bugün

sevdiği entry'ler

apofeni

tesadüfleri kader diye yutturma hastalığı. aslında hepimiz az çok bu hastalıktan müzdaribiz. komplo manyakları bu işin olimpik şampiyonları tabii. onlar için her şey bağlı.

biz en azından daha masum ölçekte kalıyoruz: “bu şarkı bana çalıyor, o mesajı niye tam o saatte attı, plakamdaki rakamlar uğurlu, bugün işler yolunda gider”. dozunda güzel, yaratıcılık buradan doğuyor, şiir de, aşk da, sanat da. ama fazlası manyaklık. o zaman her şeyi kendi uydurduğun hikâyeye uydurmaya başlıyorsun, gerçek olanı bile kaçırıyorsun.

evren bize şifreli mesaj falan göndermiyor kardeşim. biz kendi kafamızda senaryo yazıp başrolde oynuyoruz. ne de güzel kandırıyoruz kendimizi.

düşün ki o bunu okuyor

yazıklar olsun bize. hem de ne yazıklar olsun. o güzel günler, o konuşmalar, hepsi pas tuttu gitti. sen şimdi kendi yolunda, yeni maceralarda, ben burda aynı pencereden aynı sokağa bakıp kendi kendime monolog çekiyorum. sigaramın dumanı tavana doğru kıvrılırken aklım da aynı yerde takılı kalıyor.

ama ne yapalım, hayat bu. siyasal islamcıların ülkeyi boktan bir hale getirdiği, kılıçdaroğlu ve onun gibi traitörlerin ortalıkta cirit attığı bu ülkede bile insan kendi küçük trajedileriyle uğraşıyor. hepsi bir, hepsi saçma, hepsi aynı bokun laciverdi.

sen okuduğuna göre belki bi 'hımm' çekersin, belki de geçersin. ikisi de olur. en azından bi kere daha yazık demiş oldum. hem kendime, hem bize, hem de bu saçma sapan hayata.

skalanın en tepesindeki kezo

Hele ağlarken rimeli akıp yüzünde tarantula bacağı gibi çizgiler oluşuyor ve burnundaki sümüklerle baloncuk yapabiliyorsa şansınız sıfır. O balon patladığı an manipülasyonun etki alanı iki katına çıkıyor, atom bombası gibi.
© copyright 2005 - 2026