bugün
- fusya semsiyeli yabanci12
- ekşi sözlük6
- tai lungun semsiyeli olması6
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı7
- büyüyünce ne olacaksın4
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- manifest grubu4
- gocu8
- öldükten sonra hiçliğin olma ihtimali4
- şükür sebepleriniz3
- oklavayla dövmek3
- spor yapmayan erkek12
- mor semsiyelinin beyaz ve fusya semsiyeli olması3
- demokratik kongo cumhuriyeti8
- ikinci dünya savaşı filmleri2
- kürt memesi2
- tai lung20
- ibrahim eser2
- dünya kupasında favorilerin dökülmesi2
- keyifli sözlükler2
- avrupalıların götlerini yıkamadığı gerçeği5
- gocu abi3
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- 6 köşeli yıldız4
- kongo2
- pandela'nın otizm olması4
- tai lung'un şkodası4
- vize vermiyorlar ühü ühü4
- van barosu'nun rojin kabaiş dosyasından çekilmesi2
- fake hesap sevdiğine kıyar mı2
- babam hiç dövmezdi insanı11
- kürtlerin atatürk ü3
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- 2026 dünya kupası38
- yeşil kuşak projesi2
- hoslanilan kizin neden cekiniyorsun ki demesi6
- buddy dude ile ip atlamak4
- pandela27
- gocu'nun kendini alen delon sanması8
- herkesln direksiyonda telefonla oynaması3
- cinsel başlık açanı sikeyim2
- bir erkeğin keko olduğunu gösteren detaylar2
- senegal4
- olası israil türkiye savaşı6
- küpe takan erkek erkek midir sorunsalı4
- arkadaşlar bakar mısınız9
- aylık 402 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlük yaşlıların fotoğrafları6
- sözlüğün aptalları sıralı tam liste5
- gerizekalı yazarlar zirvesi13
entry'ler (216)
insanı acaba hangi dile başlasam diye düşündürten süper uygulama.
dikkatli bir arkadaşımızdır.
epilasyon konusunda herkesi aynı yöntemlerle kandıran firmadır.
https://www.sikayetvar.co...usterisini-tanimadi/afwoz
https://www.sikayetvar.co...usterisini-tanimadi/afwoz
(bkz: ucuz etin yahnisi)
Şişlide bir güzellik merkezi. Burdan epilasyon için 1 yıllık paket satın alıp gitmiştim. Çok pişman oldum buraya para verdiğime, kullandıkları eski yöntemler ve eski makineler yüzünden kıllar dökülmediği gibi çektiğim acı da yanıma kar kaldı. insanları salak yerine koyuyolar akıllarınca. Parayı baştan alıyorlar ki sonradan cayamasın kimse diye.
levent yüksel'in klibinde idil arkut oynamıştır
hemen parti kurup ilk seçimlerde boyunun ölçüsünü almasını istediğim zatı şahane. senin gibi ne merkez sağcılar ne solcular birleşmedi ne yeni türkiyeciler kurulmadı değil mi? peh..
dün, tam metnini hatırlayamadığım eğer akp kapanmazsa gerilim düşer mi tutuklamalar biter mi tarzında bi laf etti. merak ediyorum hala deniz baykal'dan ve chp'nin sosyal demokrat duruşundan şüphe edenler var mı diye.
muhtemelen polistir.
yazarların hayallerini süsleyen kızdır.
sago ve kolo'nun melankoliyle aşkı harmanladıkları şarkılarıdır. tabi bora'yı da unutmamak lazım.
gazeteci : efendim suçunuz nedir neden götürülüyorsunuz?
sinan aygün : suçum atatürk'ü sevmek..
bir polis memuru : ama kasanızdan çıkan 3 milyon euronun hiçbirinde atatürk yoktu!!
hem tutuklan hem de memurdan ayarı ye, olacak iş değil.
sinan aygün : suçum atatürk'ü sevmek..
bir polis memuru : ama kasanızdan çıkan 3 milyon euronun hiçbirinde atatürk yoktu!!
hem tutuklan hem de memurdan ayarı ye, olacak iş değil.
çevirmen. oligarşinin isteklerini siyaset diline çeviren bir tercüman, translator.
ister istemez el ekşi sözlük linkinin üzerine gidiyor opera'yı her açtığımda, lakin açıp da başlıkları ve yazıları görmemle kapatmam bir oluyor.
tanım: zamanla boku çıkan, boku çıkarılan bir sözlük.
tanım: zamanla boku çıkan, boku çıkarılan bir sözlük.
iç açıları toplamı 180 derece olan üçgendir.
Tuncay Özkan'ın Kanaltürk'ünün satışı Türkiye'de yaygın görünen bir gerçeği bir kez daha hepimizin gözünün içine soktu. O da bu ülkede herkesin ama herkesin bir fiyatının olduğu. Aylardır "Biz kaç kişiyiz" diye başlayıp, ardından mitinglere varan laiklik çabaları, ulusalcılık çıkışları, muhalif bir mecra olma çabasından vazgeçmenin bedeli 25 milyon dolarmış demek ki.
Tuncay Özkan, bu ülkede pek çok kurumla beraber Fethullahçılar'la da savaşacağını deklare etmiş bir isim. Profesyonel dünyada her türlü alışveriş olabilir elbette, ama o zaman da insanın altından kalkamayacağı sözler vermemesi gerekir.
Şimdi bu kanalın izleyicileri -sayıları kaç olursa olsun- kandırılmış olmadı mı? Onlara ihanet edilmedi mi?
Doğrusu, Tuncay Özkan'ın kişisel tarihine bakıldığında hiç mi hiç şaşırtıcı değil bu durum.
Kimdir bu ünlü gazeteci?
Mesut Yılmaz'la ilişkilerinin medyada bulunduğu görevlerde faydasını görmüş, onunla gazeteci-siyasetçi arasındaki mesafe sınırlarını fazlasıyla zorlayan bir dostluk kurmuştu zamanında. Ne zaman ki Yılmaz siyaset sahnesinden silindi ve etkinliği kalmadı, bu Tuncay Özkan için de sonun başlangıcı oldu.
Kendisi, iktidarla yükseldiği için iktidar değişikliklerinde de ilk olarak ondan vazgeçebileceğini kaldıramadı.
Tuncay Özkan'ı en iyi anlatan olay ise bir zamanlar "Baba" deyip önünde eğildiği, elini öptüğü Aydın Doğan'a o gruptan ayrılır ayrılmaz saldırmasıydı. ihanet mi profesyonellik mi, karar size kalmış.
Benim için en şaşırtıcı olan Tuncay Özkan'ın geçen aylarda Star yazarı Şamil Tayyar'la girdiği polemikti. AKP iktidarına kadar adını duymadığımız Tayyar'ı özellikle Ergenekon kapsamında içeriden istihbarat almakla, dezenformasyonla suçladı Özkan. Çok büyük ihtimalle bu suçlamalarda haklılık vardı, Tuncay Özkan'ın bu sözlerinin üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyordu. Ben o zaman hep bu tartışmaları "Kendinden biliyor" diye yorumladım. Çünkü bugün Tayyar'ın yaptığını eskiden Özkan yapıyordu, pek çok istihbarat ona akıyordu.
SIRTINI BAYKAL'A YASLADI
AKP iktidarı, istese kolaylıkla Tuncay Özkan'la da uzlaşabilirdi aslında. Belki ihtiyaç duymadılar, ne de olsa kendi adamları vardı kolaylıkla buralara yerleştirecekleri.
Tuncay Özkan da sırtını Deniz Baykal'a yasladı. Deniz Baykal o kadar çaresiz, o kadar sevilmeyen bir siyasetçi ki kendisine medya gücü olsun diye balıklama atladı Özkan'ın üzerine. Hep beraber Türkiye’de CHP-MHP iktidarı kurulacağı yanılsamasıyla avundular.
Tabii bu arada Tuncay Özkan kendisini solun yeni lideri olarak da sunmaya başladı. Çeşitli yerlerde bu defalarca dillendirildi, o imaj yaratıldı. Ama Baykal'ı kimse deviremedi, Tuncay Özkan ve adamlarının parti içinde genişlemesinin de önünü kesti.
Bu arada Tuncay Özkan hakkında başka başka iddialar da ortaya atıldı. Mesela Ergenekon kapsamında gözaltına alınacağı. ilhan Selçuk'un gözaltına alınmasının ardından epey yaygara kopardı. Yine savaşacağını, pes etmeyeceğini söyledi durdu.
ikna edici miydi, inandırıcı mıydı? Bilmiyorum.
Sadece şunu biliyorum: Kanaltürk'ten uzun zamandır kurtulmak istiyordu Tuncay Özkan. Borçlarını ödeyemez hale gelmiş, kendisini döndürememişti. Daha evvel Ciner Grubu'na da satmaya kalkmıştı, ama incelendiğinde bunun kârlı bir satış olmayacağı anlaşılmıştı.
ÖZKAN BÖYLE BiRiSi
Koza-ipek grubuna satılması ise manidar. Bir kere Özkan'ın "karşıt cephe"ye koyduğu bir yerden geliyor Koza-ipek. Onlar bu kanalı alarak "laik cephe"ye büyük bir gol attılar. AKP iktidarıyla çok büyüyen "yandaş medya"ya bir halka daha eklendi böylece.
Belki de Tuncay Özkan'ın yeni dönemle ve sistemle uzlaşma ihtiyacının sonucudur bu pazarlıklar. Belki korkmuştur, o gözaltı iddialarından mesela. insanız sonuçta, anlaşılabilir bir şey bu. Bu ülkede mücadeleye değmediğini, muhalefete prim verilmediğini düşünmüş olabilir. Hepsi kabul.
Ama bütün bunlar da çok iyi niyetli düşüncelerim benim. Keşke gazetecilik sicilini iyi bildiğimiz Tuncay Özkan için bu kadar insani sebepler geçerli olsaydı.
Bana göre bu satış, Tuncay Özkan'ın kariyeri boyunca yaptığı sözleşmelerin bir devamı, bir uzlaşma işareti. O da böyle birisi, ne yapalım.
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=117888,10,6
Tuncay Özkan, bu ülkede pek çok kurumla beraber Fethullahçılar'la da savaşacağını deklare etmiş bir isim. Profesyonel dünyada her türlü alışveriş olabilir elbette, ama o zaman da insanın altından kalkamayacağı sözler vermemesi gerekir.
Şimdi bu kanalın izleyicileri -sayıları kaç olursa olsun- kandırılmış olmadı mı? Onlara ihanet edilmedi mi?
Doğrusu, Tuncay Özkan'ın kişisel tarihine bakıldığında hiç mi hiç şaşırtıcı değil bu durum.
Kimdir bu ünlü gazeteci?
Mesut Yılmaz'la ilişkilerinin medyada bulunduğu görevlerde faydasını görmüş, onunla gazeteci-siyasetçi arasındaki mesafe sınırlarını fazlasıyla zorlayan bir dostluk kurmuştu zamanında. Ne zaman ki Yılmaz siyaset sahnesinden silindi ve etkinliği kalmadı, bu Tuncay Özkan için de sonun başlangıcı oldu.
Kendisi, iktidarla yükseldiği için iktidar değişikliklerinde de ilk olarak ondan vazgeçebileceğini kaldıramadı.
Tuncay Özkan'ı en iyi anlatan olay ise bir zamanlar "Baba" deyip önünde eğildiği, elini öptüğü Aydın Doğan'a o gruptan ayrılır ayrılmaz saldırmasıydı. ihanet mi profesyonellik mi, karar size kalmış.
Benim için en şaşırtıcı olan Tuncay Özkan'ın geçen aylarda Star yazarı Şamil Tayyar'la girdiği polemikti. AKP iktidarına kadar adını duymadığımız Tayyar'ı özellikle Ergenekon kapsamında içeriden istihbarat almakla, dezenformasyonla suçladı Özkan. Çok büyük ihtimalle bu suçlamalarda haklılık vardı, Tuncay Özkan'ın bu sözlerinin üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyordu. Ben o zaman hep bu tartışmaları "Kendinden biliyor" diye yorumladım. Çünkü bugün Tayyar'ın yaptığını eskiden Özkan yapıyordu, pek çok istihbarat ona akıyordu.
SIRTINI BAYKAL'A YASLADI
AKP iktidarı, istese kolaylıkla Tuncay Özkan'la da uzlaşabilirdi aslında. Belki ihtiyaç duymadılar, ne de olsa kendi adamları vardı kolaylıkla buralara yerleştirecekleri.
Tuncay Özkan da sırtını Deniz Baykal'a yasladı. Deniz Baykal o kadar çaresiz, o kadar sevilmeyen bir siyasetçi ki kendisine medya gücü olsun diye balıklama atladı Özkan'ın üzerine. Hep beraber Türkiye’de CHP-MHP iktidarı kurulacağı yanılsamasıyla avundular.
Tabii bu arada Tuncay Özkan kendisini solun yeni lideri olarak da sunmaya başladı. Çeşitli yerlerde bu defalarca dillendirildi, o imaj yaratıldı. Ama Baykal'ı kimse deviremedi, Tuncay Özkan ve adamlarının parti içinde genişlemesinin de önünü kesti.
Bu arada Tuncay Özkan hakkında başka başka iddialar da ortaya atıldı. Mesela Ergenekon kapsamında gözaltına alınacağı. ilhan Selçuk'un gözaltına alınmasının ardından epey yaygara kopardı. Yine savaşacağını, pes etmeyeceğini söyledi durdu.
ikna edici miydi, inandırıcı mıydı? Bilmiyorum.
Sadece şunu biliyorum: Kanaltürk'ten uzun zamandır kurtulmak istiyordu Tuncay Özkan. Borçlarını ödeyemez hale gelmiş, kendisini döndürememişti. Daha evvel Ciner Grubu'na da satmaya kalkmıştı, ama incelendiğinde bunun kârlı bir satış olmayacağı anlaşılmıştı.
ÖZKAN BÖYLE BiRiSi
Koza-ipek grubuna satılması ise manidar. Bir kere Özkan'ın "karşıt cephe"ye koyduğu bir yerden geliyor Koza-ipek. Onlar bu kanalı alarak "laik cephe"ye büyük bir gol attılar. AKP iktidarıyla çok büyüyen "yandaş medya"ya bir halka daha eklendi böylece.
Belki de Tuncay Özkan'ın yeni dönemle ve sistemle uzlaşma ihtiyacının sonucudur bu pazarlıklar. Belki korkmuştur, o gözaltı iddialarından mesela. insanız sonuçta, anlaşılabilir bir şey bu. Bu ülkede mücadeleye değmediğini, muhalefete prim verilmediğini düşünmüş olabilir. Hepsi kabul.
Ama bütün bunlar da çok iyi niyetli düşüncelerim benim. Keşke gazetecilik sicilini iyi bildiğimiz Tuncay Özkan için bu kadar insani sebepler geçerli olsaydı.
Bana göre bu satış, Tuncay Özkan'ın kariyeri boyunca yaptığı sözleşmelerin bir devamı, bir uzlaşma işareti. O da böyle birisi, ne yapalım.
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=117888,10,6
dinledikçe güzelleşen, güzelleşen, güzelleşen albüm. bu adam nasıl başarıyor böyle albüm yapmayı çok merak ediyorum. gerçi bu adamın eski albümleri de hep sonradan sevilmiştir, bu yüzden yorum yapmak için acele etmemek gerekir. bakalım dinledikçe daha neler getirecek albüm..
albümlerinin korsan dinlenilmemesi gereken adam. bu adam diğer sanatçı müsveddeleriyle aynı kefeye konulmamalı.