bugün
- iç sıkıntısı6
- beni kaybettin diyen erkek14
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- bir sevgiliden beklenen şeyler11
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- ekşiye gidiyorum ben10
- arkadaşlar bir şey danışacağım10
- güne almanca bir cümle bırak3
- gecenin korkunç yaratıkları3
- tecrübe edilen en korkunç şey3
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler26
- sadece filistin'i önemsemek15
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı12
- aslan burcu3
- mazotun litresi 101 lira36
- sevgiliyi kediye onaylatmak7
- kahve falı bakabilen muhteşem fevkalade yazarlar8
- bir erkeğin wp aile grubuna alınma kriterleri6
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz16
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa7
- kadikoy psikolog4
- saddam hüseyin3
- iblis'in sesini duymak11
- gocu38
- beşiktaş'ın marsilya'yı gol manyağı yapması5
- cb külliyesinde türk bayrağı olmaması3
- hangi şehrin erkeği meşhurdur5
- kanadalı ünlüler3
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek21
- jango fett2
- 28 bine çalışmak8
- 2019 da doğmak nedir4
- ona bir şarkı gönder4
- palpatine2
- bir erkeğe objektif bakma yetisini kaybetmek5
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- charlie kirk3
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı7
- kürdü sevin10
- sevgilinin garanti kapsamı dışında kalması4
- yaşlılığı kabullenemeyen insan10
- allah6
- israil11
- anın görüntüsü24
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- amerika2
- henüz hazır değilim3
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
--spoiler--
beni bu yaşımda tv dizisi seyrederken ağlattılar ya, bu fisher ailesini allah nasıl biliyosa öyle yapsın. nate'i hristiyan geleneklerine aykırı bi şekilde sadece kefene sarıp, dua ve mevlana kasideleriyle gömerlerken, daha önce ölmüş yakınlarım geldi aklıma. mezarın içine girip ölü bedeni nazikçe toprağa yerleştirmenin nasıl bi his olduğunu bildiğim için, nate'i taşıyan üç kişiye yardım etmek ve abisinin incinmemesi için öne atılan clarie'i görünce dağıldım resmen.
dizideki hiç bi karakter mükemmel değil, hiçbirinde asil davranışlar görmüyoruz, yalanlar, aldatmalar, uyuşturucular vs....çok genel bi bakış açısıyla bakarsak, başkasına zarar vermeyen, başkalarının duygularını yerle bir etmeyen bi tane karakter yok dizide. işin kötüsü de bu zaten...herşey o kadar aşırı gerçek ki...
ilk yayınlanmaya başladığından beri izliyorum diziyi...araya başka ilgi duyduğum diziler girdi, öğrencilik ve askerlik sırasındaki bol boş zaman varlığı nedeniyle oturup izliyodum cnbceden. niptucklar, gilmore girlsler, lostlar, sitcomlar...bu dizileri merakla beklerdim, bi sonraki bölümde noolcak acaba diye ama six feet under'da hiç öyle bi duygu yoktu, hiç merak etmedim, hiç içim içimi yemedi, bi kurgu gibi değildi benim için. bakiyim senaristler naapmışlar demedim lost'taki gibi ya da nip tuck'taki gibi karakterlerin enteresanlıklarıyla eğlenmedim. hep bi kenarda bizimle beraber yaşayan bi aile gibiydi fisher ailesi. sokağın sonundaki cenazecilerdi. zaman zaman nate'le zaman zaman claire'le özdeşleşerek 5 sezon tamamlamışız hiç farketmeden.
ilk bölümde babasının ölümü üzerine şehre dönen nate, karısının yanında gitti mevlana ve kurt cobain eşliğinde. ruhu şad olsun. mekanı cennet olsun, tabi cennet diye biyer varsa.
--spoiler--
he was just too pure for this world - nathaniel fisher
beni bu yaşımda tv dizisi seyrederken ağlattılar ya, bu fisher ailesini allah nasıl biliyosa öyle yapsın. nate'i hristiyan geleneklerine aykırı bi şekilde sadece kefene sarıp, dua ve mevlana kasideleriyle gömerlerken, daha önce ölmüş yakınlarım geldi aklıma. mezarın içine girip ölü bedeni nazikçe toprağa yerleştirmenin nasıl bi his olduğunu bildiğim için, nate'i taşıyan üç kişiye yardım etmek ve abisinin incinmemesi için öne atılan clarie'i görünce dağıldım resmen.
dizideki hiç bi karakter mükemmel değil, hiçbirinde asil davranışlar görmüyoruz, yalanlar, aldatmalar, uyuşturucular vs....çok genel bi bakış açısıyla bakarsak, başkasına zarar vermeyen, başkalarının duygularını yerle bir etmeyen bi tane karakter yok dizide. işin kötüsü de bu zaten...herşey o kadar aşırı gerçek ki...
ilk yayınlanmaya başladığından beri izliyorum diziyi...araya başka ilgi duyduğum diziler girdi, öğrencilik ve askerlik sırasındaki bol boş zaman varlığı nedeniyle oturup izliyodum cnbceden. niptucklar, gilmore girlsler, lostlar, sitcomlar...bu dizileri merakla beklerdim, bi sonraki bölümde noolcak acaba diye ama six feet under'da hiç öyle bi duygu yoktu, hiç merak etmedim, hiç içim içimi yemedi, bi kurgu gibi değildi benim için. bakiyim senaristler naapmışlar demedim lost'taki gibi ya da nip tuck'taki gibi karakterlerin enteresanlıklarıyla eğlenmedim. hep bi kenarda bizimle beraber yaşayan bi aile gibiydi fisher ailesi. sokağın sonundaki cenazecilerdi. zaman zaman nate'le zaman zaman claire'le özdeşleşerek 5 sezon tamamlamışız hiç farketmeden.
ilk bölümde babasının ölümü üzerine şehre dönen nate, karısının yanında gitti mevlana ve kurt cobain eşliğinde. ruhu şad olsun. mekanı cennet olsun, tabi cennet diye biyer varsa.
--spoiler--
he was just too pure for this world - nathaniel fisher
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar