirimdeki ürünler konusunda bana satıcılar bir teklifte bulunduğunda da hemen reddetmiyorum. acaba bu ürün gelecek yaz ya da kış işime yarar mı diye kendime sorup ona göre davranıyorum. hatta, artık eskisinden çok daha fazla indirimli dönemlerde alışveriş yapıyorum. çünkü, hayır demem sezon döneminde bir kaç kez pişmanlık yaşamama sebep oldu.
bana kalırsa kadın-erkek ilişkilerinde de aynı prensibi benimsemeliyiz. hemen kestirip atmamalıyız. aksi takdirde gelecekte ciddi pişmanlıklar yaşayabiliriz. nasıl yazın gelecek kış için çizme alıyorsak ilişkilerde de geleceği düşünerek hareket etmeliyiz. hatta ilişkilerde daha çok geleceği düşünmeliyiz. çünkü, ilişkilerin sebep olduğu pişmanlıklar daha ağır oluyor. bazen bir hanım ya da bir adam bize ilgi gösterince bizi manipule ediyor bizi ilişkiye zorluyor, ya da bu hanım ya da adam çok ciddi düşünüyor diye tırsabiliyoruz. ama bence sakin olmalıyız ve tıpkı indirimdeki ürünleri alırken nasıl geleceği düşünüyorsak bu konuda da geleceği düşünmeliyiz. oturup ciddi ciddi geleceği gözümüzde canlandırmalıyız. ancak ve ancak karşımızdakiyle iyi bir gelecek kuramayacağımıza karar verirsek hayır demeliyiz. çünkü eğer bugün bir teklifi kabul etmezsek, gelecekte seçim özgürlüğümüzü kaybedebiliriz. yani bugün faydalandığımız hayır deme özgürlüğü, bizi çok mutsuz ve pişman birine dönüştürebilir (true story). evet deseydim, çok mutlu olabilirdim dememek için bence mutlaka bu filmi izleyin, izlettirin .
--spoiler--
bana kalırsa bu film kült filmlerden biri. 1990'lı yıllarda okuduğum tüm kitaplar bana hayır demeyi becerebilmeyi öğütlemişti. motto şuydu "koyun olma, hayır de". 1990'lı yıllarda hayır demeye o kadar şartlanmışım ki bu filmi seyrettikten sonra geçmişte eğer "evet" desem bana faydası dokunacak şeylere bile "hayır" demiş olduğumu fark ettim. ayrıca, bu filmi izlemeden önce daha dik kafalıydım ve asiydim. insanların tavsiyelerini daha az dikkate alırdım. düpe düz çok bilmiştim. örneğin, diyelim ki bir indirim zamanı bir dükkana girdim ve oradaki görevli bana "sevgili virginia şu anda şu ürünümüz indirimde. almayı düşünmez misiniz?" dese, dükkana o ürünü değilde başka bir ürünü alma niyetiyle girdiğim için üzerinde düşünmeye gerek bile duymadan "hayır" cevabını yapıştırırdım. hatta görevli bana zorla mal satmaya çalışıyor diye ona ters ters bakardım büyük ihtimalle. uyuzun tekiydim. artık, daha çok evet diyorum. en azından yapılan teklifleri önce bir düşünüp işime gelmezse hayır diyorum. bu filmi izlemeden önce "evet" kelimesini daha çok eziklik, boyun eğme gibi kavramlarla özdeşleştiriyordum. ama izledikten sonra "evet" kelimesini daha pozitif, özgür ve çılgınca kavramlarla özdeşleştirmeye başladım. oysa eskiden hayır dediğimde daha özgürdüm. çünkü, beni yönlendirmeye çalışan insanlara isyankar bir tutum sergilemiş oluyordum hayır diyerek. çok yanılmışım..
kısacası, bu filmi izledikten sonra bana yapılan teklif ve önerileri daha olumlu görmeye başladım. insanların beni mantık çerçevesinde manipule etmesine artık çok daha fazla izin veriyorum. örneğin, geçenlerde bir dükkandan bir şemsiye almaya karar verdim. iki şemsiye var. biri mor, biri lacivert. ben tabi hemen mor olana atladım. fakat tezgahtar hanım bence laciverti alın dedi. eski virginia olsa içimden "sanane be, ben mor renk istiyorum" der ve umursamazdım. yani onun teklifine "hayır" derdim. ama bunun yerine neden böyle diyorsunuz diye sordum. o da bana "mor olanın sapı çok uyduruk, öteki daha sağlam dedi." gerçekten de haklıydı. ben de mor şemsiyeyi bırakıp lacivert olanını satın aldım.
artık indirimdeki ürünler konusunda bana satıcılar bir teklifte bulunduğunda da hemen reddetmiyorum. acaba bu ürün gelecek yaz ya da kış işime yarar mı diye kendime sorup ona göre davranıyorum. hatta, artık eskisinden çok daha fazla indirimli dönemlerde alışveriş yapıyorum. çünkü, hayır demem sezon döneminde bir kaç kez pişmanlık yaşamama sebep oldu.
bana kalırsa kadın-erkek ilişkilerinde de aynı prensibi benimsemeliyiz. hemen kestirip atmamalıyız. aksi takdirde gelecekte ciddi pişmanlıklar yaşayabiliriz. nasıl yazın gelecek kış için çizme alıyorsak ilişkilerde de geleceği düşünerek hareket etmeliyiz. hatta ilişkilerde daha çok geleceği düşünmeliyiz. çünkü, ilişkilerin sebep olduğu pişmanlıklar daha ağır oluyor. bazen bir hanım ya da bir adam bize ilgi gösterince bizi manipule ediyor bizi ilişkiye zorluyor, ya da bu hanım ya da adam çok ciddi düşünüyor diye tırsabiliyoruz. ama bence sakin olmalıyız ve tıpkı indirimdeki ürünleri alırken nasıl geleceği düşünüyorsak bu konuda da geleceği düşünmeliyiz. oturup ciddi ciddi geleceği gözümüzde canlandırmalıyız. ancak ve ancak karşımızdakiyle iyi bir gelecek kuramayacağımıza karar verirsek hayır demeliyiz. çünkü eğer bugün bir teklifi kabul etmezsek, gelecekte seçim özgürlüğümüzü kaybedebiliriz. yani bugün faydalandığımız hayır deme özgürlüğü, bizi çok mutsuz ve pişman birine dönüştürebilir (true story). evet deseydim, çok mutlu olabilirdim dememek için bence mutlaka bu filmi izleyin, izlettirin .
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar