bugün

entry'ler (529)

boşanma davaları

Boşanma davası aile mahkemesinde açılır. Yetki, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydır birlikte oturulan yer mahkemesidir. Dava dilekçesinde boşanma sebebi, deliller ve fer’i talepler yazılmazsa sonradan genişletmek zorlaşır.
Anlaşmalı yolda protokol ve bir yıllık süre; çekişmeli yolda kusur ve ispat öne çıkar. Çocuk varsa velayet ve kişisel ilişki boşanmadan bağımsız düşünülemez. Nafaka tedbir aşamasında da istenebilir. Kesinleşmeden nüfus kaydı değişmez; bu yüzden “mahkeme boşadı, hemen evlenirim” pratikte işlemez.
Boşanma kararı mal paylaşımını otomatik bitirmez. Ayrı tasfiye davası açılmazsa tapu ve hesaplar olduğu gibi kalır.
Anlaşmalı ve çekişmeli ayrımı, Adana süreci üzerinden şu rehberde toplanmış.

https://adanabosanmaavuka...-bosanma-avukati-rehberi/

vasiyetname

birgün bırakırsam tüm paramı evcil hayvanıma bırakcağım.

şiddetli geçimsizlik

türk medeni kanunu'nda boşanma sebepleri arasında en sık karşımıza çıkan kavramlardan biridir. halk arasında çoğu zaman "şiddetli geçimsizlik" diye bilinir. ancak hukuki açıdan mesele, eşlerin ara sıra tartışması ya da birbirlerine kızması değildir. evlilik ilişkisinin artık eşlerden ortak hayatı sürdürmelerinin beklenemeyeceği ölçüde bozulmuş olması gerekir.
bir evliliğin temelinden sarsılması tek bir büyük olaydan kaynaklanabileceği gibi yıllar içinde biriken birçok küçük olayın sonucunda da ortaya çıkabilir. sürekli tartışmalar, eşlerden birinin diğerini aşağılaması, hakaret etmesi, güven ilişkisinin kaybolması, ailelerin evliliğe aşırı müdahalesine sessiz kalınması, ilgisizlik, eşlerin birbirlerinden tamamen uzaklaşması veya evlilik sorumluluklarının sürekli olarak yerine getirilmemesi buna örnek olabilir.
burada dikkat edilmesi gereken nokta, boşanma davalarında olayların soyut şekilde anlatılmasının genellikle yeterli olmamasıdır. örneğin "eşim bana kötü davranıyordu" demek ile hangi tarihlerde, hangi olaylarda ve nasıl kötü davranıldığını açıklamak arasında ciddi fark vardır. mahkeme açısından önemli olan, evlilik birliğini çekilmez hale getirdiği ileri sürülen olayların somutlaştırılması ve mümkün olduğunca ispatlanabilmesidir.
bu nedenle tanık anlatımları, mesajlaşmalar, bazı durumlarda sosyal medya içerikleri, belgeler ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer deliller önem kazanabilir. ancak boşanma davalarında her olayın delili aynı şekilde değerlendirilmeyebilir. özellikle hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen kayıtlar konusunda dikkatli olunması gerekir.

TMK 166 ve ispat tarafı şu yazıda biraz daha açılıyor.
https://adanabosanmaavuka...inden-sarsilmasi-bosanma/

evlilik birliğinin temelinden sarsılması

TMK 166, genel boşanma sebebini düzenler. Halkın “şiddetli geçimsizlik” dediği şey budur. Mahkeme iki soruya bakar: birlik temelinden sarsılmış mı, ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemez hale gelmiş mi? Tek bir hakaret yetmeyebilir; yıllara yayılan ilgisizlik, güven kırılması, aşağılama ve fiili ayrılık da yetebilir.
ispat somut olay ister. Tarih, yer, tanık, mesaj, sağlık raporu, uzaklaştırma kararı. Hukuka aykırı elde edilmiş gizli kayıtlar dosyayı ters tepebilir. Kusur oranı nafaka ve tazminatı etkiler ama boşanmanın kabulü için her zaman tam kusursuzluk aranmaz.
Eşler birlikte başvurursa veya davalı kabul ederse ispat yükü hafifler. Fiili ayrılığın belirli süreyi aşması da ayrı bir boşanma yolunu açabilir. Bunlar karıştırılınca yanlış sebep seçilir.
TMK 166 ve ispat tarafı şu yazıda biraz daha açılıyor.
https://adanabosanmaavuka...inden-sarsilmasi-bosanma/

boşanma sebepleri

en büyüğü aldatmadır.

izalei şuyu

izale-i şuyu, bugünkü adıyla ortaklığın giderilmesi davasıdır.
bir taşınmazda birden fazla kişi pay sahibi olduğunda ve artık ortaklığı sürdürmek istemediklerinde gündeme gelir. mahkeme öncelikle malın aynen bölünüp bölünemeyeceğine bakar. mümkün değilse çoğu zaman satış yoluyla ortaklık sona erdirilir ve elde edilen bedel pay sahipleri arasında payları oranında dağıtılır.
özellikle miras kalan ev, arsa ve tarlalarda çok sık görülür. yıllarca kimsenin kullanamadığı, satamadığı ama herkesin “benim de payım var” dediği taşınmazların hukuki çıkış kapısıdır.
kısacası izale-i şuyu, “bu ortaklık artık yürümüyor” cümlesinin dava hâlidir.

Bu başlığın dava tarafı, ortaklığın giderilmesi üzerinden biraz daha açılıyor.
https://sumerhukuk.com/izale-i-suyu-davasi/

reddi miras

Ortaklığın giderilmesi, paylı veya elbirliği mülkiyetindeki taşınmazı fiilen kullanılamaz, satılamaz, kiraya verilemez hale getiren kilitlenmeyi çözer. Mirasçılar anlaşamazsa ortaklardan biri dava açar. Karşı tarafın “ben oturuyorum, satılmaz” itirazı kural olarak davayı durdurmaz.
Mahkeme sıra ile bakar: aynen taksim mümkün mü, değilse satış. Apartman dairesi, küçük arsa ve imarlı parselde aynen taksim çoğu zaman elverişsiz bulunur. Satış açık artırma ile yapılır; paydaşlar da artırma katılabilir. Masraf, harç ve satış gideri bedelden düşülür.
Dava, izale-i şuyu ile aynı kapıdır; eski ad yeni addır. Yanına sık eklenen talepler ecrimisil, muhdesat (üzerindeki yapı kimin) ve pay oranı düzeltmesidir. Bunlar karışırsa dosya uzar.
Aynen taksim ve satış yoluyla sona erdirme tarafı şu yazıda toplanmış.

https://sumerhukuk.com/or...ligin-giderilmesi-davasi/

önalım hakkı

Kanuni önalım hakkı özellikle paylı mülkiyette gündeme gelir. Bir paydaş payını üçüncü kişiye sattığında diğer paydaşlar, aynı koşullarla o payı öncelikle satın alma imkânına sahip olabilir. Sözleşmesel önalım ise tapuya şerh edilmiş ayrı bir anlaşmadan doğar; ikisi aynı şey değildir.
Hak, satışın öğrenilmesinden itibaren kısa sürede ve usulüne uygun kullanılmazsa düşer. “Ben de almak isterdim” demek yetmez. Dava açılırken satış bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesi gibi şekil şartları sonucu doğrudan keser. Muvazaalı düşük bedel iddiası varsa ispat yükü ağırlaşır.
Önalım, hisseli tapuda yabancılaşmayı sınırlar ama her pay devrinde otomatik işlemez. Bağış, miras intikali veya paydaşlar arası bazı işlemler farklı rejimde değerlendirilebilir. Tapu kaydı, satış vaadi, noter sözleşmesi ve tebliğ tarihi bu davalarda asıl malzemedir.
Paylı mülkiyette önalımın nasıl işlediği, süre ve depo şartı şu yazıda daha ayrıntılı duruyor.

https://sumerhukuk.com/ma...onalim-sufa-hakki-davasi/

ecrimisil

Ecrimisil davasında üç şey birlikte bakılır: kullanımın haksız olup olmadığı, diğer paydaşların bu kullanıma rıza gösterip göstermediği ve talep edilen dönemin zamanaşımına takılıp takılmadığı. Kira sözleşmesi yoksa istenen para kira alacağı değil; haksız işgal tazminatıdır. Miktar çoğu zaman emsal kira ve bilirkişi raporu üzerinden konuşulur.
Miras kalan evde bir kardeşin yıllarca oturması tek başına hüküm kurmaz. Yargıtay uygulamasında sık gelen “intifadan men” tartışması burada başlar: diğer paydaşlar kullanıma açıkça karşı çıkmış mı, yoksa zımnen kabul mü etmiş? ihtarname, mesaj, tutanak ve tanık bu yüzden dosyayı taşır.
işgal devam ediyorsa ileriye dönük tahliye veya ortaklığın giderilmesi ayrı yollardır. Ecrimisil geçmiş dönemin parasal karşılığıdır; tapuyu kendiliğinden düzeltmez.
Av. Ceren Sümer Cilli'nin konuya ilişkin değerlendirmesinde intifadan men ve haksız işgal tarafı biraz daha açılıyor.
https://sumerhukuk.com/ma...isil-davasi-nedir-rehber/

vasiyetname

Geçerli vasiyetname üç klasik yoldan biriyle kurulur: el yazılı, resmi (noter veya kanundaki diğer resmi memur) ve dar şartlarda sözlü. El yazıda metnin baştan sona el yazısıyla yazılması, tarih ve imza eksikliği davayı doğurur. Resmi vasiyette tanık ve tutanak usulü atlanırsa yıllar sonra iptal riski çıkar.
Saklı pay, vasiyetnamenin en çok çarptığı duvardır. Altsoy, anne-baba ve bazı durumlarda sağ kalan eşin saklı payı vardır. Muris malının tamamını üçüncü kişiye bıraksa bile tenkis davası ile bu pay geri istenebilir. Vasiyetname iptali ayrı, tenkis ayrı davadır; biri şekil ve irade bozukluğuna, diğeri saklı pay hesabına bakar.
Ölümden sonra vasiyetname sulh hukuk mahkemesine teslim edilir, açılır ve ilgililere okunur. “Ben evde bir kâğıt gördüm” yetmez; resmi işlem tamamlanmadan tereke paylaşılamaz.
Şekil şartları, saklı pay ve tenkis tarafı şu miras hukuku yazısında daha net duruyor.

https://adanamirasavukati.com/miras-hukuku/

ortak velayet

Ortak velayet, boşanmadan sonra çocuğun eğitimi, sağlığı, yurt dışı seyahati ve dinî eğitim gibi önemli kararların anne ve baba tarafından birlikte alınmasını ister. Fiili bakım çoğu zaman bir ebeveynde kalır; bu, tek başına velayet demek değildir. Türkiye’de uzun süre istisna görülen bu model, somut olayda çocuğun yararınaysa hükme yansıyabilir.
işlemesi için asgari iletişim şarttır. Sürekli çatışma, karar felci üretir. Mahkeme o zaman tek velayete döner veya karar yetkisini belirli konularda bir ebeveyne bırakır. Kişisel ilişki (görüşme) ile velayet karıştırılmamalıdır; görüşme hakkı velayeti kaybeden taraf için de kurulur.
Yerleşim yeri değişikliği, okul kaydı ve pasaport işlemleri ortak velayette kilit maddelerdir. Bunlar protokole yazılmazsa icra dosyası doğar.
Velayet ve nafaka uyuşmazlıkları Adana süreci üzerinden şu yazıda duruyor.

https://adanaavukat.org/a...e-velayet-uyusmazliklari/

iştirak nafakası

iştirak nafakası, boşanma sonrası çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve günlük ihtiyaçlarına diğer ebeveynin maddi olarak katılmasıdır.

Adında “nafaka” geçince bazen eski eşe verilen para gibi algılanıyor ama burada asıl mesele çocuğun giderleridir. Miktar belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın ekonomik durumları birlikte değerlendirilir.

Şartlar değişirse iştirak nafakasının artırılması veya azaltılması da istenebilir. Çocuk büyüdükçe okul, servis, kurs, sağlık gibi masrafların da büyümesi hayatın küçük ama pahalı bir gerçeğidir.

iştirak nafakası çocuğundur; velayet kendisinde olan ebeveyne çocuğun giderleri için ödenir. Barınma, gıda, giyim, eğitim, sağlık, ulaşım ve çocuğun sosyal hayatına uygun diğer giderler hesaba girer. Velayet kendisinde olan tarafın da katılma borcu vardır; nafaka diğerinin tek başına bütün faturayı ödemesi demek değildir.
Miktar, her iki ebeveynin geliri ve çocuğun somut ihtiyacı üzerinden kurulur. Asgari ücret çarpanı diye bir kanun maddesi yoktur. Okul, kronik hastalık veya spor masrafı artınca artırım davası açılır. Çocuk ergin olup eğitimine devam ediyorsa iştirak bazı şartlarda sürebilir; bu otomatik değildir, talep ve ispat ister.
iştirak, yoksulluk nafakasıyla karışır. Yoksulluk eş içindir, iştirak çocuk içindir. ikisi aynı anda hükmedilebilir.
Tedbir, iştirak ve yoksulluk ayrımı şu yazıda netleşiyor.
https://adanaavukat.org/n...ak-ve-yoksulluk-nafakasi/

boşanma davası ne kadar sürer

birçok kişinin sorup pek kimsenin cevap alamadığı paradoksal bir soru.

zina davasına bakan mahkemelere isim önerileri

* sadakat ağır ceza mahkemesi
* yasak elma hukuk dairesi
* üçüncü kişi ihtisas mahkemesi
* mesajları neden sildin mahkemesi
* “o sadece arkadaşım” 1. aile mahkemesi
* gece 03.17 whatsapp çevrimiçi yüksek kurulu
* otel kayıtları inceleme dairesi
* ekran görüntüsü bilirkişilik mahkemesi
* sen onu nereden tanıyorsun sulh hukuk mahkemesi
* son görülme 02.46 bölge adliye mahkemesi

favorim: **“o sadece arkadaşım” 1. aile mahkemesi.**

miras davası

miras davası, aile içinde yıllardır konuşulmayan ne varsa tapu kaydıyla birlikte tekrar masaya gelmesini sağlayan dava türüdür.

“babam öyle demişti”, “annem bunu bana bırakacaktı”, “o evi zaten ben yaptırdım” gibi cümleler bir süre sonra yerini veraset ilamı, tapu kayıtları, banka hareketleri ve bilirkişi raporlarına bırakır.

işin içine muris muvazaası, tenkis, ortaklığın giderilmesi veya mirasın paylaşılması girince konu sadece “kim ne kadar alacak?” olmaktan çıkar.

en ilginç tarafı da yıllarca gayet iyi geçinen kardeşlerin, konu bir tarla veya daire olunca birbirlerinin hukuk tarihçesini çıkarmaya başlamasıdır.

kısacası miras davası bazen mal paylaşımından çok, aile arşivlerinin topluca açılması gibidir.

mal paylaşımı

mal paylaşımı, boşanmanın “duygusal kısmı bitti, şimdi excel dosyasını açıyoruz” aşamasıdır.

ev, araba, banka hesabı, düğünde alınanlar, krediler derken bir anda romantik geçmiş yerini “bu para ne zaman kazanıldı?” sorusuna bırakır.

en çok karıştırılan nokta da şudur: evlilikte edinilen her şey otomatik olarak yarı yarıya bölünmez. malın ne zaman ve nasıl edinildiği, kişisel mal olup olmadığı, katkı ve değer artışı gibi meseleler sonucu değiştirebilir.

özellikle “ev benim üzerime kayıtlı, tamamı benimdir” düşüncesi uygulamada her zaman çalışmaz.

kısacası boşanma bazen iki kişinin yollarını ayırmasıdır; mal paylaşımı ise o yolların üzerindeki tapu, araç ve banka hesaplarını kimin götüreceğini konuşma kısmıdır.

anlaşmalı boşanma

Anlaşmalı boşanma TMK 166/3 üzerinden yürür. Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Eşler duruşmada bizzat boşanma iradesini açıklar; vekil tek başına “anlaştık” diyemez. Protokol boşanma, velayet, kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve mümkünse malî sonuçları kapsar. Eksik madde sonradan çekişmeli dosya üretir.
Mahkeme protokolü çocuğun üstün yararı yönünden de denetler. Velayet ve nafaka maddesi çocuğu korumuyorsa hâkim düzeltme isteyebilir. Mal paylaşımı protokole yazılmamışsa boşanma gerçekleşir ama mal rejimi davası ayrıca açılır. Ziynet, ev eşyası ve kredi borcu unutulursa “express boşanma” pahalıya patlar.
Tek celse bitmesi kural değil, imkândır. Nüfus kaydı, protokol imzası ve duruşma saati eksikse dosya düşer veya ertelenir.
Bu konuda Av. Ceren Sümer Cilli'nin hazırladığı kapsamlı açıklamaya da bakılabilir.

https://adanabosanmaavuka...nlasmali-bosanma-avukati/

adanada avukat olmak

hergün conolar ve aşiretler ile kafa kafaya olmaktır sanırım allah korusun.

çekişmeli boşanma davası

Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanmanın kendisi veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamadığı durumda açılan davadır.

Taraflar; kusur, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, ziynet eşyaları ya da benzeri konularda farklı taleplerde bulunabilir. Bu nedenle anlaşmalı boşanmaya göre daha uzun sürebilir ve tanık, belge, mesaj, banka kaydı veya uzman incelemesi gibi çeşitli deliller gündeme gelebilir.

Mahkeme yalnızca “kim haklı?” sorusuna bakmaz; ileri sürülen olayların ispatlanıp ispatlanmadığını ve bu olayların evlilik birliğini ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek ölçüde etkileyip etkilemediğini değerlendirir.

Özellikle çocuk varsa velayet ve kişisel ilişki konusunda temel ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır. Nafaka ve tazminat gibi konular ise tarafların ekonomik durumuna, kusur oranına ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.

Kısacası çekişmeli boşanma davası, tek bir boşanma talebinden ziyade evliliğin sona ermesine bağlı birçok hukuki meselenin birlikte çözüldüğü bir süreçtir.

Çekişmeli boşanma, boşanmanın kendisi veya fer’i sonuçlar üzerinde anlaşma yoksa açılır. Aynı davada kusur, velayet, kişisel ilişki, tedbir/yoksulluk/iştirak nafakası, maddi-manevi tazminat ve bazen ziynet konuşulur. Mal rejiminin tasfiyesi çoğu zaman ayrı davadır; karıştırmak süreyi uzatır.
Delil listesi baştan kurulmalıdır. Tanık sayısı şişerse duruşma çoğalır. Sosyal ekonomik durum araştırması nafaka ve tazminatı etkiler. Çocuk varsa uzman incelemesi ve çocuğun üstün yararı, “ben daha çok maaş alıyorum” cümlesinin önüne geçer.
Geçici hukuki koruma da önemlidir: tedbir nafakası, geçici velayet, konuttan uzaklaştırma. Esas hüküm gelene kadar hayat orada kurulur.
Süreç ve fer’i talepler Av. Ceren Sümer Cilli'nin hazırladığı şu yazıda daha ayrıntılı duruyor.

https://adanabosanmaavuka...ekismeli-bosanma-avukati/

velayetin değiştirilmesi davası

Velayetin değiştirilmesi davası, daha önce anne veya babaya verilmiş olan velayetin sonradan ortaya çıkan koşullar nedeniyle diğer ebeveyne verilmesinin talep edildiği davadır.

Burada temel ölçüt anne ya da babanın isteği değil, çocuğun üstün yararıdır. Velayeti elinde bulunduran ebeveynin çocuğun bakımını ihmal etmesi, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamaması, çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen bir yaşam düzeninin ortaya çıkması veya şartların önemli ölçüde değişmesi velayetin yeniden değerlendirilmesine neden olabilir.

Mahkeme; çocuğun yaşı, mevcut yaşam düzeni, ebeveynlerle ilişkisi, eğitim durumu ve gerektiğinde uzman raporları gibi birçok unsuru birlikte değerlendirir.

Dolayısıyla velayetin değiştirilmesi, yalnızca anne veya babanın daha iyi maddi imkanlara sahip olmasıyla sonuçlanan bir dava değildir. Esas olan çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan hangi ortamda daha sağlıklı gelişeceğidir.

Velayetin değiştirilmesi, önceki hükmün ardından şartların esaslı değişmesine dayanır. ihmal, şiddet, alkol veya madde kullanımı, çocuğu diğer ebeveynden sistematik olarak uzaklaştırma, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması tipik gerekçelerdir. Daha yüksek gelir tek başına gerekçe olmaz.
Mahkeme çocuğun mevcut düzenini, kardeş ilişkilerini, okulunu ve mümkünse uzman raporunu birlikte okur. iddia somutlaşmazsa “ben daha iyi bakarım” ret sebebidir. Dava sırasında geçici velayet de istenebilir.
Kişisel ilişkinin engellenmesi bazen değiştirme sebebi, bazen de sadece görüşme düzeninin icrası meselesidir. Yanlış dava türü hem süreyi hem çocuğu yorar.
Şartların değişmesi ve çocuğun üstün yararı tarafı şu yazıda ele alınıyor.
https://adanaavukat.org/a...i-davasi-ne-zaman-acilir/
© copyright 2005 - 2026