bugün
- amerika birleşik devletleri26
- dünya22
- norveç5
- sözlüğün en güzel kadını11
- fransa4
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli8
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek6
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması4
- taş gibi kalçası olan kadın5
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- danimarka3
- ecevit denince akla gelen şeyler25
- flörte emmioğlu napıyon demek2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı19
- evanjelist8
- hava durumu4
- orospu çocuğu abdullah öcalan7
- kendini tüm insanlardan üstün tutan ateist2
- ateizm2
- allah bize salat etti5
- iltica beyin nihavent bey olması2
- apo'ya küfür etsek ceza alır mıyız3
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- mustafa kemal atatürk6
- pkk vs hamas çatışmalarında ölenler2
- aylık 138 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta6
- hewal ebo11
- kurtlar vadisi'nin abidin'i cnn türk te2
- dikili bir ağacının olmaması6
- brezilya3
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
- türk rock grupları5
- arnavutluk2
- body positivism2
- türkiye5
- yunanistan3
- diamond bey birader nerede sorusu3
- portekiz2
- simko314
- nick vermeden bir yazara seslen7
- avustralya2
- feto4
- miçotakis'in bm de türkiye mesajı6
- bi insana asabiyet neden gelir2
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler7
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- cuma akşam evde kalan yazarlar3
- futbol4
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
taze taze izlenimlerimi sunayım;
geçen senekinde endam gösteremedim ama bu sene 12.30 baslayacak (!) diye bilerek 12 de orda oldum. kapıda yaklaşık 1 saat 45 dakika kadar sıcağın altında bekleyerek içeri girmeyi başardım ve mastodon hemen sonrasında sahne aldı.
mastodon pek değil hiç dinlemedim ama sahnesi gayet iyiydi yani dinlemeye şevk edici.
in flames son albümlerinden 2-3 şarkı çaldı gerisi dinleyenler için pek sevilen şarkılardı. özellikle my sweet shadow, yanlış hatırlamıyosam sonlara doğru çalmışlardı.
alice cooper ölmedim daha da ölmeye niyetim yok dercesine soluk almadan konser şovuyla, enerjisiyle tamamen izleyiciyi avcunun içine aldı. bilen bilir frankestein şarkısının sahne şovunu, evet tam olarak canlı kanlı izledik. sahneye çok hakimdi dememe gerek yok.
ayrıca another brick on the wall'ı da şarkı arasında söyledi -umuyoruz serdar ortaç bunu duyar ve edebini bildirir- ve sürekli istanbul-turkey diye izleyiciye seslenmeyi de ihmal etmedi.
fakat sahnesinin başında üzerindeki deri ceketle bi an buharlaşıp gideceğini düşündük ama soyundu rahatladık.
inanılmaz bi sıcak vardı kafamızı t-shirt'umuzu ıslatmadan durmak imkansızdı.
ayrıca alice cooper yapılabilecek en büyük jesti yaparak son şarkısında elinde türk bayrağını dalgalandırarak sahneden ayrıldı. grup elemanlarıyla birlikte eğilip selam vererek sahneyi terk etti.
slipknot yakıp yıkan yerinde duramayan davulcusu ve davulu sürekli hareket halindeydi adam bi türlü yerinde durup çalmadı bi ara yan döndü yükseldi (bilen bilir aslında ya) ve sürekli sahneden inen -hangi işi yapıyo bilmiyorum- elemanıyla değil sahneyi izleyicinin olduğu yerleri bile doldurdu.
sahnenin hemen yanında bi teras katı vardı (bileti 590 tl olan bölüm), bahsi geçen arkadaş bi ara oraya çıktı ve oradan izleyicinin üzerine atladı. ordan inerek sahne tarafına geçti, sahneye çıkmadan baska bi bölüme geçip 24lü su paketini kaparak ön taraftaki izleyicilerin üzerine gönderdi. (büyük sevap işledi birazdan değineceğim.)
