bugün
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz9
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar10
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı6
- 4 kasım 2026 liverpoolun fbye döşeyceği boru4
- yeni tanışılan kimse8
- muslettin amca13
- cezaevine özenen gençler8
- yağmurlu bir güne uyanmak5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı28
- 6 milyon lirayı zimmetine geçiren zabıt katibi5
- inancın sıcacık fırınları5
- sözlük klasikleri8
- fenerlilerin ağlaması2
- biz de birileriyiz3
- 5000 yıllık kürt tarihinin ıspatı5
- suavi nin tıraş bıçağı reklamında oynaması2
- sex shop3
- anlamadım true ayıplı film çekerken mi yakalanmış3
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak11
- erkekler neden teşhirci giyinmez5
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan5
- aleksey batrakov27
- ucanpembekoala4
- anın görüntüsü33
- 24 kasım 2026 galatasaray aston villa maçı5
- adolescence2
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması5
- akepem yapmaz5
- aşk4
- 12 kasım 2026 türkiye belçika maçı3
- güne bir kitap alıntısı bırak3
- yazılımcıların flörtleşme algoritması2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- kamala harris4
- teoman müziği bıraktı2
- sinan sardoğan2
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı3
- kırıkkaleli olmak istemek10
- insan sevmemek2
- doların 50 tl olması10
- çöpe bırakılmış ıvır zıvır3
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi3
- 15 kasım 2026 fransa türkiye maçı2
- emre belözoğlu8
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir11
- sözlük kürdü55
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil17
- queen ravennanın aşırı güzel olması14
- arap götü10
Ne Tema'nın ne de ormanlarımızın geleceğinden endişe eden diğer kişi ve kurumların çabaları ne yazık ki karşılık bulmamıştır. Kamuoyunda 2-b olarak adlandırılan orman vasfını kaybetmiş hazine arazilerinin satışını öngören yasal düzenleme TBMM'de kabul edildi. Yasa, Cumhurbaşkanı onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girecek. Bu aşamadan sonra her bölge için oluşturulacak komisyonlar rayiç bedel tespiti yapacak. Bu aşamadan sonra da başvurular başlayacak. (Radikal, 20.04.2012)
Bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra orman tahribatının artacağı ortada. Evet, ülke kasasına 16 milyar lira gibi bir paranın girmesi öngörülüyor. Üstelik bu rakam en az olarak veriliyor.
Ama işin ahlaki boyutu var bir de... Pembe hayallerle yaşayanlara şunu sormak lazım. Neden Tansu çiller'den ismail Türüt'e kadar bu yasayı bekleyenler ülkenin gelir seviyesi bakımından piramitin üstünde oturanlar? Daha bu yasanın dumanı tütmeye başladığında bir çok insan ormanlık alanların içinden kendilerine arazi çevirmeye başladılar. Bir kaç dikenli telle bu iş oldukça basit bir şekilde yapılıyor zira. Kısacası devletin arazisini işgal etmiş insanlar bu yasadan asıl faydalanacak olanlar. 1.000 - 1.500 lira geliri olan insanlar bu tip bir eyleme zaten cesaret edemezler. Ama kaybedecek bir şeyi olmayanlar ki çoğu zengin olanlar bundan faydalanma yoluyla arazi işgaline başladılar. Bizim gibi maaşla geçimlerini zar zor sağlayıp, kredilerle ev sahibi olup borçlananlar bir yana bunlar haybeden bir araziyi işgal edip, ağaçları kesip evleri kondurdular. Şimdi de bu yasayla o arazilerin ya da evlerinin tapusunu alacaklar. Bu 2-b'yi savunanlara etik geliyorsa kendi sorunları. Kısacası devlet kendini soyanlara prim vermiş oldu. Bizler senelerce çalışıp güç bela bir ev sahibi olmaya çalışa duralım bu arsızlar çevirdikleri arazinin rayiç bedelini ödeyip o evlerin tapusunu alacaklar. Sonra da o evleri ki çoğu orman içinde ya da kıyısında olduğu için devlete ödediklerinin bin katı fiyata satacaklar. Bu hak mıdır? Yiyorsa siz yapın bakalım nasıl götünüzü kesiyorlar. Gücü olmayanın, arkası olmayanın girişeceği iş değil...
