bugün
- kolye142
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması5
- bu saatte yemek yemek6
- ona bir şey söyle13
- hayatın acı gerçekleri5
- ilişkiye ara vermek6
- marka giyinmek6
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak7
- nervionun mavi gözleri11
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir6
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- ofis pornosu7
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- teselli vermek6
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası3
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- cep telefonu22
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- yazarların telefon numaraları3
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- nokia20
- courtney love2
- antalya3
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- diksiyon4
- bik bik'in kraliçe olması10
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- etek tıraşı4
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- fransa11
- anpa gross3
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak3
- kaybolan çorabın teki2
- sarı tekerin yazar olamaması8
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- sexting3
atakan gülgar'a ait olan popüler ve sevilen bir şiir.
'yar'yüzüme düşüşün yarçekimi, yar gözünden düşüşüm can çekimidir.
yarin yürekten çekilmesine halk arasında kan'çekimi denir.
çünkü aşk'ın hükümeti, ihanetin darbesiyle çekilir...'
biliyor musun?
tanrı'nın karaladığı alın yazımın boşluklarına adını yazıyordum.
seni bulduğuma sevinmek içindi bütün acılara göğüs gerişim.
yazı bu denli çıldırasıya arzu edişim sendendi.
yorgun kış günlerinde başucumda nöbete durdu özlemlerin.
her sabah tekme tokat uyandırdı sana kavuşabilmenin dayanılmaz isteği.
uykularımı kırbaçlayan arsız sabırsızlığım bütün rüyalarımın ihalesini kazandı...
biliyorsun
aramızdan su sızmasın diye yağmurlu günlerde birbirimize sarılacaktık.
müminin orucu tuttuğu gibi tutacaktım ellerinden.
kimsenin gücü bana yetmeyecekti.
paha biçilmez sevgim gözlerini kamaştıracaktı.
geldiğin caddelerin duvarlarına pencereler çizecektim.
ayak seslerin kuşları gülümsetecekti.
şarkı söyleyerek yürüyecektin dilenciler sana selam duracaktı...
sen benliğimde gişe rekorları kıran bir düş'tün.
cephende düşmüş yaralı benliğimi omuzlayıp yollarına düştüm.
serin bir yaz sabahı varabildim ankara'ya.
öksüren binalar, henüz ısınmamış yollar ve hala uyuyan ağaçlar karşıladı beni.
elimde ılık avucuna randevum,
önümde şüpheli bir paket gibi duran bulabilme olasılığım.
kimselerin davetlerine aldırmadım inan,
seni aradım ankara'nın tıka basa boş sokaklarında.
yoktun ya, gövdesi dolu, başı boş'tum...
kendine ne kadar büyük bir coğrafya açmışsın içimde, dünya haritasına sığmıyorsun.
ne devasa bir özlemdir ki bu, hasretini nereye koysam almıyor, taşıyorsun.
kepenkleri seni görebilmeye açılmış faltaşı gözlerimle yabancı suratları yokluyorum.
kızılay'da otobüs duraklarına önceden sözleşilmiş buluşmalar yağıyor.
sakarya'da önünden geçtiğim lokantalardan tokuşturulan kadeh sesleri duyuluyor.
ve anlıyorum ki ankara'da her şey en az iki kişilik yaşanıyor
hafta sonları rengarenk çankaya'da siyah beyaz filmler seyrediyorum.
ankara'da gece bekçilerine rakip seni bekleyişlerim oluyor.
gündoğumları nurtopu gibi gelmeyişlerini doğuruyor.
kürtaj oluyor seni bulabilme ihtimallerim.
bütün ölü doğumların kulağına adımız fısıldanıyor.
belli ki tanrı bizi gülüşmelerin sonuna nokta nöbetine koymuş.
koşuyoruz ama gülüşmelerin sonuna bile yetişemiyoruz.
o yüzden ayrılık tek celsede fişimizi çekiyor.
bizim buluşmamız dünyanın en zor buluşu olmalı ki hala icat edilemedi yanyana duruşumuz...
diş ağrısı sancısıyla zonkluyor içimde dolgu yapmanı bekleyen boşluğun.
ne kahrolası bir ev sahibim ki ben her gece yatıya kalıyor yokluğun.
seni hatırlatmayan ne varsa kovuyorum hayatımdan.
bütün alışkanlıklarım sana benziyor...
hey gidi güzelim ankara, sen adamı fransız vatandaşı yaparsın.
çünkü o'nsuz kimsenin dilini anlamıyorum bu şehirde...
sendin aşıma tuz, ağrıma şurup.
sendin haneme ışık, sabrıma selamet.
sen benim ilk dansım son şarkımdın.
gaz lambasının yalanı gibi söndün yatsıya kalmadan.
şimdi uyandığıma üzüldüğüm rüyaların sahibi sensin sevgili...
gidiyorum
ardımda kızılay, sakarya, tunalı, maltepe ve ulus'u görgü tanığı bırakıyorum.
seni çıldırasıya arayışlarımın robot resmini çizecekler sana.
fotomontaj hayallerimi aşti'de bir çöp kutusuna bırakıp dönüş otobüsüne biniyorum.
erkeğe erkek yanı, kadına kadın yanı koltuklar yalnızlar için ayrılıyormuş anlıyorum...
infilak ediyor seviş'lerim.
boynu bükük geri dönüşlerime tek görgü tanığı ben oluyorum.
şimdilerde,
varlığıma kuduz bir köpek gibi saldırıyor yokluğun.
sana hizmetkar vücuduma bıraktığın terk edişinin diş izlerini,
nüfus cüzdanım gibi yanımdan ayırmıyorum...
ben türkiye kadar yalnızım, sen b'aşk'entim ankara gibi yorgunsun...
atakan gülgar
'yar'yüzüme düşüşün yarçekimi, yar gözünden düşüşüm can çekimidir.
yarin yürekten çekilmesine halk arasında kan'çekimi denir.
çünkü aşk'ın hükümeti, ihanetin darbesiyle çekilir...'
biliyor musun?
tanrı'nın karaladığı alın yazımın boşluklarına adını yazıyordum.
seni bulduğuma sevinmek içindi bütün acılara göğüs gerişim.
yazı bu denli çıldırasıya arzu edişim sendendi.
yorgun kış günlerinde başucumda nöbete durdu özlemlerin.
her sabah tekme tokat uyandırdı sana kavuşabilmenin dayanılmaz isteği.
uykularımı kırbaçlayan arsız sabırsızlığım bütün rüyalarımın ihalesini kazandı...
biliyorsun
aramızdan su sızmasın diye yağmurlu günlerde birbirimize sarılacaktık.
müminin orucu tuttuğu gibi tutacaktım ellerinden.
kimsenin gücü bana yetmeyecekti.
paha biçilmez sevgim gözlerini kamaştıracaktı.
geldiğin caddelerin duvarlarına pencereler çizecektim.
ayak seslerin kuşları gülümsetecekti.
şarkı söyleyerek yürüyecektin dilenciler sana selam duracaktı...
sen benliğimde gişe rekorları kıran bir düş'tün.
cephende düşmüş yaralı benliğimi omuzlayıp yollarına düştüm.
serin bir yaz sabahı varabildim ankara'ya.
öksüren binalar, henüz ısınmamış yollar ve hala uyuyan ağaçlar karşıladı beni.
elimde ılık avucuna randevum,
önümde şüpheli bir paket gibi duran bulabilme olasılığım.
kimselerin davetlerine aldırmadım inan,
seni aradım ankara'nın tıka basa boş sokaklarında.
yoktun ya, gövdesi dolu, başı boş'tum...
kendine ne kadar büyük bir coğrafya açmışsın içimde, dünya haritasına sığmıyorsun.
ne devasa bir özlemdir ki bu, hasretini nereye koysam almıyor, taşıyorsun.
kepenkleri seni görebilmeye açılmış faltaşı gözlerimle yabancı suratları yokluyorum.
kızılay'da otobüs duraklarına önceden sözleşilmiş buluşmalar yağıyor.
sakarya'da önünden geçtiğim lokantalardan tokuşturulan kadeh sesleri duyuluyor.
ve anlıyorum ki ankara'da her şey en az iki kişilik yaşanıyor
hafta sonları rengarenk çankaya'da siyah beyaz filmler seyrediyorum.
ankara'da gece bekçilerine rakip seni bekleyişlerim oluyor.
gündoğumları nurtopu gibi gelmeyişlerini doğuruyor.
kürtaj oluyor seni bulabilme ihtimallerim.
bütün ölü doğumların kulağına adımız fısıldanıyor.
belli ki tanrı bizi gülüşmelerin sonuna nokta nöbetine koymuş.
koşuyoruz ama gülüşmelerin sonuna bile yetişemiyoruz.
o yüzden ayrılık tek celsede fişimizi çekiyor.
bizim buluşmamız dünyanın en zor buluşu olmalı ki hala icat edilemedi yanyana duruşumuz...
diş ağrısı sancısıyla zonkluyor içimde dolgu yapmanı bekleyen boşluğun.
ne kahrolası bir ev sahibim ki ben her gece yatıya kalıyor yokluğun.
seni hatırlatmayan ne varsa kovuyorum hayatımdan.
bütün alışkanlıklarım sana benziyor...
hey gidi güzelim ankara, sen adamı fransız vatandaşı yaparsın.
çünkü o'nsuz kimsenin dilini anlamıyorum bu şehirde...
sendin aşıma tuz, ağrıma şurup.
sendin haneme ışık, sabrıma selamet.
sen benim ilk dansım son şarkımdın.
gaz lambasının yalanı gibi söndün yatsıya kalmadan.
şimdi uyandığıma üzüldüğüm rüyaların sahibi sensin sevgili...
gidiyorum
ardımda kızılay, sakarya, tunalı, maltepe ve ulus'u görgü tanığı bırakıyorum.
seni çıldırasıya arayışlarımın robot resmini çizecekler sana.
fotomontaj hayallerimi aşti'de bir çöp kutusuna bırakıp dönüş otobüsüne biniyorum.
erkeğe erkek yanı, kadına kadın yanı koltuklar yalnızlar için ayrılıyormuş anlıyorum...
infilak ediyor seviş'lerim.
boynu bükük geri dönüşlerime tek görgü tanığı ben oluyorum.
şimdilerde,
varlığıma kuduz bir köpek gibi saldırıyor yokluğun.
sana hizmetkar vücuduma bıraktığın terk edişinin diş izlerini,
nüfus cüzdanım gibi yanımdan ayırmıyorum...
ben türkiye kadar yalnızım, sen b'aşk'entim ankara gibi yorgunsun...
atakan gülgar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar