bugün
- simko331
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok24
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası41
- durduk yere arabistan husi savaşına dahil olmak8
- mekke anlaşması9
- ofsaytımsı vol 212
- ilham aliyev26
- nervio16
- bir önceki entryi devam ettir4
- güne bir ahmet kaya şarkısı bırak5
- şabısgoy9
- husiler7
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı13
- chp zihniyeti vs ilham aliyev zihniyeti3
- yazarların askerde sınıflrı ve rütbeleri9
- birader beyler birader bey yazarlardır2
- yetiş'ya mokv5
- kontrollü delilik ve mallaşma2
- sıcak çıtır lahmacun ezme salata buz gibi kola3
- kadın parfümü3
- son okunan kitap11
- türkiye de artan okul saldırıları12
- yüksek enflasyon16
- muslettin amca9
- kara parayı borsada aklamak3
- kitap okuyan biri rte'ye oy vermez4
- yavuz sultan selim6
- çok okuyup devreleri yakmak2
- riyad saldırılarının perde arkası3
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- muşlettin amca birader beydir2
- sözlük kızlarının kombinleri45
- ekonomi2
- kız rolü yapmak6
- türkiye'deki gürcüler4
- karton toplayan bey2
- topalar2
- fon vurgunu6
- bir şeyler söyle5
- 69600 entry girmek2
- bravi diyerek italyanım oğlum ben havası3
- küba'nın petrol sektörünü yabancı yatırıma açması4
- küfürlü şiirler3
- futbol9
- rj mitte5
- cilt kanseri3
- kendini türk hisseden arap artığı24
- tarhana3
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- sözlükteki ilişki skandalı37
fazla sayıda büyük bilim insanı çıkaramayışımızın çok değişik sebepleri olduğu muhakkak. ortaöğretim seviyesindeki eğitimden üniversiteye ve ilerisi olan akademik hayata kadar değişik zamanlarda çok farklı etmenler bilim insanı kıtlığına yol açmakta. bu konuda çok şey söylenip yazılıyor ancak adamakıllı bir araştırma henüz ortada yok. herkes sistemi suçlu buluyor. bu kesinlikle doğru bir şey ama eksik. akademik unvanlı hiç kimsenin, değil çuvaldızı iğneyi bile kendine döndürdüğüne rastlamış değilim. bence artık hatayı biraz da kendilerinde aramanın vaktidir.
geçenlerde filozofların yaşamöykülerini okuyordum. kindi, ebubekir er-razi, farabiyi okudum. bu büyük filozofların hayatları herkese örnek olacak nitelikte. yaşam öykülerinde şunu fark ettim ki, bu üçü de okumaya, çalışmaya çok fazla önem vermekteler. ileriki yaşlarında bile ilim açlığı hiç son bulmamış bu insanlarda. aynı zamanda büyük bir hekim olan er-razinin tıp ilmine 30 veya 40lı yaşlardan sonra başladığı rivayet edilir. farabinin büyük bir üstad kabul edildiği ve mantığın ilk üstadı aristodan sonra muallim-i sani diye adlandırıldığı mantık ilmine orta yaşlarında vakıf olduğu söylenmekte. bu rivayetlerin ne derece sahih olduğu tam bilinememekle birlikte ana mevzu bu büyük insanların her zaman ve her yaşta ilim öğrenme arzusuyla dolup taşmış olmalarıdır.
yaşadıkları dönemde de çok büyük nam ve şöhrete kavuşan bu insanlar hiçbir zaman oldum diyerek araştırmaktan vazgeçmiş değillerdir. bir ilmi almak ve o konuda yetkin bir alim ile tanışmak için günlerce, aylarca seyahat etmiş ve türlü türlü meşakkatlere katlanmışlardır. sadece bu saydığım kişiler değil ilim yolunda hayatlarını sarf edenler. büyük islam medeniyetinin gazali, imam-ı şafii, fahreddin-i razi, maverdi, imam-ı buhari gibi daha nice büyük alimleri ömürlerinin sonuna kadar ilim tahsil etmiş, okumuş, araştırmış, yazmış hasılı, ilim ve hikmet arayışlarını hiç sonlandırmamışlardır.
ya bu zamanın sadece akademik unvanlı bilim insanları? her yeni unvan aldıklarında egoları daha da şişmekte ve olgunluk yolunda çok önemli bir aşama kat ettiklerini zannetmektedirler. çoğunun doktora, doçentlik veya profesörlük tezleri dahi orijinal bir eser olmaktan çok uzak sadece kaynaklarla, atıflarla doldurulmuş bir derleme mahiyetinde. her yeni akademik unvan onlar için hakikate biraz daha yaklaşma vesilesi değil, maddi anlamda yeni bir kazanç kapısı anlamına gelmekte. çoğu bilim insanı dekan, rektör olmanın hayalleri ile yaşamakta, parası bol bir danışmanlık elde etme hırsıyla ömürlerini tüketmekte.
yazının devamı için:
http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=25
geçenlerde filozofların yaşamöykülerini okuyordum. kindi, ebubekir er-razi, farabiyi okudum. bu büyük filozofların hayatları herkese örnek olacak nitelikte. yaşam öykülerinde şunu fark ettim ki, bu üçü de okumaya, çalışmaya çok fazla önem vermekteler. ileriki yaşlarında bile ilim açlığı hiç son bulmamış bu insanlarda. aynı zamanda büyük bir hekim olan er-razinin tıp ilmine 30 veya 40lı yaşlardan sonra başladığı rivayet edilir. farabinin büyük bir üstad kabul edildiği ve mantığın ilk üstadı aristodan sonra muallim-i sani diye adlandırıldığı mantık ilmine orta yaşlarında vakıf olduğu söylenmekte. bu rivayetlerin ne derece sahih olduğu tam bilinememekle birlikte ana mevzu bu büyük insanların her zaman ve her yaşta ilim öğrenme arzusuyla dolup taşmış olmalarıdır.
yaşadıkları dönemde de çok büyük nam ve şöhrete kavuşan bu insanlar hiçbir zaman oldum diyerek araştırmaktan vazgeçmiş değillerdir. bir ilmi almak ve o konuda yetkin bir alim ile tanışmak için günlerce, aylarca seyahat etmiş ve türlü türlü meşakkatlere katlanmışlardır. sadece bu saydığım kişiler değil ilim yolunda hayatlarını sarf edenler. büyük islam medeniyetinin gazali, imam-ı şafii, fahreddin-i razi, maverdi, imam-ı buhari gibi daha nice büyük alimleri ömürlerinin sonuna kadar ilim tahsil etmiş, okumuş, araştırmış, yazmış hasılı, ilim ve hikmet arayışlarını hiç sonlandırmamışlardır.
ya bu zamanın sadece akademik unvanlı bilim insanları? her yeni unvan aldıklarında egoları daha da şişmekte ve olgunluk yolunda çok önemli bir aşama kat ettiklerini zannetmektedirler. çoğunun doktora, doçentlik veya profesörlük tezleri dahi orijinal bir eser olmaktan çok uzak sadece kaynaklarla, atıflarla doldurulmuş bir derleme mahiyetinde. her yeni akademik unvan onlar için hakikate biraz daha yaklaşma vesilesi değil, maddi anlamda yeni bir kazanç kapısı anlamına gelmekte. çoğu bilim insanı dekan, rektör olmanın hayalleri ile yaşamakta, parası bol bir danışmanlık elde etme hırsıyla ömürlerini tüketmekte.
yazının devamı için:
http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=25
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar