bugün
- aç yatıyorum8
- birader yazar başlıkları5
- tai lung32
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi27
- cankan ismail yk boys anıların grup kurması2
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması11
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu13
- nathan ake5
- fransızların üstün ırk olması3
- kağıt toplayan çocuklar3
- kadınların çok açık giyinmesinden rahatsız olmak3
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği6
- vurduranlar klübü7
- sidny lopes cabral2
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz2
- geceye bir kadın yalanı bırak3
- sevişilen en ilginç yer7
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke17
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması2
- günün şiiri14
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- sözlük ibnelerine çok mühim bir soru3
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı4
- öyle bi huzursuzluk ki sadece müzik dindirebiliyor2
- yaz yemeği2
- deniz göktaş27
- memurların yarısının kovulması gerekliliği2
- öğrenciye diplomasını vermeyen akademisyen2
- hz davud3
- cehennem korkusu12
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip3
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- 9 budist rahibi arabayla biçen 11 yaşındaki sürücü2
- izmirin ve eskişehirin çok yanlış yollara sapması3
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- sözlükte flörtleşmek22
- pandela44
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu11
- bayramdan bayrama namaz kılan dangalak2
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- ölü balık eli7
- biraderikos6
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- bik bik abla vs vurduranlar4
- kardeş7
entry'ler (58)
çalanlar zevksiz çaldığından ve sadece bu işi para koparabilmek için aracı olarak kullandığından evet gereksiz.
gaz çıkışı sağlamak gerekir ve bu çıkışlar soda, yeşil çay gibi içeceklerden geçmekte.
bir sitemim var.
kapalı bir kasiyer para üstünü uzatınca avucumu açıyorum, ve istisnasız kasaya "şrrlank" diye koyuyorlar. ne bir yüze bakma, iyi günler deme, ne de ilk geldiğinde hoş geldiniz diye karşılama... elim havada kalıyor. ulan sikmeyecem ki. sadece güler yüz yahu insanlar niye düşman birbirine ya.
kapalı bir kasiyer para üstünü uzatınca avucumu açıyorum, ve istisnasız kasaya "şrrlank" diye koyuyorlar. ne bir yüze bakma, iyi günler deme, ne de ilk geldiğinde hoş geldiniz diye karşılama... elim havada kalıyor. ulan sikmeyecem ki. sadece güler yüz yahu insanlar niye düşman birbirine ya.
3 harfli ortasında i alışkanlığının getirisidir.
dolaylı yoldan (bkz: sözlük kızlarının fotoğrafları) desekte kabul görür. sonuçta hep kendi resimlerini koyuyorlar.*
alışkanlık sonucu söylenebilen kelime.
bunda bir sorun yok. sorun sizin kafanızda. böyle kalıplaşmış, günümüze kadar gelmiş. ulan pipi kafalı hâla neyin derdindesin.
bak pipi yazınca olmadı ama aynılar değil mi? alışmışız, kalıplaşmış.
sike ha sik demişsin, ha pipi demişsin, ha yarrak demişsin, ha çük demişsin. ha hapşu.*
bunda bir sorun yok. sorun sizin kafanızda. böyle kalıplaşmış, günümüze kadar gelmiş. ulan pipi kafalı hâla neyin derdindesin.
bak pipi yazınca olmadı ama aynılar değil mi? alışmışız, kalıplaşmış.
sike ha sik demişsin, ha pipi demişsin, ha yarrak demişsin, ha çük demişsin. ha hapşu.*
sarkık göğüslü kadınlara evrilmeleriyle son bulur.
(bkz: predestination) en iyi mi bilemem hepsini izlemedim ama iyi bir film.
kimseyi ilgilendirmeyen olaydır.
sizene milletten ulan isterse 2pac dinleyip zikir çeker sizene ya. bırakın inançlarla, düşüncelerler, kararlarla insanları yargılamayı.
sizene milletten ulan isterse 2pac dinleyip zikir çeker sizene ya. bırakın inançlarla, düşüncelerler, kararlarla insanları yargılamayı.
asıl adı siddhartha guatama olan, bilgin filozof.
buda lakabı şuradan gelmektedir ki; esasında soylu bir genç olan siddhartha, aşağı yukarı otuzbeş yaşlarında hayatın anlamı, ölüm ve mutluluk üzerinde düşünmeye başlar. kendisi o döneme kadar zengin ve rahatı yerinde gelmiştir. ama pek mutlu olduğu söylenemezdi.
derin derin düşüncelere dalarak hindistan'ı baştan aşağıya dolaşmaya başlamış. önceki hayatına istinaden perhiz ve riyazet uygulayıp, tüm zenginliklerini bırakmıştır. ama böyle de bir mutluluğa erişemedediğini bulmuştur. bir bilge ağacın dibinde otururken* bir anda anlamı bulmuş ve kendisine de uyanmış, andınlaşmış anlamına gelen buda lakabı verilmiştir.
buda lakabı şuradan gelmektedir ki; esasında soylu bir genç olan siddhartha, aşağı yukarı otuzbeş yaşlarında hayatın anlamı, ölüm ve mutluluk üzerinde düşünmeye başlar. kendisi o döneme kadar zengin ve rahatı yerinde gelmiştir. ama pek mutlu olduğu söylenemezdi.
derin derin düşüncelere dalarak hindistan'ı baştan aşağıya dolaşmaya başlamış. önceki hayatına istinaden perhiz ve riyazet uygulayıp, tüm zenginliklerini bırakmıştır. ama böyle de bir mutluluğa erişemedediğini bulmuştur. bir bilge ağacın dibinde otururken* bir anda anlamı bulmuş ve kendisine de uyanmış, andınlaşmış anlamına gelen buda lakabı verilmiştir.
oldukça güzeldir.
can yücel'in burada amacı sanatı halkla iç içe tutabilmektir. tam çeviri de denilemez. türkçe söyleme yetisi denilebilir. gayette başarılı olmuştur.
can yücel'in burada amacı sanatı halkla iç içe tutabilmektir. tam çeviri de denilemez. türkçe söyleme yetisi denilebilir. gayette başarılı olmuştur.
bir başka insan bunlar.
elektronik müziği uzun yıllardır dinlemezdim, bana hitap etmez gibi geliyordu. böyle kopmalar, eğlenmeler, duygu dışı geliyordu hep. biraz melankolikögeler barındırmasını istiyorum sanırım sanatta. yani eğlendirirken de aynı zaman da hüzünlendirebilmeli.
küçükken mtvekranlarında all around the world klibi dönerken tanıştım bu güzide insanlarla. robotlar, bilim kurgu, sesler bana oldukça garip gelmişti. ve koltuklarda onları taklit ediyordum bende.*
çok daha sonraları 2013 yılındarandom access memories albümünü gördüm. bu zamana kadar sadece bildiğim şarkıları all around the world dinlemekle geçirmiştim. grup hakkında en ufak bir bilgim bile yoktu. ve bu yeni albümü sırasıyla dinlerken, gerçekten beni derinden etkileyen şeyler oldu.
hani sözlük bazen olur da en ufak bir nota bile sizi geçmişinize götürür, hüzünlenirsiniz. hani o notalar artar azalır, değişik bir vokal ile sözler söylenir ve bir uçurumun kenarında gibi hissedersiniz ya kendinizi. o durumda buldum kendimi.
gözlerimi kapayıp albümü üst üste 10 kez dinledim. hatta daha fazla. hareketli olmasının yanında bir melankoda barındırıyordu. ve sanırım aradığımı bulmuştum.
sonrasında ilerleyen günlerde grubu araştırmaya başladım. yabancı/yerli bir çok kaynak taradım ve gerçekten etkilendim. meğer izlediğim all around the world klibi neler barındırıyormuş neler!
mumyalar; ritm, iskeletler; elektrik gitar, dansçı kızlar; keyboards, kafaları gizlenmiş eşofmanlı adamlar; bas ve robotlar; vocodor görevindeymiş. bunları öğrendikten sonra bilinçli dinleyince, büyük bir çok geçirdim.
sonrasında grubun unmasked hallerini merak ettim ve gördüğüm fotolarda geçmişten kalan bir hüzün gördüm. bir de üzerinde albümü dinleyince gerçekten etkiliyor beni.
