bugün
- teomancalmasur19
- sözlükte aksiyon ve sataşma6
- türkiyeliyim ve mutluyum15
- türk solu13
- jeffrey epstein8
- tarih dizileri6
- yeni parti5
- kudüs üç semavi din için önemlidir11
- mevsim değişmesinin kombinlere etkisi5
- okulda zil çalmasının gereksizliği4
- ak partiyi savunan dayılar10
- herzevekil4
- kızların yara izi olan erkeklere bayılması4
- aliyev'in türk devletleri zirvesi ne katılmaması6
- pipisiyle düşünenler buraya2
- nervio12
- atam tayyip erdoğan'ı eleştirip prim kasmak3
- kel ve at kuyruklu kötü adam6
- simko35
- azgınlıktan bayır domuzuna dönmek3
- halloween kutlamayı yasaklamak2
- mısıroğlunu ciddiye almak2
- sözlük kızıyla kavga eder misiniz5
- bir kızın peşinde koşan erkek sayısı5
- motorun yatak sarması6
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- sikiyi mikiyi gırarsın2
- sözlükçü kızların tam bir sazan olduğu gerçeği4
- rafael leao'nun sürekli gülmesi3
- yazar donuzlayan erkek gizli eşcinseldir7
- üçler yediler kırklar11
- fransız arabalarının aşırı dandik olduğu gerçeği6
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz2
- türkiye7
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- sibel can'ın nutellalı memeleri6
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi21
- atatürk ü abartmaya gerek yok2
- 30 ekim 2026 adanaspor kırıkkalespor maçı4
- insan doğuştan iyi midir17
- ömer üründül ün galatasaray başkanı olması5
- sözlük kızlarının bir işe yaramaması7
- smile 33
- patrick stewart5
- call of duty filmi3
- fenerin yeni hocası kim olacak6
- ismet'i aklınoksan efendi4
- anın görüntüsü15
- popo silerken dikkat edilmesi gerkenler3
- devlet bahçeli2
muhtemelen, dün geceki makina'ya katıldığına katılacağına bin pişman olmuş şarkıcıdır.
öncelikle, programa çıkarken mahçup bir çocuk edasıyla, tek kelime etmeden, sahneden geçip yerine oturdu. gelir gelmez, okan'ın "merhabalar emre aydın" deyişine, kendisinin bile duymakta zorlandığı ve biz seyircilerin ancak dudaklarının hareket etmesinden anladığımız bir "merhaba" ile cevap verdi. zaten programa çıkışı da, haluk levent'in şarkı söylediği ana denk geldi. öyle sessiz sedasız çıktı programa velhasıl.
emre aydın, sessiz sedasız yerinde otururken, yüzünden okunan ve her hareketinden * * kendisini belli eden heyecanı ve tedirginliği okan bayülgen'in de dikkatinden kaçmadı ve şovmen sürekli onu konuşturmaya çalıştı. ancak, çekingen şarkıcımız, takdir edersiniz ki pek konuşkan değildi. sustu, sustu ve sustu. ta ki, önündeki su bardağını yanlışlıkla eylem şenkal'ın üzerine boca edene kadar. o ana kadar çekingen ve tedirgin tavırlar takınan şarkıcımız, üzerine bir de mahçup duruma düşmüştü. bir anda ayaklandı, durumu kurtarmaya çalıştı ama nafile.
emre'nin bitmek bilmez çilesi bununla sınırlı kaldı mı peki? tabii ki hayır. son dönemin en popüler adamlarından birini programa konuk olarak alan ve ancak onun sesini sadece şarkı söylerken duyabilen okan bayülgen, ısrarla emre aydın'ı konuşturmaya çalışıyordu. işte tam da bu noktada, okan, baktı ki kendisi konuşturamıyor, topu slovakyalı güzelimiz sylvia'ya attı ve emre'nin sylvia ile konuşmasını, diyalog kurmasını istedi. malumunuz, sylvia kızımızın yaptığı tek iş olarak, cüretkar pozlar verdiği bir adet takvim vardı elimizde. okan da bunu kullandı ve emre'den takvimdeki fotoğrafları yorumlamasını, sylvia'ya yorumlarını aktarmasını rica etti. gel gör ki, merhaba derken dahi sesi duyulmayan, heyecandan, tedirginlikten elini ayağını kontrol edemeyen bir adam için, slovak bir afet karşısında konuşmak, hem de bunu kameraların karşısında yapmak, yetmezmiş gibi bir de model kızımızın üstsüz fotoğraflarına bakıp bunlar hakkında konuşmak bir çeşit işkenceden farksızdı. nitekim öyle de oldu. sevgili şarkıcımız emre, konuşamadı, konuşsa da sesi duyulmadı, eylem şenkal kendisine "utandı çocuk" diye hitap ederek sanki bayramda el öpmeye gelen çocuk misali davrandı, sylvia üstsüz fotoğraflarına bakmaması için kendisini uyardı, takvimi masaya kapalı bir şekilde koyduğu için kızdı, kameralar sürekli emre'yi çekti vs. nitekim, bahtsız şarkıcımızın çilesi bir türlü bitmek bilmedi.
en nihayetinde, saatler 4 buçuğa doğru gelirken, okan bütün stüdyoyu boşalttı, konukları, orkestra elemanlarını gönderdi ve salonda sadece okan bayülgen, emre aydın ve kameramanlar kaldı. bayülgen'in bütün gece süren emre aydın'ı konuşturma çabaları bu noktada da devam ettiyse de, şarkıcı yine "az ve az * konuşma" düsturundan ödün vermedi. yine de, program boyunca kurduğu 5-6 cümlenin 3-4 tanesini bu safhada kurmuş olması da yadsınamaz elbet.
uzun lafın kısası, okan bayülgen'in deyimiyle "afili yalnızlığı olan, romantik prens" emre aydın'ımız, canımız, ciğerimiz; bir şov programına, hele ki makina gibi her an ne olacağı belli olmayan bir programa bir daha zor katılacaktır muhtemelen. kimbilir belki de, zaman bizi yanıltacak, emre bir gün cevval bir şov programı konuğu olarak karşımıza çıkabilecektir. tabi bu, bütün salon seyircisiz, kendisinden başka konuk olmadan ve saat 4 buçuk civarında olursa mümkün olur ancak. aksi halde, sonuç ortada. *
not: bu entry, tamamen makara ve geyik amaçlıdır. yoksa, bir şarkıcının kameralar önünde çekingen davranması, tedirgin olması yaptığı işe herhangi bir darbe vurmaz. kaldı ki, bir şarkıcıdan beklenen de, iyi konuşabilmesi, cevval olması değil iyi şarkı söylemesidir. ben peşinen söyleyeyim de.
öncelikle, programa çıkarken mahçup bir çocuk edasıyla, tek kelime etmeden, sahneden geçip yerine oturdu. gelir gelmez, okan'ın "merhabalar emre aydın" deyişine, kendisinin bile duymakta zorlandığı ve biz seyircilerin ancak dudaklarının hareket etmesinden anladığımız bir "merhaba" ile cevap verdi. zaten programa çıkışı da, haluk levent'in şarkı söylediği ana denk geldi. öyle sessiz sedasız çıktı programa velhasıl.
emre aydın, sessiz sedasız yerinde otururken, yüzünden okunan ve her hareketinden * * kendisini belli eden heyecanı ve tedirginliği okan bayülgen'in de dikkatinden kaçmadı ve şovmen sürekli onu konuşturmaya çalıştı. ancak, çekingen şarkıcımız, takdir edersiniz ki pek konuşkan değildi. sustu, sustu ve sustu. ta ki, önündeki su bardağını yanlışlıkla eylem şenkal'ın üzerine boca edene kadar. o ana kadar çekingen ve tedirgin tavırlar takınan şarkıcımız, üzerine bir de mahçup duruma düşmüştü. bir anda ayaklandı, durumu kurtarmaya çalıştı ama nafile.
emre'nin bitmek bilmez çilesi bununla sınırlı kaldı mı peki? tabii ki hayır. son dönemin en popüler adamlarından birini programa konuk olarak alan ve ancak onun sesini sadece şarkı söylerken duyabilen okan bayülgen, ısrarla emre aydın'ı konuşturmaya çalışıyordu. işte tam da bu noktada, okan, baktı ki kendisi konuşturamıyor, topu slovakyalı güzelimiz sylvia'ya attı ve emre'nin sylvia ile konuşmasını, diyalog kurmasını istedi. malumunuz, sylvia kızımızın yaptığı tek iş olarak, cüretkar pozlar verdiği bir adet takvim vardı elimizde. okan da bunu kullandı ve emre'den takvimdeki fotoğrafları yorumlamasını, sylvia'ya yorumlarını aktarmasını rica etti. gel gör ki, merhaba derken dahi sesi duyulmayan, heyecandan, tedirginlikten elini ayağını kontrol edemeyen bir adam için, slovak bir afet karşısında konuşmak, hem de bunu kameraların karşısında yapmak, yetmezmiş gibi bir de model kızımızın üstsüz fotoğraflarına bakıp bunlar hakkında konuşmak bir çeşit işkenceden farksızdı. nitekim öyle de oldu. sevgili şarkıcımız emre, konuşamadı, konuşsa da sesi duyulmadı, eylem şenkal kendisine "utandı çocuk" diye hitap ederek sanki bayramda el öpmeye gelen çocuk misali davrandı, sylvia üstsüz fotoğraflarına bakmaması için kendisini uyardı, takvimi masaya kapalı bir şekilde koyduğu için kızdı, kameralar sürekli emre'yi çekti vs. nitekim, bahtsız şarkıcımızın çilesi bir türlü bitmek bilmedi.
en nihayetinde, saatler 4 buçuğa doğru gelirken, okan bütün stüdyoyu boşalttı, konukları, orkestra elemanlarını gönderdi ve salonda sadece okan bayülgen, emre aydın ve kameramanlar kaldı. bayülgen'in bütün gece süren emre aydın'ı konuşturma çabaları bu noktada da devam ettiyse de, şarkıcı yine "az ve az * konuşma" düsturundan ödün vermedi. yine de, program boyunca kurduğu 5-6 cümlenin 3-4 tanesini bu safhada kurmuş olması da yadsınamaz elbet.
uzun lafın kısası, okan bayülgen'in deyimiyle "afili yalnızlığı olan, romantik prens" emre aydın'ımız, canımız, ciğerimiz; bir şov programına, hele ki makina gibi her an ne olacağı belli olmayan bir programa bir daha zor katılacaktır muhtemelen. kimbilir belki de, zaman bizi yanıltacak, emre bir gün cevval bir şov programı konuğu olarak karşımıza çıkabilecektir. tabi bu, bütün salon seyircisiz, kendisinden başka konuk olmadan ve saat 4 buçuk civarında olursa mümkün olur ancak. aksi halde, sonuç ortada. *
not: bu entry, tamamen makara ve geyik amaçlıdır. yoksa, bir şarkıcının kameralar önünde çekingen davranması, tedirgin olması yaptığı işe herhangi bir darbe vurmaz. kaldı ki, bir şarkıcıdan beklenen de, iyi konuşabilmesi, cevval olması değil iyi şarkı söylemesidir. ben peşinen söyleyeyim de.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar