bugün
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- kuran da namazın olmaması21
- en tehlikeli kadın tipi7
- iş arkadaşlığı9
- yeditepe de kutsal metinden rahatsız olunması4
- ctrlx4
- sevgiliyi 10 seneden beri görmemek8
- türk kadınlarındaki temizlik hastalığı5
- 31 yaşında bakire olan kız9
- kalça ellemek6
- seni öldürmeyen şey seni güçlendirir6
- ehli sünnet hocalar11
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı13
- arkadaşın karısının at gibi olması7
- sözlük yazarları akıllı olsun5
- hiç kimsenin hiçbir şeyi olmamak6
- mehdiyetin yaklaşıyor olması4
- zam gelmeyen biralara zam yapan carrefoursa3
- yaşaranların pisliği3
- akp nin abd köpeği olması2
- hoşlanılan kızın sizi ayaklarıyla tokatlaması3
- cevabı bilinmeyen sorular3
- mini etekli kızlar şu anda ne yapıyor sorunsalı3
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması11
- otomatik portakal alex piçi3
- his kaybi3
- tekelcinin sizi 18 yaşından küçük sanması2
- evli olup sözlükte erkek arayan kadınlar4
- huzur islamda9
- ayak hastalıkları2
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen12
- süt kokusuna mest olan insan2
- 21 mart 2027 fenerbahçe galatasaray maçı2
- arabesk7
- hep sinirli yazarlar7
- yanlışlıkla döl fışkırtmak5
- uff diye üzülen erkek6
- metrobüse binecek kızlara tavsiyeler6
- karımın ayaklarını yıkarım3
- rüşvet alırken yakalanmak2
- nişanesi şefkattir aleme merhamettir2
- deniz göktaş'ın gösterisine erişim engeli5
- iç güveysi gidecek kadar aşağılık bir erkek olmak5
- mandacı menderes4
- sözlükteki ezik kompleksi3
- kadın sürücüyü dikiz aynasıyla döven maganda2
- sözlüğe bedenini atan kadın güzelliği4
- kalabak suyu2
atakan gülgar'a ait olan popüler ve sevilen bir şiir.
'yar'yüzüme düşüşün yarçekimi, yar gözünden düşüşüm can çekimidir.
yarin yürekten çekilmesine halk arasında kan'çekimi denir.
çünkü aşk'ın hükümeti, ihanetin darbesiyle çekilir...'
biliyor musun?
tanrı'nın karaladığı alın yazımın boşluklarına adını yazıyordum.
seni bulduğuma sevinmek içindi bütün acılara göğüs gerişim.
yazı bu denli çıldırasıya arzu edişim sendendi.
yorgun kış günlerinde başucumda nöbete durdu özlemlerin.
her sabah tekme tokat uyandırdı sana kavuşabilmenin dayanılmaz isteği.
uykularımı kırbaçlayan arsız sabırsızlığım bütün rüyalarımın ihalesini kazandı...
biliyorsun
aramızdan su sızmasın diye yağmurlu günlerde birbirimize sarılacaktık.
müminin orucu tuttuğu gibi tutacaktım ellerinden.
kimsenin gücü bana yetmeyecekti.
paha biçilmez sevgim gözlerini kamaştıracaktı.
geldiğin caddelerin duvarlarına pencereler çizecektim.
ayak seslerin kuşları gülümsetecekti.
şarkı söyleyerek yürüyecektin dilenciler sana selam duracaktı...
sen benliğimde gişe rekorları kıran bir düş'tün.
cephende düşmüş yaralı benliğimi omuzlayıp yollarına düştüm.
serin bir yaz sabahı varabildim ankara'ya.
öksüren binalar, henüz ısınmamış yollar ve hala uyuyan ağaçlar karşıladı beni.
elimde ılık avucuna randevum,
önümde şüpheli bir paket gibi duran bulabilme olasılığım.
kimselerin davetlerine aldırmadım inan,
seni aradım ankara'nın tıka basa boş sokaklarında.
yoktun ya, gövdesi dolu, başı boş'tum...
kendine ne kadar büyük bir coğrafya açmışsın içimde, dünya haritasına sığmıyorsun.
ne devasa bir özlemdir ki bu, hasretini nereye koysam almıyor, taşıyorsun.
kepenkleri seni görebilmeye açılmış faltaşı gözlerimle yabancı suratları yokluyorum.
kızılay'da otobüs duraklarına önceden sözleşilmiş buluşmalar yağıyor.
sakarya'da önünden geçtiğim lokantalardan tokuşturulan kadeh sesleri duyuluyor.
ve anlıyorum ki ankara'da her şey en az iki kişilik yaşanıyor
hafta sonları rengarenk çankaya'da siyah beyaz filmler seyrediyorum.
ankara'da gece bekçilerine rakip seni bekleyişlerim oluyor.
gündoğumları nurtopu gibi gelmeyişlerini doğuruyor.
kürtaj oluyor seni bulabilme ihtimallerim.
