bugün

entry'ler (2332)

facebook ve youtube nin kapatılması

hükümetimizin klasik icraatları. ilerleyen günlerde de sayın başbakanımız "facebook ta insanlar birbirini dürtüyor, hangi baba kizinin internet üzerinden dürtülmesini ister" şeklinde açıklamalariyla kendi kitlesine durumu basitçe kabul ettirecek. insanlar meydanlarda alkışlayacak, bir sabah ansızın köşk birşeyleri onaylayacak ve yeni yasaklarımız emrimize amade olacak. şimdiden hayırlı olsun.

hayvansever

Kimi dahilerin altında ‘’ keşke hayvanlara verdikleri önemi insanlara da verseler’’ dediği başlık. Tabi bunu diyene sebep sorsan, ‘’önce insan ‘’ cevabını verecek sana. içindeki sevginin daha değerli, daha saygın olduğunu düşünecek. Büyük bir iş başardığını, bu sevgi ile insanlara yardımcı olabildiğini söyleyerek kasılacak. ‘’Birazcık empati kur, senin yardıma ihtiyacın olsaydı ve insanlar sen yerine hayvanlara yardım etseydi’’ gibi bir cümle kuracak. işte o sıra sağ elini havaya kaldırıp, Allah yarattı demeden asılacaksın bu ibneye tokadı. Ulan gebeş, senin sevginden banane. ister insanı sev, ister ağacı, ister ayakkabı bağcığını sev, ister Nihat Doğan’ı. Hangini daha çok seversen sev, sikimde değil. Senin ne yaptığın benim sikimde değilken, benim neyi ne kadar seveceğime sen ne karışırsın.insan sevgisi ve Empati kısmına gelince, şöyle bir şey yapalım.. Aç google’yi, görsellerde yrak kafasını arat. Arattın mı? Olmadı mı? Olmaz tabi, önce aradaki harfi tamamla mal adam. Yine mi olmadı? Oğlum uğraştırma beni, ben senin yerine aramayı tamamlayayım. al bak bu sensin:

görsel .

şimdi gel google’ye geri, arat bakalım mısır’da tecavüze uğrayan gazeteci diye. Çıkan videolardan birini izle. Kur şimdi empatini. Kuramadın dimi? Kuramazsın, çünkü senin başına öyle bir şey gelemez. Kızsan kendini bilen kızsın, erkeksen zaten delikanlı adama neden tecavüz etsinler. Her iki durumda da senin başına gelmez bu. Peki aç bak bakalım sadece türkiye’de, 2013 yılında kaç kişi tecavüze uğramış. Baktın mı? Şimdi dön videoya. Videodaki adamları gördün mü? Tamamı insan. Diğer tecavüzcülerde insan. Trafikte Yol kavgasında adam öldüreni yine insan, elinde palayla kalabalıklara dalanı da insan, bakire olmadığı için kızını öldüreni yine insan. Ama tüm insanlar öyle diye bir durum yok ki. Peki artık ne kadar çoklar, farkında mısın? Ne kadar yakındalar sana bu adamlar. Aldıkları nefesi senin çok uzağında mı alıyorlar sanıyorsun? Seviyor musun bu insanları da? Neyse, konuyu dağıtmayalım. Empatideydik. Şimdi koy kendini bir kedinin, köpeğin yerine. Bildiğin tek şey kedi olmak. Sokakta doğdun, küçük insanlar tarafından taşlandın, daha büyükleri tarafından kıştlandın. Yemek bulabileceğin tek yer çöplükler. Havalar ısınınca suya hasretsin. Arabaların lastiklerinin altında can verme ihtimalin her daim var. Şöyle bir saat bir gölgede uyuyayım dediğinde büyük bir ihtimalle yine bir insanın tekmesiyle ya da yaptığı bir agresiflikle uyanacaksın. Peki tüm bunların sebebi? Var mı mantıklı bir sebebi? Kimseye tecavüze kalkıştın mı, öldürmeye, gasp etmeye, hiç birini karşına alıp yalan söyledin mi, ya da kırdın mı? Aksine, seni iki okşasalar gösterivereceksin sevgini. Kurabildin mi empatini, koyabildin mi kendini bu kedinin yerine? Yine olmadı değil mi? Zaten senin insan sevgisi söylemin muhtemelen marjinal görüneyim, farkı bir duruşum olsun, dikkat çekeyim kaygılarıyla çıktı ortaya. Neyse sen aç verdiğim linki, resmini incele biraz. inceledikçe anlarsın belki, ne seni ne de samimiyetsiz sözlerini sevmediğimi...

deatly

yazasım var ya buralara. ama nereye ne yazsam bilemedim. kafamın içi olmuş tbmm. öyle bağırtılar, çığlıklar varki içerde, öyle bir keşmekeş. bülent arınç var içerde ağlayan. kamer genç var. avrupa birliği bakanı bile var. içerideki herkes kendini doğru görüyor. küfür kıyamet, seviyesizlik, saygısızlık. içerdeki her fikir kendini haklı sanıyor. içerisi olmuş gezi parkı olayları. bir tarafta güzellikler olabileceğini düşünüp her şeye rağmen direnmeye çalışan fikirler, diğer tarafta direnirsen, dayanırsan sonun şu olur diye tehdit eden korkular...

ilk entrymi 2007 de girmişim bu sözlüğe. altı yıl geçmiş aradan. uzun zaman altı yıl. altı yılda insan çok şey yaşıyor. yaşamayanı da vardır tabi. altı yıl önce tam da o zamanlar bir işe girmiştir bazısı. sonra evlenmiştir. işinden evine gitmiştir, oturup televizyon izlemiştir, sonra karısına sarılmıştır, sabah kalkıp tekrar işine. hafta da bir iki sevişmiştir. sahibinden.com u açıp para biriktirince hangi arabayı alayım diye bakmıştır. sonra para biriktirmiştir biraz biraz. istediği arabayı alamamıştır ama, bir araba almıştır. o ara sevişmelerde birde çocuk yapmıştır. kira yeter artık, krediyle bir eve girmek lazım demiştir. ayda bir iki eşiyle dışarıda yemeğe gitmiştir. sonra dönüp acun izlemiştir. sonra tekrar kalkıp işe.. ve belki şunu demiştir içinden; hayat ne acayip. altı sene önce hiçbir şeyim yokken şu anda bir eşim, işim, bir çocuğum ve bir arabam var...

yazdığım kurguya özendim. hayat bu ya işte, altı sene önce biri bana çıkıp dese, gün gelecek ve bu şekilde bir hayata özeneceksin, şöyle okkalı bir siktir çeker ve en fazla gülerdim. lakin daha şimdi, hayatını yazarken özendim şu herife. göbekli, gözlüklü, içki içmeyen, genellikle kumaş ya da keten pantolon giyen, pazar günleri en büyük eğlencesi fırına kadar gidip sıcak simit almak olan, kimseye çaktırmadan içine pembe jartiyer giyen, gömleğinin düğ...jartiyer!! aboovvvv..tanga mı lan o götündeki? herif sapık çıktı. ulan özendiydik bide biz bu ibneye. ahanda öpmeye çalışıyor. rujlu rujlu hemde dudaklar..kaç kaç kaç...

olum peki taylan, ne yaşadın altı yılda derseniz, bana oğlumlu konuşma, enseni emerim senin der ve konuya girerim. vazgeçtim, girmem. tanımadığım, etmediğim adama ne anlatıcam lan. ben mi açtım konuyu? haklısın lan ben açtım. kafam karışık işte. yahu özet geçeyim o zaman. çok güzel zamanlarım oldu altı yılda. geceleri sabahlara kadar eğlendiğim, 24 saat uyumadığım, katıla katıla güldüğüm, hayat ne güzel lan dediğim zamanlarım. tabi çok sürmediler. hani klişe bir tabir ama, sonrasında çok düştüm kalktım dizlerim, kollarım hep yara oldu. yaralar kurudu, kabuk bağladı derken yine düştüm ben takılıp bir şeylere. yaralar tekrar açıldı. böyle böyle yaralar sabitlendi yerlerinde, kabul tutmadı artık. öyle kanadı, alıştım bende buna. iş, güç, aile oldu mortal kombat. kıran kırana mücadelelerin sonunda en güzelinden finish him'leri yedim. tabi dost, arkadaşta çok kalmadı. altı yılda beni seven birden çok kadın oldu, ama ben sadece bir kadını sevdim. çok ağır laflar yedim, yeri geldi çok ağır laflar ettim. gururu onuru sıfırladığım zamanlar oldu, delice korktuğum günler geceler. ağlak bir adam oldum bu arada, mızmız sevimsiz bir adam. çevremdeki insanlar değişti. kalbimi eline alıp parçalayanlar, dengesizliğime dem vuranlar, karakterimi artık beğenmeyenler. neler neler...

ama hep mucizelere inanmışımdır ben. hep bir şekilde her şeyin düzeleceğine, bir anda yoluna gireceğine inanmışımdır. ve günlerden bir gün o beklediğim mucize bir anda gerçekleşti. gece rüyama giren bir ak sakallı dede, beni alıp başka bir eve götürdü. sonra dede birden bire kayboluverdi. evin içinde sessizce çalan ilginç bir müzik, ama kimsecikler yok. müziğin sesi biraz tanıdık ama, uzaktan geliyor. ne olduğunu bir türlü seçemiyorum. nerden geliyor bu ses diye evi dolaşmaya başladım. odaların tamamına baktım ama müziğin kaynağını bulamadım. sonra banyoya doğru yöneldim. kulağı kapıya dayadım. ve evet, kaynağı sonunda bulmuştum. müzik sesi banyodan geliyordu. yavaşça kapıyı açtım. önce beyaz bir ışık görüyorum sandım. sonra anladım ki o gördüğüm beyaz bir ışık değil, duşun altında birbirine kitleyen üç tane aksakallı dede idi. tabi ortamında verdiği etki ile çalan müziği sonunda tanımıştım. bastonların da işin içine girmesiyle ağlayarak kaçtım ben o evden. durup kustum bazı bazı ama sonra yine koşarak kaçtım. hayaller aleminden kurtulana kadar..

demem odur ki dostlarım, hayat öyle boktandır ki, her şeyin bir anda düzeleceğini sanıp mucizelere inananları dedeler sker. asla ama asla tam olarak düzelemezsiniz. asla ama asla koşulsuz sevilemezsiniz. asla tam olarak mutlu ve sakin olamazsınız. sizi asıl güçlü kılacak olan, asıl mutlu edecek olan mutsuzluğunda hayatınızın bir parçası olduğunu bilmek. mutsuzlukla karşılaştığınızda mucizeler beklememek ya da ondan kaçmaya çalışmak yerine mutsuzluğu da mutluluk gibi koynunuza almak olacak. olum işin bu kısmında çok sıçtım biliyorum ama sıkıldım lan artık. zaten bir anafikire istinaden yazmadım. yazmak istedim kafam karışık diye. bak gülüyor. gülme lan.

ankara

insanların içinde çılgınca sıçtığı şehir. havasından mı suyundan, taşından mı toprağından mı, yoksa çılgın oyun havalarından mı bilemiyorum ama aşti'ye her her indiğimde tuvaletlerin önüne taşmış kaka kuyrukları oluyor. hatta iş öyle bir boyuta gelmiş ki her tuvaletin bu kuyrukları yönetmekle yükümlü çalışanı var.

şimdiye kadar o sıraya girmem gerekmediyse de kaka görevlisiyle şöyle saçma bi anım oldu. indim otobüsten, bastıran çişin etkisiyle kendimi tuvaletin önüne attım. tuvalette her zamanki sağlam kuyruk. kaka görevlisi abimiz hem kakacıları tek sıraya diziyor, hem de çişçileri aralardan içeri geçiriyor. kakacılar örgütlü ve eğitimli. ama görüntüleri adeta bir ork ordusu. suratları bastıran kakanın etkisiyle çirkinleşmiş. ağızları yamuk yumuk. alınları terli. biz çişçilerse daha nezih, işini hemen bitirip gidecek olan rahat tipler.

kaka görevlisinin kapı önünde ''küçük abdeste yapacak olanlar sırada beklemesin, içeri girsin'' bağırışıyla bir kakacıların barikatını yarıp içeri doğru dalmaya başladık. ben kakacıların yanlarından geçerken suratlarına pis boklu bakışı attım, onlardan bir kaçı da karşılık olarak sidikli piç bakışı attılar. ortam bir an için gerildiyse de kaka sırasının ortalarından bir abinin attığı ''haşlanmış yumurta kokusu bombası'' tüm dikkatleri dağıttı.

girdim içeri. hangi pisuvara işesem diye düşünürken kaka görevlisi abi tam yanıma gelip '' içerdedikler, lütfen çabuk olalım. dışarıda bekleyenleri de düşünelim'' şeklinde bağırdı. sonrasında belki 8 saatlik yolculuğu bitirmiş olmanın verdiği hazla, belki bastıran çişin etkisiyle, ya da aklımdaki acaba papa ben mi olsam sorusunun verdiği kafa karışıklığı ile, yani tam olarak neden yaptığımı bilmeden ben de bağırdım;

''hep siz mi sıçıcanızzzzz??''

kaka görevlisi abi dönüp yüzüme şaşkınca baktı. ben de kendisine ''abi valla yanlışlıkla oldu bakışı attım''. o da bana ''sen ne tatlı şeymişsin'' bakışı attı. o korkuyla ben hemen pisuvarın birine işeyerek kaçıverdim tuvaletten. belki de pisuvara değilde donuma işemişimdir. hatırlamıyorum şimdi.

moonlight sonata

moonligh adamsa çıkarsın üzerindeki şu kadın giysilerini. yok ama eğer kadınsa gene çıkarsın, şöyle yamacıma gelsin..

moonlight sonata

moonlight adamsa bize bilgi üniversitesinde çekilen pornoyu bulup getirsin. mod dediğin zor zamanda belli olur.

fizy

aslında kapatılması şu şekilde olmuştur:

abdullah gül ve obama yüzyüze bir görüşmededir;

ag- ya obamacım. ne olur şu uzay mekiğini iki günlüğüne bize verseniz ne olur ya?
obama - olmaz. olmaz hacı olmaz. şimdiye kadar bi kere kullanmışlığınız yok. olmaz öyle, acemiye mekik vermem ben.
ag - kardeşine güvenmiyor musun ya?
obama - ya şimdi yapma bunu bana..güven olayını katma. güvenmesem verir miydim o apaçi helikopterleri sana. ama bu iş ayrı. gidip aya falan çarparsınız, sonra dertsiz başa dert.

o sıra abdullah gül, obama'ya farklı bir kanaldan girmeye karar verir ve fizy'den mustafa topaloğlu'nun ''obama'' şarkısını açar.

ag- al kardeşim. benden sana gelsin.
obama - ala ala. bu ne ya? şarkı da resmen ismim geçiyor.
ag - dur daha dur. ne şarkılar açıcam sana. kankayız sonuçta.
obama - ala ala. siteye bak. her şarkı var demek ha. vay hassını. kimin bu site? apple'ın mı, windows'un mu?
ag - yok ya. bizim, türklerin bi sitesi.
obama - oha! hadi ya!! ya bu site sakat o zaman. bizim internetteki karizmamızı çizer ya. bayada sağlam olmuş.
ag - ya yapmış işte bizim çocuklar kendi çapında.
obama - yok yokkk olmaz bu site. bozar bizim işi. bak biz en iyisi şöle yapalım; ben size bi tur uzay mekiğini vereyim. siz de bu siteyi kapatın daha da büyümeden.
ag - harbi mi yah? gerçekten vericeniz mi uzay mekiğini.
obama - apollo 13 ü bile veririz, hatta içinde clint eastwood'da hediye. ama siz bugünden kapatın bu siteyi. ödül mödül alır sonradan alimallah..
ag - heyttt be, kaptık mekiği.. ya sen iste, youtubeyi bile kapatırız. kardeşiz şunun şurasında..
obama - youtube mi? zaten kapatmamış mıydınız youtubeyi?
ag - ya karıştırma şimdi..

türkiye de üniversitede porno film çekilmesi

rektörün üniversitenin 2010-2011 eğitim-öğretim yılı açılış konuşması:

- bu okul sike sike bitecek...

türkiye de üniversitede porno film çekilmesi

istanbul bilgi üniversitesinde sıradan bir gün, sıradan diyaloglar:

anfi 1:

- hocam! bitiren çıkabiliyor mu?
+ arkadaşlar; daha önce de söylediğim gibi ilk 15 dakikadan önce boşalmak yok..

anfi 2:

- arkadaşlar; anlamayanlar için bir kez daha konunun üzerinden geçiyorum..ama bakın, bu son..bacaklarımda takat kalmadı..

anfi 3:

- arkadaşlar, öndekiler arkadakilere uzatsın..
+ hocam ama hep öndekiler arkadakilere uzatıyor yahh..

profesör x'in odası:

+ hocam ama modern sinema sanatında..
- sus ve yalamaya devam et..

okul kantini:

- isterseniz akşama bize gelin. hep beraber ders çalışırız..(orgy başlatıcı sözler)

rektörün gazeteye verdiği röportaj:

- çok verimli bir yıl geçiriyoruz..

yök başkanı..

- istanbul bilgi üniversitesinde, bir öğretim yılı daha inişle çıkışla devam ediyor..

hamamda lezbiyen ilişki

ne günlerdi be..

tellioğulları ailesi olarak yaverin kızını, ailemizin lideri konumundaki lütfi amcama yakıştırmış ve ikisinin evlenmesini uygun görmüştük. kızı almak için yapılması gereken operasyon planlanmış, operasyonun birinci kısmı olan hamam bölümü içinse hazırlanılmaya başlanmıştı. kız hamam gidilerek görülecekti. dayanamayıp amcama sormuştum; ''amca, neden hamam da bakıyorlar ki kıza, evine bi kahve içmeye gidip baksalar ya'' diye.. lütfi amcam '' konuşma lan eşşeoğlueşşek'' diyerek tokatı abandı yüzüme. hep böyle davranırdı zaten. kırıp geçirirdi herkesi. özellikle evin uşağı şaban sabah akşam dayak yerdi lütfi amcamdan, ama hiç sesini çıkarmazdı garibim. ben de çıkarmadım. bir elimle yüzümü tutarak uzaklaştım amcamdan. ama içerledim bu yapılana, ve intikam alacaktım..

intikam planımı hemen yaptım. kadın kılığına girecek, ailemin kadınlarının peşinden gizli gizli ilerleyecek ve kapıda onlarla berabermiş gibi geçip hamama girecektim. içeri girdiğimde çaktırmadan yaverin kızına yaklaşıp ona amcamın ne göt, ne yavşak bi insan olduğunu anlatacak, böylece amcamdan en güzel intikamı alacaktım. planımın içerisinde süper abazan kuzenim naci de vardı.naci de benimle aynı şeyi yapacaktı. naci nin bu plan içerisindeki yeri sadece yakalanmam durumunda suçu atabilecek kişi bulabilmek, dikkatleri başka yöne çekebilmekti. hem naci'nin abazan bünyesini bilen ailem, böyle bir durumda istisnasız naci tarafından kandırılarak hamama sokulduğuma, naci'nin iki meme görebilmek için yapmayacağı şey olmadığına inanırdı. nitekim, naci de iki meme görebilmek için hamama geliyordu, benim içerde ne yapacağımı bilmeden ve sormadan....yani bir gerçekten de bir çift meme görebilmek için yapmayacağı şey yoktu..

planımın ilk kısmı tutmuş, kadın kılığında hamamın içerisine girmiştik. naci ve benim köse olmamızdan kaynaklanan kılsız ve pürüzsüz bacaklarımız havluya sarınınca pek dikkat çekmeyecekti. göğüs kısmını soran olursa da fındık memeli taklidi yapacaktık. ama tek bir sorun vardı ki yüzlerimizdeki peçeleri açmadan nasıl yıkanıyormuş numarası yapacaktık?? naci ile bir süre bu sorunu nasıl çözebiliriz diye konuştuysak ta çözüm bulamadık. zaten naci pek çözüm bulabilecekmiş gibi durmuyordu. ben çözüm arayışlarındayken onun aklında sadece memeler ve kalçalar vardı..

soyunduk ve havluya sarındık. sonra da yüzümüzde peçelerle yıkanılan bölüme daldık. içeri girdiğimizde bizimkiler yaverin kızını sarmış, yıkama ve yağlamaya başlamıştı. ama ortada büyük bir sorun vardı. seferoğulları ailesi de ailemle, yani tellioğlullarıyla aynı amaçla oraya gelmiş, onlarda yaverin kızını kuşatmışlardı. görebildiğim kadarıyla içerde gergin bir ortam vardı. görebildiğim kadarıylaydı çünkü yanlışlıkla ailemden birini çıplak görebilirim korkusuyla gözlerimi kapatıyor, hafif hafif aralıyor ve o bölümde ailemden bulunan kişilerin üzerlerinde havlu olduğuna kanaat getirince gözlerimi tam açıyordum. sonra aynı şeyi tekrar yapıyordum. ve tekrar. çünkü değil amcamdan yemiş olduğum tokat, hayattaki hiçbir şey büyük teyzemi çıplak görmek kadar derin yaralar bırakamazdı ruhumda. bu kabusların en büyüğüydü..

az az seçebildiğim kadarıyla yaverin kızı baya güzel bir kızdı. hatta müjde ar’ın gençliğini andırıyordu. bizimkiler kızın önünde sarmaları, dolmaları sermiş, kızın ağzını yiyeceklerle tıkamaya çalışıyordu. aynı şekilde seferoğulları da kıza getirdiği şeyleri yedirmeye çalışıyor, kızın ağzına bir şeyler tıkamaya çalışıyorlardı. tam bir karanbol ortamı vardı. ve aniden o ortam içinde korkunç bir şey dikkatimi çekti. o kalabalık ve kaos ortamı içerisinde naci de vardı. oturmakta olan yaverin kızının hemen yanında ayaktaydı ve dolmaların sarmaların arasında kızın ağzına her an malafatı tıkayacaktı. yüzünde peçe olmasına ve aramızda bir mesafe olmasına rağmen naci'nin kan dolmuş gözlerini seçebiliyordum. eliyle cukkasını kurcalamaya başlamıştı bile. hemen hızlıca yanına doğru ilerledim, kolundan tutup çektim. kalabalıktan uzak bir köşeye götürüp sakinleştirmeye çalıştım. sakinleşmeyince hamam tasıyla kafasına sertçe vurmaya başladım. yere düştü. bayılmıştı. öle malları yaymış bir şekilde uzanıyordu yerde. ama kimse fark etmiyordu. çünkü içerdekiler hem yaverin kızına yaranmaya çalışıyor, hem de karşı aileye hakaretler ediyordu. yaverin kızının arap bacı dadısı ne kadar ortamı yatıştırmaya çalışsa da başarılı olamıyordu..derken olan oldu ve bir anda ortaya ziller udlar çıktı. aileler karşılıklı şarkılar söylemeye başladı. şarkıdan ziyade bir laf yarışı, bir hakaret müsabakasıydı bu. sinirler giderek geriliyordu. ve derken olan oldu, iki aile kadınları birbirine girdi..saç saça, baş başa bir kavga vardı içerde.

köşede, naci'nin tepesinde dikilip sinsi sinsi izlediğim kavga giderek büyüyordu. artık bir şeyler yapmam gerektiğini hisseden ben, tam kadınları ayırmak için atılacakken bacağımın tutulduğunu hissettim. aşağı baktığımda yarı baygın haldeki naci yi bacağımı tutmuş, acıklı gözlerle bana bakıyordu. sonra ağlamaya başladı ve haykırdı‘’ ne olur… ne olur kadın kavgasını ayırmaa…ne olur.. bana bunu yapma’’.. naci nin bu yakarışları arasında ben zor bela yerdeki hamam tasını yerden aldım ve yine naci nin kafasına vurmaya başladım. bu sefer bayıtmak öncekine nazaran daha zor olmuştu naciyi. üst üste vuruyordum. sonunda nacinin gözleri kaydı ve tasın kenarıyla vurulmaktan kırılmış kafasından akan kan, hamamın tabanını kırmızıya boyadı..

hemen kalabalığa doğru yöneldim. bu rezilliği durdurmalıydım. her şeyden önce yaverin kızı bizleri böyle insanlar olarak bilmemeliydi. ailemiz o kızı kültürüyle, bilgeliğiyle ve nezaketiyle etkilemeliydi. sonra düşündüm ki ailemiz bu kızı etkilerse puşt amcam mutlu olacak, en iyisi ayırmayayım dedim. hatta bunun kıza amcamın ne göt bi adam olduğunu anlatmak için en güzel fırsat olduğuna karar verdim ve kalabalığın içinde kıza bakınmaya başladım. azıcık bir arayıştan sonra kızı görmüştüm. kavga eden kalabalığın altında kalmış, sadece kafası görünüyordu. suratı yerde renkten renge gidiyor, ezilmenin verdiği acı ile yarı baygın halde yatıyordu. üzerindekileri kaldırıp kıza yardım etmeliyim diye düşündüm ve kahramanca atıldım. iki üç kişiyi ittir kaktır uzaklaştırdım ve yerde yatan bedenini rahata kavuşurdum ki o da ne?? kız yerde çırıl çıplak yatıyor, dadısı sandığımız siyah tenli kadın ise kıza oral seks yapıyordu. şok olmuştum. kızın acıdan şekil değiştirdiğini sandığım yüzü, aslında zevk çığlıklarını atamamaktan, rahatça inleyememekten dolayı kasılıyordu. dadı ise artık göründüğünün farkında olmadan kıza daldıkça dalıyor, dilledikçe dilliyordu. şok olmuş ve öylece kalakalmıştım. karşımdaki görüntü karşısında adeta put kesilmiştim….

derken acı bir çığlık kendime getirdi beni. ‘’yeterrrrr..mına kodugglarımmm..bize vermek varken. siz kendi kendinizi mi skyonuzzzz’’ bu ses.. evet bu ses naci nin sesiydi. kafamı çevirip arkaya baktığımda naci yi elinde hamam tasıyla bana doğru koşarken gördüm….

sonrasınıysa iki gün sonra dinledim. elinde hamam tasıyla koşturan naci, onu yine durduracağımı düşünerek ilk iş olarak beni bayıltmış, elindeki tasla yüzüme yüzüme geçirmişti..ama yılların verdiği abazalık ve o görüntünün vermiş olduğu enerj ile naci öyle bir geçirmişti ki elmacık kemiğim kırılmış ve iki gün baygın kalmıştım. kendisine engel olurum diye beni bayıltan naci, ben bayıldıktan sonra önce yaverin kızını, sonra dadıyı, sonrasında da hızını alamayarak hamamcı kamil amcayı skmişti. sonra polis tarafından tutuklanıp hapise atılmıştı.. bu olayları dinledikten sonra ağlamaya başladım. çünkü naci yi bu duruma düşüren bendim. her şey benim suçumdu. ağladığımı gören şaban abi ‘’nen var len?’’ diye sordu bana gülümseyerek. ‘’abi naci yi ya asarlar, ya da ömür boyu hapiste tutarlar bundan sonra’’ dedim. halen ağlıyordum. şaban abi kafamı okşadı ve ‘’ korkma olum.lütfi bi plan yaptı. tosun paşa olcam ben.. yeşil vadi mi ne, öyle bir yeri alcağı..o arada naci yi de çıkarırım hapisten..ıhıhıhı..’’dedi.. saf şaban abinin söylediklerinin bir anlamı olmasa da rahatlamıştım birden bire...

orkid de müdür olan adamın kız isteme dramı

- vermiyorum kızı.
+ demek vermiyorsun ha! o zaman bunu yapmak zorundayım..
- ne lan o elindeki?
+ mavi sıvı. ya kızı verirsiniz ya da hepinizin donuna mavi sıvı dökerim..
- mavi sıvı mı? şimdi sıçtıkkk!!

türkiye de lezbiyenlere bakış açısı

şimdi öncelikle; lezbiyenlik nedir? lezbiyenlik, iki kadının birbiriyle hem duygusal olarak, hemde cinsel olarak ilişki yaşamasıdır. yani iki kadının birbirine aşık olması dışında, iki kadın birbiriyle sevişir de. yani iki kadın birbirini emer falan böle..ohhh... bi dakika.. tuvalete gidip geleyim....mmmmm yesss...

nerde kalmıştık? haahh; iki kadının birbirine cinsel olarak yakınlaşması diyordum. iki kadının birbirine cinsel olarak yakınlaşması, böyle öpüşmeleri, oral seks, birbirine değen memeler..orhan abi tutma beni, titreyerek geliyorum abii..abi bıraakkkk...tuvalete gidicem... bırakkkkk...sabun var mı sabunnn??

hohh. evet konuyu dağıtmalım. iki kadının birbirine..ya o değil de orhan abi; bide araya üçüncü girdiğini düşünsene..böyle filmlerdeki gibi.. abiii. ses ver abi.. orhan abi..aloo...ahaa...orhan abi de titreyerek boşaldı..

bu şekildedir.

ingilizce bildiğini belli etmenin yolları

1 – yabancı dizilerden ve filmlerden bahsederken asla isimlerinin türkçelerini kullanmayın.. karşınızdaki yanlış telaffuzlar yaptığındaysa onu ezin, çiğneyin, parçalayın.

+ ya ama benim izlediğim filmler içinde en beğendiklerimden biride ‘’gizli pencere’’ dir.
- gizli pencere mi? secret window dan bahsediyorsun sanırım.
+ evet, ondan bahsediyorum. zaten secret window gizli pencere demek değil mi?
- aahahhaha. demek gizli pencere ha..ahahaha..
+ ya ala ala..gizli pencere işte. hatta joni dip oynuyo işte.
- aahahahahha… joni dip mi?? ahahah….ahhahah..ne güldüm yahu..şimdi bunun doğrusunu söylerdim sana ama sen nasılsa meşe odunusun, anlamıycaksın. ahahhaa.. neyse ya, başka beğendiğin film var mı?
+ başka beğendiğim mi? tabiki dövüş kulübü var.
- dövüş kulübü mü? fight club tan bahsediyorsun sanırım?
+ tey aallamm..

2- hararetli bir konuşmanın ortasında bir anda ingilizce’ye geçiş yapın ve bunu bir alışkanlığınızmış gibi gösterin..

+ abi baktım kız yanıyor. dedim kızım sen yanıyosun ama, i am penis 23 cm. lenin, sıtalin, socializm..

- ne dedin ne dedin?
+ abi pardon ya. chat sitelerinde falan sürekli ingilizce konuştuğum için ağız alışmış, arada geçiş yapabiliyorum. kusura bakma..
- iyide, ne dedin ki sen az önce?
+ ya öfff. iki saat onu mu anlatayım sana. lütfen rıza ya, biraz kültür yap kendine. yeni bir dil öğren, bir şeyler yap. kültür seviyemiz arasında giderek uçurum oluşuyor ve bu beni rahatsız ediyor. neyse ya, ne diyordum. hah.. baktım kız, açtım cam i…çıkardım babafingoyu..

3 – insanların giysilerinin üzerinde yazan yabancı dildeki yazıları yorumlayın..

- ahahahaha.. komikmiş tşörtün..
+ neden komik yaa.. beğenmedin mi?
- yok hayır. yalnış anladın beni. üzerinde yazan komikmiş.
+ ne yazıyoki üzerinde?
- ''kasaba minnet etmem, penisimi keser yerim'' yazıyor. yani türkçesi bu. (iç ses: lan ne attımmm)
+ lan yalanını skim. üzerinde topu tüfeği üç harf var. usa.. bunun anlamı mı o koca cümle..
- hadi ya.. dur bi dk dur. telefonum çalıyo.. aloooo. efendim aşkım... ha öylemiii? hemen geliyorum ben.. dur bi dk. kardeşim acil çağırıyolar beni, kaçmam lazım.. ha mehmet abi.. pardonn. ha aşkım.. tamam anladım, hemen geliyorum..

türkiye nin başkenti diyarbakır olmalıdır

sonrasında da;

hatta milli marşımızda lorke lorke olmalıdır. milli marş okunurken esas duruşa geçmek yerine üç adım halay çekilmelidir.

vs vs..

(bkz: amca ben bugün ironi yaptım)

g string fasizmi

g string faşizmine karşı direnişimizin önderi olan william walles, içimizdeki gizli g stringçiler tarafından tuzağa düşürülmüş ve g string kralının eline düşmüştü. ben ve birkaç slip doncu william'ı kurtarmaya çalıştıysakta başaramamıştık. ve nihayetinde william ın idam haberi bizlere ulaşmıştı. en azından son dakikalarında yanında olabilmek adına william'ın idamına katıldık. acımasız ve alçak g stringçiler, william a inanılmaz işkenceler yapıyordu. william ın meme uçlarını kerpetenle büzüyor, daşaklarını kızgın çubuklarla deliyor ama bir türlü götüne g string i giydiremiyordu. en sonunda pes eden g stringciler tam william ın boğazına baltayı indirecekken william yutkundu. sanki boğazında tutkallar yapışmışcasına var gücüyle yutkundu..ve tüm dünyaya duyururcasına bağırdı;

- slipppppdonnnnnnnnnnn...

yıllar sonra william a destekten hep kaçmış olan slip doncuların veliaht prensi, elindeki william ın boklu donunu koklayıp william ın son sözlerini ağlayarak tekrar etti ve kurtuluşumuzun en büyük savaşını başlattı...

dört mevsimin de boktan oluşu

durmadan dusunuyorum sozluk. hic durmadan, hic usanmadan dusunuyorum. dusunur halde bazen gokyuzune bakarken buluyorum kendimi, bazense milletin gotune basina bakarken. bazen bu icinden cikilmaz dusunce boguyor beni. boguldugum bazi zamanlar sikintiyla basimi ellerimin arasina aliyorum, bazense basini sol elime. dusunuyorum ama icinden cikamiyorum. neden mevsimlerin tamami sik gibi? neden? neden neden?? neden olsun sari gelinnn nedennnn???? ( bu kadar dusununce balata yandi tabi )

sevmiyorum 4 mevsimi ben. sicak ve kurak gecen yazlardan nefret ediyorum. pisik olan kasiklarim ve terin kendine vermis oldugu ozguven ile tum dotumu sahiplenen donum sebebiyle sevmiyorum. sicaktan pipim buzustugu icin sevmiyorum. geceleri sicaktan uyuyamamayi, gunduzleri yolda yuruyememeyi, klima onunde tutulan boynumu sevmiyorum. ve hepsinden onemlisi yuzme bilmeyen bana insanlarin her yaz duzenli bir sekilde yaptigi denize gidelimde sana yuzme ogreteyim altyapili sakalarindan dolayi sevmiyorum.

sevmiyorum soguk ve kurak kisi. her sene es gecmeden grip oldugum, yuksek ateste pipim buzustugu, ruyayla gercegi karistirdigim icin sevmiyorum. kat kat giyindigim, klimadan nem kaptigim, elektrikli sobadan kol gibi elektrik faturasi girdigi icin sevmiyorum. birayi ilik icmek zorunda kalmaktansa tiksiniyorum.

bahari da sevmiyorum ben. hatta en cok bahari sevmiyorum. hatta ve hatta ne kadar bahar varsa...dondure dondure....( ilk ve son bahardan bahsediyorum tabi) bazisi her bahar asik olurken ben polen alerjisi oldugum, dolayisiyla pipim buzustugu icin sevmiyorum. polen alerjisi, bunu okuyorsan adam degilsin olummmmm.. ciceklerin arkasina siginma.. neyse, yagmurdan donum kadar islanmayi, acan cicekleri, dokulen yapraklari, tavanimda sevisen kelebekleri, biz gelmesek senin arayip soracagin yoktu seklinde her bahar yeniden ortaya cikan sinekleri sevmiyorum.

sevmiyorum 4 mevsimi ben. hepsinde pipim buzusuyor...bak yine...

erkeğin konuşmama nedenleri

1 - maç izliyordur.
2 - sıçıyordur.
3 - 31 çekiyordur.
4 - orgazmının üzerinden geçen süre henüz 5 dakikayı tamamlamamıştır.
5 - bir çift meme görmüştür.
6 - dolgun kalçalar görmüştür.
7 - mini etekli bir hatun görmüştür.
8 - bacak arasından pişik olmuştur.
9 - yalan söylediği anlaşılmıştır.
10 - iddaada yatmıştır.
11 - konuşulan konu hakkında en ufak bir fikri yoktur.(örn; romantizm)
........

moderatör olmaya geldim

bir sözlük türküsü;

yazarların içine korku salmaya geldim
gelişmelerde traştan yazılar yazmaya geldim
trollere göz yumup ortamı germeye geldim
sözde ben bir moderatör olmaya geldim.

nick altımı yalama entrylerle doldurmaya geldim
sevmediğim yazarları kovdurmaya geldim
yazarların boyunlarını eğdirmeye geldim
düzde ben bir moderatör olmaya geldim.

söz - müzik = aşık deatly
seslendiren = arif susam

emre var ya senin annen çok şokella

olası bir emrah filmi diyaloğu..

- emre var ya; senin annen çok şokella..
+ nuri abi öyle deme ya..aşağı mahallede bi emrah var. onun ki daha şokelle..hatta nutella..
- emrah mı? küçük emrah mı?
+ evet abi..hatta tüp çikolata gibi. sıkarak emersin. öyle böyle değil..
- allahhh... toplanın lan!! tecavüze gidiyoruz..koş koş koş koşşş..
+ hehe.. gene yırttık..

goodboy

evet efendim, berbat türkçesiyle dikkat çekmeye çalışıyor.

hem sadece bu mu? cevap ver len bu mu? yaaaa!! kalırsın öyle. ben cevap vereyim, sadece bu değil. dekolte elbiseler giyip topuklu ayakkabılarıyla kordonda salınıp dikkat çekmeye çalışıyor..

aslında güzel yazan bi adam ama gözlerimi dekolte ile sergilediği göğüslerinden alamadığım için;

(bkz: aynı südyenin kırmızı ve dantelli olanı)
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.