ayrıca ayrıca, sahnede 'burada hiç unutulamayacak bir geceye bir tarih yazmaya hazır mısınız' dedikten sonra anladık ki jump the fuck of geliyor. ve o mükemmel anları da sayesinde yaşamış olduk. bu arada bi entryde o konser olmaz basılır bilmem ne denilmiş, adamlar sahnede ne kadar 'yasak' kelime ve hareket varsa yaptılar. ki people=shit şarkısında yapılan hareketi bilirsiniz, bunu aynı anda o tüm izleyicilerin yaptığını da hesaba katın. %50 falan hiç bağlamadı yani.
ve giderken 'ladies and fuckin' gentlemen' ile de kapatarak ayrıldı.
iron maiden babaydı candı orda ölünesiydi elbette.
hava çok sıcaktı, güneşin alnındaydık ve vücudum yer yer beyazdan kırmızıya dönüş yapmış halde.
mekandaki en büyük sıkıntı su idi. yani yiyecek ve içecekler fiş alıp, o fişi ürünü alacağın yere verip almaktan ibaretti.
havanın sıcak oluşuyla su en fazla tüketilen içecekti ve yanlış saymadıysam 6 kadar stand vardı çoğunda sonlara doğru su fişi kalmadığı için sürekli diğerine gönderiyodu. birada bu sıkıntı yoktu o konuda rahattık ama bi ara ordan oraya koşarak baya bi susuzluk çekmiş olduk.
bi de tuvalet problemi, kızlar tuvaleti zaman zaman sakindi başımızı ıslatmaya girdiğimizde, ama erkekler tuvaletindeki sıra 3 giriş 2 çıkış şeklindeydi ve arkadaşımın dediğine göre içerideki lavabolarda bile 5er kişilik sıralar vardı
erken olması başımıza güneş geçmesine, yanmamıza ve yorgunluktan erken çıkmak zorunda kalmaya sebep oldu bi nebze. yani benim için.
salık saçlarımı yanımızda en az eşya götürelim düşüncemle toplayacak tokam olmayınca girişte verilen festival rehberinin ipiyle bağladım, -sıcaktan azizim- arka tarafta bulunan bi çocuğa da aynısını yaparak iki kişinin kendine gelmesini kendimce sağlamış oldum.
onun dışında, su alırken senden benden biri omzumu tutarak 'tokan güzelmiş' dedi, arpa suyundan zaar dedim, çünkü tuborg bira vardı ve fiyatı da fena sayılmazdı.
sayılsa da bi secenek yok çünkü çıkıp gelemiyosun oyle bi şey var.
enerjisi bambaşka, yerinde durmana izin vermeyecek birbirinden sağlam gruplar için katlanmaya değdi.
bu arada mekan da baya iyiydi eskiye göre -büyültülmüş düzenlenmiş- güneş dışında orda bulunmaya engel hiç bi şey yoktu.
tanımsız olmasın dersek; iyiki gidilmiş orada bulunulmuştur. elbette nacizane fikrim.
geçen senekinde endam gösteremedim ama bu sene 12.30 baslayacak (!) diye bilerek 12 de orda oldum. kapıda yaklaşık 1 saat 45 dakika kadar sıcağın altında bekleyerek içeri girmeyi başardım ve mastodon hemen sonrasında sahne aldı.
mastodon pek değil hiç dinlemedim ama sahnesi gayet iyiydi yani dinlemeye şevk edici.
in flames son albümlerinden 2-3 şarkı çaldı gerisi dinleyenler için pek sevilen şarkılardı. özellikle my sweet shadow, yanlış hatırlamıyosam sonlara doğru çalmışlardı.
alice cooper ölmedim daha da ölmeye niyetim yok dercesine soluk almadan konser şovuyla, enerjisiyle tamamen izleyiciyi avcunun içine aldı. bilen bilir frankestein şarkısının sahne şovunu, evet tam olarak canlı kanlı izledik. sahneye çok hakimdi dememe gerek yok.
ayrıca another brick on the wall'ı da şarkı arasında söyledi -umuyoruz serdar ortaç bunu duyar ve edebini bildirir- ve sürekli istanbul-turkey diye izleyiciye seslenmeyi de ihmal etmedi.
fakat sahnesinin başında üzerindeki deri ceketle bi an buharlaşıp gideceğini düşündük ama soyundu rahatladık.
inanılmaz bi sıcak vardı kafamızı t-shirt'umuzu ıslatmadan durmak imkansızdı.
ayrıca alice cooper yapılabilecek en büyük jesti yaparak son şarkısında elinde türk bayrağını dalgalandırarak sahneden ayrıldı. grup elemanlarıyla birlikte eğilip selam vererek sahneyi terk etti.
slipknot yakıp yıkan yerinde duramayan davulcusu ve davulu sürekli hareket halindeydi adam bi türlü yerinde durup çalmadı bi ara yan döndü yükseldi (bilen bilir aslında ya) ve sürekli sahneden inen -hangi işi yapıyo bilmiyorum- elemanıyla değil sahneyi izleyicinin olduğu yerleri bile doldurdu.
sahnenin hemen yanında bi teras katı vardı (bileti 590 tl olan bölüm), bahsi geçen arkadaş bi ara oraya çıktı ve oradan izleyicinin üzerine atladı. ordan inerek sahne tarafına geçti, sahneye çıkmadan baska bi bölüme geçip 24lü su paketini kaparak ön taraftaki izleyicilerin üzerine gönderdi. (büyük sevap işledi birazdan değineceğim.)
ayrıca ayrıca, sahnede 'burada hiç unutulamayacak bir geceye bir tarih yazmaya hazır mısınız' dedikten sonra anladık ki jump the fuck of geliyor. ve o mükemmel anları da sayesinde yaşamış olduk. bu arada bi entryde o konser olmaz basılır bilmem ne denilmiş, adamlar sahnede ne kadar 'yasak' kelime ve hareket varsa yaptılar. ki people=shit şarkısında yapılan hareketi bilirsiniz, bunu aynı anda o tüm izleyicilerin yaptığını da hesaba katın. %50 falan hiç bağlamadı yani.
ve giderken 'ladies and fuckin' gentlemen' ile de kapatarak ayrıldı.
iron maiden babaydı candı orda ölünesiydi elbette.
hava çok sıcaktı, güneşin alnındaydık ve vücudum yer yer beyazdan kırmızıya dönüş yapmış halde.
mekandaki en büyük sıkıntı su idi. yani yiyecek ve içecekler fiş alıp, o fişi ürünü alacağın yere verip almaktan ibaretti.
havanın sıcak oluşuyla su en fazla tüketilen içecekti ve yanlış saymadıysam 6 kadar stand vardı çoğunda sonlara doğru su fişi kalmadığı için sürekli diğerine gönderiyodu. birada bu sıkıntı yoktu o konuda rahattık ama bi ara ordan oraya koşarak baya bi susuzluk çekmiş olduk.
bi de tuvalet problemi, kızlar tuvaleti zaman zaman sakindi başımızı ıslatmaya girdiğimizde, ama erkekler tuvaletindeki sıra 3 giriş 2 çıkış şeklindeydi ve arkadaşımın dediğine göre içerideki lavabolarda bile 5er kişilik sıralar vardı
erken olması başımıza güneş geçmesine, yanmamıza ve yorgunluktan erken çıkmak zorunda kalmaya sebep oldu bi nebze. yani benim için.
salık saçlarımı yanımızda en az eşya götürelim düşüncemle toplayacak tokam olmayınca girişte verilen festival rehberinin ipiyle bağladım, -sıcaktan azizim- arka tarafta bulunan bi çocuğa da aynısını yaparak iki kişinin kendine gelmesini kendimce sağlamış oldum.
onun dışında, su alırken senden benden biri omzumu tutarak 'tokan güzelmiş' dedi, arpa suyundan zaar dedim, çünkü tuborg bira vardı ve fiyatı da fena sayılmazdı.
sayılsa da bi secenek yok çünkü çıkıp gelemiyosun oyle bi şey var.
enerjisi bambaşka, yerinde durmana izin vermeyecek birbirinden sağlam gruplar için katlanmaya değdi.
bu arada mekan da baya iyiydi eskiye göre -büyültülmüş düzenlenmiş- güneş dışında orda bulunmaya engel hiç bi şey yoktu.
tanımsız olmasın dersek; iyiki gidilmiş orada bulunulmuştur. elbette nacizane fikrim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar