bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri26
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- claudian clouds33
- allah11
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız6
- true'nun engelli olması6
- okan buruk9
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- sarapci koala hatayi33
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından2
- insan kimse bakmıyorken yaptığı şeydir2
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- meriç dükalığı8
- moral olsun bik bik ime2
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- uğurcan çakır3
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- sözlük kızlarının kekleri24
- icat edilmesi beklenen şeyler2
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- sevdiğiniz yazarlar8
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung9
- gecenin şarkısı20
- islamda namaz yoktur30
- kafaya kese kağıdı geçirmek2
- amedspor maçından korkmak2
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- okan çık hesap ver4
- fusya semsiyeli yabanci22
- galatasaray10
- habire124
- rafael leao2
- kadir inanır'ın mirası4
- sözlüğün ölü gibi olması5
- okan buruk'un yerine geçecek teknik direktör2
- kürdistan10
- insanları birbirine düşürmek4
- trabzonspor5
- leroy sane2
- kadınlar4
- etli biber dolması5
- galatasaray trabzonspor kardeşliğinin bozulması2
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- bana onu sormayin8
- dantelli sütyen takan erkek12
paralel evren dilinde siktir edilmektir. oku, ama bence sıkılırsın sen.
***
Ne diyorsun şimdi çekip giderek?
Nasıl ümit taşırım sensizliğe?
Doğarken yalnızdık, yalnızız diye?
Hepten sensizliği sevmem mi gerek?
Paylaşılmış bir şey kalmaz geride,
Kendi tesellime düştüğüm yerde;
Ne dersin yeter mi sence istemek?
3 haziran o'nun doğumgünüydü. gerçi hala doğumgünü ama artık uzak diyarlarda evli barklı ve maalesef mutluluk herkesin hakkı değil.. birilerinin karnına sevinç kelebekleri atan esrarengiz bir olay, diğer biri için katıksız, huniyle kana karıştırılmış hüzün olabiliyor. daha önce de söylediğim gibi, evren gizemlerle dolu bir yer.
evrenin bir gizemi daha, nedendir bilinmez bu dengesiz kıza aşık olduğumdan beri zehir gibi şiirler yazmamdı. anlatayım, kendisi sınıf arkadaşım gizem.. zaten bu isim-güzel kız uyumu tuttuğunda geriye kalan tek şey aşık olmaktır. çünkü sen aşık olana kadar kimse mükemmel değildir.
doğum gününden bir hafta kadar önce, gizem'le rutin cafe muhabbetlerimiz esnasında yaş günü için kimsenin bir plan yapmadığını, bu durumu aşırı şekilde takıntı yaptığını farkettim. durumdan vazife çıkarmak gibi olmasın da, ne bileyim bir parça yakınlığımı göstermek açısından bombastik bir planla karşısına çıkıp voleyi doksana vuracaktım. ona değer vermek aşkımın ibadetiydi. bu kutsal ayini kaçıramazdım.
zaten olmayan parayla bir cafe kapatılıp, tüm arkadaşlarının hazır bulunduğu bir ortam oluşturmak ne kadar zor olabilirdi ki? tüm arkadaşlarına o gün içinde haber verilir, gitar çalan yavşak erkekler özenle elendikten sonra müzik işi halledilerek, yapay bir mutluluk tapınağı haline gelecek olan cafe o geceyi unutulmaz kılacaktı. para dedikleri, eğer cebimde olsaydı gerçekten hiç önemli değildi.
gerekli olan parayı telefonumu satarak ve part-time çalıştığım işimden ödünç alarak denkleştirip planı uygulamaya koydum. yalnız elim bir hata yapıp bu sürpriz parti davetini kendim yapmak yerine gizem'in arkadaşlarına bırakmıştım. bir anlamda kendimi bilerek gizleyip anlaşılmayı bekleyecektim. türk filmi klasiği.
zaten hep o türk filmleri bizi bu hale getirmedi mi? güzel kız görünce fonda nedensiz bir orhan gencebay şarkısı, ölesiye ergenim o vakit.
