bugün
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak12
- akepem yapmaz4
- muslettin amca8
- aleksey batrakov27
- kırıkkaleli olmak istemek10
- yeni tanışılan kimse3
- 9 ekim 20252
- kamala harris2
- doların 50 tl olması10
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak4
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması2
- emre belözoğlu8
- arda güler'in 4 kasim 2026 aek kadrosunda olmaması3
- sözlük klasikleri2
- çöpe bırakılmış ıvır zıvır2
- arap götü10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil17
- donald trump2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- abd ara seçimlerinde trump'ın son iki yılı2
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir11
- galatasaray ın en başarılı türk takımı olması2
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi2
- cezaevine özenen gençler3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- queen ravennanın aşırı güzel olması14
- sözlük kürdü55
- iskilipli atıf hoca20
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- lights out2
- nükleer bomba7
- kablosuz mouse13
- netflix2
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- favlayan yazarın asıl amacı12
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- 394
- 26 ekim 2026 fb'nin cimbom'a döşeyeceği boru2
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- yagmurcu çık açıkla7
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler30
- ismail kartal13
- millette manyak para var19
- durkheimın intihar teorisi7
- damla sakızlı muhallebi4
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar4
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
yiğitlerin kamçısıdır.
efendiler, ben vatansever ve milliyetçi bir insan olmakla beraber sosyalizme sempatiyle bakan, ama komünizmin ve hümanist fantezilerin bu dünya için fazlasıyla saf, salakça ve bazen haince olabileceğine inanan, üniveristede iki bölümde okuyan bir beşerim. vicdani ret'i, askerliğin herkese zorunlu olduğu bir ortamda vicdansızlık olarak görürüm. neyse efendiler, devam edeyim ben şeceremi saymaya...
babamın soyu danişmentli türkmenlerindendir. annemin soyu ilk olarak hacı yunus oymağı diye kayıtlara geçmiş, 16. yüzyılda göçebeliği bırakmış bir yörük/türkmen obasına/boyuna dayanmaktadır. gerek annem, gerek babam iç anadolu'nun boz topraklarında, kayseri vilayetinde dünyaya gelmişler. annemin dedesi ve onun akrabaları milli mücadele'ye katılmış, hatta bir hanemizden 7 oğlun 6'sının şehit olduğu acıklı hikayeler arda kalmıştır. annemin dedesi gururla anlatırmış, kendi deyimiyle şemşamer sırıklarıyla yunanı nasıl denize döktüklerini...
hey gidi, neyse efendiler annemin dedesine madalya vermemişler. içine çok battığından olsa gerek buna hep yakınırmış. sebebine gelince, devlet baba vatan borcu diyerek şemşamer sırığıyla yunan kovalattığı bu adamcağıza 'inne' vurunmaktan korktuğu ve kaçtığı için madalya vermemiş... doğru veya yanlış bilmem ama sebebi buymuş rahmetlinin dediğine göre...
dinle beni devlet baba, dedem 1936 doğumlu köyünde 'gaffarın memet', arkadaşları arasında 'kelek' diye bilinen, gençliğinde her haltı yemiş, 40'ından sonra imana gelip daha da sonra kendi deyimiyle hicaz'a gitmiş bir adam. evin en küçüğü ve tek erkek çocuğu. bu adam kıtlık görmüş devlet baba, gözünü açtığı köyünde karnı doymamış, sırtı palazlanmamış, ayağında çarıktan başkasını görmemiş... bak devlet baba, sen bu adamı doyuramamışsın... yetmemiş, zamanında siktir etmişsin yaban ellere... dedem avrupa'ya ilk giden gözü açıklardan. ama biliyor musun devlet baba, dedem 13 yaşında nişanlanmış, evlendiğinde daha ceviz oynamaktaymış... işte bu çocuk devlet baba, belkide hayatında köyünden gayrısını görmeden yaban ellere gitmiş... evet bilmiyorsun, biliyorum devlet baba, dedemin o toy zamanında yediği naneleri, köyünde geride bıraktığı aç karısını ve çocuklarını hiç arayıp sormamasını, başka eş bulup ondAN çocuk peydah etmesini en sonunda tekrar ailesine dönüp peydah ettiği çocuğu inkar etmesini... köyünde kurdun kuşun, ve açlığın ortasında, 5 çocukla ersizlik nedir bilir misin devlet baba?..
dedem, ailesini avrupa'ya getirmiş, sonra annem babamla evlenmiş ben doğmuşum 80'lerin sonuna doğru. ben seni tanımadım delvet baba. türkiye'ye her gelişimde selamlaştık o kadar. sen beni sadece askerlik için arayıp sordun. türk töresince daha haşır, neşir olmamız lazımdı ama anlıyorum, senin kucağında doğmadım, büyümedim... ayıplamıyorum seni... vatan borcu diyorsun bana... dedemi siktir etmişsin karnını doyuramadığın için, senin yüzünden ben yaban ellerde dünyaya gelmişim ve sen bana vatan borcu diyorsun...
de devlet baba, benim sana borcum olsun... hem öyle ya, biz ne bilek beyim, böyükler bilir... önemli değil yani,vallahi bak. ama içimi acıtan ne biliyor musun devlet baba? sormadın biliyorum ama anlatmak istiyorum bir kez dinle beni, ben yolunacak kaz mıyım devlet baba? beni şimdi askere de almıyorsun, 10 000 avro ver kurtul diyorsun... 10 000 avro ne demek haberin var mı? biliyorum, senin ve senin üzerinde nefes alan herkes için yoluncak kazlarız biz ama el insaf... alın terimizi olmayan borcumuza mı istiyorsun? ne sanıyorsun sen devlet baba? para mı basıyoruz?
bak bana devlet baba, türkiye cumhuriyeti pasaportum da var benim. çifte vatandaşım yani. ya beni adamlar gibi askere al, yada hiç alma. allahım şahit, beni herkesler gibi askere alırsan bırak yakınmayı, çok sevinirim. çocukken asker olmak isterdim hep. ama beni para kaynağı görmen içimi acıtıyor... göz göre göre keriz muamelesi görmem dokunuyor bana. hadi diyelim verdim avro'yu, peki sen bana ne veriyorsun? eyvallah, hadi öyle olsun, benim sana borcum olsun... ama devlet baba, ben senin babalığını hiç görmedim. ceddim de görmedi... kanımızda vatanseverlik, türklük olmasa sadece vatan borcu diyerek askerde bulamazsın ya, neyse devlet baba... sen sağ biz selamet... *
efendiler, ben vatansever ve milliyetçi bir insan olmakla beraber sosyalizme sempatiyle bakan, ama komünizmin ve hümanist fantezilerin bu dünya için fazlasıyla saf, salakça ve bazen haince olabileceğine inanan, üniveristede iki bölümde okuyan bir beşerim. vicdani ret'i, askerliğin herkese zorunlu olduğu bir ortamda vicdansızlık olarak görürüm. neyse efendiler, devam edeyim ben şeceremi saymaya...
babamın soyu danişmentli türkmenlerindendir. annemin soyu ilk olarak hacı yunus oymağı diye kayıtlara geçmiş, 16. yüzyılda göçebeliği bırakmış bir yörük/türkmen obasına/boyuna dayanmaktadır. gerek annem, gerek babam iç anadolu'nun boz topraklarında, kayseri vilayetinde dünyaya gelmişler. annemin dedesi ve onun akrabaları milli mücadele'ye katılmış, hatta bir hanemizden 7 oğlun 6'sının şehit olduğu acıklı hikayeler arda kalmıştır. annemin dedesi gururla anlatırmış, kendi deyimiyle şemşamer sırıklarıyla yunanı nasıl denize döktüklerini...
hey gidi, neyse efendiler annemin dedesine madalya vermemişler. içine çok battığından olsa gerek buna hep yakınırmış. sebebine gelince, devlet baba vatan borcu diyerek şemşamer sırığıyla yunan kovalattığı bu adamcağıza 'inne' vurunmaktan korktuğu ve kaçtığı için madalya vermemiş... doğru veya yanlış bilmem ama sebebi buymuş rahmetlinin dediğine göre...
dinle beni devlet baba, dedem 1936 doğumlu köyünde 'gaffarın memet', arkadaşları arasında 'kelek' diye bilinen, gençliğinde her haltı yemiş, 40'ından sonra imana gelip daha da sonra kendi deyimiyle hicaz'a gitmiş bir adam. evin en küçüğü ve tek erkek çocuğu. bu adam kıtlık görmüş devlet baba, gözünü açtığı köyünde karnı doymamış, sırtı palazlanmamış, ayağında çarıktan başkasını görmemiş... bak devlet baba, sen bu adamı doyuramamışsın... yetmemiş, zamanında siktir etmişsin yaban ellere... dedem avrupa'ya ilk giden gözü açıklardan. ama biliyor musun devlet baba, dedem 13 yaşında nişanlanmış, evlendiğinde daha ceviz oynamaktaymış... işte bu çocuk devlet baba, belkide hayatında köyünden gayrısını görmeden yaban ellere gitmiş... evet bilmiyorsun, biliyorum devlet baba, dedemin o toy zamanında yediği naneleri, köyünde geride bıraktığı aç karısını ve çocuklarını hiç arayıp sormamasını, başka eş bulup ondAN çocuk peydah etmesini en sonunda tekrar ailesine dönüp peydah ettiği çocuğu inkar etmesini... köyünde kurdun kuşun, ve açlığın ortasında, 5 çocukla ersizlik nedir bilir misin devlet baba?..
dedem, ailesini avrupa'ya getirmiş, sonra annem babamla evlenmiş ben doğmuşum 80'lerin sonuna doğru. ben seni tanımadım delvet baba. türkiye'ye her gelişimde selamlaştık o kadar. sen beni sadece askerlik için arayıp sordun. türk töresince daha haşır, neşir olmamız lazımdı ama anlıyorum, senin kucağında doğmadım, büyümedim... ayıplamıyorum seni... vatan borcu diyorsun bana... dedemi siktir etmişsin karnını doyuramadığın için, senin yüzünden ben yaban ellerde dünyaya gelmişim ve sen bana vatan borcu diyorsun...
de devlet baba, benim sana borcum olsun... hem öyle ya, biz ne bilek beyim, böyükler bilir... önemli değil yani,vallahi bak. ama içimi acıtan ne biliyor musun devlet baba? sormadın biliyorum ama anlatmak istiyorum bir kez dinle beni, ben yolunacak kaz mıyım devlet baba? beni şimdi askere de almıyorsun, 10 000 avro ver kurtul diyorsun... 10 000 avro ne demek haberin var mı? biliyorum, senin ve senin üzerinde nefes alan herkes için yoluncak kazlarız biz ama el insaf... alın terimizi olmayan borcumuza mı istiyorsun? ne sanıyorsun sen devlet baba? para mı basıyoruz?
bak bana devlet baba, türkiye cumhuriyeti pasaportum da var benim. çifte vatandaşım yani. ya beni adamlar gibi askere al, yada hiç alma. allahım şahit, beni herkesler gibi askere alırsan bırak yakınmayı, çok sevinirim. çocukken asker olmak isterdim hep. ama beni para kaynağı görmen içimi acıtıyor... göz göre göre keriz muamelesi görmem dokunuyor bana. hadi diyelim verdim avro'yu, peki sen bana ne veriyorsun? eyvallah, hadi öyle olsun, benim sana borcum olsun... ama devlet baba, ben senin babalığını hiç görmedim. ceddim de görmedi... kanımızda vatanseverlik, türklük olmasa sadece vatan borcu diyerek askerde bulamazsın ya, neyse devlet baba... sen sağ biz selamet... *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar