sevdiği entry'ler

evliliği kurtarmak için çocuk yapmak

Genelde Kurtarılması gereken bir 3. Kişinin oluşmasına vesile olmakla sonuçlanır.

akgünlük

Egzama-sedef illetinden kurtulmak için bastığım diğer tuşlardan biri. Tadındaki o reçine aroması çok güzel lakin dişlerime öyle bir yapışıyor ki kendimi takma diş reklamlarındaki yaşlılar gibi hissediyorum.
Yiyin çiğneyin yutun efenim. Şifa olsun.

the odyssey

Dün akşam itibariyle izlediğim film.
Benim gibi film özürlü bir insanın gösterim günü sinemaya gidip bunu izlemesi de ayrı konu neyse..
Ben öyle film gurusu sinefil bir mahlukat değilim a dostlar. Uzun uzun değerlendirme yazamam. Sadece basit bir bakış açısıyla izleyip "sevdim" ya da "sevmedim" diyebiliyorum.

Film süresi dolayısıyla bir noktadan sonra telefonu çıkarıp oyun oynarım diye düşünüyordum lakin Minnoş minnoş izledim ve beğendim.
Ek beğeni kriterleri olanlar illa bir kulp takarlar ama fırsat bulan gidip izlesin bence.
Film, Bu aralar kafamda dönen bazı iç hesaplaşma konularında bana da güzel tokatlar attığı için ayrıca memnunum.

evlat ayrımcılığı

Babamın yapmamak için kız çocuklarını da erkek gibi yetiştirmek şeklinde çözüm bulduğu mefhum.

Bi kere karıştırıp bana "oğlum çay koy bakayım" demişti.

anın görüntüsü

görsel

herkesle iyi anlaşan insan

Hiç sevmem kendilerini samimiyetsiz ve yalaka gelirler bana. Herkesin hayatıyla fazla alakadar olup, her masada varlardır. Nedense seslerini de olduğundan daha ince ve zorlama tatlı bir forma dönüştürürler. insanların egolarını okşadıkları içinde çok sevilirler. iş hayatında sayıları oldukça fazladır.

durduk yere ağlamak

Durduk yere değildir o. Ertelenmiş, biriktirilmiş tüm hislerin artık tutulamaz hale gelmesinden kaynaklanır. Nedense saçma sapan bir ana ve olaya denk gelir hep.

Bilerek yaraları kanatanlar, acıdan zevk alanlar yerine ağlayan insan etiketlenir hemen. Oysa ki ağlamak aslında çok insani bir duygu. insan kalalım yeter. Arada olur öyle dolarız, taşarız, gözyaşlarımızı silip yeniden başlarız.

sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı

Ölmek değil de geride kalmak daha çok korkutuyor beni. bencillik mi bilmiyorum ama umarım sevdiğim insanlardan önce beni bulur ölüm.

yasemin sakallıoğlu

Mükemmel olmayışı, kusur olarak görülen pek çok şeyi gizlemeden var olması. Samimi ve doğal izlenim vermesi ile çok bizden birisi hissi uyandırıyor. Günümüz egolarından ve maskelerinden uzak. O yüzden herkesten farklı birisi.

anlayışlı bir insanı sürekli sınamak

iyi niyet istismarıdır. O insanı da deli kervanına katana kadar sabrı sınanır muhakkak. Sonra da şu sihirli cümleler dökülür ağızlardan : “değişmişsin”.

gece yıldızları izlemek

Sadece küçükken keyifli gelen eylem. Büyüyünce yıldızlar bile parlak gelmiyor artık.

öylesine bir şeyler yaz

Yaşama hevesim kalmadı. Aslında yaşama hevesinden çok hayatın bir boş gelmesi durumu ama uzun zaman sonra böyle bir hissin aniden yoklaması beklenmedikti ve beklenmedik şeyler beklenmedik sonuçlar getirir. Hep getirdi.
Gitmek istiyorum. Dünyada yer edinmemiş gibi hissederken bile gitmek istiyorum. Oysa gitmek, önce bir yere ait olmayı gerektirir ve ben bunu bile başaramadım. Yahut izin vermediler.
Oysa öyle bir gitmek hissiyle doluyum ki defter. Neresi olduğunu düşünmeden, bir planlama içerisinde bulunmadan... Sadece gitmek işte. Ait olduğumu hissetmediğim bu ortamdan ve hatta sadece ortamdan değil de içimdeki o benden göçmek.
içim kaçmak, dışım uzaklaşmak.
Hepsi gitmek işte, hepsi gitmek.
Öyle bir var değilmişim gibi hissediyorum ki üstelik; bana dair bir emare bırakmasın diye acımı, üzüntülerimi bile yük olsa dâhi kendimle götürmek istiyorum.
Bu denli sessiz gitmek istemek olur mu defter, hiç var olmamış gibi?
Yok olmak istiyorum.
Boğazım acıyor defter. Sessiz kalmaktan boğazım acıyor.
Sırtım kamburlaştı defter. Kimsenin yardımı olmadan dik duracağım diye sırtım kamburlaştı.
Ellerim titriyor defter. insanları üzmemek için sıktığım ellerim bizzat boğazımı sıkar oldu.
Ve bu denli gitmeyi isterken bile bunu dâhi başaramıyorum.
Gidememek bana kendimden gitmeyi öğretti ve ben sadece gitmek nedir biliyorum.
Hayır, bilmiyorum defter. Yarım biliyorsan bir şeyi, bilmiyorsundur hiçbirini.
Sadece kendinden gidecek kadar gitmek nedir biliyorum defter.
Sıcak bir yaz günü aniden kar yağmış da incecik kıyafetlerle kalmış gibi hissediyorum defter.
Hava pek bir sıcak ama öyle bir üşüyorum ki. Ait olmadığım bir yerde olduğumu iliklerime kadar öyle hissediyorum ki. Kalın giyinsem olmaz, ince giyinmeye de ne ruhum ve ne de bedenim kabul. Bilmiyorum defter. Çaresi nedir bu ait olamamanın? Ya konu bir "yer"den ibaret değil de benden kaynaklanıyorsa? Ne yapacağım defter?
Boş gelen bu yaşamda anlam bulmam gereken o şey ne?
Bilmiyorum.

when in rome

"Kalbin kırılabilir ya da dünyanın en güzel aşkını yaşayabilirsin ama denemediğin sürece asla bilemeyeceksin."

kizmeslektekierkek

Geçmiş doğum günü kutlu olsun yazarı.

seninle şöyle olabilirdik

görsel

seninle şöyle olabilirdik

görsel

ilişki

içimi çook rahatlattın ya izmirbeyefendisi.

ilişki

Hep iyi bir ilişkim olsun istemişimdir. Sevdiğim gibi sevileyim, karşılıklı sevgi ve saygının içerisinde yer alayım, iyi ya da kötü bir şeyleri gerekirse atlatacağımız ama bunu beraber yapabileceğimiz birisini istemişimdir işte ve bu da pekâlâ belli. Öyle ya da böyle, çeşitli nedenler de olsa karşıma pek çok insan çıktı ve Beni sonsuza dek sevecekmiş gibi görünenler de oldu, öylesine takılmak isteyenler de. Sonuç olarak yine de hiçbiri içimdeki o garip rahatsızlığı gidermiyordu, o kişiyi görünce içim bir garip olmuyordu yahut hissettiğim sebepsiz yalnızlık azalmıyordu.
Ta ki onunla tanışana dek. Beni sevdiğini bana inatla göstermeye çalışmıyor ama bunu o kadar güzel yapıyor ki resmen "evet, otopsi; Paylaştığın, güzellemesini yaptığın ve delicesine istediğin o ilişkiyi işte sana verecek kişi bu çocuk." diyebileceğim türden birisi. O kadar güzel seviyor ki sevgisinin karşısında ağlamak istiyorum. Evet, ağlamak.
Kendimi tamamen ona bağlı olmasam da eskisinden daha değerli ve mutlu hissediyorum. Öyle güzel bakıyor ki. Hiç kimseden utanmayan, çevresinde konuşmadığı insan kalmayan ben yanında adeta kedi gibi kalıyorum, kızarıyor ve utanıyor ama onunla yan yana olmaktan da öyle keyif alıyorum ki. Saatlerce konuşmak bile hiç batmıyor, her an gülesim geliyor. Benim için aşırı uğraşan, belki kalbi kırılan, üzülen o çocuğa karşı bu hikâyedeki yanlış insan olmaktan o kadar korkuyorum ki. Her ne kadar istesem de korktuğum bu tür ilişkiye karşı bakış açımı değiştirmeye çalışıyorum. Aslında kendiliğinden değişmeye başladı ama bir yandan da o kadar tetikte hissediyorum ki. Bilmiyorum.
Aklım çok karışık. Kimse yokken çok rahatım ama o başka sanki, bunalıyorum.
Bu kadardı.
© copyright 2005 - 2026