bugün
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi7
- meclis te fon krizi araştırma komisyonu tartışması2
- bedelini ödeyen yazarlar17
- israil3
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan7
- filistin37
- dağlı2
- nöbetteyim sözlük4
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- ten uyumu vs kafa uyumu3
- fon kurdum para yatırır mısınız9
- arkadaşlar ne yesek9
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- platon un mağara alegorisi5
- antipanik'e bir şey söyle22
- silvermist'e iki şey söyle20
- seksten önce dua etmek10
- israil'i allah cezalandıracak9
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- tarhana çorbası12
- özelden şeftalisini atan yazar14
- sözlük kızlarının tantunici7
- parcalandim toparlanamiyorum323
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- sözlük kızlarının kombinleri15
- alttaki yazara bir şey söyle24
- redbull5
- güzelsen koy resmini görelim6
- adana lezzet festivali5
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- bu kalp seni unutur mu5
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler5
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- sapık şarkı sözleri9
- hayat yaşamaya değer mi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- porno entelektüelliği8
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- ucan tekme atan hipopotam47
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
- kalpteki boşluk hissi4
- sözlük kızalarının takosu5
- yakışıklı olgun erkekler6
- osmanoğulları ailesi ne özür borcu7
- izmir tulum4
Viasey
Uzundu hikâyesi, anlatmaya başlanamayacak;
Ulaşılamayan şehir Viasey'de bir sevilen vardı.
Viasey'de, armonik, hali-hazırda özdeşleşmişti adı.
Hiç görmediği yerlere özlem duyan, seven vardı, bir genç;
Duyduğu hasret ne şehre idi, Viasey'e, ne güzelliklerine..
Ne romantik anlar yaşatan ışık şehri Viasey'e, ne O'nun şaaşalı köylerine..
Tüm hayallerinin, ölümünü de yaşamını da, ruhuna işlendiği şehir idi Viasey.
Görüntüler vardı aklında, gündüz hayalcisi bu gencin.
Sokaklarında yürüdüğü ancak görüp de dokunamadığı, konuşamadığı üstelik,
Sevdiceği ile Viasey'de.
Mavi, kızıl ışıklar ile üstüne örttüğü yapay güzellikleri ile nehirleri,
Islak, parlak ve parkeleri ile sokakları, zihninde bir dünya idi Viasey.
Uzaklaştıran, bağlayan, prangalar vuran pahalı, zavallı tüketim odacıkları,
Cennet illüstrasyonu ile yetiştirilmiş ağaç ve altına düzdükleri kaldırım taşları,
Kesinlikle hayalini kurduran bir şehir değildi Viasey.
Yalnız, gel gör ki bu genç, içinde barındırdığı ihtirasa bir anlam katmaya çalışıyordu.
Bir açıklama ya da gerekçe, neden Viasey sualine.
Öyle ki bu uzaklaşmış, mesafe koymuş ruhbanlarla arasına, şehir;
Sevdiceğine atmosferinden hava, bulutlarından yağmur damlaları..
Fırınlarından sıcak, kızarmış hamurlar, dağlarından temiz ve berrak sıvı sağlıyordu.
Hayat verendi sevdiceğine Viasey, almasını en son istediği -sevdiği genç tarafından- , canını.
Öyle ki bu, yapay güzellikler ile illüzyon izleten gözlere, şehir, Viasey,
Sevdiceğinin gözlerine güzel geliyordu, terk etmesi güç köylerine bağlıyordu.
Tek korkusu vardı gencin, sevdiceğini sevdirmesi idi kaldırımlarından yürüttüğü bir başkasına Viasey'in.
Tek "avuntusu : " ise "karanlık" ve "kırıcı" bekleyişte Viasey'in katı vicdanına ve seçimlerine; seçebileceği,
"Dur ne olur!" demesiydi günlerce, dua edercesine ancak dua etmeyerek, tüm hücreleri ile isteyerek:
"Beklet. Beklesin. Ben görmeden gitmesin. Kaldırımları yalnız yürütmesin, ıslak ve soğuk kış günlerinde.
Viasey! Beklet, beklesin. ismini anıyorum, rüzgârlarla gönderiyorum arzumu diyarına, yapışkan ve kasvetli yaz günlerinde."
Serenattı bu, gencin tek sahip olduğu, ulaşacağı güne kadar tutunduklarından biri olduğu.
Rüzgârın şefliği eşliğinde, kuşların melodik ıslıkları ve gök gürültülerinin ihtişamlı katılımı ile.
Aşkı gibi doğal, sade ve basitlik içeren bir serenattı bu; gencin "her gün" farklı motiflerle süsleyerek işlediği.
Günübirlikti sözleri, hüzündü bazen, kederdi. Tutunması gereken huzur, kaybetmemek üzere elde etmek istediği,
Her anını sevdiceğinin hayali ile "vücut buldurduğu" mutluluk idi bazen.
Görüntüler. Görüntüler vardı her gün gözlerinin önünde bu çaresiz gencin. Sevdiceğine sahip olan Viasey şehrinde.
Sonunu düşünmek istemiyor, orada hep mutluluğu ve kavuşmayı barındırıyordu.
Viasey ne kadar tutsak etse de O'nu, O sevdikçe sevecek, bulundukça bulunacaktı genç, Viasey'de.
Zalimdi şehir!
Zalimdi yolları.
Zalimdi mesafeleri Viasey'in.
Zalimdi zaman, geçirttirmiyor muydu Viasey, topraklarında zamanı hızlıca?
Zalim Viasey! Zaman da tutsaktı orada.
Sevdiceği de tutsaktı orada.
Parkeleri, pahalı, zavallı tüketim odacıkları, cennet illüstrasyonu ile yetiştirilmiş ağaçları ve
Altına döşediği kaldırımları ile bir hayal dünyası idi Viasey bu gence. Hayalini kurmadığı yalnız,
Sevdiceğine hava olan, su olan ve O oradayken orada olmaya çalıştığı şehirdi Viasey.
Serenattı bu, gencin tutunduklarından biri:
"Viasey! Ulaşılamayana ulaşılamaz diyar olmuş.
Yârime yar etme, ümidime kar düşmesin.
Hayalimi bulandırma, hayalime yar etme, karanlığıma kar düşmesin.
Viasey! Zamanı tutsak etmiş, sevdiceğime zindan olmuş."
Rüzgârın şefliği eşliğinde, kuşların melodik ıslıkları ve gök gürültülerinin ihtişamlı katılımı ile,
Aşkı gibi doğal, sade ve basitlik içeren bir serenattı bu; gencin "her an" farklı motiflerle süsleyerek işlediği.
Uzundu hikâyesi, anlatmaya başlanamayacak;
Ulaşılamayan şehir Viasey'de bir sevilen vardı.
Viasey'de, armonik, hali-hazırda özdeşleşmişti adı.
Hiç görmediği yerlere özlem duyan, seven vardı, bir genç;
Duyduğu hasret ne şehre idi, Viasey'e, ne güzelliklerine..
Ne romantik anlar yaşatan ışık şehri Viasey'e, ne O'nun şaaşalı köylerine..
Tüm hayallerinin, ölümünü de yaşamını da, ruhuna işlendiği şehir idi Viasey.
Görüntüler vardı aklında, gündüz hayalcisi bu gencin.
Sokaklarında yürüdüğü ancak görüp de dokunamadığı, konuşamadığı üstelik,
Sevdiceği ile Viasey'de.
Mavi, kızıl ışıklar ile üstüne örttüğü yapay güzellikleri ile nehirleri,
Islak, parlak ve parkeleri ile sokakları, zihninde bir dünya idi Viasey.
Uzaklaştıran, bağlayan, prangalar vuran pahalı, zavallı tüketim odacıkları,
Cennet illüstrasyonu ile yetiştirilmiş ağaç ve altına düzdükleri kaldırım taşları,
Kesinlikle hayalini kurduran bir şehir değildi Viasey.
Yalnız, gel gör ki bu genç, içinde barındırdığı ihtirasa bir anlam katmaya çalışıyordu.
Bir açıklama ya da gerekçe, neden Viasey sualine.
Öyle ki bu uzaklaşmış, mesafe koymuş ruhbanlarla arasına, şehir;
Sevdiceğine atmosferinden hava, bulutlarından yağmur damlaları..
Fırınlarından sıcak, kızarmış hamurlar, dağlarından temiz ve berrak sıvı sağlıyordu.
Hayat verendi sevdiceğine Viasey, almasını en son istediği -sevdiği genç tarafından- , canını.
Öyle ki bu, yapay güzellikler ile illüzyon izleten gözlere, şehir, Viasey,
Sevdiceğinin gözlerine güzel geliyordu, terk etmesi güç köylerine bağlıyordu.
Tek korkusu vardı gencin, sevdiceğini sevdirmesi idi kaldırımlarından yürüttüğü bir başkasına Viasey'in.
Tek "avuntusu : " ise "karanlık" ve "kırıcı" bekleyişte Viasey'in katı vicdanına ve seçimlerine; seçebileceği,
"Dur ne olur!" demesiydi günlerce, dua edercesine ancak dua etmeyerek, tüm hücreleri ile isteyerek:
"Beklet. Beklesin. Ben görmeden gitmesin. Kaldırımları yalnız yürütmesin, ıslak ve soğuk kış günlerinde.
Viasey! Beklet, beklesin. ismini anıyorum, rüzgârlarla gönderiyorum arzumu diyarına, yapışkan ve kasvetli yaz günlerinde."
Serenattı bu, gencin tek sahip olduğu, ulaşacağı güne kadar tutunduklarından biri olduğu.
Rüzgârın şefliği eşliğinde, kuşların melodik ıslıkları ve gök gürültülerinin ihtişamlı katılımı ile.
Aşkı gibi doğal, sade ve basitlik içeren bir serenattı bu; gencin "her gün" farklı motiflerle süsleyerek işlediği.
Günübirlikti sözleri, hüzündü bazen, kederdi. Tutunması gereken huzur, kaybetmemek üzere elde etmek istediği,
Her anını sevdiceğinin hayali ile "vücut buldurduğu" mutluluk idi bazen.
Görüntüler. Görüntüler vardı her gün gözlerinin önünde bu çaresiz gencin. Sevdiceğine sahip olan Viasey şehrinde.
Sonunu düşünmek istemiyor, orada hep mutluluğu ve kavuşmayı barındırıyordu.
Viasey ne kadar tutsak etse de O'nu, O sevdikçe sevecek, bulundukça bulunacaktı genç, Viasey'de.
Zalimdi şehir!
Zalimdi yolları.
Zalimdi mesafeleri Viasey'in.
Zalimdi zaman, geçirttirmiyor muydu Viasey, topraklarında zamanı hızlıca?
Zalim Viasey! Zaman da tutsaktı orada.
Sevdiceği de tutsaktı orada.
Parkeleri, pahalı, zavallı tüketim odacıkları, cennet illüstrasyonu ile yetiştirilmiş ağaçları ve
Altına döşediği kaldırımları ile bir hayal dünyası idi Viasey bu gence. Hayalini kurmadığı yalnız,
Sevdiceğine hava olan, su olan ve O oradayken orada olmaya çalıştığı şehirdi Viasey.
Serenattı bu, gencin tutunduklarından biri:
"Viasey! Ulaşılamayana ulaşılamaz diyar olmuş.
Yârime yar etme, ümidime kar düşmesin.
Hayalimi bulandırma, hayalime yar etme, karanlığıma kar düşmesin.
Viasey! Zamanı tutsak etmiş, sevdiceğime zindan olmuş."
Rüzgârın şefliği eşliğinde, kuşların melodik ıslıkları ve gök gürültülerinin ihtişamlı katılımı ile,
Aşkı gibi doğal, sade ve basitlik içeren bir serenattı bu; gencin "her an" farklı motiflerle süsleyerek işlediği.
Gündemdeki Haberler