bugün
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- arda güler6
- gece vardiyası3
- kale3112'deki kale hangi kale10
- bursa6
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- arkadaşlar lütfen4
- sözlükte flört etmemek9
- en iyi pizza içeriği10
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- buz gibi bira6
- paradox interactive3
- köy9
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- gece tostu4
- acı gerçekler14
- en enayi huyunuz4
- en lezzetli balık24
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- agaçlarla dertleşmek3
- dünyanın en kötü hissi3
- karşı cinsteki en itici özellik16
- mehmet şimşek2
- yıllar ona hiç acımamış3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- zendaya4
- köy vs şehir hayatı2
- queen ravenna'nın evine kız kaçıran atmak2
- sözlüğün maymuna dönmesi2
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
- ezoterizm4
- anın görüntüsü23
- 24 eylül 2026 hollanda almanya maçı3
- gammazlar göreve8
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- sözlükte aile kurmak8
- ağlamak7
- yaşar kemal kitaplarının sarmaması2
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- queen ravenna'nın tacını klozete atmak2
- hünkar beğendi vs alinazik9
***yerleri kırmızı halı ile kaplı, kenarlarda şamdan tarzı loş ışıkları olan,
büyük bir sinema salonunda bir film izleyeceğim.
o kadar büyük ki; içinde hem otopark var, hem de metro istasyonu durağı.
motorumu alıp evden çıktım ve motoru park ettim.
bir filme girdim. film gayet sıradan bir filmdi. salon tıklım tıklımdı.
derken birden sinema salonu yıkılmaya başladı. herkes kaçışıyordu.
işe bak ki, herkes kaçışırken, ben hala motoru düşünüyorum.
sinema salonunun kapısından çıkıyorum. kırmızı halı döşenmiş koridor, iki yola ayrılıyor.
birisi otoparka gidiyor, birisi de metroya. derken tam koridorda birini görüyorum.
bir kız. aman allah'ım o nasıl bir güzellik. sarışın, mavi gözlü muhtemelen karadeniz kızıydı.
motoru falan unuttum. gerçekte olsa motora koşardım herhalde ama, ben öyle bir güzelliğe hiç gerçekte rastlamadım.
hemen onu izlemeye başladım ve "bununla acaba nasıl muhabbet kurarım?" diye aklımdan geçiriyorum.
hiç düşünmeden bodoslama yanına gittim. (rüya işte ben mi karar veriyorum sanki?)
saçmalamaya başladım. "bina da yıkılıyor, aracınız var mı?" gibisinden.
kızla biraz muhabbet ettik ve metro istasyonuna geçtik.
metroya bindik ve bizim üniversitedeki aramın bozuk birkaç kız kulaktan kulağa bizi konuşuyor.
onlara sinirlendim, bağırdım, çağırdım susturdum. sonra indik metrodan. ama aklımda hiç motosikletim yok.
o kızın büyüleyici güzelliği, gözlerinin mavisi bana o derece unutturdu motorumu ve devamlı onu izledim.
derken bizim sahildeki sarı, şirin eve geldik. "eve çıkayım, bir şey alıp gelcem" dedim.
eve çıktım. indiğimde kız yoktu. sağa sola bakınıyorum ama yok. sanki yer yarıldı içine girdi.
hemen babamdan arabanın anahtarlarını istedim. "araba burada yok" dedi ve karşıdaki tekele girdim,
adamın arabasının anahtarını aldım. adamın arabası da gri bir h100. atladım arabaya,
neredeyse bütün avrupa yakasını gezdim.
eminönü'nden, kilyos'a kadar. ama kızı bulamadım. biçare bir şekilde eve geri döndüm.
ve bir baktım o güzellik geri dönmüş. ama bu işte bir terslik var.
bana gözleriyle "git" işareti yapıyor.
ailece bir yeri ziyarete gelmişler. yanında annesi, babası ve benim için en
kötü kısım olan 2 tane abisi.
abileri de serseriye benziyor. kirli sakal falan. aynı filmlerdeki genç mafyalar.
ama kızın yanından ayrılamıyorum. telefon numarası falan istiyorum, elimle işaret ediyorum.
velhasıl tam bunlar arabaya binerken kız bana bir kağıt parçasına yazılmış telefon numarası uzattı.
derken rüya bitti. ama o telefon numarasını hatırlasam, yemin ediyorum ararım tekrar.
rüyalarda görüşmek üzere rüyalarımın deniz gözlü prensesi, güle güle gecelerimin parlayan perisi...
büyük bir sinema salonunda bir film izleyeceğim.
o kadar büyük ki; içinde hem otopark var, hem de metro istasyonu durağı.
motorumu alıp evden çıktım ve motoru park ettim.
bir filme girdim. film gayet sıradan bir filmdi. salon tıklım tıklımdı.
derken birden sinema salonu yıkılmaya başladı. herkes kaçışıyordu.
işe bak ki, herkes kaçışırken, ben hala motoru düşünüyorum.
sinema salonunun kapısından çıkıyorum. kırmızı halı döşenmiş koridor, iki yola ayrılıyor.
birisi otoparka gidiyor, birisi de metroya. derken tam koridorda birini görüyorum.
bir kız. aman allah'ım o nasıl bir güzellik. sarışın, mavi gözlü muhtemelen karadeniz kızıydı.
motoru falan unuttum. gerçekte olsa motora koşardım herhalde ama, ben öyle bir güzelliğe hiç gerçekte rastlamadım.
hemen onu izlemeye başladım ve "bununla acaba nasıl muhabbet kurarım?" diye aklımdan geçiriyorum.
hiç düşünmeden bodoslama yanına gittim. (rüya işte ben mi karar veriyorum sanki?)
saçmalamaya başladım. "bina da yıkılıyor, aracınız var mı?" gibisinden.
kızla biraz muhabbet ettik ve metro istasyonuna geçtik.
metroya bindik ve bizim üniversitedeki aramın bozuk birkaç kız kulaktan kulağa bizi konuşuyor.
onlara sinirlendim, bağırdım, çağırdım susturdum. sonra indik metrodan. ama aklımda hiç motosikletim yok.
o kızın büyüleyici güzelliği, gözlerinin mavisi bana o derece unutturdu motorumu ve devamlı onu izledim.
derken bizim sahildeki sarı, şirin eve geldik. "eve çıkayım, bir şey alıp gelcem" dedim.
eve çıktım. indiğimde kız yoktu. sağa sola bakınıyorum ama yok. sanki yer yarıldı içine girdi.
hemen babamdan arabanın anahtarlarını istedim. "araba burada yok" dedi ve karşıdaki tekele girdim,
adamın arabasının anahtarını aldım. adamın arabası da gri bir h100. atladım arabaya,
neredeyse bütün avrupa yakasını gezdim.
eminönü'nden, kilyos'a kadar. ama kızı bulamadım. biçare bir şekilde eve geri döndüm.
ve bir baktım o güzellik geri dönmüş. ama bu işte bir terslik var.
bana gözleriyle "git" işareti yapıyor.
ailece bir yeri ziyarete gelmişler. yanında annesi, babası ve benim için en
kötü kısım olan 2 tane abisi.
abileri de serseriye benziyor. kirli sakal falan. aynı filmlerdeki genç mafyalar.
ama kızın yanından ayrılamıyorum. telefon numarası falan istiyorum, elimle işaret ediyorum.
velhasıl tam bunlar arabaya binerken kız bana bir kağıt parçasına yazılmış telefon numarası uzattı.
derken rüya bitti. ama o telefon numarasını hatırlasam, yemin ediyorum ararım tekrar.
rüyalarda görüşmek üzere rüyalarımın deniz gözlü prensesi, güle güle gecelerimin parlayan perisi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar