bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye40
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- benzine zam4
- bıyık bırakan erkek karizması3
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- recep tayyip erdoğan27
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması5
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- fiziği güzel sözlük kızları47
- leonidas7
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali3
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- vexillarius the slayer6
- nervio14
- abdülhamid han'ın zarif bir kişi olması2
- sibel kekilli6
- liberalizm2
- iltica7
- hz mevlana2
- uludağ sözlük kekosu2
- nefse uyup 2 milyar tl tokatlamak3
- türbanlı erkeklerin çok itici olması2
- akp denince akla ilk gelenler6
- evlenme teklifi bekleyen erkek7
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- türkler balık hafızalıdır6
- ibne11
- ups boobs'un yeni nicki7
- muhammed peygambere ilk vahiy nasıl geliyor2
- elma yiyen erkek4
- sizde hiç utanma yok mu4
- süresiz nafaka8
- kadın ayağı vs memesi6
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- cemal enginyurt4
- arap aksanı7
- insanların sürekli aynı fikirleri tekrarlaması2
- yazarların akşama dair planları2
- günaydın aşk çiçeğim mesajı atmayan erkek6
- seviştikten sonra teşekkür etmekk10
- simko314
- sözlüğün kızgınlık dönemine girmesi5
- memeleri kafam kadar kız21
- maldiv rufiyası2
- sözlük erkeklerinin memeleri5
- ormanda çıplak ayakla yürümek3
- birinin sizi ilk hatanızda hayatından çıkarması4
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- ispanya da maricarmen isyanı5
Tuncay Özkan'ın Kanaltürk'ünün satışı Türkiye'de yaygın görünen bir gerçeği bir kez daha hepimizin gözünün içine soktu. O da bu ülkede herkesin ama herkesin bir fiyatının olduğu. Aylardır "Biz kaç kişiyiz" diye başlayıp, ardından mitinglere varan laiklik çabaları, ulusalcılık çıkışları, muhalif bir mecra olma çabasından vazgeçmenin bedeli 25 milyon dolarmış demek ki.
Tuncay Özkan, bu ülkede pek çok kurumla beraber Fethullahçılar'la da savaşacağını deklare etmiş bir isim. Profesyonel dünyada her türlü alışveriş olabilir elbette, ama o zaman da insanın altından kalkamayacağı sözler vermemesi gerekir.
Şimdi bu kanalın izleyicileri -sayıları kaç olursa olsun- kandırılmış olmadı mı? Onlara ihanet edilmedi mi?
Doğrusu, Tuncay Özkan'ın kişisel tarihine bakıldığında hiç mi hiç şaşırtıcı değil bu durum.
Kimdir bu ünlü gazeteci?
Mesut Yılmaz'la ilişkilerinin medyada bulunduğu görevlerde faydasını görmüş, onunla gazeteci-siyasetçi arasındaki mesafe sınırlarını fazlasıyla zorlayan bir dostluk kurmuştu zamanında. Ne zaman ki Yılmaz siyaset sahnesinden silindi ve etkinliği kalmadı, bu Tuncay Özkan için de sonun başlangıcı oldu.
Kendisi, iktidarla yükseldiği için iktidar değişikliklerinde de ilk olarak ondan vazgeçebileceğini kaldıramadı.
Tuncay Özkan'ı en iyi anlatan olay ise bir zamanlar "Baba" deyip önünde eğildiği, elini öptüğü Aydın Doğan'a o gruptan ayrılır ayrılmaz saldırmasıydı. ihanet mi profesyonellik mi, karar size kalmış.
Benim için en şaşırtıcı olan Tuncay Özkan'ın geçen aylarda Star yazarı Şamil Tayyar'la girdiği polemikti. AKP iktidarına kadar adını duymadığımız Tayyar'ı özellikle Ergenekon kapsamında içeriden istihbarat almakla, dezenformasyonla suçladı Özkan. Çok büyük ihtimalle bu suçlamalarda haklılık vardı, Tuncay Özkan'ın bu sözlerinin üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyordu. Ben o zaman hep bu tartışmaları "Kendinden biliyor" diye yorumladım. Çünkü bugün Tayyar'ın yaptığını eskiden Özkan yapıyordu, pek çok istihbarat ona akıyordu.
SIRTINI BAYKAL'A YASLADI
AKP iktidarı, istese kolaylıkla Tuncay Özkan'la da uzlaşabilirdi aslında. Belki ihtiyaç duymadılar, ne de olsa kendi adamları vardı kolaylıkla buralara yerleştirecekleri.
Tuncay Özkan da sırtını Deniz Baykal'a yasladı. Deniz Baykal o kadar çaresiz, o kadar sevilmeyen bir siyasetçi ki kendisine medya gücü olsun diye balıklama atladı Özkan'ın üzerine. Hep beraber Türkiye’de CHP-MHP iktidarı kurulacağı yanılsamasıyla avundular.
Tabii bu arada Tuncay Özkan kendisini solun yeni lideri olarak da sunmaya başladı. Çeşitli yerlerde bu defalarca dillendirildi, o imaj yaratıldı. Ama Baykal'ı kimse deviremedi, Tuncay Özkan ve adamlarının parti içinde genişlemesinin de önünü kesti.
Bu arada Tuncay Özkan hakkında başka başka iddialar da ortaya atıldı. Mesela Ergenekon kapsamında gözaltına alınacağı. ilhan Selçuk'un gözaltına alınmasının ardından epey yaygara kopardı. Yine savaşacağını, pes etmeyeceğini söyledi durdu.
ikna edici miydi, inandırıcı mıydı? Bilmiyorum.
Sadece şunu biliyorum: Kanaltürk'ten uzun zamandır kurtulmak istiyordu Tuncay Özkan. Borçlarını ödeyemez hale gelmiş, kendisini döndürememişti. Daha evvel Ciner Grubu'na da satmaya kalkmıştı, ama incelendiğinde bunun kârlı bir satış olmayacağı anlaşılmıştı.
ÖZKAN BÖYLE BiRiSi
Koza-ipek grubuna satılması ise manidar. Bir kere Özkan'ın "karşıt cephe"ye koyduğu bir yerden geliyor Koza-ipek. Onlar bu kanalı alarak "laik cephe"ye büyük bir gol attılar. AKP iktidarıyla çok büyüyen "yandaş medya"ya bir halka daha eklendi böylece.
Belki de Tuncay Özkan'ın yeni dönemle ve sistemle uzlaşma ihtiyacının sonucudur bu pazarlıklar. Belki korkmuştur, o gözaltı iddialarından mesela. insanız sonuçta, anlaşılabilir bir şey bu. Bu ülkede mücadeleye değmediğini, muhalefete prim verilmediğini düşünmüş olabilir. Hepsi kabul.
Ama bütün bunlar da çok iyi niyetli düşüncelerim benim. Keşke gazetecilik sicilini iyi bildiğimiz Tuncay Özkan için bu kadar insani sebepler geçerli olsaydı.
Bana göre bu satış, Tuncay Özkan'ın kariyeri boyunca yaptığı sözleşmelerin bir devamı, bir uzlaşma işareti. O da böyle birisi, ne yapalım.
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=117888,10,6
Tuncay Özkan, bu ülkede pek çok kurumla beraber Fethullahçılar'la da savaşacağını deklare etmiş bir isim. Profesyonel dünyada her türlü alışveriş olabilir elbette, ama o zaman da insanın altından kalkamayacağı sözler vermemesi gerekir.
Şimdi bu kanalın izleyicileri -sayıları kaç olursa olsun- kandırılmış olmadı mı? Onlara ihanet edilmedi mi?
Doğrusu, Tuncay Özkan'ın kişisel tarihine bakıldığında hiç mi hiç şaşırtıcı değil bu durum.
Kimdir bu ünlü gazeteci?
Mesut Yılmaz'la ilişkilerinin medyada bulunduğu görevlerde faydasını görmüş, onunla gazeteci-siyasetçi arasındaki mesafe sınırlarını fazlasıyla zorlayan bir dostluk kurmuştu zamanında. Ne zaman ki Yılmaz siyaset sahnesinden silindi ve etkinliği kalmadı, bu Tuncay Özkan için de sonun başlangıcı oldu.
Kendisi, iktidarla yükseldiği için iktidar değişikliklerinde de ilk olarak ondan vazgeçebileceğini kaldıramadı.
Tuncay Özkan'ı en iyi anlatan olay ise bir zamanlar "Baba" deyip önünde eğildiği, elini öptüğü Aydın Doğan'a o gruptan ayrılır ayrılmaz saldırmasıydı. ihanet mi profesyonellik mi, karar size kalmış.
Benim için en şaşırtıcı olan Tuncay Özkan'ın geçen aylarda Star yazarı Şamil Tayyar'la girdiği polemikti. AKP iktidarına kadar adını duymadığımız Tayyar'ı özellikle Ergenekon kapsamında içeriden istihbarat almakla, dezenformasyonla suçladı Özkan. Çok büyük ihtimalle bu suçlamalarda haklılık vardı, Tuncay Özkan'ın bu sözlerinin üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyordu. Ben o zaman hep bu tartışmaları "Kendinden biliyor" diye yorumladım. Çünkü bugün Tayyar'ın yaptığını eskiden Özkan yapıyordu, pek çok istihbarat ona akıyordu.
SIRTINI BAYKAL'A YASLADI
AKP iktidarı, istese kolaylıkla Tuncay Özkan'la da uzlaşabilirdi aslında. Belki ihtiyaç duymadılar, ne de olsa kendi adamları vardı kolaylıkla buralara yerleştirecekleri.
Tuncay Özkan da sırtını Deniz Baykal'a yasladı. Deniz Baykal o kadar çaresiz, o kadar sevilmeyen bir siyasetçi ki kendisine medya gücü olsun diye balıklama atladı Özkan'ın üzerine. Hep beraber Türkiye’de CHP-MHP iktidarı kurulacağı yanılsamasıyla avundular.
Tabii bu arada Tuncay Özkan kendisini solun yeni lideri olarak da sunmaya başladı. Çeşitli yerlerde bu defalarca dillendirildi, o imaj yaratıldı. Ama Baykal'ı kimse deviremedi, Tuncay Özkan ve adamlarının parti içinde genişlemesinin de önünü kesti.
Bu arada Tuncay Özkan hakkında başka başka iddialar da ortaya atıldı. Mesela Ergenekon kapsamında gözaltına alınacağı. ilhan Selçuk'un gözaltına alınmasının ardından epey yaygara kopardı. Yine savaşacağını, pes etmeyeceğini söyledi durdu.
ikna edici miydi, inandırıcı mıydı? Bilmiyorum.
Sadece şunu biliyorum: Kanaltürk'ten uzun zamandır kurtulmak istiyordu Tuncay Özkan. Borçlarını ödeyemez hale gelmiş, kendisini döndürememişti. Daha evvel Ciner Grubu'na da satmaya kalkmıştı, ama incelendiğinde bunun kârlı bir satış olmayacağı anlaşılmıştı.
ÖZKAN BÖYLE BiRiSi
Koza-ipek grubuna satılması ise manidar. Bir kere Özkan'ın "karşıt cephe"ye koyduğu bir yerden geliyor Koza-ipek. Onlar bu kanalı alarak "laik cephe"ye büyük bir gol attılar. AKP iktidarıyla çok büyüyen "yandaş medya"ya bir halka daha eklendi böylece.
Belki de Tuncay Özkan'ın yeni dönemle ve sistemle uzlaşma ihtiyacının sonucudur bu pazarlıklar. Belki korkmuştur, o gözaltı iddialarından mesela. insanız sonuçta, anlaşılabilir bir şey bu. Bu ülkede mücadeleye değmediğini, muhalefete prim verilmediğini düşünmüş olabilir. Hepsi kabul.
Ama bütün bunlar da çok iyi niyetli düşüncelerim benim. Keşke gazetecilik sicilini iyi bildiğimiz Tuncay Özkan için bu kadar insani sebepler geçerli olsaydı.
Bana göre bu satış, Tuncay Özkan'ın kariyeri boyunca yaptığı sözleşmelerin bir devamı, bir uzlaşma işareti. O da böyle birisi, ne yapalım.
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=117888,10,6
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar