bugün
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı22
- bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak9
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek14
- sarma saramayan kız6
- izmirin diğer büyükşehirlere göre çok geri olması8
- arkadaşlar bişe dicem ya7
- bir sözlük erkeğine sarma sarmak6
- bir sözlük erkeğine sarma tenceresiyle saldırmak5
- bir sözlük erkegine merhaba adın ney diye sormak5
- gocu'nun 2 günde unutulması13
- türkiye26
- yasak cinsel ilişkiler12
- konfor alanına yapışıp kalmak3
- ibrahim ethem hacıosmanoğlu3
- futbol7
- nick vermeden bir yazara seslen17
- yağmurlu gece5
- kokoreççi asım usta3
- italya8
- milli takıma alınmaması gereken futbolcular3
- vincenzo montella4
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi23
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
- rapunzel'in bitli bir çingene olması2
- hala mehdiye deccale inanan insanların olması6
- abberline ın yeni hesabı12
- bizim çocuklar3
- italya attı3
- kadınların bilerek kavga çıkarması5
- fatma betül sayan kaya41
- altay bayındır3
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- 28 eylül 2026 ahmet şık süzer plaza iddiaları2
- hepinizi yazdım bir kenara8
- ölem ölem derdo ölem'in ingilizcesi3
- inci sözlük11
- the end of oak street2
- tupperware2
- milli takıma teknik direktör önerileri2
- dondurma kabından dondurma çıkan buzdolabı2
- finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi3
- finansal yeniden yapılandırma çerçeve anlaşması3
- deniz göktaş6
- bornova girişindeki ikiz kuleler3
- yasaları çiğneyip içeri tıkanınca ağlayan zevat5
- judas'ın ölmesi6
- istanbul4
- yilan hikayesindeki kursat7
- yakın hasmım2
- torbalı3
bir akşam televizyon karşısındayken nefes güçlüğü hissedersin. aldığın nefes yetmemektedir. "boğularak ölecem" diye düşünmeye başlarsın. acilen hastaneye gidilir, kalbe vakum yaparak yapışan o plastik şeylerden takarlar. iki öksürürsün, sonra derin derin nefes alırsın. sırtındaki steteskop buz gibidir. herkesin orasına burasına koydukları steteskobu boynuna koyarlar. "sigara var mı" diye sorarlar, "hayır kullanmıyorum" dersin. "senin bir şeyin yok, psikolojiktir" deyip evine gönderirler.
bir hafta boyunca nefes güçlüğü hissedersin, daha sonra geçer. ama sonra bir şey olur. aniden karamsar olursun. sabah akşam ağlamak istersin, durmadan, bıkmadan sebepsizce ağlamak... herkes seni şımarık olarak görmeye başlar, çünkü sen zorluk nedir görmemiş, sıkıntılı zamanlarda yaşamamış bir insansındır. anlatmayı denersin, kötü hissettiğini anlatmaya çalışırsın ama herkes seni başından savuşturmaya çalışır.
uzun bir süre, ya kanser olursam, ya şeker hastası olursam, ya çözümü olmayan bir hastalığa yakalanırsam diye düşünüp hayatı kendine zindan edersin. olasılıklar dünyasında kaybolursun, sürekli "ihtimalinin ihtimalini" düşünürsün. o kadar acınası bir duruma gelmişsindir ki dikkat çekmek ve ilgiye olan açlığını gidermek için kendini acındırmana gerek kalmaz.
bu kadar ölümden korkmak bir süre sonra bağışıklık kazandırır bünyeye. ölümden korkmazsın. bilirsin ki yaşadığın müddetçe ailen dışında kimsenin zerre sikinde olmamışsındır. zaten saçma sapan takıntıları olan, aşağılık kompleksli bir insansındır. yaşamı çok sorgulamışsındır. farkındalık denen o illetin ne kadar acımasız olduğunu anlarsın. bunca zamandır deneyip de bağlanamadığın dine koşulsuz inanmak istersin, istersin ki yaptıklarının bir amacı olsun. ama aklın, mantığın kabul etmez dini. keşke istediğim şeye inanabilsem diye düşünürsün.
eski heveslerinden zerre kalmamıştır artık. her yaptığın eylemde anlamsızlık görürsün. ne de olsa öleceksindir zira. e o zaman ben niye yaşıyorum bu siktiğimin hayatını diye bağırmak istersin ama bağıramazsın, utanırsın. kendinden utanırsın, nefret edersin.
artık benliğinin üstünde dolaştığını, benliğinden ayrılmaya başladığını hissedersin. her balkona çıktığında "burdan atlasam ölür müyüm" diye düşünürsün. google'a en acısız intihar şekilleri yazıp aratırken bulursun kendini. evde tek başıma kalsam da gazı açsam diye fır dönersin. sonunda tek başına kalırsın evde. mutfağa yavaş adımlarla gidersin, elini gaza doğru yavaşça uzatırsın...
ama intihar edecek kadar cesur olmadığını biliyorsundur. bu nedenle hayatın boyunca bir korkak olarak yaşayacağını farkedip, oturma odasına televizyonun karşısına geçip uzanırsın ve sabah olmasını beklersin...
bir hafta boyunca nefes güçlüğü hissedersin, daha sonra geçer. ama sonra bir şey olur. aniden karamsar olursun. sabah akşam ağlamak istersin, durmadan, bıkmadan sebepsizce ağlamak... herkes seni şımarık olarak görmeye başlar, çünkü sen zorluk nedir görmemiş, sıkıntılı zamanlarda yaşamamış bir insansındır. anlatmayı denersin, kötü hissettiğini anlatmaya çalışırsın ama herkes seni başından savuşturmaya çalışır.
uzun bir süre, ya kanser olursam, ya şeker hastası olursam, ya çözümü olmayan bir hastalığa yakalanırsam diye düşünüp hayatı kendine zindan edersin. olasılıklar dünyasında kaybolursun, sürekli "ihtimalinin ihtimalini" düşünürsün. o kadar acınası bir duruma gelmişsindir ki dikkat çekmek ve ilgiye olan açlığını gidermek için kendini acındırmana gerek kalmaz.
bu kadar ölümden korkmak bir süre sonra bağışıklık kazandırır bünyeye. ölümden korkmazsın. bilirsin ki yaşadığın müddetçe ailen dışında kimsenin zerre sikinde olmamışsındır. zaten saçma sapan takıntıları olan, aşağılık kompleksli bir insansındır. yaşamı çok sorgulamışsındır. farkındalık denen o illetin ne kadar acımasız olduğunu anlarsın. bunca zamandır deneyip de bağlanamadığın dine koşulsuz inanmak istersin, istersin ki yaptıklarının bir amacı olsun. ama aklın, mantığın kabul etmez dini. keşke istediğim şeye inanabilsem diye düşünürsün.
eski heveslerinden zerre kalmamıştır artık. her yaptığın eylemde anlamsızlık görürsün. ne de olsa öleceksindir zira. e o zaman ben niye yaşıyorum bu siktiğimin hayatını diye bağırmak istersin ama bağıramazsın, utanırsın. kendinden utanırsın, nefret edersin.
artık benliğinin üstünde dolaştığını, benliğinden ayrılmaya başladığını hissedersin. her balkona çıktığında "burdan atlasam ölür müyüm" diye düşünürsün. google'a en acısız intihar şekilleri yazıp aratırken bulursun kendini. evde tek başıma kalsam da gazı açsam diye fır dönersin. sonunda tek başına kalırsın evde. mutfağa yavaş adımlarla gidersin, elini gaza doğru yavaşça uzatırsın...
ama intihar edecek kadar cesur olmadığını biliyorsundur. bu nedenle hayatın boyunca bir korkak olarak yaşayacağını farkedip, oturma odasına televizyonun karşısına geçip uzanırsın ve sabah olmasını beklersin...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar