bugün
- ben geldim naneler18
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek14
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek6
- ferdi özbeğen9
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması18
- sözlükte flörtleşmek18
- günün iddaa kuponu2
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı4
- devlet kim lan7
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- 2 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı2
- çok çişi gelen insan5
- örgüt evlerinde vurduran dhkp c li kız2
- sevgiliyle sevişirken akla ilyas salmanın gelmesi3
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği5
- pandela43
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı5
- menekşe moru oje4
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz6
- kaçak bey kullanmayan elektrik5
- pandela tarzı entry gir6
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- neden entry girmiyorsunuz nereye kayboldunuz3
- rus edebiyatı vs türk edebiyatı3
- wednesdayin annesi8
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak5
- anın görüntüsü20
- sözlüğün zıvanadan çıkması4
- ispanyol erkeklerini türk erkekleriyle takas etmek4
- 35 yaşında ölmek4
- gay oğlunu sevgilisiyle basan baba2
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması5
- mmm pandela poposu kocaman5
- ince ruhlu erkek olmak2
- yazarlara verilmiş lakaplar3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- gargamel deki akıllara zarar mantık hatası2
- annenin ölmesi5
- tai lung ile revani yemek4
- pandela1bukentay3
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl8
- azgın türbanlı10
- izlenmiş en kusursuz film8
- zoey2
- güne bir şarkı bırak2
- alain delon vs cüneyt arkın5
- aylık 409 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- 20263
entry'ler (369)
hayatımda gördüğüm en başarısız anlatıcı.
istanbul üniversitesi tarih bölümünde eskiçağ profesörü. bölümün zorunlu dersi olan "m.ö iv.-i. yy. ege, akdeniz ve anadolu tarihi" dersini veriyor ve bu ders tamamen zaman kaybı. hem anlatan mustafa hamdi sayar için hem de öğrenciler için.
benim huyumdur, aldığım tüm derslerin içeriğini ve hocasını araştırırım. böylece derse daha hazırlıklı olmaya çalışırım. bu zorunlu dersi ders listemde gördüğümde mustafa hamdi sayar kimdir diye baktım. kendisi istanbul üniversitesi'nde lisans eğitiminden sonra viyana üniversitesi'nde doktora eğitimini tamamlamış. oldukça dolu bir özgeçmişi var. http://edebiyat.istanbul.edu.tr/tarih/?p=7366. bunları gördüğümde eskiçağ'a dair bir şeyler öğrenebileceğimi, dolu dolu geçeçek bir ders olduğunu düşünmüştüm. ancak benim için hayal kırıklığı oldu. kendisi sadece kronolojik bir tarih anlatıyor.
ders iki aşamalı bir şekilde geçiyor.
1- hoca sınıfa geliyor ve ellerini tahtanın önündeki kürsüye koyuyor. tahminen 40 yıldır adı gibi, ezbere bildiği konuları anlatmaya başlıyor (fotokopicilerde bulunan ders notunu alanlar ise hocayı kağıttan takip ediyor. zira kağıtta yazanlarla aynı şeyleri anlatıyor)
2- ezbere bildiği konuları anlatırken konu içeriğinde geçen "seleukoslar, daskleyion, dareios, antigonos" gibi isimleri yazmak için ellerini kürsüden kaldırıyor ve ders boyunca bu tarz yunanca ve latince terimlerle tahtayı baştan sona kadar dolduruyor.
sınavlarda ise anlattığı konulardan en uç noktalardaki yerlerden sorular soruyor. bu durum nedeniyle birçok öğrenci bütünlemeye kalıyor, dersi alttan alıyor veya okulunu uzatıyor.