bütün ölü doğumların kulağına adımız fısıldanıyor.
belli ki tanrı bizi gülüşmelerin sonuna nokta nöbetine koymuş.
koşuyoruz ama gülüşmelerin sonuna bile yetişemiyoruz.
o yüzden ayrılık tek celsede fişimizi çekiyor.
bizim buluşmamız dünyanın en zor buluşu olmalı ki hala icat edilemedi yanyana duruşumuz...
diş ağrısı sancısıyla zonkluyor içimde dolgu yapmanı bekleyen boşluğun.
ne kahrolası bir ev sahibim ki ben her gece yatıya kalıyor yokluğun.
seni hatırlatmayan ne varsa kovuyorum hayatımdan.
bütün alışkanlıklarım sana benziyor...
hey gidi güzelim ankara, sen adamı fransız vatandaşı yaparsın.
çünkü o'nsuz kimsenin dilini anlamıyorum bu şehirde...
sendin aşıma tuz, ağrıma şurup.
sendin haneme ışık, sabrıma selamet.
sen benim ilk dansım son şarkımdın.
gaz lambasının yalanı gibi söndün yatsıya kalmadan.
şimdi uyandığıma üzüldüğüm rüyaların sahibi sensin sevgili...
gidiyorum
ardımda kızılay, sakarya, tunalı, maltepe ve ulus'u görgü tanığı bırakıyorum.
seni çıldırasıya arayışlarımın robot resmini çizecekler sana.
fotomontaj hayallerimi aşti'de bir çöp kutusuna bırakıp dönüş otobüsüne biniyorum.
erkeğe erkek yanı, kadına kadın yanı koltuklar yalnızlar için ayrılıyormuş anlıyorum...
infilak ediyor seviş'lerim.
boynu bükük geri dönüşlerime tek görgü tanığı ben oluyorum.
şimdilerde,
varlığıma kuduz bir köpek gibi saldırıyor yokluğun.
sana hizmetkar vücuduma bıraktığın terk edişinin diş izlerini,
nüfus cüzdanım gibi yanımdan ayırmıyorum...
ben türkiye kadar yalnızım, sen b'aşk'entim ankara gibi yorgunsun...
atakan gülgar
'yar'yüzüme düşüşün yarçekimi, yar gözünden düşüşüm can çekimidir.
yarin yürekten çekilmesine halk arasında kan'çekimi denir.
çünkü aşk'ın hükümeti, ihanetin darbesiyle çekilir...'
biliyor musun?
tanrı'nın karaladığı alın yazımın boşluklarına adını yazıyordum.
seni bulduğuma sevinmek içindi bütün acılara göğüs gerişim.
yazı bu denli çıldırasıya arzu edişim sendendi.
yorgun kış günlerinde başucumda nöbete durdu özlemlerin.
her sabah tekme tokat uyandırdı sana kavuşabilmenin dayanılmaz isteği.
uykularımı kırbaçlayan arsız sabırsızlığım bütün rüyalarımın ihalesini kazandı...
biliyorsun
aramızdan su sızmasın diye yağmurlu günlerde birbirimize sarılacaktık.
müminin orucu tuttuğu gibi tutacaktım ellerinden.
kimsenin gücü bana yetmeyecekti.
paha biçilmez sevgim gözlerini kamaştıracaktı.
geldiğin caddelerin duvarlarına pencereler çizecektim.
ayak seslerin kuşları gülümsetecekti.
şarkı söyleyerek yürüyecektin dilenciler sana selam duracaktı...
sen benliğimde gişe rekorları kıran bir düş'tün.
cephende düşmüş yaralı benliğimi omuzlayıp yollarına düştüm.
serin bir yaz sabahı varabildim ankara'ya.
öksüren binalar, henüz ısınmamış yollar ve hala uyuyan ağaçlar karşıladı beni.
elimde ılık avucuna randevum,
önümde şüpheli bir paket gibi duran bulabilme olasılığım.
kimselerin davetlerine aldırmadım inan,
seni aradım ankara'nın tıka basa boş sokaklarında.
yoktun ya, gövdesi dolu, başı boş'tum...
kendine ne kadar büyük bir coğrafya açmışsın içimde, dünya haritasına sığmıyorsun.
ne devasa bir özlemdir ki bu, hasretini nereye koysam almıyor, taşıyorsun.
kepenkleri seni görebilmeye açılmış faltaşı gözlerimle yabancı suratları yokluyorum.
kızılay'da otobüs duraklarına önceden sözleşilmiş buluşmalar yağıyor.
sakarya'da önünden geçtiğim lokantalardan tokuşturulan kadeh sesleri duyuluyor.
ve anlıyorum ki ankara'da her şey en az iki kişilik yaşanıyor
hafta sonları rengarenk çankaya'da siyah beyaz filmler seyrediyorum.
ankara'da gece bekçilerine rakip seni bekleyişlerim oluyor.
gündoğumları nurtopu gibi gelmeyişlerini doğuruyor.