özet olarak bu adamlar gerçekten müziklerinin tanrıları. albümleri ile eski fotoları birlikte dinler bakarsanız, gerçekten sorguluyorsunuz hayatı, insanları, her şeyi...
elektronik müziği uzun yıllardır dinlemezdim, bana hitap etmez gibi geliyordu. böyle kopmalar, eğlenmeler, duygu dışı geliyordu hep. biraz melankolikögeler barındırmasını istiyorum sanırım sanatta. yani eğlendirirken de aynı zaman da hüzünlendirebilmeli.
küçükken mtvekranlarında all around the world klibi dönerken tanıştım bu güzide insanlarla. robotlar, bilim kurgu, sesler bana oldukça garip gelmişti. ve koltuklarda onları taklit ediyordum bende.*
çok daha sonraları 2013 yılındarandom access memories albümünü gördüm. bu zamana kadar sadece bildiğim şarkıları all around the world dinlemekle geçirmiştim. grup hakkında en ufak bir bilgim bile yoktu. ve bu yeni albümü sırasıyla dinlerken, gerçekten beni derinden etkileyen şeyler oldu.
hani sözlük bazen olur da en ufak bir nota bile sizi geçmişinize götürür, hüzünlenirsiniz. hani o notalar artar azalır, değişik bir vokal ile sözler söylenir ve bir uçurumun kenarında gibi hissedersiniz ya kendinizi. o durumda buldum kendimi.
gözlerimi kapayıp albümü üst üste 10 kez dinledim. hatta daha fazla. hareketli olmasının yanında bir melankoda barındırıyordu. ve sanırım aradığımı bulmuştum.
sonrasında ilerleyen günlerde grubu araştırmaya başladım. yabancı/yerli bir çok kaynak taradım ve gerçekten etkilendim. meğer izlediğim all around the world klibi neler barındırıyormuş neler!
mumyalar; ritm, iskeletler; elektrik gitar, dansçı kızlar; keyboards, kafaları gizlenmiş eşofmanlı adamlar; bas ve robotlar; vocodor görevindeymiş. bunları öğrendikten sonra bilinçli dinleyince, büyük bir çok geçirdim.
sonrasında grubun unmasked hallerini merak ettim ve gördüğüm fotolarda geçmişten kalan bir hüzün gördüm. bir de üzerinde albümü dinleyince gerçekten etkiliyor beni.
özet olarak bu adamlar gerçekten müziklerinin tanrıları. albümleri ile eski fotoları birlikte dinler bakarsanız, gerçekten sorguluyorsunuz hayatı, insanları, her şeyi...
yani her şeyleridir.
olmayan bir olgudur. 2 tane koyulmuş ki o da haklı olarak 2 ismini söyleyerek hitap ediyor. biri yedekte mi kalsın ne olsun?
umarım trolldür. trollse güldürdü, değil ise daha da bir güldürdü.
bunu yazan kişinin azrailin görevi olan sadece can almak olduğunu* bilmediği ortada. can aktarma nedir yahu? şimdi atıyorum allah gecinden versin* rte 80 yaşında ölecekse, şimdi 100'ü geçiyor mu artık? yani kaç yıllık verdi onu da açıklasaydılar bari? azrail ile bayağı konuştuklarına göre, meleklerle de irtibattalar oh. peygamber sanırım bunlar böylelerin gözünde.
tamam sevin ama abartmayın. sevmeyin diyen yok ki zaten.
yazık vallahi.
bunu yazan kişinin azrailin görevi olan sadece can almak olduğunu* bilmediği ortada. can aktarma nedir yahu? şimdi atıyorum allah gecinden versin* rte 80 yaşında ölecekse, şimdi 100'ü geçiyor mu artık? yani kaç yıllık verdi onu da açıklasaydılar bari? azrail ile bayağı konuştuklarına göre, meleklerle de irtibattalar oh. peygamber sanırım bunlar böylelerin gözünde.
tamam sevin ama abartmayın. sevmeyin diyen yok ki zaten.
yazık vallahi.
freud'a göre anal dönemi iyi geçirememiştir.
sosyalizm ile hala karıştırılmaktadır.
komünizm bir devlet yönetim biçimi değildir. sosyalizm bir yönetim biçimi ve tüm dünya devletlerinin mutlak, tek bir sosyalist düzen içerisinde bulunduğu duruma (yani tüm devletlerin sosyalist olduğu, aslında ortada devletin falan kalmadığı) komünizm adı verilir.
ek olarak...
"insan doğası" argümanı üzerinden eleştirilirken, temel metinlerine referans verilmeyi hak edebilecek önemde bir ideolojik formasyon.
yalpalayan cümlelerle "insan doğası" şöyledir böyledir demek, orta okul yıllarını hatırlatan bir hafiflik. orta okul kalibresine göre sempatiktir ama üniversite düzeyinde eğitim almış olması muhtemel insanlarda kıyasıya sırıtıyor.
antropoloji diye bir disiplin var değil mi, var. eh, yüz elli yılda muazzam bir tecrübesi ve birikimi olan marxist ekol sizin kadar düşünmüştür herhalde değil mi bu konuda, bir zahmet.
"eheheueeu, lan bu marxistler hiç akıl etmemişler, insan paylaşmayı istemez. hep daha çok ister. insan doğası bu. çürüttüm lan. hiç düşünmemişler salaklar" 'parlaklığında' yorumlarla marxizm'in yapısal ve konjonktirel sıkıntıları dillendirilmiş olmaz. bana kalırsa bunun sıfatı 'eleştiri' de olmaz. peki hedef ne? birilerine laf sokmaya uğraşıyorlar sanırım sözlükte, ondan. artık her kimse.
bu kalibrede yorumlara kalsak, zaten "insan doğası"na aykırılığın sonu yok: eşcinsellik insan doğasına aykırı, dev metropollerde yaşamak insan doğasına aykırı, tek eşlilik insan doğasına aykırı, her sikmek istediğini sikmiyor olmak insan doğasına aykırı...
doğa, doğa, doğa...
bu konu hakkında daha geniş bir bilgi için:
ekonomik ve felsefi el yazmaları
feuerbach üzerine tezler
kapital cilt 1
komünizm bir devlet yönetim biçimi değildir. sosyalizm bir yönetim biçimi ve tüm dünya devletlerinin mutlak, tek bir sosyalist düzen içerisinde bulunduğu duruma (yani tüm devletlerin sosyalist olduğu, aslında ortada devletin falan kalmadığı) komünizm adı verilir.
ek olarak...
"insan doğası" argümanı üzerinden eleştirilirken, temel metinlerine referans verilmeyi hak edebilecek önemde bir ideolojik formasyon.
yalpalayan cümlelerle "insan doğası" şöyledir böyledir demek, orta okul yıllarını hatırlatan bir hafiflik. orta okul kalibresine göre sempatiktir ama üniversite düzeyinde eğitim almış olması muhtemel insanlarda kıyasıya sırıtıyor.
antropoloji diye bir disiplin var değil mi, var. eh, yüz elli yılda muazzam bir tecrübesi ve birikimi olan marxist ekol sizin kadar düşünmüştür herhalde değil mi bu konuda, bir zahmet.
"eheheueeu, lan bu marxistler hiç akıl etmemişler, insan paylaşmayı istemez. hep daha çok ister. insan doğası bu. çürüttüm lan. hiç düşünmemişler salaklar" 'parlaklığında' yorumlarla marxizm'in yapısal ve konjonktirel sıkıntıları dillendirilmiş olmaz. bana kalırsa bunun sıfatı 'eleştiri' de olmaz. peki hedef ne? birilerine laf sokmaya uğraşıyorlar sanırım sözlükte, ondan. artık her kimse.
bu kalibrede yorumlara kalsak, zaten "insan doğası"na aykırılığın sonu yok: eşcinsellik insan doğasına aykırı, dev metropollerde yaşamak insan doğasına aykırı, tek eşlilik insan doğasına aykırı, her sikmek istediğini sikmiyor olmak insan doğasına aykırı...
doğa, doğa, doğa...
bu konu hakkında daha geniş bir bilgi için:
ekonomik ve felsefi el yazmaları
feuerbach üzerine tezler
kapital cilt 1