bugün
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız5
- akrep soksa hangi yazarın emmesini istersin7
- sinema tarihinde ayak fantazisi sahneleri5
- hot girl summer6
- rtük duyurusu4
- kızların yakışıklı ve zengin erkeklere güvenmemesi4
- kadının azgını4
- fondöten sürmek10
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar12
- sözlükten bir kıza basmak5
- true ile sevişmek7
- en gıcık olunan insan davranışı8
- istanbul merkezli 8 ilde terör operasyonu2
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- zincir mağazaları haraca bağlamak2
- 15 mayıs 2026 uludağ sözlüğün huzura ermesi6
- leandro trossard2
- note aura silk ruj 05 desert rose2
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı17
- cerave2
- camları kapatın klimayı açıyorum diyen dolmuşcu3
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- arapperest2
- peugeot2
- velvet48
- üsküdar sahaflarını sel bastı3
- kekimi yeme beni'ye diyen kız3
- ona bir şey söyle10
- istanbulda hava durumu3
- cd devrinin bitmesi6
- sinsi3
- pandela 319
- chp'yi salın4
- sandalye9
- kemal kılıçdaroğlu20
- yeni sevgiliden beklentiler6
- deniz göktaş35
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz5
- ankara da kapanması en çok üzen mekanlar2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- kürt hareketinin devşirme olması15
- ilişkiyi mesajla bitirmek3
- bikini günü2
- sokuk yazarlar6
- sevişme sonrası erkeğin gömleğini giyen kadın3
- neşeli pozitif komik ve tatlı erkek2
- sözlüğümüzün en şekil yazarları2
- aleyna tilki7
- peygamberin ayak izini öpmek2
entry'ler (369)
hayatımda gördüğüm en başarısız anlatıcı.
istanbul üniversitesi tarih bölümünde eskiçağ profesörü. bölümün zorunlu dersi olan "m.ö iv.-i. yy. ege, akdeniz ve anadolu tarihi" dersini veriyor ve bu ders tamamen zaman kaybı. hem anlatan mustafa hamdi sayar için hem de öğrenciler için.
benim huyumdur, aldığım tüm derslerin içeriğini ve hocasını araştırırım. böylece derse daha hazırlıklı olmaya çalışırım. bu zorunlu dersi ders listemde gördüğümde mustafa hamdi sayar kimdir diye baktım. kendisi istanbul üniversitesi'nde lisans eğitiminden sonra viyana üniversitesi'nde doktora eğitimini tamamlamış. oldukça dolu bir özgeçmişi var. http://edebiyat.istanbul.edu.tr/tarih/?p=7366. bunları gördüğümde eskiçağ'a dair bir şeyler öğrenebileceğimi, dolu dolu geçeçek bir ders olduğunu düşünmüştüm. ancak benim için hayal kırıklığı oldu. kendisi sadece kronolojik bir tarih anlatıyor.
ders iki aşamalı bir şekilde geçiyor.
1- hoca sınıfa geliyor ve ellerini tahtanın önündeki kürsüye koyuyor. tahminen 40 yıldır adı gibi, ezbere bildiği konuları anlatmaya başlıyor (fotokopicilerde bulunan ders notunu alanlar ise hocayı kağıttan takip ediyor. zira kağıtta yazanlarla aynı şeyleri anlatıyor)
2- ezbere bildiği konuları anlatırken konu içeriğinde geçen "seleukoslar, daskleyion, dareios, antigonos" gibi isimleri yazmak için ellerini kürsüden kaldırıyor ve ders boyunca bu tarz yunanca ve latince terimlerle tahtayı baştan sona kadar dolduruyor.
sınavlarda ise anlattığı konulardan en uç noktalardaki yerlerden sorular soruyor. bu durum nedeniyle birçok öğrenci bütünlemeye kalıyor, dersi alttan alıyor veya okulunu uzatıyor.
şimdi bu ders ne işe yaradı? kim kazançlı çıktı? bir sağlamasını yapalım. geliyor zaten kağıtta yazan şeyleri tekrar anlatıyor. bir ders boyunca aralıksız bir şekilde konuşuyor ve gidiyor. tahminen 40 yıldır adı gibi bildiği konuları tekrar edip geçiyor. ancak bu karşı tarafta (öğrencilerde) bir karşılık buluyor mu? hayır. (zira her dönem bir amfi dolusu öğrenci bütünlemeye kalıyor veya alttan alıyor)
öğrenciler geliyor. zorunlu ders olduğu için geçmek zorundalar. bir ders boyunca daha önce hiç duymadıkları çoğunluğu yunanca ve latince terimler içeren anlatılanları dinliyorlar. kimileri not tutmaya çalışıyor. kimileri fotokopi ders notlarından anlatılanları takip ediyor. ben ise derse katıldığımda hoca yerine öğrencileri izlerdim. yüzlerindeki o bezgin ifade, bitse de gitsek bakışları. hiçbir şey anlamıyor olmaları ve bunun yüzlerine yansımaları bana daha ilginç geliyordu.
bu durum iki taraf için de angaryadan ibaret. tarih gibi sosyal bilimlerde ders içeriğini görsel kaynaklarla desteklemenin, olayları ve olguları akılda kalıcı örneklerle anlatmanın, derse ilgiyi canlı tutmanın önemli olduğunu düşünüyorum. kendisi iyi bir akademisyen ve araştırmacı olabilir. kendisine ve çalışmalarına saygım var. ama bilmek ve bildiğini karşısındakiyle paylaşmak farklı bir şey. benim gözümde başarısız bir eğitmen. yıllardır ezbere bir şekilde bildiği şeyleri anlatıyor. bu onun için su içmek, bisiklete binmek gibi. bu konuda zatan bir ekol. anlatıyor ve geçiyor.
böyle anlatıp geçmeyi herkes yapar. koskoca profesör böyle gereksiz bir "angarya" ile uğraşacağına asistanlarını gönderebilir. zira fotokopi notlarda zaten aynıları yazıyor. zaten bu şekilde bir anlatımı fakültedeki herhangi bir kişi bile yapabilir.
ben akademisyenlerin hitap konusunda ve konuyu öğrenciye etkili bir şekilde iletme konusunda kendilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. örneğin edebiyat fakültesi mezunları öğretmen olmak istediklerinde yani bir sınıf ortamında ders anlatmak istediklerinde eğitim bilimleri derslerini içeren bir sene boyunca eğitimi pedagojik formasyon'u almaları gerekiyor. akademisyenlerin de bu eğitimi alması gerekiyor.
ben bu dersi derste anlatılanlarla değil, oğuz tekin'in Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş isimli kitabıyla anlayabilmiştim. (türk bilimler akademisi tarafından 2011 yılında en iyi üniversite ders kitabı seçilmiş.) dersin konularını bu şekilde kavradım. hocaca sınavla ilgili soru sorduğunuzda maalesef olumlu bir cevap alamıyorsunuz. makale yok. dersin vize ve finallerinin belirli bir soru tipi veya konusu yok. her şey çıkabilir. her şeyi ezberlemek gerekiyor. ezberiniz kuvvetliyse bu dersi kolayca geçersiniz. sizi çok da zorlamaz. ama ezberiniz kuvvetli değilse, kronolojik tarihi değil de olguları, neden olmuş nasıl olmuş niçin olmuş bugüne nasıl yansımış'ı merak ediyorsanız bu dersi biraz zor geçersiniz. geçtikten sonra da eskiçağ'dan nefret edersiniz..
istanbul üniversitesi tarih bölümünde eskiçağ profesörü. bölümün zorunlu dersi olan "m.ö iv.-i. yy. ege, akdeniz ve anadolu tarihi" dersini veriyor ve bu ders tamamen zaman kaybı. hem anlatan mustafa hamdi sayar için hem de öğrenciler için.
benim huyumdur, aldığım tüm derslerin içeriğini ve hocasını araştırırım. böylece derse daha hazırlıklı olmaya çalışırım. bu zorunlu dersi ders listemde gördüğümde mustafa hamdi sayar kimdir diye baktım. kendisi istanbul üniversitesi'nde lisans eğitiminden sonra viyana üniversitesi'nde doktora eğitimini tamamlamış. oldukça dolu bir özgeçmişi var. http://edebiyat.istanbul.edu.tr/tarih/?p=7366. bunları gördüğümde eskiçağ'a dair bir şeyler öğrenebileceğimi, dolu dolu geçeçek bir ders olduğunu düşünmüştüm. ancak benim için hayal kırıklığı oldu. kendisi sadece kronolojik bir tarih anlatıyor.
ders iki aşamalı bir şekilde geçiyor.
1- hoca sınıfa geliyor ve ellerini tahtanın önündeki kürsüye koyuyor. tahminen 40 yıldır adı gibi, ezbere bildiği konuları anlatmaya başlıyor (fotokopicilerde bulunan ders notunu alanlar ise hocayı kağıttan takip ediyor. zira kağıtta yazanlarla aynı şeyleri anlatıyor)
2- ezbere bildiği konuları anlatırken konu içeriğinde geçen "seleukoslar, daskleyion, dareios, antigonos" gibi isimleri yazmak için ellerini kürsüden kaldırıyor ve ders boyunca bu tarz yunanca ve latince terimlerle tahtayı baştan sona kadar dolduruyor.
sınavlarda ise anlattığı konulardan en uç noktalardaki yerlerden sorular soruyor. bu durum nedeniyle birçok öğrenci bütünlemeye kalıyor, dersi alttan alıyor veya okulunu uzatıyor.
şimdi bu ders ne işe yaradı? kim kazançlı çıktı? bir sağlamasını yapalım. geliyor zaten kağıtta yazan şeyleri tekrar anlatıyor. bir ders boyunca aralıksız bir şekilde konuşuyor ve gidiyor. tahminen 40 yıldır adı gibi bildiği konuları tekrar edip geçiyor. ancak bu karşı tarafta (öğrencilerde) bir karşılık buluyor mu? hayır. (zira her dönem bir amfi dolusu öğrenci bütünlemeye kalıyor veya alttan alıyor)
öğrenciler geliyor. zorunlu ders olduğu için geçmek zorundalar. bir ders boyunca daha önce hiç duymadıkları çoğunluğu yunanca ve latince terimler içeren anlatılanları dinliyorlar. kimileri not tutmaya çalışıyor. kimileri fotokopi ders notlarından anlatılanları takip ediyor. ben ise derse katıldığımda hoca yerine öğrencileri izlerdim. yüzlerindeki o bezgin ifade, bitse de gitsek bakışları. hiçbir şey anlamıyor olmaları ve bunun yüzlerine yansımaları bana daha ilginç geliyordu.
bu durum iki taraf için de angaryadan ibaret. tarih gibi sosyal bilimlerde ders içeriğini görsel kaynaklarla desteklemenin, olayları ve olguları akılda kalıcı örneklerle anlatmanın, derse ilgiyi canlı tutmanın önemli olduğunu düşünüyorum. kendisi iyi bir akademisyen ve araştırmacı olabilir. kendisine ve çalışmalarına saygım var. ama bilmek ve bildiğini karşısındakiyle paylaşmak farklı bir şey. benim gözümde başarısız bir eğitmen. yıllardır ezbere bir şekilde bildiği şeyleri anlatıyor. bu onun için su içmek, bisiklete binmek gibi. bu konuda zatan bir ekol. anlatıyor ve geçiyor.
böyle anlatıp geçmeyi herkes yapar. koskoca profesör böyle gereksiz bir "angarya" ile uğraşacağına asistanlarını gönderebilir. zira fotokopi notlarda zaten aynıları yazıyor. zaten bu şekilde bir anlatımı fakültedeki herhangi bir kişi bile yapabilir.
ben akademisyenlerin hitap konusunda ve konuyu öğrenciye etkili bir şekilde iletme konusunda kendilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. örneğin edebiyat fakültesi mezunları öğretmen olmak istediklerinde yani bir sınıf ortamında ders anlatmak istediklerinde eğitim bilimleri derslerini içeren bir sene boyunca eğitimi pedagojik formasyon'u almaları gerekiyor. akademisyenlerin de bu eğitimi alması gerekiyor.
ben bu dersi derste anlatılanlarla değil, oğuz tekin'in Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş isimli kitabıyla anlayabilmiştim. (türk bilimler akademisi tarafından 2011 yılında en iyi üniversite ders kitabı seçilmiş.) dersin konularını bu şekilde kavradım. hocaca sınavla ilgili soru sorduğunuzda maalesef olumlu bir cevap alamıyorsunuz. makale yok. dersin vize ve finallerinin belirli bir soru tipi veya konusu yok. her şey çıkabilir. her şeyi ezberlemek gerekiyor. ezberiniz kuvvetliyse bu dersi kolayca geçersiniz. sizi çok da zorlamaz. ama ezberiniz kuvvetli değilse, kronolojik tarihi değil de olguları, neden olmuş nasıl olmuş niçin olmuş bugüne nasıl yansımış'ı merak ediyorsanız bu dersi biraz zor geçersiniz. geçtikten sonra da eskiçağ'dan nefret edersiniz..
istanbul üniversitesi tarih bölümü ortaçağ anabilim dalında görevli yardımcı doçent.
selçuklular hakkında kitapları mevcut.
http://www.kitapyurdu.com...muharrem-kesik/51860.html
derin tarih dergisi danışma kurulu üyesi ve derin tarih dergisinde yazıları yayımlanıyor.
http://www.derintarih.com/kunye/
http://www.derintarih.com/yazar/muharremkesik/
http://www.derintarih.com...-selcuklular-anlasilamaz/
(bkz: derin tarih)
(bkz: mustafa armağan)
selçuklular hakkında kitapları mevcut.
http://www.kitapyurdu.com...muharrem-kesik/51860.html
derin tarih dergisi danışma kurulu üyesi ve derin tarih dergisinde yazıları yayımlanıyor.
http://www.derintarih.com/kunye/
http://www.derintarih.com/yazar/muharremkesik/
http://www.derintarih.com...-selcuklular-anlasilamaz/
(bkz: derin tarih)
(bkz: mustafa armağan)
2008 yılında barış yürüyüşü için gelinlikle italya'dan yola çıkan, gebze'de tecavüz edilip öldürülen 33 yaşındaki sanatçı pippa bacca üzerinden yakışıksız bir paylaşım yapan bursa süleyman çelebi anadolu lisesi müdür yardımcısı.
http://www.hurriyet.com.t...i-ceken-paylasim-40495102
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
http://www.hafizakaydi.or...pa-bacca/medya-okumalari/
http://www.hurriyet.com.t...i-ceken-paylasim-40495102
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
http://www.hafizakaydi.or...pa-bacca/medya-okumalari/
--spoiler--
behzat ç'nin vurulmasında akbaba'nın yine bir yamukluk yapması muhtemel.
ilk bölümlerde müfettiş bunu cinayetten atmakla tehdit etti ve öttü aman. ekibi ispiyonladı. harunla yüzleştiğinde ben oldum cinayet diyerek savundu kendini. o zaman elindeki tek şey cinayetti.
şimdi ise uzun yıllarıdır özlemini çektiği nazlı'yı buldu. arayı düzeltti ve barıştı. artık elindeki tek şey nazlı.
sezon final akbaba tarafında akbaba-nazlı-azizkomser ile bitmişti. akbaba'nın azizbaşkomsere ne yaptığı hala meçhul ama elinden nazlıyı kurtarmış olduğu ortada. nazlıyı otobüsle gönderdi ve arkasındanda (olaylar durulduğunda bi yolunu bulup) kendisinin geleceğini söyledi.
hayaletle yakaladıkları adamın kafasına sıkması da bu yüzden. kendisini meslekten atsınlar diye.
benim asıl şüphelendğim akbaba'nın behzat ç yi kafese getirip tuzağa düşürme ihtimali. eli kolu uzun ercü nazlıyı öğrenmiş olabilir ve akbabayı nazlıyı öldürmekle tehdit etmiş olabilir.
--spoiler--
behzat ç'nin vurulmasında akbaba'nın yine bir yamukluk yapması muhtemel.
ilk bölümlerde müfettiş bunu cinayetten atmakla tehdit etti ve öttü aman. ekibi ispiyonladı. harunla yüzleştiğinde ben oldum cinayet diyerek savundu kendini. o zaman elindeki tek şey cinayetti.
şimdi ise uzun yıllarıdır özlemini çektiği nazlı'yı buldu. arayı düzeltti ve barıştı. artık elindeki tek şey nazlı.
sezon final akbaba tarafında akbaba-nazlı-azizkomser ile bitmişti. akbaba'nın azizbaşkomsere ne yaptığı hala meçhul ama elinden nazlıyı kurtarmış olduğu ortada. nazlıyı otobüsle gönderdi ve arkasındanda (olaylar durulduğunda bi yolunu bulup) kendisinin geleceğini söyledi.
hayaletle yakaladıkları adamın kafasına sıkması da bu yüzden. kendisini meslekten atsınlar diye.
benim asıl şüphelendğim akbaba'nın behzat ç yi kafese getirip tuzağa düşürme ihtimali. eli kolu uzun ercü nazlıyı öğrenmiş olabilir ve akbabayı nazlıyı öldürmekle tehdit etmiş olabilir.
--spoiler--
bir eylemdir.
iğrenç bir tema. siksen kullanmam. denemek için bir kaç kez girdim. nasıl bir ayar yapmışlarsa eksissozluk.com yazıp girmeme rağmen beta temaya yönlendiriyordu.
gittim çerezleri temizledim kurtuldum. daha iyi bir tema yapana kadar klasik temaya devam.
beta tema'nın hiçbir kullanışlılığı yok. ayrıca çok göz yoruyor. itüsözlük ün teması bile daha iyi.
gittim çerezleri temizledim kurtuldum. daha iyi bir tema yapana kadar klasik temaya devam.
beta tema'nın hiçbir kullanışlılığı yok. ayrıca çok göz yoruyor. itüsözlük ün teması bile daha iyi.
bu sefer de içişleri bakanlığını hacklemişler.
https://twitter.com/TheRe...status/254705763753263104
https://twitter.com/TheRe...status/254706934047981568
https://twitter.com/TheRe...status/254705763753263104
https://twitter.com/TheRe...status/254706934047981568
bu haftayla iki haftadır boşa yayınlanan dizi. eski behzat ç'den gram eser yok. dağ gibi savcıyı vurdular. olayı tam doruk noktasında bırakıp tatile girdiler ama dönüş resmen bok gibi oldu.
jenerikten tut, yönetmene ve çekilen bölümlere kadar resmen bir hezeyan içerisinde.
jenerikten tut, yönetmene ve çekilen bölümlere kadar resmen bir hezeyan içerisinde.
1 ekim 2012'de çıkacaktır.
doğuş grubu aldıktan sonra bi değişen, bi güzelleşen, bi serpilen kanal.
bu haftaki uykusuz dergisindeki (no 264) köşesi çok iyidir. normalde pek takip etmem ama bu sefer ilgiyle okudum.
an itibariyle haberturk'te balçicek ilter'in programında olan.
http://www.haberturk.com/canliyayin
(gerçi şuan reklamda)
http://www.haberturk.com/canliyayin
(gerçi şuan reklamda)
angutyus'un ikinci kitabının tam adı.
an itibariyle yarın baskıda bir kaç güne de tüm kitapçılarda.
ilk kitapta oldugu gibi yine enfes bir kapak tasarımı yapmışlar.
görsel
çıkar çıkmaz okuyacağım kitap.
edit: 1 ekim 2012'de çıkacak olandır.
an itibariyle yarın baskıda bir kaç güne de tüm kitapçılarda.
ilk kitapta oldugu gibi yine enfes bir kapak tasarımı yapmışlar.
görsel
çıkar çıkmaz okuyacağım kitap.
edit: 1 ekim 2012'de çıkacak olandır.
1962 kırıkkale doğumlu ve ufaktan beri müzikle uğraşan bir abimiz. benim kendisini tanımam ise 'döneceğin yok senin' isimli parçayla oldu. yok böyle bir ses ve yorum.
https://www.youtube.com/watch?v=mHfyt9xC42w
web sitesi
http://www.ersoysavas.com.tr
https://www.youtube.com/watch?v=mHfyt9xC42w
web sitesi
http://www.ersoysavas.com.tr