bugün
- naber lan hayatsızlar8
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak5
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı6
- iyi geceler arkadaşlar5
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- kabak tatlısını sevenler15
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak4
- panama da kaybolan hollandalı kızlar5
- masterchef türkiye de elenen yarışmacı2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- anın görüntüsü26
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- favori sözlüğünüz2
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- otel odasında intihar etmek6
- sigara içelim mi5
- elektrik3
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- toplumsal buhran2
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- kızgın yağ yanığı4
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- alt haşortmanı4
- afyonkarahisar da kayınbirader cinayeti2
- fingirdek sözlük erkeği6
- kitap önerisi4
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- muşlettin bey ekselansları2
- demir yüklenmesi2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- istanbul7
- taksim delisi cenk7
- kar2
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- 48 saat uyumamak2
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- okan yalabık'ın son hali5
- futbol10
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- rafet el roman3
- sözlük yazarlarının gazları3
kendisi de üçleme içinde en sevdiği filminin süt olduğunu ifadelemiştir. aslında filmlerinin yapımcılığını da üstlenerek sinemaya toptan gönül vermiş olduğunu ve ortaya koyduğu yapıtları ince bir analiz sürecine tabi tuttuğunu düşünmekteyim.
sinemasının şiirsel dilini sembolizme götürmek mümkün. fakat her sembol içeren olgunun ayrı bir manası olmadığı da açık. rüyayla gerçek arasında geri gidiş ve dönüşümler rüyanın genel olarak onun elinde bir izdüşüm ve bellek yansıması olduğunu görebilmek lazım. burada rüyalara gerçekçi bir tavır vermekten öte insanı ne ölçüde etkileyebileceği açısından bakılıyor biraz da. izdüşüm durumu da bu zaten. hani bu bakış açısına göre rüya rüyadır gerçek gerçektir bakış açısının olağanlığının altı deşiliyor sadece.(kim ki duk'un rüya'sında da geçer bu betimleyiş) bu izleyici için ilginç bir çekim alanı yaratıyor ki aklımıza ister istemez tarkovski sineması geliyor.
ayrıntıların sembolist şekillenmesi üçleme de yılan ve köpek gibi hayvanlarla kendisini gösteriyor. yumurta üçlemenin içine en rahat girilebilir filmi. nejat işler'in büyük şehirde sahaflığı ve ailesinden kopuk yaşamının alt metinleri süt ve bal'da netleşiyor. yusuf'un rüyası yusuf'un hayatı ve insanın hayatı demişti uygar şirin. aslında, özetle öyle. enteresandır yusuf'un şairane tavrının kökleri ilkokulda şiir okuyan kızı görüşüne dek uzanıyor. onun arkasından takibe gidiyor, iz sürüyor falan. gülümsüyor orda. bu bal'da dikkati çekerken süt'te yusuf'un dergiye şiirlerini göndermesi ve kendine aynı paralelde bir arkadaş bulduğunu bize gösteriyor kaplanoğlu. süt'te kitapçıda bir kızla tanışılıyor ve şiir üzerine bir sohbet söz konusu oluyor. yönetmenimiz bal'da ilkokulda olan kızın büyüyüp üniversite kazanıp yusuf'un tekrar karşısına çıkmasını düşünmüş ve iyi de bir bağlantı kurmuş. hazırlanılan şiirin okunmamasından sonraki kekelemeler ve hastalığın devamı hatta amatör şiir ruhu çocukluk sanrıları olarakta nitelendirilebilecek ileriki hayatı etkileyen noktalar.
anneyle olan ilişkide bir ritüel (şunu yap bunu yapma)söz konusuyken babanın yaşamındaki manevi temalar ve yalnızlık yusuf'un ilgisini çekiyor. gündelik anne işlerinden ve sıradanlıktan farklı maneviyat yüklülük yusuf'un babasını az biraz model alarak farklı bir yere konumlandırmasına sebep teşkil ediyor.
süt'ün enteresan girişi ve yılanın ağızdan çıkışı yurtdışında da ilgi çekmiş. gene benim üçleme içinde nar'ın iştahla yenilişi kadar, yalnız başına okul üniformasıyla basketbol oynayan çocuğun iştahı beğendiğim sahneler oldu. çünkü o tek tabanca basketbol oynamadaki amatör ruh bence yusuf'un şiirlerindeki amatör ruhtan farklı değil. hatta örtüşüyor. gene süt'te yusuf'un sürekli mesajlaşan kızın ona uygun olmadığını düşünüp saklanması aslında onun derinlerinde büyüttüğü kızın şairane bir ruhtan ve maneviyattan beslenmiş olması gerekliliğini de göze sokuyordu.
yumurta'daki eski sevgili modu ayrı keyif katmış kanımca. şu olmasaydı bu olabilirdilere ve pişmanlıklara selam çakıyor. filmlerinde sevdiği yönetmenlere satır aralarından selam çakmakta sakınca görmeyen kaplanoğlu meleğin düşüşü'nde luis bunuel'in bir filmine gönderme yapmış. finaldeki özgürlük ve benliğin doğuşuna tek kelimeyle bittim ben.
aslında, yusuf'un hikayesi insanın hikayesidir derken kaplanoğlu'nun yaşantısındaki geçmiş sanrıların etkilerini filmleri çekerken esinlenmelerin oluştuğunu göz ardı edemeyiz. birebir olmasa da rüya- gerçek etki-tepkisi gibi yaşanmışlıklar argümanı da zihinleri meşgul ediyor.
sinemasının şiirsel dilini sembolizme götürmek mümkün. fakat her sembol içeren olgunun ayrı bir manası olmadığı da açık. rüyayla gerçek arasında geri gidiş ve dönüşümler rüyanın genel olarak onun elinde bir izdüşüm ve bellek yansıması olduğunu görebilmek lazım. burada rüyalara gerçekçi bir tavır vermekten öte insanı ne ölçüde etkileyebileceği açısından bakılıyor biraz da. izdüşüm durumu da bu zaten. hani bu bakış açısına göre rüya rüyadır gerçek gerçektir bakış açısının olağanlığının altı deşiliyor sadece.(kim ki duk'un rüya'sında da geçer bu betimleyiş) bu izleyici için ilginç bir çekim alanı yaratıyor ki aklımıza ister istemez tarkovski sineması geliyor.
ayrıntıların sembolist şekillenmesi üçleme de yılan ve köpek gibi hayvanlarla kendisini gösteriyor. yumurta üçlemenin içine en rahat girilebilir filmi. nejat işler'in büyük şehirde sahaflığı ve ailesinden kopuk yaşamının alt metinleri süt ve bal'da netleşiyor. yusuf'un rüyası yusuf'un hayatı ve insanın hayatı demişti uygar şirin. aslında, özetle öyle. enteresandır yusuf'un şairane tavrının kökleri ilkokulda şiir okuyan kızı görüşüne dek uzanıyor. onun arkasından takibe gidiyor, iz sürüyor falan. gülümsüyor orda. bu bal'da dikkati çekerken süt'te yusuf'un dergiye şiirlerini göndermesi ve kendine aynı paralelde bir arkadaş bulduğunu bize gösteriyor kaplanoğlu. süt'te kitapçıda bir kızla tanışılıyor ve şiir üzerine bir sohbet söz konusu oluyor. yönetmenimiz bal'da ilkokulda olan kızın büyüyüp üniversite kazanıp yusuf'un tekrar karşısına çıkmasını düşünmüş ve iyi de bir bağlantı kurmuş. hazırlanılan şiirin okunmamasından sonraki kekelemeler ve hastalığın devamı hatta amatör şiir ruhu çocukluk sanrıları olarakta nitelendirilebilecek ileriki hayatı etkileyen noktalar.
anneyle olan ilişkide bir ritüel (şunu yap bunu yapma)söz konusuyken babanın yaşamındaki manevi temalar ve yalnızlık yusuf'un ilgisini çekiyor. gündelik anne işlerinden ve sıradanlıktan farklı maneviyat yüklülük yusuf'un babasını az biraz model alarak farklı bir yere konumlandırmasına sebep teşkil ediyor.
süt'ün enteresan girişi ve yılanın ağızdan çıkışı yurtdışında da ilgi çekmiş. gene benim üçleme içinde nar'ın iştahla yenilişi kadar, yalnız başına okul üniformasıyla basketbol oynayan çocuğun iştahı beğendiğim sahneler oldu. çünkü o tek tabanca basketbol oynamadaki amatör ruh bence yusuf'un şiirlerindeki amatör ruhtan farklı değil. hatta örtüşüyor. gene süt'te yusuf'un sürekli mesajlaşan kızın ona uygun olmadığını düşünüp saklanması aslında onun derinlerinde büyüttüğü kızın şairane bir ruhtan ve maneviyattan beslenmiş olması gerekliliğini de göze sokuyordu.
yumurta'daki eski sevgili modu ayrı keyif katmış kanımca. şu olmasaydı bu olabilirdilere ve pişmanlıklara selam çakıyor. filmlerinde sevdiği yönetmenlere satır aralarından selam çakmakta sakınca görmeyen kaplanoğlu meleğin düşüşü'nde luis bunuel'in bir filmine gönderme yapmış. finaldeki özgürlük ve benliğin doğuşuna tek kelimeyle bittim ben.
aslında, yusuf'un hikayesi insanın hikayesidir derken kaplanoğlu'nun yaşantısındaki geçmiş sanrıların etkilerini filmleri çekerken esinlenmelerin oluştuğunu göz ardı edemeyiz. birebir olmasa da rüya- gerçek etki-tepkisi gibi yaşanmışlıklar argümanı da zihinleri meşgul ediyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com