işin çevresel boyutu da çok önemli... Bu işten nemalanmaya çalışanlar ya da çalışacak olanlar çoktan arazilerinin etrafındaki ağaçlara kıydılar zaten. Sonrasında ne olacak? Her sene ne kadar ormanlık alanı kaybettiğimizi biliyor muyuz? Yakın gelecekte şehirlerde yaşayanlar için hayvanat bahçeleri gibi ormanat bahçeleri kurulursa şaşırmam. Kısa günün karını düşünürken geleceğimizi adım adım yok ediyoruz. Kaldı ki hayvanat bahçelerindeki hayvanları üretmek bir ağacı yetiştirmekten çok çok daha kolay. Bu tip çevresel katliamlara önem vermiyoruz ama geçtiğimiz haftalarda yıkılan köprü yüzünden 15 vatandaşımız hayatını kaybetti. Uzmanlar köprünün bakımının yapılmadığını da dile getirseler de HES'lerin de bu yıkımı kolaylaştırdığını bildirdiler. Kesilen ağaçlar yüzünden tepeler kabaklaşınca yağan yağmur ağaçların olmadığı tepelerden toprağı kolayca sürüklemiş akan suyun toprak ve kumla yoğunlaşması sonucu da köprünün yıkımını kolaylaştırmıştı. Bu canların hesabını kimse vermeyecek ama... en kıytırıl ağacın bile 10-15 yılda yetiştiğini hesap edecek olursak bu zararın telafisi ancak bu süreden sonra mümkün olabilir.
işin kokuşmuş tarafı bu alanları yağmalayıp evleri konduranlar etraflarına da ortak istemiyorlar bir de... Yani madem burasının orman vasfı yok dur şuraya iki kiremit koyayım da nasipleneyim derseniz sizi anında çizerler. Bu kapitalizmin bir yöntemi, adaletsizliğin ve vicdansızlığın tipik örneklerinden biri. Aynı iran'ın atom enerjisiyle uğraşmasına, atom bombası yapmaya çalışmasına karşı çıkan ülkelerinin hepsinin atom bombasına sahip olması gibi. Ben yaparım ama sen yapamazsın gibi.
Vicdanınız sizi gerçekten rahatsız etmiyorsa, kötü kokuları alamıyorsanız sizin sorununuz ama eninde sonunda zararlarını hepimiz gibi siz de yaşayacaksınız. Şunu da eklemek gerekir: Antalya sahip olduğu 2-B arazilerinin toplam büyüklüğü ile başı çekiyor.410 bin hektar 2-B arazisinin 41 bin hektarı Antalya'da... Antalya'yı 39.287 hektarla Mersin, 34.887 hektarla Balıkesir, 31.706 hektarla Ankara, 29.643 hektarla Sakarya, 29.139 hektarla Muğla, 18.233 hektarla istanbul, 14.772 hektarla izmir izliyor. Sanayi ve Turizm merkezlerimiz dışında orman vasfını yitirmiş hazine arazisine sahip illerimiz neredeyse yok demek. Anlayana sivrisinek saz anlamayanın kafasına...
Bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra orman tahribatının artacağı ortada. Evet, ülke kasasına 16 milyar lira gibi bir paranın girmesi öngörülüyor. Üstelik bu rakam en az olarak veriliyor.
Ama işin ahlaki boyutu var bir de... Pembe hayallerle yaşayanlara şunu sormak lazım. Neden Tansu çiller'den ismail Türüt'e kadar bu yasayı bekleyenler ülkenin gelir seviyesi bakımından piramitin üstünde oturanlar? Daha bu yasanın dumanı tütmeye başladığında bir çok insan ormanlık alanların içinden kendilerine arazi çevirmeye başladılar. Bir kaç dikenli telle bu iş oldukça basit bir şekilde yapılıyor zira. Kısacası devletin arazisini işgal etmiş insanlar bu yasadan asıl faydalanacak olanlar. 1.000 - 1.500 lira geliri olan insanlar bu tip bir eyleme zaten cesaret edemezler. Ama kaybedecek bir şeyi olmayanlar ki çoğu zengin olanlar bundan faydalanma yoluyla arazi işgaline başladılar. Bizim gibi maaşla geçimlerini zar zor sağlayıp, kredilerle ev sahibi olup borçlananlar bir yana bunlar haybeden bir araziyi işgal edip, ağaçları kesip evleri kondurdular. Şimdi de bu yasayla o arazilerin ya da evlerinin tapusunu alacaklar. Bu 2-b'yi savunanlara etik geliyorsa kendi sorunları. Kısacası devlet kendini soyanlara prim vermiş oldu. Bizler senelerce çalışıp güç bela bir ev sahibi olmaya çalışa duralım bu arsızlar çevirdikleri arazinin rayiç bedelini ödeyip o evlerin tapusunu alacaklar. Sonra da o evleri ki çoğu orman içinde ya da kıyısında olduğu için devlete ödediklerinin bin katı fiyata satacaklar. Bu hak mıdır? Yiyorsa siz yapın bakalım nasıl götünüzü kesiyorlar. Gücü olmayanın, arkası olmayanın girişeceği iş değil...
işin çevresel boyutu da çok önemli... Bu işten nemalanmaya çalışanlar ya da çalışacak olanlar çoktan arazilerinin etrafındaki ağaçlara kıydılar zaten. Sonrasında ne olacak? Her sene ne kadar ormanlık alanı kaybettiğimizi biliyor muyuz? Yakın gelecekte şehirlerde yaşayanlar için hayvanat bahçeleri gibi ormanat bahçeleri kurulursa şaşırmam. Kısa günün karını düşünürken geleceğimizi adım adım yok ediyoruz. Kaldı ki hayvanat bahçelerindeki hayvanları üretmek bir ağacı yetiştirmekten çok çok daha kolay. Bu tip çevresel katliamlara önem vermiyoruz ama geçtiğimiz haftalarda yıkılan köprü yüzünden 15 vatandaşımız hayatını kaybetti. Uzmanlar köprünün bakımının yapılmadığını da dile getirseler de HES'lerin de bu yıkımı kolaylaştırdığını bildirdiler. Kesilen ağaçlar yüzünden tepeler kabaklaşınca yağan yağmur ağaçların olmadığı tepelerden toprağı kolayca sürüklemiş akan suyun toprak ve kumla yoğunlaşması sonucu da köprünün yıkımını kolaylaştırmıştı. Bu canların hesabını kimse vermeyecek ama... en kıytırıl ağacın bile 10-15 yılda yetiştiğini hesap edecek olursak bu zararın telafisi ancak bu süreden sonra mümkün olabilir.
işin kokuşmuş tarafı bu alanları yağmalayıp evleri konduranlar etraflarına da ortak istemiyorlar bir de... Yani madem burasının orman vasfı yok dur şuraya iki kiremit koyayım da nasipleneyim derseniz sizi anında çizerler. Bu kapitalizmin bir yöntemi, adaletsizliğin ve vicdansızlığın tipik örneklerinden biri. Aynı iran'ın atom enerjisiyle uğraşmasına, atom bombası yapmaya çalışmasına karşı çıkan ülkelerinin hepsinin atom bombasına sahip olması gibi. Ben yaparım ama sen yapamazsın gibi.
Vicdanınız sizi gerçekten rahatsız etmiyorsa, kötü kokuları alamıyorsanız sizin sorununuz ama eninde sonunda zararlarını hepimiz gibi siz de yaşayacaksınız. Şunu da eklemek gerekir: Antalya sahip olduğu 2-B arazilerinin toplam büyüklüğü ile başı çekiyor.410 bin hektar 2-B arazisinin 41 bin hektarı Antalya'da... Antalya'yı 39.287 hektarla Mersin, 34.887 hektarla Balıkesir, 31.706 hektarla Ankara, 29.643 hektarla Sakarya, 29.139 hektarla Muğla, 18.233 hektarla istanbul, 14.772 hektarla izmir izliyor. Sanayi ve Turizm merkezlerimiz dışında orman vasfını yitirmiş hazine arazisine sahip illerimiz neredeyse yok demek. Anlayana sivrisinek saz anlamayanın kafasına...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar