bugün
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı7
- bugün de meme atan olmaması5
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı7
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek7
- lahmacunu elle yiyen kız18
- olduğundan genç göstermek10
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır8
- bütün kapalılar imha edilsin diyen kadın2
- bir gün ölecek olmak7
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı2
- sözlük kadınları5
- citroen in volkswagen den daha pahalı olması4
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı4
- akıllarını erkek analiziyle yitiren sözlük kızları4
- ez te hezdikim6
- evlilikteki en büyük sorun3
- dünya kupasından banane diyen erkek7
- femboy erkeklere yürüyen dayılar3
- meslek seçiminde ilgi alanları mı maddiyat mi4
- 22 haziran 20262
- üniversite sınavına geç kalmak7
- alevilerde muhammed ismi5
- kadınlar porno izler mi sorunsalı4
- balkonu camla kaplatmak7
- istanbul6
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan4
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı49
- wc den elenerek dünyada dalga konusu olmamız4
- paris te son tango2
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- milli takımımızın balonu patladı7
- opel omega b2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- 2026 dünya kupası14
- akıllarını kadın analiziyle yitiren erkek yazarlar2
- elmas bey biraderin çaylak olması5
- futbol12
- red bull2
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- sigaranın içinde 4 bin çeşit zehir olması2
- 22 yaşında kız 41 yaşında erkek ilişkisi2
- yazarların en sevdiği meyve9
- yenidünya2
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler6
- pornoyu bırakmak5
- güne bir şarkı bırak18
- fransız arabalarının tekerlekli tabut olması2
- fas'ın dünya kupasında dördüncü olması2
- köyde gece tuvalete gitmek6
entry'ler (645)
--spoiler--
sözlüğü izlerken aşk-ı memnu izler tadında bir keyif aldığını iddia edebilirim, ama kanıtlayamam. kurtlar vadisi ilk 97 bölümden aldığı tat ve aşk-ı memnu'dan aldığı tat ortasında bir yerde bile olabilir sözlük. gerçi hayatın tamamına karşı muhteşem bir gözlemci ve yorumcu, işi burayla kısıtlamak hata olur. bu arada anladık ki, drama izlemeyi seviyor, ancak hiç bir dramada yer almıyor. o'nun için bizler "too much drama" kıvamındayız sanırım. yeni bir uludağ sözlük izleyicisi olarak bizim yıllar boyu biriktirdiğimiz düşmanlıkları anlayabilmesi bile, "ya siz niye sanal ortam için dövüşüyorsunuz, enayi misiniz?" demeyişi bile zekasının genelden çok yukarıda bir yerde olduğunu gösteriyor.
“Dost, senin hakkında her şeyi bildiği halde seni sevmeye devam eden kişidir.”
Elbert Hubbard
--spoiler--
yaşlılık işte, biraz geriden geliyoruz bazı konularda, eee bizde 24 yaşının verdiği dinamizm yok ne yaparsın.. kendi işinin sahibi olan 4b'li cevvalliği desen hiç yok.
he ama ne var dersen, en korkak en ürkek en ezik yanlarımızı asalet adı altında örtbas etme yeteneği var. baktığın yere göre çok değişiyor hayat ekselans. ben bakınca yaşamaya, hayatın içine dahil olmaya korkan birini görüyorum; sen bakınca "muhteşem bir gözlemci ve yorumcu"...
kendi tecrübem olmayan şeyler, gözüme takılıyor diyelim.
burada belki her daim bm genel kurulunda s.klenmeyen gözlemci devlet gibi kalıp, lahmacunu çatal bıçakla yemeye çalışan yaprak dökümü fikret gibi sırıtacağım bilmiyorum. ama her zaman oturup senin yargı dağıtışını zevkle dinleyeceğim, izleyeceğim ve okuyacağım. ve biliyor musun, o yargıyı günün birinde bana dağıttığın zaman da zevk alacağım. çünkü bileceğim ki, o kılıç bir gün bana da çekilmişse mutlaka bir yerlerde ben haksızım. aksi halde çekmezsin.
son olarak yaptığın alıntıya gelecek olursam... biz sadece birinin saçtığı ışığa geliyor olsaydık dost değil floresan lambayla striptiz yapan kelebek olurduk. biz ışığın içindeki karanlığı, karanlığın içindeki ışığı görmeye niyetli ve her daim vizyonumuza giren şeylerin sorumluluğunu alacak kadar yürekli olduğumuz için o nah'ları gönül rahatlığıyla çekiyoruz.
polat alemdar hakkında beyanda bulunan testere necmi'den alıntı yapayım:
içlerinde bir kafa var... diğerleri kuru kafa.
sevmeye devam edeceğiz ekselans.
sözlüğü izlerken aşk-ı memnu izler tadında bir keyif aldığını iddia edebilirim, ama kanıtlayamam. kurtlar vadisi ilk 97 bölümden aldığı tat ve aşk-ı memnu'dan aldığı tat ortasında bir yerde bile olabilir sözlük. gerçi hayatın tamamına karşı muhteşem bir gözlemci ve yorumcu, işi burayla kısıtlamak hata olur. bu arada anladık ki, drama izlemeyi seviyor, ancak hiç bir dramada yer almıyor. o'nun için bizler "too much drama" kıvamındayız sanırım. yeni bir uludağ sözlük izleyicisi olarak bizim yıllar boyu biriktirdiğimiz düşmanlıkları anlayabilmesi bile, "ya siz niye sanal ortam için dövüşüyorsunuz, enayi misiniz?" demeyişi bile zekasının genelden çok yukarıda bir yerde olduğunu gösteriyor.
“Dost, senin hakkında her şeyi bildiği halde seni sevmeye devam eden kişidir.”
Elbert Hubbard
--spoiler--
yaşlılık işte, biraz geriden geliyoruz bazı konularda, eee bizde 24 yaşının verdiği dinamizm yok ne yaparsın.. kendi işinin sahibi olan 4b'li cevvalliği desen hiç yok.
he ama ne var dersen, en korkak en ürkek en ezik yanlarımızı asalet adı altında örtbas etme yeteneği var. baktığın yere göre çok değişiyor hayat ekselans. ben bakınca yaşamaya, hayatın içine dahil olmaya korkan birini görüyorum; sen bakınca "muhteşem bir gözlemci ve yorumcu"...
kendi tecrübem olmayan şeyler, gözüme takılıyor diyelim.
burada belki her daim bm genel kurulunda s.klenmeyen gözlemci devlet gibi kalıp, lahmacunu çatal bıçakla yemeye çalışan yaprak dökümü fikret gibi sırıtacağım bilmiyorum. ama her zaman oturup senin yargı dağıtışını zevkle dinleyeceğim, izleyeceğim ve okuyacağım. ve biliyor musun, o yargıyı günün birinde bana dağıttığın zaman da zevk alacağım. çünkü bileceğim ki, o kılıç bir gün bana da çekilmişse mutlaka bir yerlerde ben haksızım. aksi halde çekmezsin.
son olarak yaptığın alıntıya gelecek olursam... biz sadece birinin saçtığı ışığa geliyor olsaydık dost değil floresan lambayla striptiz yapan kelebek olurduk. biz ışığın içindeki karanlığı, karanlığın içindeki ışığı görmeye niyetli ve her daim vizyonumuza giren şeylerin sorumluluğunu alacak kadar yürekli olduğumuz için o nah'ları gönül rahatlığıyla çekiyoruz.
polat alemdar hakkında beyanda bulunan testere necmi'den alıntı yapayım:
içlerinde bir kafa var... diğerleri kuru kafa.
sevmeye devam edeceğiz ekselans.
Kafayı yiyene kadar dinlemişliğim var.
En sevdiğim kısmı: karanlıklar ülkesindeyim, ışıklarım sende kalmış.
Mağara alegorisine alternatif bir yaklaşım hissiyatı veriyor her daim...
En sevdiğim kısmı: karanlıklar ülkesindeyim, ışıklarım sende kalmış.
Mağara alegorisine alternatif bir yaklaşım hissiyatı veriyor her daim...
Gerçekçi olmayan şefkatimsi sözleri.
içinde zerre duyarlılık olmayan, kandil mesajları gibi otomatiğe bağlanmış bir şekilde söylenen sözler. Beni tanıyalı iki gün olmuş, 32 yıldır iliğimde dolanan travmanın iyileşmesini umuyor. Ve kimseye nasip! Olmayan gelişmeyi kendisinin elde edeceğini iddia ediyor.
Sorsan iki hafta sonra adımı hatırlamaz...
Biraz gerçekçi olmak lazım. Midem bulanıyor gelip beni acile götürür müsün desem kılını kıpırdatmayacak adam bana kıçını kaşırken neler yazıyor...
içinde zerre duyarlılık olmayan, kandil mesajları gibi otomatiğe bağlanmış bir şekilde söylenen sözler. Beni tanıyalı iki gün olmuş, 32 yıldır iliğimde dolanan travmanın iyileşmesini umuyor. Ve kimseye nasip! Olmayan gelişmeyi kendisinin elde edeceğini iddia ediyor.
Sorsan iki hafta sonra adımı hatırlamaz...
Biraz gerçekçi olmak lazım. Midem bulanıyor gelip beni acile götürür müsün desem kılını kıpırdatmayacak adam bana kıçını kaşırken neler yazıyor...
Sertap Erener botunu özlüyorum ben.
Sözlük aleminde, eskiden kafa dengi yazarlarla aşırı eğlenceli muhabbetler ederdik.
Ekrana bakıp kıkır kıkır gülüp tespitte çığır açmalı başlıklar açardık.
Hepimiz hayatın içinde savrulduk ve o eğlenceli yanlarımızı kaybettik.
Mizah bıçağım köreldi onu özlüyorum.
Ekrana bakıp kıkır kıkır gülüp tespitte çığır açmalı başlıklar açardık.
Hepimiz hayatın içinde savrulduk ve o eğlenceli yanlarımızı kaybettik.
Mizah bıçağım köreldi onu özlüyorum.
Uzay heparı.
Yaşasaydı ne besteler yapardı acaba.
Yaşasaydı ne besteler yapardı acaba.
iki enkarnasyon arası bekleme salonu.
Dünya düzlemindeki mutlak eşitlik sağlayıcı olay. Doğduğumuz anda bile eşit olmuyoruz ama ölüm anında herkes eşit. Arkamızdan ne dediklerinin de önemi yok asla.
Dünya düzlemindeki mutlak eşitlik sağlayıcı olay. Doğduğumuz anda bile eşit olmuyoruz ama ölüm anında herkes eşit. Arkamızdan ne dediklerinin de önemi yok asla.
Teknik olarak bir ifrit.
Erzincanlılara karşı bir hassasiyeti var sanki...
Her kızın içinde değişken oranlarda bulunan bir eğilim.
Ben mesela küçüklüğümden beri başlayıp uzunca bir süre babamı hep takım elbiseli gördüğüm için şu an gözüme en çok takılan erkek profili bu tarz giyinenler oluyor (hayır bu tanım 007'ye bir gönderme içermiyor).
Takım elbise belki hanımlar nezdinde objektif olarak da bir karizma ölçütüdür bilemem. Lakin bana verdiği sinyal: "iş güç sahibi adam.
Ama bakın bu da çok tehlikeli zira takımları çekip zamparalığın dibine vuranları da gördü bu gözler.
Öte yandan 9-10 yaşındaki Reagan, babasını nasıl hatırlıyorsa, şimdi de hep o görüntüdeki adamları seçmeye meyilli. Bu da maalesef kendinden yaşça büyük erkekler demek oluyor ki bu direkt başka bir başlığın konusu.
Velhasıl dostlar, kızlar cidden babalarına benzeyen erkeklere çekiliyor. Ama çekildikleri özellik iyi mi kötü mü ona da travmalar karar veriyor.
Ben mesela küçüklüğümden beri başlayıp uzunca bir süre babamı hep takım elbiseli gördüğüm için şu an gözüme en çok takılan erkek profili bu tarz giyinenler oluyor (hayır bu tanım 007'ye bir gönderme içermiyor).
Takım elbise belki hanımlar nezdinde objektif olarak da bir karizma ölçütüdür bilemem. Lakin bana verdiği sinyal: "iş güç sahibi adam.
Ama bakın bu da çok tehlikeli zira takımları çekip zamparalığın dibine vuranları da gördü bu gözler.
Öte yandan 9-10 yaşındaki Reagan, babasını nasıl hatırlıyorsa, şimdi de hep o görüntüdeki adamları seçmeye meyilli. Bu da maalesef kendinden yaşça büyük erkekler demek oluyor ki bu direkt başka bir başlığın konusu.
Velhasıl dostlar, kızlar cidden babalarına benzeyen erkeklere çekiliyor. Ama çekildikleri özellik iyi mi kötü mü ona da travmalar karar veriyor.
Bugüne kadar silinen tek tanımımın öznesidir.
Hoş gelmiş, sefalar getirmiş.
Sözlük düşmanların daim olsun ekselans. Yoksa nasıl eğlenceksin...
Hoş gelmiş, sefalar getirmiş.
Sözlük düşmanların daim olsun ekselans. Yoksa nasıl eğlenceksin...
Dişlerimi sıka sıka farklı bir form kazandırdım.
Her gün bir yerimde çıkan çıbanları, deizmden hızlı yayılan egzamamı ve envai çeşit rahatsızlığımı saymıyorum bile.
Vücudunuz hayır demeden önce hayır demeyi öğrenmeye bakın a dostlar.
Her gün bir yerimde çıkan çıbanları, deizmden hızlı yayılan egzamamı ve envai çeşit rahatsızlığımı saymıyorum bile.
Vücudunuz hayır demeden önce hayır demeyi öğrenmeye bakın a dostlar.
Formattan bihaber yazarların sıklıkla düştüğü hata.
Bir de öyle bir açıyorlar ki, tanımda yapacağı tüm betimlemeyi başlığa boca ediyor ve tanıma gelince formatsız saçma sapan bir entry çıkıyor ortaya. He bir de çoğu zaman bu haltı yiyenden başka çok az kişi iştirak ediyor başlığa ve başlık, bir başına mahsun mahsun duruyor sol Frame'de.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, etkileşim fukarası gariban yazarımız, kendini 100 numaralı adam misali bir sözlük enkırmeni sandığı için, o başlığın yakın anlamlı versiyonlarını açıyor.
Yavrum sizi küçükken hiç mi sevmediler hep mi dayak yiyerek dikkat çektiniz diyesim geliyor.
Bak şunu anlarım, herkes kafasını boşaltmaya keyifli vakit geçirmeye geliyor buraya. Lakin kendi kafanı boşaltırken bizimkileri yormasan mı acaba...
Bir de öyle bir açıyorlar ki, tanımda yapacağı tüm betimlemeyi başlığa boca ediyor ve tanıma gelince formatsız saçma sapan bir entry çıkıyor ortaya. He bir de çoğu zaman bu haltı yiyenden başka çok az kişi iştirak ediyor başlığa ve başlık, bir başına mahsun mahsun duruyor sol Frame'de.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, etkileşim fukarası gariban yazarımız, kendini 100 numaralı adam misali bir sözlük enkırmeni sandığı için, o başlığın yakın anlamlı versiyonlarını açıyor.
Yavrum sizi küçükken hiç mi sevmediler hep mi dayak yiyerek dikkat çektiniz diyesim geliyor.
Bak şunu anlarım, herkes kafasını boşaltmaya keyifli vakit geçirmeye geliyor buraya. Lakin kendi kafanı boşaltırken bizimkileri yormasan mı acaba...
Var bir iki kırığımız.*
Şaka Maka on yılda bir elin parmağı kadar düzgün insan tanıdık çok şükür.
Gelip evimde kalanlar, gidip evinde kaldığım, düğününe gittiğim, düğünüme gelmeyi hevesle bekleyenler...
Ama gerçekçi olursak bence hayal kırıklığı yaşatan deneyimler her halükarda çoğunlukta kalıyor.
Kalan sağlar ise çekilen onca saçmalığa değecek mi, zaman gösterecek.
Şaka Maka on yılda bir elin parmağı kadar düzgün insan tanıdık çok şükür.
Gelip evimde kalanlar, gidip evinde kaldığım, düğününe gittiğim, düğünüme gelmeyi hevesle bekleyenler...
Ama gerçekçi olursak bence hayal kırıklığı yaşatan deneyimler her halükarda çoğunlukta kalıyor.
Kalan sağlar ise çekilen onca saçmalığa değecek mi, zaman gösterecek.
Hayatın büyük kırılma noktalarında, siz isteseniz de istemeseniz de yaşanan bir durum.
Kimi zaman siz rest çekiyorsunuz kimi zaman da çevredeki insanlar bir şekilde (ki genelde çok saçma şekillerde) hayatınızdan çıkıp gidiyorlar.
Realiteniz, bilinç seviyeniz ve hayat yolunuz aynı değilse kimse sizin atmosferinizde nefes alamıyor zaten.
Kendi hayatımda da gözlemliyorum bunu. Sanırım bir yıl kadar sonra hayatımdaki en mühim insanlardan biriyle bu noktada mental bir kopuş yaşayacağım.
O bu değil de günün birinde resetlenen kişi ya aşkımın yöneldiği kişi olursa diye korkumdan kimseye aşık da olamıyorum.
Kimi zaman siz rest çekiyorsunuz kimi zaman da çevredeki insanlar bir şekilde (ki genelde çok saçma şekillerde) hayatınızdan çıkıp gidiyorlar.
Realiteniz, bilinç seviyeniz ve hayat yolunuz aynı değilse kimse sizin atmosferinizde nefes alamıyor zaten.
Kendi hayatımda da gözlemliyorum bunu. Sanırım bir yıl kadar sonra hayatımdaki en mühim insanlardan biriyle bu noktada mental bir kopuş yaşayacağım.
O bu değil de günün birinde resetlenen kişi ya aşkımın yöneldiği kişi olursa diye korkumdan kimseye aşık da olamıyorum.
Yeni bir şey öğrenip, tam o konuda uzmanlaşmaya başladığım anda ilgimi çat diye kesmek.
Ablamdan geldi.
Geçen bana Reagan sen bilirsin "çük" kelimesinin etimolojik kökeni nedir diye sordu, ben nerden bileyim ulan diye çıkıştım...
Aynen şöyle cevap verdi: sen sözlük yazarı değil misin kesin görmüşsündür.
Abla bi git başımdan dedim. Bugün kendisi yapay zekaya sormuş ve sonuç ekranını yollamış şimdi. Farsça çübak diye bir kelime ile ilişkiliymiş.
Ben bu kadar şey bilmek istemiyorum Allah'ım...
Geçen bana Reagan sen bilirsin "çük" kelimesinin etimolojik kökeni nedir diye sordu, ben nerden bileyim ulan diye çıkıştım...
Aynen şöyle cevap verdi: sen sözlük yazarı değil misin kesin görmüşsündür.
Abla bi git başımdan dedim. Bugün kendisi yapay zekaya sormuş ve sonuç ekranını yollamış şimdi. Farsça çübak diye bir kelime ile ilişkiliymiş.
Ben bu kadar şey bilmek istemiyorum Allah'ım...
sağ el bileğimde bundan var sanırım. ben küçükken olmuş. hala da bileğimi oynatınca kırt kırt ses gelir içerden. zor bir şey a dostlar. bileği güçsüz bırakıyor biraz. sınavda arkadaşlarım ek çarşaf kağıt alırlarken ben üç buçuk sayfa zor yazıyordum.
--spoiler--
uzun zamandır yoksun… nil taşmış, firavunlar devrilmiş, üç hanedan kapanmış ama senden hâlâ ses yok. anubis’le bitmeyen gece vardiyasına mı çıktın?
--spoiler--
Kendine has stiliyle selam yollamış yazar.
Ben uzun zamandır yokum, peki ya sen kaç zamandır varsın dostum...
Nil astrolojik birkaç olayla taşıyor, firavunlar devrilmesin diye de o lanet piramide birkaç önemli yıldızın ışığının damlaması gerekiyor. Bense kayıp Sirius'umu bulmaya çalışıyorum hâlâ.
Esasen anubis'le çıktığım şey gece vardiyası değil, kendi kıyametimdi. Eğer çalınan kalbimi bulabilseydik kalbime karşı bir kuş tüyüyle terazide kapışacaktım. Ama olmadı.
Ne diriler dünyasında kalabildim ne de ölüler Dünyasına inebildim. Araftayım. Biri duygularımın olduğu kum saatini yan yatırmış gibi. Ne boşalıyorum ne de doluyorum. Tarot destesinde buna alternatif bir çizim var ve kartın adı ne hikmetse "denge" ...
Burada olmadığım doğrudur. Kendi içimde volta atıyorum her gün. Saatlerce. Belki kendime rastlarım diye. Ya da iyi ihtimal, yaşanırken kıymeti pek de bilinmemiş silik bir anıyı alıp parlatırım umuduyla.
Geçen gün hangi sigarayı içtiğini hatırlamaya çalıştım. Bak camel'a kadar geldim ama white mi soft mu bi afalladım.
içimde solan anıların zihnimin derinliklerinden kayıp gidişine engel olamıyorum mesela. Çok ağırıma gidiyor. Harry Potter evreninde olduğum gibi onları şişelere hapsetmeliydim belki de.
Kelid aynasının önüne çökmüş, bulduğum zaman muhtemelen artık tanıyamayacağım birinin gelmesini bekliyorum. O ise sabah kalkıyor, kahvesini içiyor, maillerini okuyor ve "her içtiğimde aklıma sen geleceksin" dediği sigarasını muhtemelen beni hiç mi hiç hatırlamadan içiyor.
O zamanda akıyor. Bense içinde olduğum an'da başka bir zamanın gerçekliğini yaşıyorum.
Her şeye rağmen umulmayan kişinin sürpriz ejderha yumurtasından çıkıp beni merak etmesi şu dünyadaki yerime dair sağlam sorgu argümanları hediye etti bana.
Ruhun her daim özgür olsun... Burada olmasam da gözüm üzerinizde...
uzun zamandır yoksun… nil taşmış, firavunlar devrilmiş, üç hanedan kapanmış ama senden hâlâ ses yok. anubis’le bitmeyen gece vardiyasına mı çıktın?
--spoiler--
Kendine has stiliyle selam yollamış yazar.
Ben uzun zamandır yokum, peki ya sen kaç zamandır varsın dostum...
Nil astrolojik birkaç olayla taşıyor, firavunlar devrilmesin diye de o lanet piramide birkaç önemli yıldızın ışığının damlaması gerekiyor. Bense kayıp Sirius'umu bulmaya çalışıyorum hâlâ.
Esasen anubis'le çıktığım şey gece vardiyası değil, kendi kıyametimdi. Eğer çalınan kalbimi bulabilseydik kalbime karşı bir kuş tüyüyle terazide kapışacaktım. Ama olmadı.
Ne diriler dünyasında kalabildim ne de ölüler Dünyasına inebildim. Araftayım. Biri duygularımın olduğu kum saatini yan yatırmış gibi. Ne boşalıyorum ne de doluyorum. Tarot destesinde buna alternatif bir çizim var ve kartın adı ne hikmetse "denge" ...
Burada olmadığım doğrudur. Kendi içimde volta atıyorum her gün. Saatlerce. Belki kendime rastlarım diye. Ya da iyi ihtimal, yaşanırken kıymeti pek de bilinmemiş silik bir anıyı alıp parlatırım umuduyla.
Geçen gün hangi sigarayı içtiğini hatırlamaya çalıştım. Bak camel'a kadar geldim ama white mi soft mu bi afalladım.
içimde solan anıların zihnimin derinliklerinden kayıp gidişine engel olamıyorum mesela. Çok ağırıma gidiyor. Harry Potter evreninde olduğum gibi onları şişelere hapsetmeliydim belki de.
Kelid aynasının önüne çökmüş, bulduğum zaman muhtemelen artık tanıyamayacağım birinin gelmesini bekliyorum. O ise sabah kalkıyor, kahvesini içiyor, maillerini okuyor ve "her içtiğimde aklıma sen geleceksin" dediği sigarasını muhtemelen beni hiç mi hiç hatırlamadan içiyor.
O zamanda akıyor. Bense içinde olduğum an'da başka bir zamanın gerçekliğini yaşıyorum.
Her şeye rağmen umulmayan kişinin sürpriz ejderha yumurtasından çıkıp beni merak etmesi şu dünyadaki yerime dair sağlam sorgu argümanları hediye etti bana.
Ruhun her daim özgür olsun... Burada olmasam da gözüm üzerinizde...