3 haziran günü gizem'i ders çıkışında bahçede yürüyüşe davet ettim. şurdan burdan konuştuk, havalar sıcak, sular soğuktu. en soğuk olanı ise kalbimi sıkan buz gibi bir eldi:
mujdeci: akşam bir planın var mı gizem?
gizem: arkadaşlar parti düzenlemişler sanırım. benim bilmediğimi sanıyorlar ama ben anladım. neden sordun?
mujdeci: bugün doğumgünün neden soracam. planın yoksa beraber takılalım diyecektim.
aslında amacım onu cafe ye götürmekti. böylece hediyesini ilk elden alacaktı. belki girişte şaşkınlıktan bir çığlık atacak, bana ilk defa farklı bir göz ucuyla bakacaktı. küçük hesaplarıyla kadınlığın, kirlenmemiş, yalansız ve ölesiye saf. evet benim o dakika dünyadaki cennetim buydu.
gizem: çok incesin, çok teşekkür ederim. gerçekten unuttuğunu sanmıştım.
mujdeci: (içses: aylardır, seni bir saniye unutabilmek için neleri veririm bilsen.. o kadar kusursuzsun ki kızamıyorum sana. kendimi affedemeyen ben, sana kusur bulamıyorum) unutmuştum ama arkadaşlarından biri hatırlattı ehe. benim de canım sıkılıyordu zaten söyleyeyim dedim.
gizem: ayy canım ya sen de gel diyeceğim de sıkılırsın sen. benim çevrem sana hafif kaçar..
mujdeci: sus gizem. bir kelime daha etme gizem..
***
bunu söylerken elimi o eskiden taptığım dudaklarına dokundum. kasıklarımdan göğüs kafesime kadar, az önce kalbimi sıkan buz gibi eli hissettim. o anda tecavüze uğramışçasına hayattan ölesiye tiksiniyordum. bir insanı yok etmek bu kadar basitti işte. çok sev, anında siktir olup gidecektir.
günler boyunca özür dilemeye çalışsa da bir hikayem, bir kırık kalbim, bir yenilgim daha olmuş ve artık yazdığım şiir tamamlanmıştı..
***
Direncimiz yetişmez ölünceye dek!
Şu kar yarası ellerle ne benim,
Uzak gülücüklerle ne de senin;
Hicran delil olunca aşka giderek.
Günden güne artar pişmanlığımız,
Artık, aşkı bölüşen birer yalnızız;
ikimizin de peşine düşünce sevmek.
Zamansız yağmurlar yakalayıp bizi,
Yıldırımlara vurur ömürlerimizi;
Bakılmamış bulutlardan geçerek.
Böyle anlarız tükendiğimizi..
Ne demek boş yere tükenip bitmek?
Ne diyorsun şimdi çekip giderek?
***
Ne diyorsun şimdi çekip giderek?
Nasıl ümit taşırım sensizliğe?
Doğarken yalnızdık, yalnızız diye?
Hepten sensizliği sevmem mi gerek?
Paylaşılmış bir şey kalmaz geride,
Kendi tesellime düştüğüm yerde;
Ne dersin yeter mi sence istemek?
3 haziran o'nun doğumgünüydü. gerçi hala doğumgünü ama artık uzak diyarlarda evli barklı ve maalesef mutluluk herkesin hakkı değil.. birilerinin karnına sevinç kelebekleri atan esrarengiz bir olay, diğer biri için katıksız, huniyle kana karıştırılmış hüzün olabiliyor. daha önce de söylediğim gibi, evren gizemlerle dolu bir yer.
evrenin bir gizemi daha, nedendir bilinmez bu dengesiz kıza aşık olduğumdan beri zehir gibi şiirler yazmamdı. anlatayım, kendisi sınıf arkadaşım gizem.. zaten bu isim-güzel kız uyumu tuttuğunda geriye kalan tek şey aşık olmaktır. çünkü sen aşık olana kadar kimse mükemmel değildir.
doğum gününden bir hafta kadar önce, gizem'le rutin cafe muhabbetlerimiz esnasında yaş günü için kimsenin bir plan yapmadığını, bu durumu aşırı şekilde takıntı yaptığını farkettim. durumdan vazife çıkarmak gibi olmasın da, ne bileyim bir parça yakınlığımı göstermek açısından bombastik bir planla karşısına çıkıp voleyi doksana vuracaktım. ona değer vermek aşkımın ibadetiydi. bu kutsal ayini kaçıramazdım.
zaten olmayan parayla bir cafe kapatılıp, tüm arkadaşlarının hazır bulunduğu bir ortam oluşturmak ne kadar zor olabilirdi ki? tüm arkadaşlarına o gün içinde haber verilir, gitar çalan yavşak erkekler özenle elendikten sonra müzik işi halledilerek, yapay bir mutluluk tapınağı haline gelecek olan cafe o geceyi unutulmaz kılacaktı. para dedikleri, eğer cebimde olsaydı gerçekten hiç önemli değildi.
gerekli olan parayı telefonumu satarak ve part-time çalıştığım işimden ödünç alarak denkleştirip planı uygulamaya koydum. yalnız elim bir hata yapıp bu sürpriz parti davetini kendim yapmak yerine gizem'in arkadaşlarına bırakmıştım. bir anlamda kendimi bilerek gizleyip anlaşılmayı bekleyecektim. türk filmi klasiği.
zaten hep o türk filmleri bizi bu hale getirmedi mi? güzel kız görünce fonda nedensiz bir orhan gencebay şarkısı, ölesiye ergenim o vakit.
3 haziran günü gizem'i ders çıkışında bahçede yürüyüşe davet ettim. şurdan burdan konuştuk, havalar sıcak, sular soğuktu. en soğuk olanı ise kalbimi sıkan buz gibi bir eldi:
mujdeci: akşam bir planın var mı gizem?
gizem: arkadaşlar parti düzenlemişler sanırım. benim bilmediğimi sanıyorlar ama ben anladım. neden sordun?
mujdeci: bugün doğumgünün neden soracam. planın yoksa beraber takılalım diyecektim.
aslında amacım onu cafe ye götürmekti. böylece hediyesini ilk elden alacaktı. belki girişte şaşkınlıktan bir çığlık atacak, bana ilk defa farklı bir göz ucuyla bakacaktı. küçük hesaplarıyla kadınlığın, kirlenmemiş, yalansız ve ölesiye saf. evet benim o dakika dünyadaki cennetim buydu.
gizem: çok incesin, çok teşekkür ederim. gerçekten unuttuğunu sanmıştım.
mujdeci: (içses: aylardır, seni bir saniye unutabilmek için neleri veririm bilsen.. o kadar kusursuzsun ki kızamıyorum sana. kendimi affedemeyen ben, sana kusur bulamıyorum) unutmuştum ama arkadaşlarından biri hatırlattı ehe. benim de canım sıkılıyordu zaten söyleyeyim dedim.
gizem: ayy canım ya sen de gel diyeceğim de sıkılırsın sen. benim çevrem sana hafif kaçar..
mujdeci: sus gizem. bir kelime daha etme gizem..
***
bunu söylerken elimi o eskiden taptığım dudaklarına dokundum. kasıklarımdan göğüs kafesime kadar, az önce kalbimi sıkan buz gibi eli hissettim. o anda tecavüze uğramışçasına hayattan ölesiye tiksiniyordum. bir insanı yok etmek bu kadar basitti işte. çok sev, anında siktir olup gidecektir.
günler boyunca özür dilemeye çalışsa da bir hikayem, bir kırık kalbim, bir yenilgim daha olmuş ve artık yazdığım şiir tamamlanmıştı..
***
Direncimiz yetişmez ölünceye dek!
Şu kar yarası ellerle ne benim,
Uzak gülücüklerle ne de senin;
Hicran delil olunca aşka giderek.
Günden güne artar pişmanlığımız,
Artık, aşkı bölüşen birer yalnızız;
ikimizin de peşine düşünce sevmek.
Zamansız yağmurlar yakalayıp bizi,
Yıldırımlara vurur ömürlerimizi;
Bakılmamış bulutlardan geçerek.
Böyle anlarız tükendiğimizi..
Ne demek boş yere tükenip bitmek?
Ne diyorsun şimdi çekip giderek?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar