bugün
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri27
- bir bela geliyor8
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- ellerim bos gonlum hos31
- habire1220
- arif kocabıyık15
- mazota zam geldi3
- trakyalı yazarlar6
- kamos3
- lahmacun9
- boşnak olmak ister miydiniz5
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar11
- ismet gürbüz9
- seri eksiciyi tenhada yakalamak5
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- kaan sezyum7
- şekerul şeker bey2
- ay diyen erkek9
- basmane tren garı7
- hayatında hiç deri ceket giymemiş kız3
- silvermist9
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- 11 aydır ortalıkta olmayan flörte ne yollamalı2
- apo yu eleştirmek vs apo'ya küfretmek4
- tekerlek toplayan cocuk4
- mladiç piçtir piç kalacaktır3
- sarapci koala63
- sobadan kurtulmak5
- biraderin koşturması3
- 11 aydır ortalıkta olmayan flörte yazılmalı mıdır2
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı16
- trakyadan adam çıkmaz diyen insan4
- gocu37
- vexillarius the slayer8
- sırta zincir vurarak zikir etmek3
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- köylü kızın size aşık olması2
- ateist ve deist arkadaşları olan müslüman2
- ben sizin anonim11
- ben geldim naneler15
- renkli rüyalar oteli5
- raikagetokatlayan4
- betray me2
- habire12nin çaylak olması5
- ben evlendiğimde 51 kiloydum3
- mantı8
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
entry'ler (76)
pek şeker erkektir bu davranışı sonucunda sevdiceği de ona kıyamaz ve ceketini alamaz zaten, sarlıp onun sıcaklığıyla teselli bulmayı yeğler...
sanat sadece bir dışa vurumdur, sebeb veya sonuç güdülmeden yapılır.
tim burtondan yine ilginç bir masal. karakterler, atmosfer, kostümler, müzikal hersey harika, son zamanlardaki en beyendiim film. izleyin.
kar pikniği yapmak
ağaçların tepesine tırmanmak
bisiklete binmek
play station oynamak
nefes tutma yarışması yapmak
tüm iğrenç malzemeleri birbirine kaıştırıp, onlardan yemek yapıp,yemeye çalışmak
küçük hikayeler uydurmak
tüm oyuncakçıları teker teker gezmek
yıldız kayarken dilek tutmak
sımsıkı sarılmak
ağaçların tepesine tırmanmak
bisiklete binmek
play station oynamak
nefes tutma yarışması yapmak
tüm iğrenç malzemeleri birbirine kaıştırıp, onlardan yemek yapıp,yemeye çalışmak
küçük hikayeler uydurmak
tüm oyuncakçıları teker teker gezmek
yıldız kayarken dilek tutmak
sımsıkı sarılmak
köpek balığı yüzgeci çorbası.
kızarmış dondurma.
kızarmış dondurma.
gary jules; mad world
hersey okadar karışıktır, ne yapsanız ne etsenizde cıkamazsınız işin içnden, ne söyleseniz boş kalır eksik kalır korkusuyla, söylenicek her sözün agırlığını da içinize hapsederek susmayı yeğlersiniz...
düzene, hayata, olayların gidişatına, insanların iki yüzlülüklerine, yalan ve sahte olan hiç birşeye alışamamanın, ayak uyduramamanın sonucudur...
birden koca bi el yapışır göğsünüze bastırır , nefess alamıyacağınızı sanırsınız, tek careniz ağlamaktır sanki ağlarsınız, ağlarsınız, açılıp düzelmek umuduyla, göğsü sıkan el yavaş yavaş gevşer belki bir süre sonra ama yinede ordadır birdahaki sıkıntı da ortaya cıkmak üzere pusuya yatmıştır...
çocuklarının oyuncaklarını hala saklayan, evinde sekeri çikolatası hiç eksik olmayan bir karsı komsumuz vardı, ne zaman canım sıkkın olsa bi lolipop yapıştırırdı elime, yada vitrinin tepesinde duran o kocaman treni kurmama izin verirdi, namaz kılıp gel sana bi okuyun derdi, saclarımı okşaya okşaya okur, esnete esnete uykuya daldırırdı. işte bu derdim bu tanrı bu olmalı...
harika kurgulanmış hayran olunası woody allen filmi. 'iyi biri olmaktansa şanslı biri olmayı tercih ederim" düşüncesiyle başlıyor film, ağır ağır sinsice alıveriyor sizi içine, bazen çok çok hızlı bazense aşırı yavaş ilerliyor ve harika bir sonla noktalanıyor...
kimine kafi gelir bu ten sureti
böyle doğar, böyle sırlanır
kimine dar gelir bu ten sureti
hep arar,savrulur
kiminin imanı korkudur
"ve inne rabbeke leşediydül'ikaab"
kiminin imanı safi aşktır
"ve ma rabbüke bizalamin lil'abiyd"
her kim ki aşk için, aşkla yaşar
aşkı arar, aşkla yanar
işbu vücud şehrinin
kapısını aralar
inanılmaz bir dille yazılmış, buram buram mistizim kokan, baş döndüren, dağıtan, savuran, yakan ama sonunda kendini bulmanı sağlayan elif şafak kitabı...
böyle doğar, böyle sırlanır
kimine dar gelir bu ten sureti
hep arar,savrulur
kiminin imanı korkudur
"ve inne rabbeke leşediydül'ikaab"
kiminin imanı safi aşktır
"ve ma rabbüke bizalamin lil'abiyd"
her kim ki aşk için, aşkla yaşar
aşkı arar, aşkla yanar
işbu vücud şehrinin
kapısını aralar
inanılmaz bir dille yazılmış, buram buram mistizim kokan, baş döndüren, dağıtan, savuran, yakan ama sonunda kendini bulmanı sağlayan elif şafak kitabı...
sabah zar zor saat sesiyle uyandığında o gunun tatil olduğunu hatırladığın an
annenin dizine yattığın ve onun senin saçlarını okşadığı an
uzun soluklu yolculuklardan sonra evine döndüğün an
karlı bir pazar sabahı, babanın kahvaltı hazır die seslenişini duydugun an
süt kokan bir bebeğin sana sarılıp,gülümsediği an
zorlu bir günün ardından, sıcacık duştan çıkıp bembeyaz carsaflı yatağa uzandığın an
yolda yürürken birden bire en sevdiğin parçayı duyduğun an...
annenin dizine yattığın ve onun senin saçlarını okşadığı an
uzun soluklu yolculuklardan sonra evine döndüğün an
karlı bir pazar sabahı, babanın kahvaltı hazır die seslenişini duydugun an
süt kokan bir bebeğin sana sarılıp,gülümsediği an
zorlu bir günün ardından, sıcacık duştan çıkıp bembeyaz carsaflı yatağa uzandığın an
yolda yürürken birden bire en sevdiğin parçayı duyduğun an...
nefretin gerçeğe, gerçeğin acıya dönüştüğü filmdir...
dan: i love you
alice: where is this love? i can't see it, i can't touch it. i can't feel it. i can hear it. i can hear some words, but i can't do anything with your easy words." bu cümle fena halde yıkar...
dan: i love you
alice: where is this love? i can't see it, i can't touch it. i can't feel it. i can hear it. i can hear some words, but i can't do anything with your easy words." bu cümle fena halde yıkar...
'hayvandan beter olsamda yasamaya hakkım yok mu?' der oldboy son sahnesinde... sarsan, bıçak gibi kesen film...
25 agustos 1958 yılında bill ve jean burton çiftinin ilk çocukları olarak küçük bir kasabada dünyaya geldi. fazlasıyla sıradışı bir çocuktu, yaşıtları çeşitli oyunlar oynarken, o karanlık küçük odasına kendini hapsedip, koca koca kitapları deviriyor, gece yarılarına kadar bulabildiği tüm korku filmlerini izliyordu. herkesin sıradan bir hayat sürdüğü bu küçük kasabada siyahlara bürünmüş, sessiz insan içine cıkmayan bu genç fazlasıyla dikkat cekıyordu, aileside bu durumun farkında olucak ki, onu daha büyük bir şehire,sanat eğitimi alması içn yoladılar, bu durum tim'in hayal gücüne fazlasıyla katkı etti, lisedeki tüm sınıf arkadaşlarını hayrete düşürücek kadar başarılı işler yarattı ve nihayet,ilginç, tüm kalıpların dışındaki dahi genç, disney bursuyla 3 yıllık bir animasyon eğitimi aldı, ve 3 yılın sonunda disney sütüdyolarına animatör olarak kabul edildi, fakat disneyin çocuklara yönelik sevimli mi sevimli tarzıyla tim burtonun karanlık ve ürküten tarzı hiç uyşmadı, zaten kendiside bu durumdan rahatsızdı, ve kendi düşük bütçeli filmlerini yarattı. ve masalsı anlatımı, ilginç mekanları, danny elfman imzalı müzikleriyle çektiği her film bir kült olmuştur...
hafif güneş lekeli sırtıdır...
küçük topukları, ince ayak bilekleri...
kalçasıyla, belinin birleştiği yerdeki boşluk.
star wars serisinde, gücün iyi tarafını kulanan, kendini dünyevi zeklerden soyutlayan, gücü anlama sezgisine sahip, ışın kılıçlarıyla, sithlere karşı savaşan topluluk...