bugün
- yazarların mezun olduğu okullar13
- arjantin mısır maçı13
- yenilenebilir enerji4
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı11
- ctrlx'in ayakları13
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar6
- ankara da nato zirvesi12
- adana sokak lezzetleri5
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- 23 yaş8
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler4
- 7 temmuz 2026 messi balonunun patlaması4
- trump erdogan gorusmesi caatsa kalkiyor2
- tek başına5
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar2
- messi uzaylı abi5
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi12
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- rafadan yumurta kaç dk olmalı13
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık9
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları12
- üst düzey yönetici olabilmek için gerekenler9
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- tüm sözlükte saygı gören bir yazarsınız2
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır11
- 2026 dünya kupası27
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- komünizmi iyi bir şey sanmak4
- yıldırım bayezid2
- iri kıyım kadın çekiciliği5
- türkiye komünist partisi4
- dövmesi olan erkek9
- trump necla ablayı ziyaret edecek mi5
- yoğurt11
- gülüyorum ama mutlu değilim3
- atm'ye ateme diyen hanzo13
- 7 temmuz 2026 deniz göktaş'ın cezaevi mektubu3
- ikinci abdulhamid2
- psikoloji bilim midir6
- sohbet2
- trump'ın tr'ye 5 f35 vereceğiz açıklaması5
- sağ liberalizm3
- saraca finch house21
- erdoğan ın dünya lideri olması5
- mısır3
- arjantin3
- ülkenin kendi içinde liberal ekonomi olması3
- lionel messi6
- sol liberal ne amk3
- ursula2
entry'ler (58)
çalanlar zevksiz çaldığından ve sadece bu işi para koparabilmek için aracı olarak kullandığından evet gereksiz.
gaz çıkışı sağlamak gerekir ve bu çıkışlar soda, yeşil çay gibi içeceklerden geçmekte.
bir sitemim var.
kapalı bir kasiyer para üstünü uzatınca avucumu açıyorum, ve istisnasız kasaya "şrrlank" diye koyuyorlar. ne bir yüze bakma, iyi günler deme, ne de ilk geldiğinde hoş geldiniz diye karşılama... elim havada kalıyor. ulan sikmeyecem ki. sadece güler yüz yahu insanlar niye düşman birbirine ya.
kapalı bir kasiyer para üstünü uzatınca avucumu açıyorum, ve istisnasız kasaya "şrrlank" diye koyuyorlar. ne bir yüze bakma, iyi günler deme, ne de ilk geldiğinde hoş geldiniz diye karşılama... elim havada kalıyor. ulan sikmeyecem ki. sadece güler yüz yahu insanlar niye düşman birbirine ya.
3 harfli ortasında i alışkanlığının getirisidir.
dolaylı yoldan (bkz: sözlük kızlarının fotoğrafları) desekte kabul görür. sonuçta hep kendi resimlerini koyuyorlar.*
alışkanlık sonucu söylenebilen kelime.
bunda bir sorun yok. sorun sizin kafanızda. böyle kalıplaşmış, günümüze kadar gelmiş. ulan pipi kafalı hâla neyin derdindesin.
bak pipi yazınca olmadı ama aynılar değil mi? alışmışız, kalıplaşmış.
sike ha sik demişsin, ha pipi demişsin, ha yarrak demişsin, ha çük demişsin. ha hapşu.*
bunda bir sorun yok. sorun sizin kafanızda. böyle kalıplaşmış, günümüze kadar gelmiş. ulan pipi kafalı hâla neyin derdindesin.
bak pipi yazınca olmadı ama aynılar değil mi? alışmışız, kalıplaşmış.
sike ha sik demişsin, ha pipi demişsin, ha yarrak demişsin, ha çük demişsin. ha hapşu.*
sarkık göğüslü kadınlara evrilmeleriyle son bulur.
(bkz: predestination) en iyi mi bilemem hepsini izlemedim ama iyi bir film.
kimseyi ilgilendirmeyen olaydır.
sizene milletten ulan isterse 2pac dinleyip zikir çeker sizene ya. bırakın inançlarla, düşüncelerler, kararlarla insanları yargılamayı.
sizene milletten ulan isterse 2pac dinleyip zikir çeker sizene ya. bırakın inançlarla, düşüncelerler, kararlarla insanları yargılamayı.
asıl adı siddhartha guatama olan, bilgin filozof.
buda lakabı şuradan gelmektedir ki; esasında soylu bir genç olan siddhartha, aşağı yukarı otuzbeş yaşlarında hayatın anlamı, ölüm ve mutluluk üzerinde düşünmeye başlar. kendisi o döneme kadar zengin ve rahatı yerinde gelmiştir. ama pek mutlu olduğu söylenemezdi.
derin derin düşüncelere dalarak hindistan'ı baştan aşağıya dolaşmaya başlamış. önceki hayatına istinaden perhiz ve riyazet uygulayıp, tüm zenginliklerini bırakmıştır. ama böyle de bir mutluluğa erişemedediğini bulmuştur. bir bilge ağacın dibinde otururken* bir anda anlamı bulmuş ve kendisine de uyanmış, andınlaşmış anlamına gelen buda lakabı verilmiştir.
buda lakabı şuradan gelmektedir ki; esasında soylu bir genç olan siddhartha, aşağı yukarı otuzbeş yaşlarında hayatın anlamı, ölüm ve mutluluk üzerinde düşünmeye başlar. kendisi o döneme kadar zengin ve rahatı yerinde gelmiştir. ama pek mutlu olduğu söylenemezdi.
derin derin düşüncelere dalarak hindistan'ı baştan aşağıya dolaşmaya başlamış. önceki hayatına istinaden perhiz ve riyazet uygulayıp, tüm zenginliklerini bırakmıştır. ama böyle de bir mutluluğa erişemedediğini bulmuştur. bir bilge ağacın dibinde otururken* bir anda anlamı bulmuş ve kendisine de uyanmış, andınlaşmış anlamına gelen buda lakabı verilmiştir.
oldukça güzeldir.
can yücel'in burada amacı sanatı halkla iç içe tutabilmektir. tam çeviri de denilemez. türkçe söyleme yetisi denilebilir. gayette başarılı olmuştur.
can yücel'in burada amacı sanatı halkla iç içe tutabilmektir. tam çeviri de denilemez. türkçe söyleme yetisi denilebilir. gayette başarılı olmuştur.
bir başka insan bunlar.
elektronik müziği uzun yıllardır dinlemezdim, bana hitap etmez gibi geliyordu. böyle kopmalar, eğlenmeler, duygu dışı geliyordu hep. biraz melankolikögeler barındırmasını istiyorum sanırım sanatta. yani eğlendirirken de aynı zaman da hüzünlendirebilmeli.
küçükken mtvekranlarında all around the world klibi dönerken tanıştım bu güzide insanlarla. robotlar, bilim kurgu, sesler bana oldukça garip gelmişti. ve koltuklarda onları taklit ediyordum bende.*
çok daha sonraları 2013 yılındarandom access memories albümünü gördüm. bu zamana kadar sadece bildiğim şarkıları all around the world dinlemekle geçirmiştim. grup hakkında en ufak bir bilgim bile yoktu. ve bu yeni albümü sırasıyla dinlerken, gerçekten beni derinden etkileyen şeyler oldu.
hani sözlük bazen olur da en ufak bir nota bile sizi geçmişinize götürür, hüzünlenirsiniz. hani o notalar artar azalır, değişik bir vokal ile sözler söylenir ve bir uçurumun kenarında gibi hissedersiniz ya kendinizi. o durumda buldum kendimi.
gözlerimi kapayıp albümü üst üste 10 kez dinledim. hatta daha fazla. hareketli olmasının yanında bir melankoda barındırıyordu. ve sanırım aradığımı bulmuştum.
sonrasında ilerleyen günlerde grubu araştırmaya başladım. yabancı/yerli bir çok kaynak taradım ve gerçekten etkilendim. meğer izlediğim all around the world klibi neler barındırıyormuş neler!
mumyalar; ritm, iskeletler; elektrik gitar, dansçı kızlar; keyboards, kafaları gizlenmiş eşofmanlı adamlar; bas ve robotlar; vocodor görevindeymiş. bunları öğrendikten sonra bilinçli dinleyince, büyük bir çok geçirdim.
sonrasında grubun unmasked hallerini merak ettim ve gördüğüm fotolarda geçmişten kalan bir hüzün gördüm. bir de üzerinde albümü dinleyince gerçekten etkiliyor beni.
özet olarak bu adamlar gerçekten müziklerinin tanrıları. albümleri ile eski fotoları birlikte dinler bakarsanız, gerçekten sorguluyorsunuz hayatı, insanları, her şeyi...
elektronik müziği uzun yıllardır dinlemezdim, bana hitap etmez gibi geliyordu. böyle kopmalar, eğlenmeler, duygu dışı geliyordu hep. biraz melankolikögeler barındırmasını istiyorum sanırım sanatta. yani eğlendirirken de aynı zaman da hüzünlendirebilmeli.
küçükken mtvekranlarında all around the world klibi dönerken tanıştım bu güzide insanlarla. robotlar, bilim kurgu, sesler bana oldukça garip gelmişti. ve koltuklarda onları taklit ediyordum bende.*
çok daha sonraları 2013 yılındarandom access memories albümünü gördüm. bu zamana kadar sadece bildiğim şarkıları all around the world dinlemekle geçirmiştim. grup hakkında en ufak bir bilgim bile yoktu. ve bu yeni albümü sırasıyla dinlerken, gerçekten beni derinden etkileyen şeyler oldu.
hani sözlük bazen olur da en ufak bir nota bile sizi geçmişinize götürür, hüzünlenirsiniz. hani o notalar artar azalır, değişik bir vokal ile sözler söylenir ve bir uçurumun kenarında gibi hissedersiniz ya kendinizi. o durumda buldum kendimi.
gözlerimi kapayıp albümü üst üste 10 kez dinledim. hatta daha fazla. hareketli olmasının yanında bir melankoda barındırıyordu. ve sanırım aradığımı bulmuştum.
sonrasında ilerleyen günlerde grubu araştırmaya başladım. yabancı/yerli bir çok kaynak taradım ve gerçekten etkilendim. meğer izlediğim all around the world klibi neler barındırıyormuş neler!
mumyalar; ritm, iskeletler; elektrik gitar, dansçı kızlar; keyboards, kafaları gizlenmiş eşofmanlı adamlar; bas ve robotlar; vocodor görevindeymiş. bunları öğrendikten sonra bilinçli dinleyince, büyük bir çok geçirdim.
sonrasında grubun unmasked hallerini merak ettim ve gördüğüm fotolarda geçmişten kalan bir hüzün gördüm. bir de üzerinde albümü dinleyince gerçekten etkiliyor beni.
özet olarak bu adamlar gerçekten müziklerinin tanrıları. albümleri ile eski fotoları birlikte dinler bakarsanız, gerçekten sorguluyorsunuz hayatı, insanları, her şeyi...
yani her şeyleridir.
olmayan bir olgudur. 2 tane koyulmuş ki o da haklı olarak 2 ismini söyleyerek hitap ediyor. biri yedekte mi kalsın ne olsun?
umarım trolldür. trollse güldürdü, değil ise daha da bir güldürdü.
bunu yazan kişinin azrailin görevi olan sadece can almak olduğunu* bilmediği ortada. can aktarma nedir yahu? şimdi atıyorum allah gecinden versin* rte 80 yaşında ölecekse, şimdi 100'ü geçiyor mu artık? yani kaç yıllık verdi onu da açıklasaydılar bari? azrail ile bayağı konuştuklarına göre, meleklerle de irtibattalar oh. peygamber sanırım bunlar böylelerin gözünde.
tamam sevin ama abartmayın. sevmeyin diyen yok ki zaten.
yazık vallahi.
bunu yazan kişinin azrailin görevi olan sadece can almak olduğunu* bilmediği ortada. can aktarma nedir yahu? şimdi atıyorum allah gecinden versin* rte 80 yaşında ölecekse, şimdi 100'ü geçiyor mu artık? yani kaç yıllık verdi onu da açıklasaydılar bari? azrail ile bayağı konuştuklarına göre, meleklerle de irtibattalar oh. peygamber sanırım bunlar böylelerin gözünde.
tamam sevin ama abartmayın. sevmeyin diyen yok ki zaten.
yazık vallahi.
freud'a göre anal dönemi iyi geçirememiştir.
sosyalizm ile hala karıştırılmaktadır.
komünizm bir devlet yönetim biçimi değildir. sosyalizm bir yönetim biçimi ve tüm dünya devletlerinin mutlak, tek bir sosyalist düzen içerisinde bulunduğu duruma (yani tüm devletlerin sosyalist olduğu, aslında ortada devletin falan kalmadığı) komünizm adı verilir.
ek olarak...
"insan doğası" argümanı üzerinden eleştirilirken, temel metinlerine referans verilmeyi hak edebilecek önemde bir ideolojik formasyon.
yalpalayan cümlelerle "insan doğası" şöyledir böyledir demek, orta okul yıllarını hatırlatan bir hafiflik. orta okul kalibresine göre sempatiktir ama üniversite düzeyinde eğitim almış olması muhtemel insanlarda kıyasıya sırıtıyor.
antropoloji diye bir disiplin var değil mi, var. eh, yüz elli yılda muazzam bir tecrübesi ve birikimi olan marxist ekol sizin kadar düşünmüştür herhalde değil mi bu konuda, bir zahmet.
"eheheueeu, lan bu marxistler hiç akıl etmemişler, insan paylaşmayı istemez. hep daha çok ister. insan doğası bu. çürüttüm lan. hiç düşünmemişler salaklar" 'parlaklığında' yorumlarla marxizm'in yapısal ve konjonktirel sıkıntıları dillendirilmiş olmaz. bana kalırsa bunun sıfatı 'eleştiri' de olmaz. peki hedef ne? birilerine laf sokmaya uğraşıyorlar sanırım sözlükte, ondan. artık her kimse.
bu kalibrede yorumlara kalsak, zaten "insan doğası"na aykırılığın sonu yok: eşcinsellik insan doğasına aykırı, dev metropollerde yaşamak insan doğasına aykırı, tek eşlilik insan doğasına aykırı, her sikmek istediğini sikmiyor olmak insan doğasına aykırı...
doğa, doğa, doğa...
bu konu hakkında daha geniş bir bilgi için:
ekonomik ve felsefi el yazmaları
feuerbach üzerine tezler
kapital cilt 1
komünizm bir devlet yönetim biçimi değildir. sosyalizm bir yönetim biçimi ve tüm dünya devletlerinin mutlak, tek bir sosyalist düzen içerisinde bulunduğu duruma (yani tüm devletlerin sosyalist olduğu, aslında ortada devletin falan kalmadığı) komünizm adı verilir.
ek olarak...
"insan doğası" argümanı üzerinden eleştirilirken, temel metinlerine referans verilmeyi hak edebilecek önemde bir ideolojik formasyon.
yalpalayan cümlelerle "insan doğası" şöyledir böyledir demek, orta okul yıllarını hatırlatan bir hafiflik. orta okul kalibresine göre sempatiktir ama üniversite düzeyinde eğitim almış olması muhtemel insanlarda kıyasıya sırıtıyor.
antropoloji diye bir disiplin var değil mi, var. eh, yüz elli yılda muazzam bir tecrübesi ve birikimi olan marxist ekol sizin kadar düşünmüştür herhalde değil mi bu konuda, bir zahmet.
"eheheueeu, lan bu marxistler hiç akıl etmemişler, insan paylaşmayı istemez. hep daha çok ister. insan doğası bu. çürüttüm lan. hiç düşünmemişler salaklar" 'parlaklığında' yorumlarla marxizm'in yapısal ve konjonktirel sıkıntıları dillendirilmiş olmaz. bana kalırsa bunun sıfatı 'eleştiri' de olmaz. peki hedef ne? birilerine laf sokmaya uğraşıyorlar sanırım sözlükte, ondan. artık her kimse.
bu kalibrede yorumlara kalsak, zaten "insan doğası"na aykırılığın sonu yok: eşcinsellik insan doğasına aykırı, dev metropollerde yaşamak insan doğasına aykırı, tek eşlilik insan doğasına aykırı, her sikmek istediğini sikmiyor olmak insan doğasına aykırı...
doğa, doğa, doğa...
bu konu hakkında daha geniş bir bilgi için:
ekonomik ve felsefi el yazmaları
feuerbach üzerine tezler
kapital cilt 1