kürtaj oluyor seni bulabilme ihtimallerim.
bütün ölü doğumların kulağına adımız fısıldanıyor.
belli ki tanrı bizi gülüşmelerin sonuna nokta nöbetine koymuş.
koşuyoruz ama gülüşmelerin sonuna bile yetişemiyoruz.
o yüzden ayrılık tek celsede fişimizi çekiyor.
bizim buluşmamız dünyanın en zor buluşu olmalı ki hala icat edilemedi yanyana duruşumuz...
diş ağrısı sancısıyla zonkluyor içimde dolgu yapmanı bekleyen boşluğun.
ne kahrolası bir ev sahibim ki ben her gece yatıya kalıyor yokluğun.
seni hatırlatmayan ne varsa kovuyorum hayatımdan.
bütün alışkanlıklarım sana benziyor...
hey gidi güzelim ankara, sen adamı fransız vatandaşı yaparsın.
çünkü o'nsuz kimsenin dilini anlamıyorum bu şehirde...
sendin aşıma tuz, ağrıma şurup.
sendin haneme ışık, sabrıma selamet.
sen benim ilk dansım son şarkımdın.
gaz lambasının yalanı gibi söndün yatsıya kalmadan.
şimdi uyandığıma üzüldüğüm rüyaların sahibi sensin sevgili...
gidiyorum
ardımda kızılay, sakarya, tunalı, maltepe ve ulus'u görgü tanığı bırakıyorum.
seni çıldırasıya arayışlarımın robot resmini çizecekler sana.
fotomontaj hayallerimi aşti'de bir çöp kutusuna bırakıp dönüş otobüsüne biniyorum.
erkeğe erkek yanı, kadına kadın yanı koltuklar yalnızlar için ayrılıyormuş anlıyorum...
infilak ediyor seviş'lerim.
boynu bükük geri dönüşlerime tek görgü tanığı ben oluyorum.
şimdilerde,
varlığıma kuduz bir köpek gibi saldırıyor yokluğun.
sana hizmetkar vücuduma bıraktığın terk edişinin diş izlerini,
nüfus cüzdanım gibi yanımdan ayırmıyorum...
ben türkiye kadar yalnızım, sen b'aşk'entim ankara gibi yorgunsun...
atakan gülgar
ankara da yaşanan aşkdır.
ankara'yı diğer illerden ayıran büyülü bir şeydir.
kızılayda sürtmektir. birlikte üşümektir. karların ardında görmektir.
ankara'nın denizi yoktur, gezilesi mekanları bol değildir, yapacak çokça şey yoktur, sadece siz ve sevgiliniz vardır. Bu nedenle bu şehirde daha fazla baş başa kalabilirsiniz. Belki de bu yüzden ilişkiler ya kısa sürüyor ya da çok tutkulu oluyordur. bu gri şehirde yaşamınıza renk getirebilecek en güzel şeydir belki de.
ankarada aşk yoktur. şayet ben bulamadım.
ankara'yı gerçekten seven bir ankaralı ve aşık olmuş biri için;
ankara'da aşık olmak zor iki gözüm..
ankara'da yalnız olmak zor iki gözüm..
ankara'da aşık olmak zor iki gözüm..
ankara'da yalnız olmak zor iki gözüm..
ankara'da başlayıp başka şehirde sürendir. yani benimki öyledir en azından. çoluk çocuğa bile karışılır hatta.
aşık olsan da şehir sana "yok lan değilsin der" ve bitirir o an.
Kışın aşkı ayrı bir güzellikte yaşanan, buz gibi rüzgarıyla sevgiliye daha çok sarılasını getiren, yaşamayanın bilemeyeceği duygudur.
soğuk olur üşütür.
yağmurla birlikte çamurlu yolda yürürken soğuk havanın montunun içinden ebenin... diye devam ettiren düşünce.
bir zamanlar şiirini yazmıştım, sincan istasyonun'da yayımlanmıştı.
aşkın belli bir şehri yoktur ya da aşk her şehirde farklı yaşanmaz. aşk başlı başına bir yerdir, bir mevsimdir, bir dağdır, bir ırmaktır, bir rüzgardır...
Depresif ve acı veren aşktır.
çatılır kaşlar,kesilir başlar. en güzel aşklar ankarada başlar.
Acı bir hüzünle sonlanır.ankara demek ayrılık demek .
ankarada sadece bir iki hafta kalmis olan biri icin ankarada ask yarimdir. Cocukken olmustu simdi bir ismi aklimda o kadar birlikte parka falan girmistik iyidi, guzeldi.
insanın iliklerinde hissettigi ankara sogugu hesaba katıldıgında , kışları sıcaklıktır. aynı fincandan kahve içmedir yagan karı izlerken, uyanmak istememe sebebidir cogu zaman uyandırmamadır bazen, en guzelide sıcak bir gulumsemedir kugulu parkta kat kat kıyafetlerin, berelerin arasından.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar