bugün
- hakkımda bilmeniz gerekenler27
- nick vermeden bir yazara seslen9
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım9
- edirne'ye yerleşen tokatlılar6
- zall olmasaydı hepimiz bir hiçtik3
- özel güvenlik görevlisi sınavını kazanmak7
- 0 0 76
- sanki gerçek vs sanki hayal3
- nohut yaptım nası olmuş12
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası10
- te allaam3
- nevşehirli olmak3
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- sosyal medya kullanmıyorum diyen sözlük yazarı5
- babadan yenilen saçma azarlar3
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- yazarların sormak istediği sorular4
- malatya6
- ioçk10
- necip fazıl3
- nervio burak demirbilek evliliği13
- ölü bir sineği kafanızda canlandırabilir misiniz5
- hayat fakirler için porno filmi gibidir3
- yorgun mermi vs nervio12
- mavi götlü küçük ibneler şafağında karşılıksız aşk5
- şaka adı altında zorbolayan insan2
- queen feristah11
- 45 bin liraya alınabilecek en iyi araba5
- ayak fetişi2
- yazarların kısa film önerileri2
- sıkıldım abi4
- film önerisi5
- dünyaya çocuk getirmek4
- bey biraderler5
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- arkadaşlar5
- arkadaşlar çabuk bakın8
- uludağ sözlük discord grubu10
- bir kadından duyulacak en güzel söz3
- birader ne demek11
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- grup seksin mantığı2
- kemal kılıçdaroğlu13
- ford taunus2
- filenin sultanları5
- bir insana kaç kere şans verilir2
- yeni parti46
- uludağ sözlük partisi8
- kadın biraderlere ne deniyor sorusu4
- diamond bosphorus16
sevdiği entry'ler
Ağlayıp kudurup günlüğünüze yazabilirsiniz sözlüğün sahibi hz zall inceleme yaptık problem yok hakkınızı veriyorum dedi mi dedi. şimdi sokun o entry bi tarafınıza pardon aklınıza.
Acıttı mı?
Hep iftira atılıyor. Kimin karısına kızına sulanmış hangi sözlük yazarı kadını rahatsız etmiş sorarım size? Sözlükte bi tane bile seveni yokmuş falan hep iftira.
True çok kaliteli bir yazarahshaadır. Hep gammazların haksızlığına uğradıhahahsfa.
--spoiler--
sözlüğü izlerken aşk-ı memnu izler tadında bir keyif aldığını iddia edebilirim, ama kanıtlayamam. kurtlar vadisi ilk 97 bölümden aldığı tat ve aşk-ı memnu'dan aldığı tat ortasında bir yerde bile olabilir sözlük. gerçi hayatın tamamına karşı muhteşem bir gözlemci ve yorumcu, işi burayla kısıtlamak hata olur. bu arada anladık ki, drama izlemeyi seviyor, ancak hiç bir dramada yer almıyor. o'nun için bizler "too much drama" kıvamındayız sanırım. yeni bir uludağ sözlük izleyicisi olarak bizim yıllar boyu biriktirdiğimiz düşmanlıkları anlayabilmesi bile, "ya siz niye sanal ortam için dövüşüyorsunuz, enayi misiniz?" demeyişi bile zekasının genelden çok yukarıda bir yerde olduğunu gösteriyor.
“Dost, senin hakkında her şeyi bildiği halde seni sevmeye devam eden kişidir.”
Elbert Hubbard
--spoiler--
yaşlılık işte, biraz geriden geliyoruz bazı konularda, eee bizde 24 yaşının verdiği dinamizm yok ne yaparsın.. kendi işinin sahibi olan 4b'li cevvalliği desen hiç yok.
he ama ne var dersen, en korkak en ürkek en ezik yanlarımızı asalet adı altında örtbas etme yeteneği var. baktığın yere göre çok değişiyor hayat ekselans. ben bakınca yaşamaya, hayatın içine dahil olmaya korkan birini görüyorum; sen bakınca "muhteşem bir gözlemci ve yorumcu"...
kendi tecrübem olmayan şeyler, gözüme takılıyor diyelim.
burada belki her daim bm genel kurulunda s.klenmeyen gözlemci devlet gibi kalıp, lahmacunu çatal bıçakla yemeye çalışan yaprak dökümü fikret gibi sırıtacağım bilmiyorum. ama her zaman oturup senin yargı dağıtışını zevkle dinleyeceğim, izleyeceğim ve okuyacağım. ve biliyor musun, o yargıyı günün birinde bana dağıttığın zaman da zevk alacağım. çünkü bileceğim ki, o kılıç bir gün bana da çekilmişse mutlaka bir yerlerde ben haksızım. aksi halde çekmezsin.
son olarak yaptığın alıntıya gelecek olursam... biz sadece birinin saçtığı ışığa geliyor olsaydık dost değil floresan lambayla striptiz yapan kelebek olurduk. biz ışığın içindeki karanlığı, karanlığın içindeki ışığı görmeye niyetli ve her daim vizyonumuza giren şeylerin sorumluluğunu alacak kadar yürekli olduğumuz için o nah'ları gönül rahatlığıyla çekiyoruz.
polat alemdar hakkında beyanda bulunan testere necmi'den alıntı yapayım:
içlerinde bir kafa var... diğerleri kuru kafa.
sevmeye devam edeceğiz ekselans.
sözlüğü izlerken aşk-ı memnu izler tadında bir keyif aldığını iddia edebilirim, ama kanıtlayamam. kurtlar vadisi ilk 97 bölümden aldığı tat ve aşk-ı memnu'dan aldığı tat ortasında bir yerde bile olabilir sözlük. gerçi hayatın tamamına karşı muhteşem bir gözlemci ve yorumcu, işi burayla kısıtlamak hata olur. bu arada anladık ki, drama izlemeyi seviyor, ancak hiç bir dramada yer almıyor. o'nun için bizler "too much drama" kıvamındayız sanırım. yeni bir uludağ sözlük izleyicisi olarak bizim yıllar boyu biriktirdiğimiz düşmanlıkları anlayabilmesi bile, "ya siz niye sanal ortam için dövüşüyorsunuz, enayi misiniz?" demeyişi bile zekasının genelden çok yukarıda bir yerde olduğunu gösteriyor.
“Dost, senin hakkında her şeyi bildiği halde seni sevmeye devam eden kişidir.”
Elbert Hubbard
--spoiler--
yaşlılık işte, biraz geriden geliyoruz bazı konularda, eee bizde 24 yaşının verdiği dinamizm yok ne yaparsın.. kendi işinin sahibi olan 4b'li cevvalliği desen hiç yok.
he ama ne var dersen, en korkak en ürkek en ezik yanlarımızı asalet adı altında örtbas etme yeteneği var. baktığın yere göre çok değişiyor hayat ekselans. ben bakınca yaşamaya, hayatın içine dahil olmaya korkan birini görüyorum; sen bakınca "muhteşem bir gözlemci ve yorumcu"...
kendi tecrübem olmayan şeyler, gözüme takılıyor diyelim.
burada belki her daim bm genel kurulunda s.klenmeyen gözlemci devlet gibi kalıp, lahmacunu çatal bıçakla yemeye çalışan yaprak dökümü fikret gibi sırıtacağım bilmiyorum. ama her zaman oturup senin yargı dağıtışını zevkle dinleyeceğim, izleyeceğim ve okuyacağım. ve biliyor musun, o yargıyı günün birinde bana dağıttığın zaman da zevk alacağım. çünkü bileceğim ki, o kılıç bir gün bana da çekilmişse mutlaka bir yerlerde ben haksızım. aksi halde çekmezsin.
son olarak yaptığın alıntıya gelecek olursam... biz sadece birinin saçtığı ışığa geliyor olsaydık dost değil floresan lambayla striptiz yapan kelebek olurduk. biz ışığın içindeki karanlığı, karanlığın içindeki ışığı görmeye niyetli ve her daim vizyonumuza giren şeylerin sorumluluğunu alacak kadar yürekli olduğumuz için o nah'ları gönül rahatlığıyla çekiyoruz.
polat alemdar hakkında beyanda bulunan testere necmi'den alıntı yapayım:
içlerinde bir kafa var... diğerleri kuru kafa.
sevmeye devam edeceğiz ekselans.
tesadüfleri kader diye yutturma hastalığı. aslında hepimiz az çok bu hastalıktan müzdaribiz. komplo manyakları bu işin olimpik şampiyonları tabii. onlar için her şey bağlı.
biz en azından daha masum ölçekte kalıyoruz: “bu şarkı bana çalıyor, o mesajı niye tam o saatte attı, plakamdaki rakamlar uğurlu, bugün işler yolunda gider”. dozunda güzel, yaratıcılık buradan doğuyor, şiir de, aşk da, sanat da. ama fazlası manyaklık. o zaman her şeyi kendi uydurduğun hikâyeye uydurmaya başlıyorsun, gerçek olanı bile kaçırıyorsun.
evren bize şifreli mesaj falan göndermiyor kardeşim. biz kendi kafamızda senaryo yazıp başrolde oynuyoruz. ne de güzel kandırıyoruz kendimizi.
biz en azından daha masum ölçekte kalıyoruz: “bu şarkı bana çalıyor, o mesajı niye tam o saatte attı, plakamdaki rakamlar uğurlu, bugün işler yolunda gider”. dozunda güzel, yaratıcılık buradan doğuyor, şiir de, aşk da, sanat da. ama fazlası manyaklık. o zaman her şeyi kendi uydurduğun hikâyeye uydurmaya başlıyorsun, gerçek olanı bile kaçırıyorsun.
evren bize şifreli mesaj falan göndermiyor kardeşim. biz kendi kafamızda senaryo yazıp başrolde oynuyoruz. ne de güzel kandırıyoruz kendimizi.
yazıklar olsun bize. hem de ne yazıklar olsun. o güzel günler, o konuşmalar, hepsi pas tuttu gitti. sen şimdi kendi yolunda, yeni maceralarda, ben burda aynı pencereden aynı sokağa bakıp kendi kendime monolog çekiyorum. sigaramın dumanı tavana doğru kıvrılırken aklım da aynı yerde takılı kalıyor.
ama ne yapalım, hayat bu. siyasal islamcıların ülkeyi boktan bir hale getirdiği, kılıçdaroğlu ve onun gibi traitörlerin ortalıkta cirit attığı bu ülkede bile insan kendi küçük trajedileriyle uğraşıyor. hepsi bir, hepsi saçma, hepsi aynı bokun laciverdi.
sen okuduğuna göre belki bi 'hımm' çekersin, belki de geçersin. ikisi de olur. en azından bi kere daha yazık demiş oldum. hem kendime, hem bize, hem de bu saçma sapan hayata.
ama ne yapalım, hayat bu. siyasal islamcıların ülkeyi boktan bir hale getirdiği, kılıçdaroğlu ve onun gibi traitörlerin ortalıkta cirit attığı bu ülkede bile insan kendi küçük trajedileriyle uğraşıyor. hepsi bir, hepsi saçma, hepsi aynı bokun laciverdi.
sen okuduğuna göre belki bi 'hımm' çekersin, belki de geçersin. ikisi de olur. en azından bi kere daha yazık demiş oldum. hem kendime, hem bize, hem de bu saçma sapan hayata.
Hele ağlarken rimeli akıp yüzünde tarantula bacağı gibi çizgiler oluşuyor ve burnundaki sümüklerle baloncuk yapabiliyorsa şansınız sıfır. O balon patladığı an manipülasyonun etki alanı iki katına çıkıyor, atom bombası gibi.