bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- sözlük kızlarının kekleri24
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- en iyi vampir filmi4
- cok da abartmaya gerek uok6
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- kadınlar7
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- anın görüntüsü25
- kuran2
- intihar etmek4
- kültür2
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- true'nun engelli olması6
- okan buruk9
- islamda namaz yoktur30
- intothenirvana2
- sevdiğiniz yazarlar8
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- allah11
- sarapci koala hatayi33
- fusya semsiyeli yabanci22
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- kürdistan10
- dantelli sütyen takan erkek12
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- gary oldman2
- ölümden korkuyor musunuz17
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- the crow2
- çirkin2
- true ile tatlı sert3
- galatahahahahahaha3
- annem2
- ermeni alfabesi2
- tai lung8
- günün sözü16
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
filmin alternatif sonunu da izledim ve cast müziğini dinlerken yazıyorum.
kitabı varmış bunun. orda da dünyadaki son adamı taciz eden vampirler varmış. ordan esinlenme var falan filan. neyse. bir post-apokaliptik setting var. ama bu setting the book of eli, 28 days later gibi yıkık, çorak, cansız değil. adamımız şehirde tek başına, şehirde insan namına başka bir şey yok (aslan-kaplan var) ama şehirde ot-ağaç bitiyor, her yer aydınlık, temiz filan, ne bileyim adamımızın evinde 32 senelik taze yemek zulası var, televizyonu var her gün haber izliyor, dolayısıyla elektriği de var, altında arabaları var canının istediği arabayla çıkıp otobanlarda 200'ü görüyor filan. marsıkları saymazsak zevkli bi hayat aslında.
adam filmin başında orduda çüşteğmen ama sonradan alt kimliği doktormuş meğersem. güzel aksiyon da var filmde. klasik son anda kurtulma sahneleri var, kendi aptallığından köpeği kırdırması var. klasik ailesini kaybeden kendini adamış adam var.
filmdeki marsıklardan doktor bey "hiçbir insani tıyneti kalmadı bunların" diye bahsediyor. yani bir nevi zombi gibiler, yemek bulmaktalar. beyinleri çalışmıyor. ancak bir liderleri var. lider "hooooooarg" dediği zaman atılıyorlar, "hhooaarg" dediği zaman geri duruyorlar. alternatif sonda lider daha belirgin bir şekilde fedailerini yönlendiriyor. vilsimit ona "karını alıkoydumdu, al paşam" dediği zaman kucağına alıp gidiyor hatunu, master marsık. neyse şimdi.
yanlızlıktan kafayı yeme duygusu güzel işlenmiş. tek başına yaşayan kişilerin daha iyi anlayabileceği sahneler var. tabi ben ömrüm boyunca tek başıma yaşasam gene gidip marketteki plastik konu mankenine hallenmem, o ayrı. will smith'in özellikle duygu barındıran sahnelerde nigga kafa sallamaları çok alelade.
şu alice braga bi filme de yedekten girmesin kardeşim. (bkz: repo men) oynatacaksanız 90 dakka oynatın şu karıyı. her filme ortasından girip sonunu bağlıyor.
filmin alternatif sonu mutlu son olsun diye zorla bağlanmış gibi. orijinal sonda üzüldük tabi, ama o kadar hayvan laboratuarı sarmışken başka bir son mümkün değildi. kızla çocuğun kaçtığı baca deliği biraz hokus pokus idi.
bir ara enfekte vatandaşların yemek azlığından dolayı ışığa çıkmaya başladıkları söylendi filmde. sonra o konu yarım kaldı. klasik klasik o fikirden de 1-2 aksiyon sahnesi yapılırdı.
post-apokaliptik filmlere hastalığımdan dolayı filmin notunu 6.5'tan 7 yapıyorum.
kitabı varmış bunun. orda da dünyadaki son adamı taciz eden vampirler varmış. ordan esinlenme var falan filan. neyse. bir post-apokaliptik setting var. ama bu setting the book of eli, 28 days later gibi yıkık, çorak, cansız değil. adamımız şehirde tek başına, şehirde insan namına başka bir şey yok (aslan-kaplan var) ama şehirde ot-ağaç bitiyor, her yer aydınlık, temiz filan, ne bileyim adamımızın evinde 32 senelik taze yemek zulası var, televizyonu var her gün haber izliyor, dolayısıyla elektriği de var, altında arabaları var canının istediği arabayla çıkıp otobanlarda 200'ü görüyor filan. marsıkları saymazsak zevkli bi hayat aslında.
adam filmin başında orduda çüşteğmen ama sonradan alt kimliği doktormuş meğersem. güzel aksiyon da var filmde. klasik son anda kurtulma sahneleri var, kendi aptallığından köpeği kırdırması var. klasik ailesini kaybeden kendini adamış adam var.
filmdeki marsıklardan doktor bey "hiçbir insani tıyneti kalmadı bunların" diye bahsediyor. yani bir nevi zombi gibiler, yemek bulmaktalar. beyinleri çalışmıyor. ancak bir liderleri var. lider "hooooooarg" dediği zaman atılıyorlar, "hhooaarg" dediği zaman geri duruyorlar. alternatif sonda lider daha belirgin bir şekilde fedailerini yönlendiriyor. vilsimit ona "karını alıkoydumdu, al paşam" dediği zaman kucağına alıp gidiyor hatunu, master marsık. neyse şimdi.
yanlızlıktan kafayı yeme duygusu güzel işlenmiş. tek başına yaşayan kişilerin daha iyi anlayabileceği sahneler var. tabi ben ömrüm boyunca tek başıma yaşasam gene gidip marketteki plastik konu mankenine hallenmem, o ayrı. will smith'in özellikle duygu barındıran sahnelerde nigga kafa sallamaları çok alelade.
şu alice braga bi filme de yedekten girmesin kardeşim. (bkz: repo men) oynatacaksanız 90 dakka oynatın şu karıyı. her filme ortasından girip sonunu bağlıyor.
filmin alternatif sonu mutlu son olsun diye zorla bağlanmış gibi. orijinal sonda üzüldük tabi, ama o kadar hayvan laboratuarı sarmışken başka bir son mümkün değildi. kızla çocuğun kaçtığı baca deliği biraz hokus pokus idi.
bir ara enfekte vatandaşların yemek azlığından dolayı ışığa çıkmaya başladıkları söylendi filmde. sonra o konu yarım kaldı. klasik klasik o fikirden de 1-2 aksiyon sahnesi yapılırdı.
post-apokaliptik filmlere hastalığımdan dolayı filmin notunu 6.5'tan 7 yapıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar