bugün

sevdiği entry'ler

öylesine bir şeyler yaz

Yaşama hevesim kalmadı. Aslında yaşama hevesinden çok hayatın bir boş gelmesi durumu ama uzun zaman sonra böyle bir hissin aniden yoklaması beklenmedikti ve beklenmedik şeyler beklenmedik sonuçlar getirir. Hep getirdi.
Gitmek istiyorum. Dünyada yer edinmemiş gibi hissederken bile gitmek istiyorum. Oysa gitmek, önce bir yere ait olmayı gerektirir ve ben bunu bile başaramadım. Yahut izin vermediler.
Oysa öyle bir gitmek hissiyle doluyum ki defter. Neresi olduğunu düşünmeden, bir planlama içerisinde bulunmadan... Sadece gitmek işte. Ait olduğumu hissetmediğim bu ortamdan ve hatta sadece ortamdan değil de içimdeki o benden göçmek.
içim kaçmak, dışım uzaklaşmak.
Hepsi gitmek işte, hepsi gitmek.
Öyle bir var değilmişim gibi hissediyorum ki üstelik; bana dair bir emare bırakmasın diye acımı, üzüntülerimi bile yük olsa dâhi kendimle götürmek istiyorum.
Bu denli sessiz gitmek istemek olur mu defter, hiç var olmamış gibi?
Yok olmak istiyorum.
Boğazım acıyor defter. Sessiz kalmaktan boğazım acıyor.
Sırtım kamburlaştı defter. Kimsenin yardımı olmadan dik duracağım diye sırtım kamburlaştı.
Ellerim titriyor defter. insanları üzmemek için sıktığım ellerim bizzat boğazımı sıkar oldu.
Ve bu denli gitmeyi isterken bile bunu dâhi başaramıyorum.
Gidememek bana kendimden gitmeyi öğretti ve ben sadece gitmek nedir biliyorum.
Hayır, bilmiyorum defter. Yarım biliyorsan bir şeyi, bilmiyorsundur hiçbirini.
Sadece kendinden gidecek kadar gitmek nedir biliyorum defter.
Sıcak bir yaz günü aniden kar yağmış da incecik kıyafetlerle kalmış gibi hissediyorum defter.
Hava pek bir sıcak ama öyle bir üşüyorum ki. Ait olmadığım bir yerde olduğumu iliklerime kadar öyle hissediyorum ki. Kalın giyinsem olmaz, ince giyinmeye de ne ruhum ve ne de bedenim kabul. Bilmiyorum defter. Çaresi nedir bu ait olamamanın? Ya konu bir "yer"den ibaret değil de benden kaynaklanıyorsa? Ne yapacağım defter?
Boş gelen bu yaşamda anlam bulmam gereken o şey ne?
Bilmiyorum.

when in rome

"Kalbin kırılabilir ya da dünyanın en güzel aşkını yaşayabilirsin ama denemediğin sürece asla bilemeyeceksin."

kizmeslektekierkek

Geçmiş doğum günü kutlu olsun yazarı.

seninle şöyle olabilirdik

görsel

seninle şöyle olabilirdik

görsel

ilişki

içimi çook rahatlattın ya izmirbeyefendisi.

ilişki

Hep iyi bir ilişkim olsun istemişimdir. Sevdiğim gibi sevileyim, karşılıklı sevgi ve saygının içerisinde yer alayım, iyi ya da kötü bir şeyleri gerekirse atlatacağımız ama bunu beraber yapabileceğimiz birisini istemişimdir işte ve bu da pekâlâ belli. Öyle ya da böyle, çeşitli nedenler de olsa karşıma pek çok insan çıktı ve Beni sonsuza dek sevecekmiş gibi görünenler de oldu, öylesine takılmak isteyenler de. Sonuç olarak yine de hiçbiri içimdeki o garip rahatsızlığı gidermiyordu, o kişiyi görünce içim bir garip olmuyordu yahut hissettiğim sebepsiz yalnızlık azalmıyordu.
Ta ki onunla tanışana dek. Beni sevdiğini bana inatla göstermeye çalışmıyor ama bunu o kadar güzel yapıyor ki resmen "evet, otopsi; Paylaştığın, güzellemesini yaptığın ve delicesine istediğin o ilişkiyi işte sana verecek kişi bu çocuk." diyebileceğim türden birisi. O kadar güzel seviyor ki sevgisinin karşısında ağlamak istiyorum. Evet, ağlamak.
Kendimi tamamen ona bağlı olmasam da eskisinden daha değerli ve mutlu hissediyorum. Öyle güzel bakıyor ki. Hiç kimseden utanmayan, çevresinde konuşmadığı insan kalmayan ben yanında adeta kedi gibi kalıyorum, kızarıyor ve utanıyor ama onunla yan yana olmaktan da öyle keyif alıyorum ki. Saatlerce konuşmak bile hiç batmıyor, her an gülesim geliyor. Benim için aşırı uğraşan, belki kalbi kırılan, üzülen o çocuğa karşı bu hikâyedeki yanlış insan olmaktan o kadar korkuyorum ki. Her ne kadar istesem de korktuğum bu tür ilişkiye karşı bakış açımı değiştirmeye çalışıyorum. Aslında kendiliğinden değişmeye başladı ama bir yandan da o kadar tetikte hissediyorum ki. Bilmiyorum.
Aklım çok karışık. Kimse yokken çok rahatım ama o başka sanki, bunalıyorum.
Bu kadardı.

liverpool fc

galatasaray maçı sonrası yorgun düşmüş demek ki. avrupa'da büyük takımlarla (galatasaray mesela) oynayan takımlar ligde böyle kötü sonuç alabiliyorlar.

he avrupa maçı olmadığı hâlde lig sonuncusuna yenilmenin hiçbir bahanesi yok bu arada.

anın görüntüsü

görsel

8 mart dünya emekçi kadınlar günü

sevgili kadınlar

lutfen ama lutfen okuyun. okumadıysanız bile elinizin ekmek tutacagı bir zanaat gelistirin. bir erkegin eline bakmayın. kendini erkegin insafına teslim etmek iyi bi sey degil. siz cok guclusunuz. cok degerlisiniz. hicbir konuda erkekten eksik degilsiniz. eski turkler doneminde biz anaerkilmisiz. sehirleri koruyan kadınlarımız varmıs. hunkar seyahatte oldugunda hele her seyle onlar ilgilenirmis. biz turkler esasen kadına cok saygı duyan bir milletiz. zamanla cesitli karısıklıklar olmus cesitli sebeplerle. lutfen kendi gucunuzun hep farkında olun. siz kudretlisiniz. siz muktedirsiniz. kadınlar gunumuzu kutlarım.

sevgili beyler

biz kadınlar olarak sizin dusmanınız degiliz. sizin yol arkadasınızız. onunuze yemek koyan. camasırınızı yıkayan. bir davette yanınızda dimdik duran. akıl danıstıgınız. hayallerinizi ilk destekleyen. cocuklarınızın anası. lutfen biz sizin dusmanınızmısız gibi kafalardan cıkın. kadın ve erkek beraber el ele guzel.

öylesine bir şeyler yaz

insan, defter. insan, günün sonunda yalnız kalıyor. Ve hatta... Kendiyle bile kalamıyor defter. Yalnızca yalnız...
Gün sonunda, yanımızda bir insan kalmadığında yahut biraz yalnız kalmak istediğimizde kendimize bile tahammül edemiyorsak, kendimizi sevemiyorsak ve bu apaçık belliyse ne yazık o geçen zamana defter.
Ne yazık o insana, o hayata, o acıya.
Bu zamana kadar gelen sen, bunu başaran, ki küçümsenecek bir şey de değil onca risk arasında yaşamaya devam edebilmek, nasıl olur da kendini sevemezdin?
Nasıl olur da başka hikâyelerde yaşayan insanları kendi hayatının başrolüymüşcesine önemserdin?
Kendine değer vermez, sokaktaki bir yabancı kadar insan saymazdın? Neden bunları yapardın kendine?
Neden yapar bunları insan kendine?
içindeki o çocuğun ellerini tutmak sandığından çok daha basit. Geçmişte kalmayan, kaybolmayan bir şeyi kurtarmak zor değil. Sadece içinde bir yerde, nerede saklandığını bilmediğin o çocuğu, seninle saklana saklana bugünlere gelen kendini arayıp bulman gerekir.
Acı mı? Çekilir.
Hüzün? Yaşanır.
Ya bir yalnızlık? Belki bir tercih.
Peki... Kimsesizlik? Kendini kendin bile sevememek? Ne çekilir ne yaşanır ve ne de bir tercihtir. insanın kendine yaptığı, bir türlü kurtulamadığı o sessiz zulümdür. Gün sonunda kendiyle dâhi kalamayan insan yalnız değil, kimsesizdir. Kimsesi olmayandır.
Bir "varyok"tur.

Varyok (isim):
Fiziksel olarak mevcut olup duygusal ve zihinsel olarak silikleşmiş olma hâli; görünürken fark edilmemek, var olup hissedilmemek durumu. (Sf12)

seninle şöyle olabilirdik

görsel

anın görüntüsü

görsel

kefen giydim

--spoiler--
Bi’ seni sevdim, bir de seni sevmeyi
Yarama sürdüm hep acıyı, gerçeği
Bi’ seni sevdim, bir de seni sevmeyi
Yarama bastım hep acıyı, gerçeği
--spoiler--

seninle şöyle olabilirdik

görsel

öylesine bir şeyler yaz

Bu nasıl bir ikilem böyle defter?
Neden birisi tarafından sevilmek isterken, belki de gerçekten sevgiyi bir "o" tarafından alabilecek ve verebilecekken bu denli kaçıyor, korkuyorum? Neden buna hakkım yokmuş gibi hissediyorum? Neden, neden beni sevebilecek o kişiyi de itiyorum?
Gerçekten seviyor olsaydı doğrudan anlar ve kendimi ona açar mıydım yoksa bu tarz şeyler anlaşılmadığı, ben anlamadığım için mi tam da buraya böyle yazıyorum?
Bende sevilmek bile ağır bir kaos ve gürültü içeriyor. Her şeyinin sakin olmasını, sürmesini isteyen kız; en huzurlu hissettirmesi gereken şeyi bile bir savaş alanındaymışcasına alıyor içine. Ne yapacağım defter? Ne yapsam tam da istediğim gibi biri olur ve istediğim gibi bir yaşam sürebilirim?

morg

En korktuğunuz yerde en sevdiğinizi görmenizin acısını yaşayacağınız ya da yaşatacağınız yerdir belki de.
© copyright 2005 - 2026