bugün
- memduh bashgan13
- simko39
- nihoşun ölümü16
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi21
- rambo ariel ortega7
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- asteğmen3
- emret komutanım tahir yüzbaşı4
- yazarların akşam yemekleri2
- starbucks'ın uludağ sözlük ten kalabalık olması2
- nihal yalçın2
- levent üsteğmen ile çiğdem üstteğmen'in sevişmesi2
- gheorghe hagi3
- terliksi vedat3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık18
- waffle3
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız6
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek12
- the jackal2
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- tuncay ortega serhat serhat ceyhun ümit2
- özgür özel'in tutuklanması9
- insanın inanmak istediğine inanması2
- alex de souza nobre ikilisi2
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- fakirlerin çocuklarına koyduğu sikimsonik isimler3
- sahilde çok fazla şişman genç kadın olması3
- sırrı süreyya önder2
- yeni parti5
- benim çocuğum yapmaz annesi5
- emret komutanım3
- ben gürcü yüm eşim arap karşıma türklükle gelmeyin2
- alex de souza2
- velvet16
- akp vs pkk6
- sturm graz2
- ismail kartal4
- kolonoskopi4
- zorunlu eğitim6
- eric abidal3
- roberto carlos ile tüpçü fikret'in otopark kavgası2
- meal kuran değildir26
- yerli ve milli muhalefet2
- cafu lucio carlos silva ronaldinho ronaldo rivaldo2
- arka kapının gıcırdaması5
- midilli adası7
- bayan yazarların nick altı3
- uysaljakoben biraderin yok olması2
paralel evren dilinde siktir edilmektir. oku, ama bence sıkılırsın sen.
***
Ne diyorsun şimdi çekip giderek?
Nasıl ümit taşırım sensizliğe?
Doğarken yalnızdık, yalnızız diye?
Hepten sensizliği sevmem mi gerek?
Paylaşılmış bir şey kalmaz geride,
Kendi tesellime düştüğüm yerde;
Ne dersin yeter mi sence istemek?
3 haziran o'nun doğumgünüydü. gerçi hala doğumgünü ama artık uzak diyarlarda evli barklı ve maalesef mutluluk herkesin hakkı değil.. birilerinin karnına sevinç kelebekleri atan esrarengiz bir olay, diğer biri için katıksız, huniyle kana karıştırılmış hüzün olabiliyor. daha önce de söylediğim gibi, evren gizemlerle dolu bir yer.
evrenin bir gizemi daha, nedendir bilinmez bu dengesiz kıza aşık olduğumdan beri zehir gibi şiirler yazmamdı. anlatayım, kendisi sınıf arkadaşım gizem.. zaten bu isim-güzel kız uyumu tuttuğunda geriye kalan tek şey aşık olmaktır. çünkü sen aşık olana kadar kimse mükemmel değildir.
doğum gününden bir hafta kadar önce, gizem'le rutin cafe muhabbetlerimiz esnasında yaş günü için kimsenin bir plan yapmadığını, bu durumu aşırı şekilde takıntı yaptığını farkettim. durumdan vazife çıkarmak gibi olmasın da, ne bileyim bir parça yakınlığımı göstermek açısından bombastik bir planla karşısına çıkıp voleyi doksana vuracaktım. ona değer vermek aşkımın ibadetiydi. bu kutsal ayini kaçıramazdım.
zaten olmayan parayla bir cafe kapatılıp, tüm arkadaşlarının hazır bulunduğu bir ortam oluşturmak ne kadar zor olabilirdi ki? tüm arkadaşlarına o gün içinde haber verilir, gitar çalan yavşak erkekler özenle elendikten sonra müzik işi halledilerek, yapay bir mutluluk tapınağı haline gelecek olan cafe o geceyi unutulmaz kılacaktı. para dedikleri, eğer cebimde olsaydı gerçekten hiç önemli değildi.
gerekli olan parayı telefonumu satarak ve part-time çalıştığım işimden ödünç alarak denkleştirip planı uygulamaya koydum. yalnız elim bir hata yapıp bu sürpriz parti davetini kendim yapmak yerine gizem'in arkadaşlarına bırakmıştım. bir anlamda kendimi bilerek gizleyip anlaşılmayı bekleyecektim. türk filmi klasiği.
zaten hep o türk filmleri bizi bu hale getirmedi mi? güzel kız görünce fonda nedensiz bir orhan gencebay şarkısı, ölesiye ergenim o vakit.
3 haziran günü gizem'i ders çıkışında bahçede yürüyüşe davet ettim. şurdan burdan konuştuk, havalar sıcak, sular soğuktu. en soğuk olanı ise kalbimi sıkan buz gibi bir eldi:
mujdeci: akşam bir planın var mı gizem?
gizem: arkadaşlar parti düzenlemişler sanırım. benim bilmediğimi sanıyorlar ama ben anladım. neden sordun?
mujdeci: bugün doğumgünün neden soracam. planın yoksa beraber takılalım diyecektim.
aslında amacım onu cafe ye götürmekti. böylece hediyesini ilk elden alacaktı. belki girişte şaşkınlıktan bir çığlık atacak, bana ilk defa farklı bir göz ucuyla bakacaktı. küçük hesaplarıyla kadınlığın, kirlenmemiş, yalansız ve ölesiye saf. evet benim o dakika dünyadaki cennetim buydu.
gizem: çok incesin, çok teşekkür ederim. gerçekten unuttuğunu sanmıştım.
mujdeci: (içses: aylardır, seni bir saniye unutabilmek için neleri veririm bilsen.. o kadar kusursuzsun ki kızamıyorum sana. kendimi affedemeyen ben, sana kusur bulamıyorum) unutmuştum ama arkadaşlarından biri hatırlattı ehe. benim de canım sıkılıyordu zaten söyleyeyim dedim.
gizem: ayy canım ya sen de gel diyeceğim de sıkılırsın sen. benim çevrem sana hafif kaçar..
mujdeci: sus gizem. bir kelime daha etme gizem..
***
bunu söylerken elimi o eskiden taptığım dudaklarına dokundum. kasıklarımdan göğüs kafesime kadar, az önce kalbimi sıkan buz gibi eli hissettim. o anda tecavüze uğramışçasına hayattan ölesiye tiksiniyordum. bir insanı yok etmek bu kadar basitti işte. çok sev, anında siktir olup gidecektir.
günler boyunca özür dilemeye çalışsa da bir hikayem, bir kırık kalbim, bir yenilgim daha olmuş ve artık yazdığım şiir tamamlanmıştı..
***
Direncimiz yetişmez ölünceye dek!
Şu kar yarası ellerle ne benim,
Uzak gülücüklerle ne de senin;
Hicran delil olunca aşka giderek.
Günden güne artar pişmanlığımız,
Artık, aşkı bölüşen birer yalnızız;
ikimizin de peşine düşünce sevmek.
Zamansız yağmurlar yakalayıp bizi,
Yıldırımlara vurur ömürlerimizi;
Bakılmamış bulutlardan geçerek.
Böyle anlarız tükendiğimizi..
Ne demek boş yere tükenip bitmek?
Ne diyorsun şimdi çekip giderek?
***
Ne diyorsun şimdi çekip giderek?
Nasıl ümit taşırım sensizliğe?
Doğarken yalnızdık, yalnızız diye?
Hepten sensizliği sevmem mi gerek?
Paylaşılmış bir şey kalmaz geride,
Kendi tesellime düştüğüm yerde;
Ne dersin yeter mi sence istemek?
3 haziran o'nun doğumgünüydü. gerçi hala doğumgünü ama artık uzak diyarlarda evli barklı ve maalesef mutluluk herkesin hakkı değil.. birilerinin karnına sevinç kelebekleri atan esrarengiz bir olay, diğer biri için katıksız, huniyle kana karıştırılmış hüzün olabiliyor. daha önce de söylediğim gibi, evren gizemlerle dolu bir yer.
evrenin bir gizemi daha, nedendir bilinmez bu dengesiz kıza aşık olduğumdan beri zehir gibi şiirler yazmamdı. anlatayım, kendisi sınıf arkadaşım gizem.. zaten bu isim-güzel kız uyumu tuttuğunda geriye kalan tek şey aşık olmaktır. çünkü sen aşık olana kadar kimse mükemmel değildir.
doğum gününden bir hafta kadar önce, gizem'le rutin cafe muhabbetlerimiz esnasında yaş günü için kimsenin bir plan yapmadığını, bu durumu aşırı şekilde takıntı yaptığını farkettim. durumdan vazife çıkarmak gibi olmasın da, ne bileyim bir parça yakınlığımı göstermek açısından bombastik bir planla karşısına çıkıp voleyi doksana vuracaktım. ona değer vermek aşkımın ibadetiydi. bu kutsal ayini kaçıramazdım.
zaten olmayan parayla bir cafe kapatılıp, tüm arkadaşlarının hazır bulunduğu bir ortam oluşturmak ne kadar zor olabilirdi ki? tüm arkadaşlarına o gün içinde haber verilir, gitar çalan yavşak erkekler özenle elendikten sonra müzik işi halledilerek, yapay bir mutluluk tapınağı haline gelecek olan cafe o geceyi unutulmaz kılacaktı. para dedikleri, eğer cebimde olsaydı gerçekten hiç önemli değildi.
gerekli olan parayı telefonumu satarak ve part-time çalıştığım işimden ödünç alarak denkleştirip planı uygulamaya koydum. yalnız elim bir hata yapıp bu sürpriz parti davetini kendim yapmak yerine gizem'in arkadaşlarına bırakmıştım. bir anlamda kendimi bilerek gizleyip anlaşılmayı bekleyecektim. türk filmi klasiği.
zaten hep o türk filmleri bizi bu hale getirmedi mi? güzel kız görünce fonda nedensiz bir orhan gencebay şarkısı, ölesiye ergenim o vakit.
3 haziran günü gizem'i ders çıkışında bahçede yürüyüşe davet ettim. şurdan burdan konuştuk, havalar sıcak, sular soğuktu. en soğuk olanı ise kalbimi sıkan buz gibi bir eldi:
mujdeci: akşam bir planın var mı gizem?
gizem: arkadaşlar parti düzenlemişler sanırım. benim bilmediğimi sanıyorlar ama ben anladım. neden sordun?
mujdeci: bugün doğumgünün neden soracam. planın yoksa beraber takılalım diyecektim.
aslında amacım onu cafe ye götürmekti. böylece hediyesini ilk elden alacaktı. belki girişte şaşkınlıktan bir çığlık atacak, bana ilk defa farklı bir göz ucuyla bakacaktı. küçük hesaplarıyla kadınlığın, kirlenmemiş, yalansız ve ölesiye saf. evet benim o dakika dünyadaki cennetim buydu.
gizem: çok incesin, çok teşekkür ederim. gerçekten unuttuğunu sanmıştım.
mujdeci: (içses: aylardır, seni bir saniye unutabilmek için neleri veririm bilsen.. o kadar kusursuzsun ki kızamıyorum sana. kendimi affedemeyen ben, sana kusur bulamıyorum) unutmuştum ama arkadaşlarından biri hatırlattı ehe. benim de canım sıkılıyordu zaten söyleyeyim dedim.
gizem: ayy canım ya sen de gel diyeceğim de sıkılırsın sen. benim çevrem sana hafif kaçar..
mujdeci: sus gizem. bir kelime daha etme gizem..
***
bunu söylerken elimi o eskiden taptığım dudaklarına dokundum. kasıklarımdan göğüs kafesime kadar, az önce kalbimi sıkan buz gibi eli hissettim. o anda tecavüze uğramışçasına hayattan ölesiye tiksiniyordum. bir insanı yok etmek bu kadar basitti işte. çok sev, anında siktir olup gidecektir.
günler boyunca özür dilemeye çalışsa da bir hikayem, bir kırık kalbim, bir yenilgim daha olmuş ve artık yazdığım şiir tamamlanmıştı..
***
Direncimiz yetişmez ölünceye dek!
Şu kar yarası ellerle ne benim,
Uzak gülücüklerle ne de senin;
Hicran delil olunca aşka giderek.
Günden güne artar pişmanlığımız,
Artık, aşkı bölüşen birer yalnızız;
ikimizin de peşine düşünce sevmek.
Zamansız yağmurlar yakalayıp bizi,
Yıldırımlara vurur ömürlerimizi;
Bakılmamış bulutlardan geçerek.
Böyle anlarız tükendiğimizi..
Ne demek boş yere tükenip bitmek?
Ne diyorsun şimdi çekip giderek?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar