bugün
- asrın soygunu9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- tai lung vs gocu22
- yazılımcıların flört edememesi4
- true nickli yazar20
- bekarlığın avantajları3
- sabahları nefret edilen şeyler6
- sabahları sevilen şeyler8
- kullanıcı adı değişmiyor3
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- marimar2
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- manisada okul saldırısı17
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- sarı poşet kudurtması13
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- et döner dürüm9
- evliliği ayakta tutan güçler13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- bu ne soğuk amk5
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- teslimiyet4
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- sözlükte kavga olacak hissi4
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- gocusuz bir sözlük5
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- ecevit döneminin kepazeliği5
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- türkiye de muhalefet var mı9
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- krt tv4
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- ikizler burcu kadını olmak7
- ölümden korkuyor musunuz34
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- claudian clouds42
Şiddetin boy gösterisi devam ediyor. Yazılan yazılar eskimeden korkunç olaylara yenileri ekleniyor. Mardin'de yaşananların şokunu henüz atlatamadan bu defa Adana'dan yeni bir "ev katliamı" haberi geldi. Yapılan bir zehirlenme ihbarı üzerine Adana'daki bir apartmanın 11. katına giden itfaiye ekipleri kapıyı açamadılar ve polisten yardım istediler. Olay yerine gelen polisler dairede üçü çocuk sekiz kişinin cesediyle karşılaştı. Devamında neler olduğunu adım adım zaten medyadan öğreneceksiniz. Benim olayı kısaca özetleme nedenim olayla ilgili bir noktaya özellikle dikkat çekmek... Bu dehşet verici olayda da Mardin'dekine benzer "soğukkanlılık" emareleri açıkça görülüyor. Benim ilk anda aldığım izlenim bu korkunç olayın faili (ya da failleri) de, sekiz kişiyi sırayla katlederken pek kendini kaybetmiş gibi görünmüyor. Aksine yeni zamanlarda ortaya çıkan "başa sıkma" gibi akıl dışı bir cinayet ritüelini kullanıyor.
Günümüz mafya raconunun sadece kültürümüze değil, dilimize de kazandırdığı (!) 'kavram'lardan biri bu "başa sıkma" nitelemesi. Mafya bu ifadeyi ne kadar zamandır kullanıyor bilemiyorum tam olarak; ama bu ifadenin toplumsal hayatta bu kadar bilinir hale gelmesi, mafya ilişkilerinin TV dizileriyle toplumun her kesimine kontrolsüz biçimde yansıtılmasıyla ortaya çıktı. Bugün sıradan insanların gündelik tehdit cümlelerinde bile bu tüyler ürpertici ifadelerin rahatlıkla kullanılabildiğine şahit oluyoruz.
Sıradan şiddete tekil olaylarla ve tekil sebeplerle bakmak yanlışından kolay kolay kurtulamayacağımız anlaşılıyor. Şiddetin bir kültürü olduğu ve toplumsal hayatta şiddetin daha önce bulunmadığı yerlere de hızla giriyor ve yaygınlaşıyor olması ancak kültürel bir değişimle mümkün... Bunun olay bazında istisnaları olabilir, ama bütün olayları ve eğilimleri üst üste koyarsanız, bu dehşet tablosunda yatan toplumsal değişimi görürsünüz.
Bunları ısrarla yazıyor olmamın nedeni, Türkiye'de toplumsal hayatın güvenli kıyılardan hızla uzaklaşarak, dalgalı denizlere doğru yol aldığını gözlüyor olmamdır. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gündem maddeleri maalesef toplumsal alanın temelini oyan tehlikeli dip akıntıları görmemize engel oluyor çoğu zaman... Zaman zaman ortaya çıkan böyle irili ufaklı patlamaları da istisnai kabul ediyor ve yetkilileri, töreyi ya da cehaleti suçlu ilan ederek topu taca atmayı tercih ediyoruz. Oysa bu bir toplumsal sorun ve toplumsal bilinçle çözülebilir ancak. Ve bu yeni şiddet kültürüne karşı direnç, toplumun yine kendisi tarafından bir an önce gösterilmeye başlanmalıdır.
Bu çerçevede belki bir ilk adım olarak siyasilerden aydınlara, sivil örgütlerden medyaya kadar bütün etkili unsurlar, "serbest silahlanma"yı tartışmaya açarak başlatabilirler bu süreci. Silahların herkes tarafından bu kadar edinilebiliyor olması doğru mudur, artık bunu tartışmanın zamanı geldi. Belki sonra, silaha ve şiddete racon güzellemeleri besteleyen TV kültürüne de sıra gelebilir.
dörthaziranikibindokuz
(bkz: gökhan özcan)
Günümüz mafya raconunun sadece kültürümüze değil, dilimize de kazandırdığı (!) 'kavram'lardan biri bu "başa sıkma" nitelemesi. Mafya bu ifadeyi ne kadar zamandır kullanıyor bilemiyorum tam olarak; ama bu ifadenin toplumsal hayatta bu kadar bilinir hale gelmesi, mafya ilişkilerinin TV dizileriyle toplumun her kesimine kontrolsüz biçimde yansıtılmasıyla ortaya çıktı. Bugün sıradan insanların gündelik tehdit cümlelerinde bile bu tüyler ürpertici ifadelerin rahatlıkla kullanılabildiğine şahit oluyoruz.
Sıradan şiddete tekil olaylarla ve tekil sebeplerle bakmak yanlışından kolay kolay kurtulamayacağımız anlaşılıyor. Şiddetin bir kültürü olduğu ve toplumsal hayatta şiddetin daha önce bulunmadığı yerlere de hızla giriyor ve yaygınlaşıyor olması ancak kültürel bir değişimle mümkün... Bunun olay bazında istisnaları olabilir, ama bütün olayları ve eğilimleri üst üste koyarsanız, bu dehşet tablosunda yatan toplumsal değişimi görürsünüz.
Bunları ısrarla yazıyor olmamın nedeni, Türkiye'de toplumsal hayatın güvenli kıyılardan hızla uzaklaşarak, dalgalı denizlere doğru yol aldığını gözlüyor olmamdır. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gündem maddeleri maalesef toplumsal alanın temelini oyan tehlikeli dip akıntıları görmemize engel oluyor çoğu zaman... Zaman zaman ortaya çıkan böyle irili ufaklı patlamaları da istisnai kabul ediyor ve yetkilileri, töreyi ya da cehaleti suçlu ilan ederek topu taca atmayı tercih ediyoruz. Oysa bu bir toplumsal sorun ve toplumsal bilinçle çözülebilir ancak. Ve bu yeni şiddet kültürüne karşı direnç, toplumun yine kendisi tarafından bir an önce gösterilmeye başlanmalıdır.
Bu çerçevede belki bir ilk adım olarak siyasilerden aydınlara, sivil örgütlerden medyaya kadar bütün etkili unsurlar, "serbest silahlanma"yı tartışmaya açarak başlatabilirler bu süreci. Silahların herkes tarafından bu kadar edinilebiliyor olması doğru mudur, artık bunu tartışmanın zamanı geldi. Belki sonra, silaha ve şiddete racon güzellemeleri besteleyen TV kültürüne de sıra gelebilir.
dörthaziranikibindokuz
(bkz: gökhan özcan)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar