bugün
- 12 saat çalışmak6
- insan sanatsal bir varlıktır7
- insan vahşi bir hayvandır6
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet9
- 30 yaşında hala jelibon yiyen insan4
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu6
- kıskanılmak vs kıskanmak5
- ameliyathane4
- demokratik almanya cumhuriyeti2
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi10
- kariyer yapan kadın vs yemek yapan kadın2
- çalışmayan kızla evlenen statülü erkek3
- yaşadım demek için ne yapmalı5
- zendaya2
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- ekmek arası peyniri bir üst noktaya taşıyan detay3
- çocuğa yabancı isimler vermek7
- ölen porno yıldızlarının ahiretteki durumu3
- dünya kupası'nın artık kimsenin umrunda olmaması3
- maaşla çalışıp ben alfayım diyen erkek7
- daha 173
- minimal rakı sofrası3
- aylık 283 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- avutan düşünceler2
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak8
- dekolteli çalışan arayan şirketin iş ilanı5
- lgs de 5 yanlış yapan kızı annesinin zorbalaması8
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı5
- umurat2
- kpss 20263
- 2026 dünya kupası nda oynayan müslüman ülkeler2
- izmir4
- i follow rivers2
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- sigarayı tersten yakmak5
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi3
- hep kendini suçlamak11
- havalar da ısındı10
- fransa senegal maçı saat 22 de trt 1 de2
- hangi manifest kızısın11
- yeni biriyle tanışmak5
- eşini aldatan birini görünce yapılması gereken şey4
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı12
- kılıçdarı destekleyen sanatçılar8
- ketçapla güzel giden yiyecekler2
- ona bir şey söyle19
- anın görüntüsü17
- numb2
- normal sözlük3
taze taze izlenimlerimi sunayım;
geçen senekinde endam gösteremedim ama bu sene 12.30 baslayacak (!) diye bilerek 12 de orda oldum. kapıda yaklaşık 1 saat 45 dakika kadar sıcağın altında bekleyerek içeri girmeyi başardım ve mastodon hemen sonrasında sahne aldı.
mastodon pek değil hiç dinlemedim ama sahnesi gayet iyiydi yani dinlemeye şevk edici.
in flames son albümlerinden 2-3 şarkı çaldı gerisi dinleyenler için pek sevilen şarkılardı. özellikle my sweet shadow, yanlış hatırlamıyosam sonlara doğru çalmışlardı.
alice cooper ölmedim daha da ölmeye niyetim yok dercesine soluk almadan konser şovuyla, enerjisiyle tamamen izleyiciyi avcunun içine aldı. bilen bilir frankestein şarkısının sahne şovunu, evet tam olarak canlı kanlı izledik. sahneye çok hakimdi dememe gerek yok.
ayrıca another brick on the wall'ı da şarkı arasında söyledi -umuyoruz serdar ortaç bunu duyar ve edebini bildirir- ve sürekli istanbul-turkey diye izleyiciye seslenmeyi de ihmal etmedi.
fakat sahnesinin başında üzerindeki deri ceketle bi an buharlaşıp gideceğini düşündük ama soyundu rahatladık.
inanılmaz bi sıcak vardı kafamızı t-shirt'umuzu ıslatmadan durmak imkansızdı.
ayrıca alice cooper yapılabilecek en büyük jesti yaparak son şarkısında elinde türk bayrağını dalgalandırarak sahneden ayrıldı. grup elemanlarıyla birlikte eğilip selam vererek sahneyi terk etti.
slipknot yakıp yıkan yerinde duramayan davulcusu ve davulu sürekli hareket halindeydi adam bi türlü yerinde durup çalmadı bi ara yan döndü yükseldi (bilen bilir aslında ya) ve sürekli sahneden inen -hangi işi yapıyo bilmiyorum- elemanıyla değil sahneyi izleyicinin olduğu yerleri bile doldurdu.
sahnenin hemen yanında bi teras katı vardı (bileti 590 tl olan bölüm), bahsi geçen arkadaş bi ara oraya çıktı ve oradan izleyicinin üzerine atladı. ordan inerek sahne tarafına geçti, sahneye çıkmadan baska bi bölüme geçip 24lü su paketini kaparak ön taraftaki izleyicilerin üzerine gönderdi. (büyük sevap işledi birazdan değineceğim.)
ayrıca ayrıca, sahnede 'burada hiç unutulamayacak bir geceye bir tarih yazmaya hazır mısınız' dedikten sonra anladık ki jump the fuck of geliyor. ve o mükemmel anları da sayesinde yaşamış olduk. bu arada bi entryde o konser olmaz basılır bilmem ne denilmiş, adamlar sahnede ne kadar 'yasak' kelime ve hareket varsa yaptılar. ki people=shit şarkısında yapılan hareketi bilirsiniz, bunu aynı anda o tüm izleyicilerin yaptığını da hesaba katın. %50 falan hiç bağlamadı yani.
ve giderken 'ladies and fuckin' gentlemen' ile de kapatarak ayrıldı.
iron maiden babaydı candı orda ölünesiydi elbette.
hava çok sıcaktı, güneşin alnındaydık ve vücudum yer yer beyazdan kırmızıya dönüş yapmış halde.
mekandaki en büyük sıkıntı su idi. yani yiyecek ve içecekler fiş alıp, o fişi ürünü alacağın yere verip almaktan ibaretti.
havanın sıcak oluşuyla su en fazla tüketilen içecekti ve yanlış saymadıysam 6 kadar stand vardı çoğunda sonlara doğru su fişi kalmadığı için sürekli diğerine gönderiyodu. birada bu sıkıntı yoktu o konuda rahattık ama bi ara ordan oraya koşarak baya bi susuzluk çekmiş olduk.
bi de tuvalet problemi, kızlar tuvaleti zaman zaman sakindi başımızı ıslatmaya girdiğimizde, ama erkekler tuvaletindeki sıra 3 giriş 2 çıkış şeklindeydi ve arkadaşımın dediğine göre içerideki lavabolarda bile 5er kişilik sıralar vardı
erken olması başımıza güneş geçmesine, yanmamıza ve yorgunluktan erken çıkmak zorunda kalmaya sebep oldu bi nebze. yani benim için.
salık saçlarımı yanımızda en az eşya götürelim düşüncemle toplayacak tokam olmayınca girişte verilen festival rehberinin ipiyle bağladım, -sıcaktan azizim- arka tarafta bulunan bi çocuğa da aynısını yaparak iki kişinin kendine gelmesini kendimce sağlamış oldum.
onun dışında, su alırken senden benden biri omzumu tutarak 'tokan güzelmiş' dedi, arpa suyundan zaar dedim, çünkü tuborg bira vardı ve fiyatı da fena sayılmazdı.
sayılsa da bi secenek yok çünkü çıkıp gelemiyosun oyle bi şey var.
enerjisi bambaşka, yerinde durmana izin vermeyecek birbirinden sağlam gruplar için katlanmaya değdi.
bu arada mekan da baya iyiydi eskiye göre -büyültülmüş düzenlenmiş- güneş dışında orda bulunmaya engel hiç bi şey yoktu.
tanımsız olmasın dersek; iyiki gidilmiş orada bulunulmuştur. elbette nacizane fikrim.
geçen senekinde endam gösteremedim ama bu sene 12.30 baslayacak (!) diye bilerek 12 de orda oldum. kapıda yaklaşık 1 saat 45 dakika kadar sıcağın altında bekleyerek içeri girmeyi başardım ve mastodon hemen sonrasında sahne aldı.
mastodon pek değil hiç dinlemedim ama sahnesi gayet iyiydi yani dinlemeye şevk edici.
in flames son albümlerinden 2-3 şarkı çaldı gerisi dinleyenler için pek sevilen şarkılardı. özellikle my sweet shadow, yanlış hatırlamıyosam sonlara doğru çalmışlardı.
alice cooper ölmedim daha da ölmeye niyetim yok dercesine soluk almadan konser şovuyla, enerjisiyle tamamen izleyiciyi avcunun içine aldı. bilen bilir frankestein şarkısının sahne şovunu, evet tam olarak canlı kanlı izledik. sahneye çok hakimdi dememe gerek yok.
ayrıca another brick on the wall'ı da şarkı arasında söyledi -umuyoruz serdar ortaç bunu duyar ve edebini bildirir- ve sürekli istanbul-turkey diye izleyiciye seslenmeyi de ihmal etmedi.
fakat sahnesinin başında üzerindeki deri ceketle bi an buharlaşıp gideceğini düşündük ama soyundu rahatladık.
inanılmaz bi sıcak vardı kafamızı t-shirt'umuzu ıslatmadan durmak imkansızdı.
ayrıca alice cooper yapılabilecek en büyük jesti yaparak son şarkısında elinde türk bayrağını dalgalandırarak sahneden ayrıldı. grup elemanlarıyla birlikte eğilip selam vererek sahneyi terk etti.
slipknot yakıp yıkan yerinde duramayan davulcusu ve davulu sürekli hareket halindeydi adam bi türlü yerinde durup çalmadı bi ara yan döndü yükseldi (bilen bilir aslında ya) ve sürekli sahneden inen -hangi işi yapıyo bilmiyorum- elemanıyla değil sahneyi izleyicinin olduğu yerleri bile doldurdu.
sahnenin hemen yanında bi teras katı vardı (bileti 590 tl olan bölüm), bahsi geçen arkadaş bi ara oraya çıktı ve oradan izleyicinin üzerine atladı. ordan inerek sahne tarafına geçti, sahneye çıkmadan baska bi bölüme geçip 24lü su paketini kaparak ön taraftaki izleyicilerin üzerine gönderdi. (büyük sevap işledi birazdan değineceğim.)
ayrıca ayrıca, sahnede 'burada hiç unutulamayacak bir geceye bir tarih yazmaya hazır mısınız' dedikten sonra anladık ki jump the fuck of geliyor. ve o mükemmel anları da sayesinde yaşamış olduk. bu arada bi entryde o konser olmaz basılır bilmem ne denilmiş, adamlar sahnede ne kadar 'yasak' kelime ve hareket varsa yaptılar. ki people=shit şarkısında yapılan hareketi bilirsiniz, bunu aynı anda o tüm izleyicilerin yaptığını da hesaba katın. %50 falan hiç bağlamadı yani.
ve giderken 'ladies and fuckin' gentlemen' ile de kapatarak ayrıldı.
iron maiden babaydı candı orda ölünesiydi elbette.
hava çok sıcaktı, güneşin alnındaydık ve vücudum yer yer beyazdan kırmızıya dönüş yapmış halde.
mekandaki en büyük sıkıntı su idi. yani yiyecek ve içecekler fiş alıp, o fişi ürünü alacağın yere verip almaktan ibaretti.
havanın sıcak oluşuyla su en fazla tüketilen içecekti ve yanlış saymadıysam 6 kadar stand vardı çoğunda sonlara doğru su fişi kalmadığı için sürekli diğerine gönderiyodu. birada bu sıkıntı yoktu o konuda rahattık ama bi ara ordan oraya koşarak baya bi susuzluk çekmiş olduk.
bi de tuvalet problemi, kızlar tuvaleti zaman zaman sakindi başımızı ıslatmaya girdiğimizde, ama erkekler tuvaletindeki sıra 3 giriş 2 çıkış şeklindeydi ve arkadaşımın dediğine göre içerideki lavabolarda bile 5er kişilik sıralar vardı
erken olması başımıza güneş geçmesine, yanmamıza ve yorgunluktan erken çıkmak zorunda kalmaya sebep oldu bi nebze. yani benim için.
salık saçlarımı yanımızda en az eşya götürelim düşüncemle toplayacak tokam olmayınca girişte verilen festival rehberinin ipiyle bağladım, -sıcaktan azizim- arka tarafta bulunan bi çocuğa da aynısını yaparak iki kişinin kendine gelmesini kendimce sağlamış oldum.
onun dışında, su alırken senden benden biri omzumu tutarak 'tokan güzelmiş' dedi, arpa suyundan zaar dedim, çünkü tuborg bira vardı ve fiyatı da fena sayılmazdı.
sayılsa da bi secenek yok çünkü çıkıp gelemiyosun oyle bi şey var.
enerjisi bambaşka, yerinde durmana izin vermeyecek birbirinden sağlam gruplar için katlanmaya değdi.
bu arada mekan da baya iyiydi eskiye göre -büyültülmüş düzenlenmiş- güneş dışında orda bulunmaya engel hiç bi şey yoktu.
tanımsız olmasın dersek; iyiki gidilmiş orada bulunulmuştur. elbette nacizane fikrim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar