bugün
- ragnar rockefeller38
- ilk buluşmada evden kek getiren kız18
- sözlük yazarlarının trileçeleri19
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması11
- türklerin tembel bir millet olması9
- lahmacunun yanında ne içilir9
- gürültüsü en rahatsız edici şey5
- ısparta3
- fsm köprüsü ndeki abd bayrağı ışıklandırması4
- tipimi sikeyim diyen erkek2
- evli olduğunu saklayan kişi9
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması5
- haklı olduğuna inanmak3
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- kimseye yaranılmaz2
- tek gecelik ilişki yaşayan kadınlar5
- kızlarla nerede tanışılır3
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- türk birliği3
- hava soğuk mu ılık mı anlamadım2
- super mario3
- türkiyede konuşma dilinin bozulma sebebi7
- kılıçdaroğlu nun yumruğunu kürsüye vurması3
- 5 temmuz 2026 brezilya norveç maçı5
- kızların yakışıklı ve zengin erkeklere güvenmemesi7
- domuz eti krmızı çizgimizdir2
- valiz hazırlamak4
- almanya6
- ayak fetişi erkek popüler kültürün köpeğidir5
- akrep soksa hangi yazarın emmesini istersin8
- günün iddaa kuponu7
- ama yürümek3
- paraguay milli futbol takımı5
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- uzun boylu kızın ayağı3
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum4
- kadın poposunun müthiş hipnoz etkisi4
- yalnız hissetmek4
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- günün şiiri11
- ayaklarını görünce hoşlanılan kızdan soğumak3
- bu ayın en azimli moderatörü2
- ilk buluşmada evden erkek getiren kız3
- ctrlx ve pandela 3 aşkı2
- yazarların bot yazarlarla kavga etmeleri2
- velvet33
- fondöten sürmek10
- küçük kadınlar4
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı9
sevdiği entry'ler
bu aşk,
aşk can yakar.
aşk sigaraya başlatır.
aşk çevresine zarar verir.
aşk kötü.
aşık olmayın.
aşk can yakar.
aşk sigaraya başlatır.
aşk çevresine zarar verir.
aşk kötü.
aşık olmayın.
belki de böyle bir şeydir.
96. bölüm final sahnesinin finali:
behzat ç. - unutmak kelimesi undan çıkmış. bildiğimiz un yani hamur işi. öyleymiş. unutmak için un ufak etmek gerekiyormuş. birini bütün olarak unutamazmışsın zaten. öyle pat diye unutamazmışsın. yavaş yavaş gidermiş. gözleri, kaşı, burnu, kulağı sesi yavaş yavaş gidermiş. unuttuğun zaman da o kişi olmazmış. hatırlamazmış. sonra unuttuğunu unuturmuşsun. ben unutmak istiyorum lan. her gün ne zaman unutacağım diye soruyorum ben kendime. her sorduğum zaman da her şeyi yeniden hatırlıyorum ben. daha net. unutamıyom ben...
96. bölüm final sahnesinin finali:
behzat ç. - unutmak kelimesi undan çıkmış. bildiğimiz un yani hamur işi. öyleymiş. unutmak için un ufak etmek gerekiyormuş. birini bütün olarak unutamazmışsın zaten. öyle pat diye unutamazmışsın. yavaş yavaş gidermiş. gözleri, kaşı, burnu, kulağı sesi yavaş yavaş gidermiş. unuttuğun zaman da o kişi olmazmış. hatırlamazmış. sonra unuttuğunu unuturmuşsun. ben unutmak istiyorum lan. her gün ne zaman unutacağım diye soruyorum ben kendime. her sorduğum zaman da her şeyi yeniden hatırlıyorum ben. daha net. unutamıyom ben...
bir ayrılış hikayesi
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...
nazım hikmet ran
dinlemek isteyene: https://youtu.be/tHtliXJLsig
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...
nazım hikmet ran
dinlemek isteyene: https://youtu.be/tHtliXJLsig
"Aç insanların karınlarını doyurdugumda bana kahraman diyorlar ; bunların neden aç olduğunu sorduğumda ise komünist."
-Ernesto "Che" Guevara -
-Ernesto "Che" Guevara -
''keşke sen ben olsan; seni sevmenin ne kadar zor olduğunu anlasan, keşke ben sen olsam; bu kadar sevilmenin tadını çıkarsam.''
su susuz bırakmıştır toprağı; kan iremdir
dara çekerken hüzün mutluluk hallacını
tarih kim bilir nerde kaybetmiştir tacını
şair sessiz ölmeli "âh" kokulu her izde
akacak yön kalmamış artık; pusula kırık
koynundan karanfiller derilecek denizde
haramiler kuşatmış yârini ırakların
kurtulmayı bekleyen azgın bir devdir hayal
yalnızlık gözlerine köz koymuş ırmakların
aslı nedir kimseler bilmiyor; can veremdir
kelimeler ki, çarpıp duruyor karanlığa
imge, bir kuraklığın ortasında kerem'dir
söz sahilinde umut savruluyor kum gibi
su susuz bırakmıştır toprağı; kan iremdir
şiir bin bir yerinden çatlamış, tohum gibi
hâtıralar tarihin başucunda âvâre
tarih hâtıraların ardında pâre pâre.
dara çekerken hüzün mutluluk hallacını
tarih kim bilir nerde kaybetmiştir tacını
şair sessiz ölmeli "âh" kokulu her izde
akacak yön kalmamış artık; pusula kırık
koynundan karanfiller derilecek denizde
haramiler kuşatmış yârini ırakların
kurtulmayı bekleyen azgın bir devdir hayal
yalnızlık gözlerine köz koymuş ırmakların
aslı nedir kimseler bilmiyor; can veremdir
kelimeler ki, çarpıp duruyor karanlığa
imge, bir kuraklığın ortasında kerem'dir
söz sahilinde umut savruluyor kum gibi
su susuz bırakmıştır toprağı; kan iremdir
şiir bin bir yerinden çatlamış, tohum gibi
hâtıralar tarihin başucunda âvâre
tarih hâtıraların ardında pâre pâre.
Lambayi yakma, birak,
sari bir insan başi
düşmesin pencereden kara.
Kar yagiyor karanliklara.
Kar yagiyor ve ben hatirliyorum.
Kar...
Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman işiklar...
Ve şehir kör bir insan gibi kaldi
altinda yagan karin.
Lambayi yakma, birak!
Kalbe bir biçak gibi giren hatiralarin
dilsiz olduklarini anliyorum.
Kar yagiyor
ve ben hatirliyorum.
nazım hikmet
sari bir insan başi
düşmesin pencereden kara.
Kar yagiyor karanliklara.
Kar yagiyor ve ben hatirliyorum.
Kar...
Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman işiklar...
Ve şehir kör bir insan gibi kaldi
altinda yagan karin.
Lambayi yakma, birak!
Kalbe bir biçak gibi giren hatiralarin
dilsiz olduklarini anliyorum.
Kar yagiyor
ve ben hatirliyorum.
nazım hikmet
Mevlana Celaleddin Rumi
Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.
Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.
Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.
Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.
Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.
Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme
Mevlana Celaleddin Rumi
Yalniz gecenin değil gündüzün ve aksamin ayin ve yildizin askin ve özlemin de şiiridir.
Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.
Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.
Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.
Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.
Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.
Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme
Mevlana Celaleddin Rumi
Yalniz gecenin değil gündüzün ve aksamin ayin ve yildizin askin ve özlemin de şiiridir.
Güzeldi , ama aşk desen , değildi,
Dinlediğim en güzel müzikti belki , ama sözleri eksikti.
Yetmedi..
Dinlediğim en güzel müzikti belki , ama sözleri eksikti.
Yetmedi..
geceleri bir ıslık
penceremin altında birileri
beni çağırıyorlar
(yoksa yanılıyor muyum)
koşup bakıyorum kimseler yok
sarayburnu'nda sis düdükleri
mektuplarım kayboluyor posta kutusundan
birileri çalıyor ama kim
geçen akşam yağmuru değiştirdiler
yumuşak başlamıştı tatlı ve ılık
nasıl olduysa kestiremedim
az sonra sülfirik asitti gökten yağan
(cam iplikleri halinde yağıyor
değdiği yeri eriterek
duman duman)
biryerlere gidecek oluyorum
ardımda birileri
hayal meyal varla yok arası
cigaralarını avuçlarında saklamış
gözlerinde aynalı güneş gözlükleri
(bilmem yanılıyor muyum)
daha dün geceyarısı
telefonda birileri
fakat konuşmuyorlar
bir bubi tuzağı sessizliği hüküm sürüyor
türlü olasılıklarla yüklü
olağanüstü iri
bir o kadar da tehditkar
(bilmem yanılıyor muyum)
beni dehşete düşürmek istiyorlar
nasıl oluyor anlamıyorum
gece yayın bitmiş televizyonu kapamışım
ekranda ansızın birileri
kapalı demir bir kapı gibi suratları
gözleri ateş saçıyorlar
gözlerinde tarifsiz bir hışım
bıyıkları zifiri karanlık
ele geçirebilirlerse beni öldürmek
besbelli maksatları
(yanılıyor muyum neyim)
yanlış bir mıknatıs fırtınası içindeyim
şişe yeşili şerare atlamaları
şurup kırmızısı çakıntılar
sağım solum her tarafım elektrik
korkuyorum
korktuğumun bilincindeyim
birileri
şalteri indirdi indirecek
işim bitik.
penceremin altında birileri
beni çağırıyorlar
(yoksa yanılıyor muyum)
koşup bakıyorum kimseler yok
sarayburnu'nda sis düdükleri
mektuplarım kayboluyor posta kutusundan
birileri çalıyor ama kim
geçen akşam yağmuru değiştirdiler
yumuşak başlamıştı tatlı ve ılık
nasıl olduysa kestiremedim
az sonra sülfirik asitti gökten yağan
(cam iplikleri halinde yağıyor
değdiği yeri eriterek
duman duman)
biryerlere gidecek oluyorum
ardımda birileri
hayal meyal varla yok arası
cigaralarını avuçlarında saklamış
gözlerinde aynalı güneş gözlükleri
(bilmem yanılıyor muyum)
daha dün geceyarısı
telefonda birileri
fakat konuşmuyorlar
bir bubi tuzağı sessizliği hüküm sürüyor
türlü olasılıklarla yüklü
olağanüstü iri
bir o kadar da tehditkar
(bilmem yanılıyor muyum)
beni dehşete düşürmek istiyorlar
nasıl oluyor anlamıyorum
gece yayın bitmiş televizyonu kapamışım
ekranda ansızın birileri
kapalı demir bir kapı gibi suratları
gözleri ateş saçıyorlar
gözlerinde tarifsiz bir hışım
bıyıkları zifiri karanlık
ele geçirebilirlerse beni öldürmek
besbelli maksatları
(yanılıyor muyum neyim)
yanlış bir mıknatıs fırtınası içindeyim
şişe yeşili şerare atlamaları
şurup kırmızısı çakıntılar
sağım solum her tarafım elektrik
korkuyorum
korktuğumun bilincindeyim
birileri
şalteri indirdi indirecek
işim bitik.
gecenin ortasında ne işin var
yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersine döner yolunu bulamazsın
içi dışı uzay tozu yansımalar
sahi mi yalan mı anlayamazsın
bir rüya gemisi iskele sancak
dokunup geçiyor hayallerine
ağlayasın gelir ağlayamazsın
sevmek insanın yüreği kadar
küçükse büyüğünü taşıyamazsın
yalnızlığı da dene oldu olacak
nasıl yankılanır derinden derine
iyi midir kötü mü çıkaramazsın
insan insanı kendisi tamamlar
içinde başka dışında başkasın
eksikliğin fazlana elbet bulaşacak
öbürü sığacak bunun derisine
yoksa sabaha sağ çıkamazsın. attila ilhan.
yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersine döner yolunu bulamazsın
içi dışı uzay tozu yansımalar
sahi mi yalan mı anlayamazsın
bir rüya gemisi iskele sancak
dokunup geçiyor hayallerine
ağlayasın gelir ağlayamazsın
sevmek insanın yüreği kadar
küçükse büyüğünü taşıyamazsın
yalnızlığı da dene oldu olacak
nasıl yankılanır derinden derine
iyi midir kötü mü çıkaramazsın
insan insanı kendisi tamamlar
içinde başka dışında başkasın
eksikliğin fazlana elbet bulaşacak
öbürü sığacak bunun derisine
yoksa sabaha sağ çıkamazsın. attila ilhan.
büyük bir şaşaadır ölüm
ebruli nurlarla gelir
öyle bir yanardağdır ki öfkesi
mutantan destur'larla gelir
karşıtıyla yüklüdür herşey
mutlak çözümlerden vazgeç
tartışılmaz mükemmellikler
ne gizli kusurlarla gelir
sen sen ol korkma karanlıktan
dik ışık çekirdeklerini
çünkü en berrak sular bile
en yağlı çamurlarla gelir
nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir.
ebruli nurlarla gelir
öyle bir yanardağdır ki öfkesi
mutantan destur'larla gelir
karşıtıyla yüklüdür herşey
mutlak çözümlerden vazgeç
tartışılmaz mükemmellikler
ne gizli kusurlarla gelir
sen sen ol korkma karanlıktan
dik ışık çekirdeklerini
çünkü en berrak sular bile
en yağlı çamurlarla gelir
nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir.
Gülüş bir yanaşım'dır bir öbür bir kişiye; Bir'den iki kişiyi döndürür bir kişiye.. Anılarından kale yapıp sığınsa bile, Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.
Özdemir Asaf
Özdemir Asaf
hazine
sen kum nedir bilmezsin,
deniz görmedin ki
yum gözlerini, zamanı düşün,
deniz bir gözünde
kum bir gözündedir.
sen taş nedir bilmezsin
dağa çıkmadın ki.
yürü ufuklara doğru,
dağ bir ayağında
taş bir ayağındadır.
sen kül nedirbilmezsin
ateş yakmadın ki.
uzat ellerini gökyüzüne,
ateş bir elinde
kül bir elindedir.
sen kan nedir bilmezsin
ölmedin, öldürmedin ki.
tat toprağa boylu boyunca,
ölüm bir yanında
kan bir yanındadır.
sen aşk nedir bilmezsin
beni sevmedin ki.
ağla, ağlayabildiğin kadar,
bütün güzellikler sende
aşk bendedir.
ü. yaşar oğuzhan.
sen kum nedir bilmezsin,
deniz görmedin ki
yum gözlerini, zamanı düşün,
deniz bir gözünde
kum bir gözündedir.
sen taş nedir bilmezsin
dağa çıkmadın ki.
yürü ufuklara doğru,
dağ bir ayağında
taş bir ayağındadır.
sen kül nedirbilmezsin
ateş yakmadın ki.
uzat ellerini gökyüzüne,
ateş bir elinde
kül bir elindedir.
sen kan nedir bilmezsin
ölmedin, öldürmedin ki.
tat toprağa boylu boyunca,
ölüm bir yanında
kan bir yanındadır.
sen aşk nedir bilmezsin
beni sevmedin ki.
ağla, ağlayabildiğin kadar,
bütün güzellikler sende
aşk bendedir.
ü. yaşar oğuzhan.
Yağmur istiyorum,
Yürüyemeyeyim altında..
Kimse olmayacak sokaklarda, söz
Sözleşiyorum!
Kelime istemiyorum bu sefer
Perinin ilhamı uzaklarda
Uyku eski bir dost,
Rüya kimliksiz bir nefer
O yağmuru istiyorum ben
Uzak yıldızlardan yağdığına inanacağım,
Üşümediğimi söyleyecek bana
Çocukken olduğu gibi, kaçağım
Ev fikrinden kaçarım o yağmurda!
"Sel öldürmez..." der yağmur usulca,
"Şehir öldürür."
Öyle bir yağmur istiyorum ki Kasımca,
Bir delik açsın gökte
Unutayım hesaplarımı
Bir deniz istiyorum ben
Kökleri mavi ve gökyüzünde
Yürüyemeyeyim altında..
Kimse olmayacak sokaklarda, söz
Sözleşiyorum!
Kelime istemiyorum bu sefer
Perinin ilhamı uzaklarda
Uyku eski bir dost,
Rüya kimliksiz bir nefer
O yağmuru istiyorum ben
Uzak yıldızlardan yağdığına inanacağım,
Üşümediğimi söyleyecek bana
Çocukken olduğu gibi, kaçağım
Ev fikrinden kaçarım o yağmurda!
"Sel öldürmez..." der yağmur usulca,
"Şehir öldürür."
Öyle bir yağmur istiyorum ki Kasımca,
Bir delik açsın gökte
Unutayım hesaplarımı
Bir deniz istiyorum ben
Kökleri mavi ve gökyüzünde