şimdi bu ders ne işe yaradı? kim kazançlı çıktı? bir sağlamasını yapalım. geliyor zaten kağıtta yazan şeyleri tekrar anlatıyor. bir ders boyunca aralıksız bir şekilde konuşuyor ve gidiyor. tahminen 40 yıldır adı gibi bildiği konuları tekrar edip geçiyor. ancak bu karşı tarafta (öğrencilerde) bir karşılık buluyor mu? hayır. (zira her dönem bir amfi dolusu öğrenci bütünlemeye kalıyor veya alttan alıyor)
öğrenciler geliyor. zorunlu ders olduğu için geçmek zorundalar. bir ders boyunca daha önce hiç duymadıkları çoğunluğu yunanca ve latince terimler içeren anlatılanları dinliyorlar. kimileri not tutmaya çalışıyor. kimileri fotokopi ders notlarından anlatılanları takip ediyor. ben ise derse katıldığımda hoca yerine öğrencileri izlerdim. yüzlerindeki o bezgin ifade, bitse de gitsek bakışları. hiçbir şey anlamıyor olmaları ve bunun yüzlerine yansımaları bana daha ilginç geliyordu.
bu durum iki taraf için de angaryadan ibaret. tarih gibi sosyal bilimlerde ders içeriğini görsel kaynaklarla desteklemenin, olayları ve olguları akılda kalıcı örneklerle anlatmanın, derse ilgiyi canlı tutmanın önemli olduğunu düşünüyorum. kendisi iyi bir akademisyen ve araştırmacı olabilir. kendisine ve çalışmalarına saygım var. ama bilmek ve bildiğini karşısındakiyle paylaşmak farklı bir şey. benim gözümde başarısız bir eğitmen. yıllardır ezbere bir şekilde bildiği şeyleri anlatıyor. bu onun için su içmek, bisiklete binmek gibi. bu konuda zatan bir ekol. anlatıyor ve geçiyor.
böyle anlatıp geçmeyi herkes yapar. koskoca profesör böyle gereksiz bir "angarya" ile uğraşacağına asistanlarını gönderebilir. zira fotokopi notlarda zaten aynıları yazıyor. zaten bu şekilde bir anlatımı fakültedeki herhangi bir kişi bile yapabilir.
ben akademisyenlerin hitap konusunda ve konuyu öğrenciye etkili bir şekilde iletme konusunda kendilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. örneğin edebiyat fakültesi mezunları öğretmen olmak istediklerinde yani bir sınıf ortamında ders anlatmak istediklerinde eğitim bilimleri derslerini içeren bir sene boyunca eğitimi pedagojik formasyon'u almaları gerekiyor. akademisyenlerin de bu eğitimi alması gerekiyor.
ben bu dersi derste anlatılanlarla değil, oğuz tekin'in Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş isimli kitabıyla anlayabilmiştim. (türk bilimler akademisi tarafından 2011 yılında en iyi üniversite ders kitabı seçilmiş.) dersin konularını bu şekilde kavradım. hocaca sınavla ilgili soru sorduğunuzda maalesef olumlu bir cevap alamıyorsunuz. makale yok. dersin vize ve finallerinin belirli bir soru tipi veya konusu yok. her şey çıkabilir. her şeyi ezberlemek gerekiyor. ezberiniz kuvvetliyse bu dersi kolayca geçersiniz. sizi çok da zorlamaz. ama ezberiniz kuvvetli değilse, kronolojik tarihi değil de olguları, neden olmuş nasıl olmuş niçin olmuş bugüne nasıl yansımış'ı merak ediyorsanız bu dersi biraz zor geçersiniz. geçtikten sonra da eskiçağ'dan nefret edersiniz..
istanbul üniversitesi tarih bölümünde eskiçağ profesörü. bölümün zorunlu dersi olan "m.ö iv.-i. yy. ege, akdeniz ve anadolu tarihi" dersini veriyor ve bu ders tamamen zaman kaybı. hem anlatan mustafa hamdi sayar için hem de öğrenciler için.
benim huyumdur, aldığım tüm derslerin içeriğini ve hocasını araştırırım. böylece derse daha hazırlıklı olmaya çalışırım. bu zorunlu dersi ders listemde gördüğümde mustafa hamdi sayar kimdir diye baktım. kendisi istanbul üniversitesi'nde lisans eğitiminden sonra viyana üniversitesi'nde doktora eğitimini tamamlamış. oldukça dolu bir özgeçmişi var. http://edebiyat.istanbul.edu.tr/tarih/?p=7366. bunları gördüğümde eskiçağ'a dair bir şeyler öğrenebileceğimi, dolu dolu geçeçek bir ders olduğunu düşünmüştüm. ancak benim için hayal kırıklığı oldu. kendisi sadece kronolojik bir tarih anlatıyor.
ders iki aşamalı bir şekilde geçiyor.
1- hoca sınıfa geliyor ve ellerini tahtanın önündeki kürsüye koyuyor. tahminen 40 yıldır adı gibi, ezbere bildiği konuları anlatmaya başlıyor (fotokopicilerde bulunan ders notunu alanlar ise hocayı kağıttan takip ediyor. zira kağıtta yazanlarla aynı şeyleri anlatıyor)
2- ezbere bildiği konuları anlatırken konu içeriğinde geçen "seleukoslar, daskleyion, dareios, antigonos" gibi isimleri yazmak için ellerini kürsüden kaldırıyor ve ders boyunca bu tarz yunanca ve latince terimlerle tahtayı baştan sona kadar dolduruyor.
sınavlarda ise anlattığı konulardan en uç noktalardaki yerlerden sorular soruyor. bu durum nedeniyle birçok öğrenci bütünlemeye kalıyor, dersi alttan alıyor veya okulunu uzatıyor.
şimdi bu ders ne işe yaradı? kim kazançlı çıktı? bir sağlamasını yapalım. geliyor zaten kağıtta yazan şeyleri tekrar anlatıyor. bir ders boyunca aralıksız bir şekilde konuşuyor ve gidiyor. tahminen 40 yıldır adı gibi bildiği konuları tekrar edip geçiyor. ancak bu karşı tarafta (öğrencilerde) bir karşılık buluyor mu? hayır. (zira her dönem bir amfi dolusu öğrenci bütünlemeye kalıyor veya alttan alıyor)
öğrenciler geliyor. zorunlu ders olduğu için geçmek zorundalar. bir ders boyunca daha önce hiç duymadıkları çoğunluğu yunanca ve latince terimler içeren anlatılanları dinliyorlar. kimileri not tutmaya çalışıyor. kimileri fotokopi ders notlarından anlatılanları takip ediyor. ben ise derse katıldığımda hoca yerine öğrencileri izlerdim. yüzlerindeki o bezgin ifade, bitse de gitsek bakışları. hiçbir şey anlamıyor olmaları ve bunun yüzlerine yansımaları bana daha ilginç geliyordu.
bu durum iki taraf için de angaryadan ibaret. tarih gibi sosyal bilimlerde ders içeriğini görsel kaynaklarla desteklemenin, olayları ve olguları akılda kalıcı örneklerle anlatmanın, derse ilgiyi canlı tutmanın önemli olduğunu düşünüyorum. kendisi iyi bir akademisyen ve araştırmacı olabilir. kendisine ve çalışmalarına saygım var. ama bilmek ve bildiğini karşısındakiyle paylaşmak farklı bir şey. benim gözümde başarısız bir eğitmen. yıllardır ezbere bir şekilde bildiği şeyleri anlatıyor. bu onun için su içmek, bisiklete binmek gibi. bu konuda zatan bir ekol. anlatıyor ve geçiyor.
böyle anlatıp geçmeyi herkes yapar. koskoca profesör böyle gereksiz bir "angarya" ile uğraşacağına asistanlarını gönderebilir. zira fotokopi notlarda zaten aynıları yazıyor. zaten bu şekilde bir anlatımı fakültedeki herhangi bir kişi bile yapabilir.
ben akademisyenlerin hitap konusunda ve konuyu öğrenciye etkili bir şekilde iletme konusunda kendilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. örneğin edebiyat fakültesi mezunları öğretmen olmak istediklerinde yani bir sınıf ortamında ders anlatmak istediklerinde eğitim bilimleri derslerini içeren bir sene boyunca eğitimi pedagojik formasyon'u almaları gerekiyor. akademisyenlerin de bu eğitimi alması gerekiyor.
ben bu dersi derste anlatılanlarla değil, oğuz tekin'in Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş isimli kitabıyla anlayabilmiştim. (türk bilimler akademisi tarafından 2011 yılında en iyi üniversite ders kitabı seçilmiş.) dersin konularını bu şekilde kavradım. hocaca sınavla ilgili soru sorduğunuzda maalesef olumlu bir cevap alamıyorsunuz. makale yok. dersin vize ve finallerinin belirli bir soru tipi veya konusu yok. her şey çıkabilir. her şeyi ezberlemek gerekiyor. ezberiniz kuvvetliyse bu dersi kolayca geçersiniz. sizi çok da zorlamaz. ama ezberiniz kuvvetli değilse, kronolojik tarihi değil de olguları, neden olmuş nasıl olmuş niçin olmuş bugüne nasıl yansımış'ı merak ediyorsanız bu dersi biraz zor geçersiniz. geçtikten sonra da eskiçağ'dan nefret edersiniz..
istanbul üniversitesi tarih bölümü ortaçağ anabilim dalında görevli yardımcı doçent.
selçuklular hakkında kitapları mevcut.
http://www.kitapyurdu.com...muharrem-kesik/51860.html
derin tarih dergisi danışma kurulu üyesi ve derin tarih dergisinde yazıları yayımlanıyor.
http://www.derintarih.com/kunye/
http://www.derintarih.com/yazar/muharremkesik/
http://www.derintarih.com...-selcuklular-anlasilamaz/
(bkz: derin tarih)
(bkz: mustafa armağan)
selçuklular hakkında kitapları mevcut.
http://www.kitapyurdu.com...muharrem-kesik/51860.html
derin tarih dergisi danışma kurulu üyesi ve derin tarih dergisinde yazıları yayımlanıyor.
http://www.derintarih.com/kunye/
http://www.derintarih.com/yazar/muharremkesik/
http://www.derintarih.com...-selcuklular-anlasilamaz/
(bkz: derin tarih)
(bkz: mustafa armağan)
2008 yılında barış yürüyüşü için gelinlikle italya'dan yola çıkan, gebze'de tecavüz edilip öldürülen 33 yaşındaki sanatçı pippa bacca üzerinden yakışıksız bir paylaşım yapan bursa süleyman çelebi anadolu lisesi müdür yardımcısı.
http://www.hurriyet.com.t...i-ceken-paylasim-40495102
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
http://www.hafizakaydi.or...pa-bacca/medya-okumalari/
http://www.hurriyet.com.t...i-ceken-paylasim-40495102
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
http://www.hafizakaydi.or...pa-bacca/medya-okumalari/
--spoiler--
behzat ç'nin vurulmasında akbaba'nın yine bir yamukluk yapması muhtemel.
ilk bölümlerde müfettiş bunu cinayetten atmakla tehdit etti ve öttü aman. ekibi ispiyonladı. harunla yüzleştiğinde ben oldum cinayet diyerek savundu kendini. o zaman elindeki tek şey cinayetti.
şimdi ise uzun yıllarıdır özlemini çektiği nazlı'yı buldu. arayı düzeltti ve barıştı. artık elindeki tek şey nazlı.
sezon final akbaba tarafında akbaba-nazlı-azizkomser ile bitmişti. akbaba'nın azizbaşkomsere ne yaptığı hala meçhul ama elinden nazlıyı kurtarmış olduğu ortada. nazlıyı otobüsle gönderdi ve arkasındanda (olaylar durulduğunda bi yolunu bulup) kendisinin geleceğini söyledi.
hayaletle yakaladıkları adamın kafasına sıkması da bu yüzden. kendisini meslekten atsınlar diye.
benim asıl şüphelendğim akbaba'nın behzat ç yi kafese getirip tuzağa düşürme ihtimali. eli kolu uzun ercü nazlıyı öğrenmiş olabilir ve akbabayı nazlıyı öldürmekle tehdit etmiş olabilir.
--spoiler--
behzat ç'nin vurulmasında akbaba'nın yine bir yamukluk yapması muhtemel.
ilk bölümlerde müfettiş bunu cinayetten atmakla tehdit etti ve öttü aman. ekibi ispiyonladı. harunla yüzleştiğinde ben oldum cinayet diyerek savundu kendini. o zaman elindeki tek şey cinayetti.
şimdi ise uzun yıllarıdır özlemini çektiği nazlı'yı buldu. arayı düzeltti ve barıştı. artık elindeki tek şey nazlı.
sezon final akbaba tarafında akbaba-nazlı-azizkomser ile bitmişti. akbaba'nın azizbaşkomsere ne yaptığı hala meçhul ama elinden nazlıyı kurtarmış olduğu ortada. nazlıyı otobüsle gönderdi ve arkasındanda (olaylar durulduğunda bi yolunu bulup) kendisinin geleceğini söyledi.
hayaletle yakaladıkları adamın kafasına sıkması da bu yüzden. kendisini meslekten atsınlar diye.
benim asıl şüphelendğim akbaba'nın behzat ç yi kafese getirip tuzağa düşürme ihtimali. eli kolu uzun ercü nazlıyı öğrenmiş olabilir ve akbabayı nazlıyı öldürmekle tehdit etmiş olabilir.
--spoiler--
bir eylemdir.
iğrenç bir tema. siksen kullanmam. denemek için bir kaç kez girdim. nasıl bir ayar yapmışlarsa eksissozluk.com yazıp girmeme rağmen beta temaya yönlendiriyordu.
gittim çerezleri temizledim kurtuldum. daha iyi bir tema yapana kadar klasik temaya devam.
beta tema'nın hiçbir kullanışlılığı yok. ayrıca çok göz yoruyor. itüsözlük ün teması bile daha iyi.
gittim çerezleri temizledim kurtuldum. daha iyi bir tema yapana kadar klasik temaya devam.
beta tema'nın hiçbir kullanışlılığı yok. ayrıca çok göz yoruyor. itüsözlük ün teması bile daha iyi.
bu sefer de içişleri bakanlığını hacklemişler.
https://twitter.com/TheRe...status/254705763753263104
https://twitter.com/TheRe...status/254706934047981568
https://twitter.com/TheRe...status/254705763753263104
https://twitter.com/TheRe...status/254706934047981568
bu haftayla iki haftadır boşa yayınlanan dizi. eski behzat ç'den gram eser yok. dağ gibi savcıyı vurdular. olayı tam doruk noktasında bırakıp tatile girdiler ama dönüş resmen bok gibi oldu.
jenerikten tut, yönetmene ve çekilen bölümlere kadar resmen bir hezeyan içerisinde.
jenerikten tut, yönetmene ve çekilen bölümlere kadar resmen bir hezeyan içerisinde.
1 ekim 2012'de çıkacaktır.
doğuş grubu aldıktan sonra bi değişen, bi güzelleşen, bi serpilen kanal.
bu haftaki uykusuz dergisindeki (no 264) köşesi çok iyidir. normalde pek takip etmem ama bu sefer ilgiyle okudum.
an itibariyle haberturk'te balçicek ilter'in programında olan.
http://www.haberturk.com/canliyayin
(gerçi şuan reklamda)
http://www.haberturk.com/canliyayin
(gerçi şuan reklamda)
angutyus'un ikinci kitabının tam adı.
an itibariyle yarın baskıda bir kaç güne de tüm kitapçılarda.
ilk kitapta oldugu gibi yine enfes bir kapak tasarımı yapmışlar.
görsel
çıkar çıkmaz okuyacağım kitap.
edit: 1 ekim 2012'de çıkacak olandır.
an itibariyle yarın baskıda bir kaç güne de tüm kitapçılarda.
ilk kitapta oldugu gibi yine enfes bir kapak tasarımı yapmışlar.
görsel
çıkar çıkmaz okuyacağım kitap.
edit: 1 ekim 2012'de çıkacak olandır.
1962 kırıkkale doğumlu ve ufaktan beri müzikle uğraşan bir abimiz. benim kendisini tanımam ise 'döneceğin yok senin' isimli parçayla oldu. yok böyle bir ses ve yorum.
https://www.youtube.com/watch?v=mHfyt9xC42w
web sitesi
http://www.ersoysavas.com.tr
https://www.youtube.com/watch?v=mHfyt9xC42w
web sitesi
http://www.ersoysavas.com.tr