bugün
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası9
- sözlük kızlarının kombinleri45
- sözlükte çirkin kız olmaması12
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- gece yatağın altından el çıkaran cin4
- kendini türk hisseden arap artığı24
- sözlük kızlarının kurabiyeleri5
- elinizde 1 tane nükleer bomba var4
- sözlük yazarlarının dehşetül vahşet kombinleri13
- audi a8 long w12 6 3 fsi quattro tiptronic4
- sahte motor yağı8
- 12 ekim 2026 eyüpspor göztepe maçı11
- gece kapıya dayanan döner bıçaklı at2
- çok film izleyen insandan zarar gelmez3
- sevgiliye at kafası kurabiyesi yapmak2
- kim jong un a pandik atıp kaçmak3
- dümdüz yolda giderken yukardan at düşmesi2
- gece gardroptan kişneyerek at fırlayacak hissi2
- testere necmi anasını kesiyor4
- the beatles4
- onu bana versene bunu bana versene2
- arkadaşlar toplanır mısınız konuşma yapacağım8
- 27ler kulübü4
- nervio7
- firavun haklıydı10
- intihar2
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- hanginiz yaptı bunu6
- ford'un peugeot motoru kullanması4
- kadın poposunun müthiş hipnoz etkisi2
- dersten sonra yatağa uzanıp matrax dinlemek2
- gammaz sözlük kızları15
- içtim şarabı siktim arabı7
- kim jong un'a sen kimsin demek3
- güven3
- cevdet sunay dönemindeki politikalar2
- fruko2
- çinin tek çocuk politikası3
- sözlükteki gammaz özelliği11
- acı biber elleyip gözü kaşımak6
- kendini güzel sanan at suratlı kız7
- hala ekepe'nin tartisilmasi3
- hak ettiği değeri görmemiş şarkılar4
- kavrulmuş fındık2
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi6
- sözlükteki ilişki skandalı35
- tofaşla 240 km hız yapmak3
- dalga suyumdan içmek ister misiniz2
- yahudi savunan kürt5
- aradın mı5
sevdiği entry'ler
korkuyorum yalnız erkeklerden.
Düğün denilen saçmalığa tahammül edemeyen, zaten de ömründe sadece 3-4 tanesini seçtiği yakın arkadaşının düğününe katılmış insandır. Düğün denilen şey eğlenceli bir eylem değil kabul edelim lütfen. Neden kalkıp el şıklatalım işte ne bileyim gerdan bükelim. Nasıl bir zevk alabiliriz bundan delirdiniz mı afbuyurun? Ayrıca Sen evleniyorsun diye ben neden oynuyorum, Kendim evlensem zaten öyle deli deli hareketler yapmam; e seninkinde neden yapayım? 5+1 dubleks eziyet.
Neyse kafam ağrıdı yazcam diye, özetle içkiliyse düğün köşede içip oturulur, yok değilse köşede düz oturup, en erken kalkış zamanında yol alınır.
Alkolü de içine damlatıp veriyorsunuz zaten, bardağın içine iliadin burun damlalığından ezkaza kaçmış gibi.
Düğünler yasaklansın.
Neyse kafam ağrıdı yazcam diye, özetle içkiliyse düğün köşede içip oturulur, yok değilse köşede düz oturup, en erken kalkış zamanında yol alınır.
Alkolü de içine damlatıp veriyorsunuz zaten, bardağın içine iliadin burun damlalığından ezkaza kaçmış gibi.
Düğünler yasaklansın.
saat 01:22
Türkiye'ye iki yıl aradan sonra tekrar geldim. Tekrar geldim diyorum çünkü ülkeden gideli baya oldu. Geçen yılı da saymıyorum çünkü geçen yıl sana gelmiştim. Ama ülkem hala benim ülkem yanlış anlama. Onu da çok seviyorum. "O" dediğimi açılımı da bir O harfinin şekli gibi bir kümedir aslında, ne sadece taşı toprağıdır ne de insanlarının tamamıdır. Benim ülkem benim kendime.
Öykü yazayım diye açtım bilgisayarı, sonra gençliğime saplandım, kaldım buralarda biraz. Bir şeyler yazarken sigaram kül olurdu ilk fırttan sonra sen iyi bilirsin. Arada gelip o son fırtı sen içerdin. Bu ara ilk evimiz hakkında bir öykü yazıyorum. Sana anlattığımda, "ama gerçek adlarımızı kullanmıyorsun din mi" diye korkmuştun. Gözlerinde görmüştüm onu, hatırlıyor musun? Hatırlıyor musun? Beni hatırlıyor musun?
Biraz o filmlerde gördüğüm yetişkinliği yaşıyorum gibi. Kaldığım evde sabahları kalktığımda aklıma ilk gelen şey sabahları çiçeklere su vermek. Ev sahibi, "günde bir kere sulasanız yeterli" dedi fakat çok mutsuz bence çiçekler bu durumdan. Dişlerimi fırçalar gibi çiçeklere günde iki defa su verdim çiçeklere. Canım isterse bazılarına gün arasında da su döktüm. Çok su döktümse de saksıların altına havlu koydum. Noluyor biliyor musun? Kimse bana "bunu bu kadar yapma" demiyor. istediğim kadar suluyorum her şeyi, beni büyüten suyuysa hala arıyorum.
Sokağımızın adını "Cumhuriyet Sokak" koydum, her şehirde cumhuriyetin hem mahallesi hem soğaı olur. Seniyse "sen" yaptım. isim aramadım. Zor geldi belki de isim koymak sana.
Yazarlar hep yazılarının sonuna saati koydular ben başına koymak istedim. Hep de. böyleydim galiba, hiçbir şeyin sonunu bilmiyorum ki. Başını ve başında ne hixsettiğimi biliyorum öyle de gidiyorum. Öykümüz de böyle, başında ev taşıyoruz beraber ama sonunda ne oldu bilmiyorum. Eşya taşırken benim çok terlememi yazdım, eski evinden gelen üçlü koltuğu taşımadan oturup iki bira içmemizi yazdım, arkadaşlarımızı çağırdığımızdaki tedirginiliği yazdım. Belki bu yüzfen bir gecenin başını, bir aşkın ilk zamnalarını ya da bir çocukluğu anlatmak daha kolay.
"Bu sabah değişik bir şey olacakmış gibi uyanıp, her günkü gibi yatağın tam karşısında duran genişçe penceremden dışarı baktım. Sokağın dünden ya da herhangi bir günden bir farkı yoktu. Dar bir yolda hemen bitişiğimiz sayılabilecek yedi katlı bina ile bizim binanın arasından kafamı kaldırdığımda gökyüzünü görmem dünkü kadar imkansızdı. Üç ay önce seyyar satıcı çocuktan aldığım karanfillerin haline acıdım, bir heves camın kenarına koymuştum ölmesinler diye ama az güneş ve benim ölmesinler kaygısıyla suya boğmamdan iyice yorulmuşlardı. Hatırlarsın bir ötekisini de kütüphaneden unutmuştum zaten. Kahverengine dönmüş yaprakları tek tek ayıkladım. "Bugün su vermek yok" dedim kendi kendime, üç defa. Kafamı kaldırıp karşı binanın duvarına asılmış, "Cumhuriyet Sokak" tabelasına baktım. Dünden farkı yoktu.
Nerden aklıma geldi bilmiyorum. Buraya taşınırken kan ter içinde iki kişi buzdolabını içeri sokmaya çalışmıştık."
Türkiye'ye iki yıl aradan sonra tekrar geldim. Tekrar geldim diyorum çünkü ülkeden gideli baya oldu. Geçen yılı da saymıyorum çünkü geçen yıl sana gelmiştim. Ama ülkem hala benim ülkem yanlış anlama. Onu da çok seviyorum. "O" dediğimi açılımı da bir O harfinin şekli gibi bir kümedir aslında, ne sadece taşı toprağıdır ne de insanlarının tamamıdır. Benim ülkem benim kendime.
Öykü yazayım diye açtım bilgisayarı, sonra gençliğime saplandım, kaldım buralarda biraz. Bir şeyler yazarken sigaram kül olurdu ilk fırttan sonra sen iyi bilirsin. Arada gelip o son fırtı sen içerdin. Bu ara ilk evimiz hakkında bir öykü yazıyorum. Sana anlattığımda, "ama gerçek adlarımızı kullanmıyorsun din mi" diye korkmuştun. Gözlerinde görmüştüm onu, hatırlıyor musun? Hatırlıyor musun? Beni hatırlıyor musun?
Biraz o filmlerde gördüğüm yetişkinliği yaşıyorum gibi. Kaldığım evde sabahları kalktığımda aklıma ilk gelen şey sabahları çiçeklere su vermek. Ev sahibi, "günde bir kere sulasanız yeterli" dedi fakat çok mutsuz bence çiçekler bu durumdan. Dişlerimi fırçalar gibi çiçeklere günde iki defa su verdim çiçeklere. Canım isterse bazılarına gün arasında da su döktüm. Çok su döktümse de saksıların altına havlu koydum. Noluyor biliyor musun? Kimse bana "bunu bu kadar yapma" demiyor. istediğim kadar suluyorum her şeyi, beni büyüten suyuysa hala arıyorum.
Sokağımızın adını "Cumhuriyet Sokak" koydum, her şehirde cumhuriyetin hem mahallesi hem soğaı olur. Seniyse "sen" yaptım. isim aramadım. Zor geldi belki de isim koymak sana.
Yazarlar hep yazılarının sonuna saati koydular ben başına koymak istedim. Hep de. böyleydim galiba, hiçbir şeyin sonunu bilmiyorum ki. Başını ve başında ne hixsettiğimi biliyorum öyle de gidiyorum. Öykümüz de böyle, başında ev taşıyoruz beraber ama sonunda ne oldu bilmiyorum. Eşya taşırken benim çok terlememi yazdım, eski evinden gelen üçlü koltuğu taşımadan oturup iki bira içmemizi yazdım, arkadaşlarımızı çağırdığımızdaki tedirginiliği yazdım. Belki bu yüzfen bir gecenin başını, bir aşkın ilk zamnalarını ya da bir çocukluğu anlatmak daha kolay.
"Bu sabah değişik bir şey olacakmış gibi uyanıp, her günkü gibi yatağın tam karşısında duran genişçe penceremden dışarı baktım. Sokağın dünden ya da herhangi bir günden bir farkı yoktu. Dar bir yolda hemen bitişiğimiz sayılabilecek yedi katlı bina ile bizim binanın arasından kafamı kaldırdığımda gökyüzünü görmem dünkü kadar imkansızdı. Üç ay önce seyyar satıcı çocuktan aldığım karanfillerin haline acıdım, bir heves camın kenarına koymuştum ölmesinler diye ama az güneş ve benim ölmesinler kaygısıyla suya boğmamdan iyice yorulmuşlardı. Hatırlarsın bir ötekisini de kütüphaneden unutmuştum zaten. Kahverengine dönmüş yaprakları tek tek ayıkladım. "Bugün su vermek yok" dedim kendi kendime, üç defa. Kafamı kaldırıp karşı binanın duvarına asılmış, "Cumhuriyet Sokak" tabelasına baktım. Dünden farkı yoktu.
Nerden aklıma geldi bilmiyorum. Buraya taşınırken kan ter içinde iki kişi buzdolabını içeri sokmaya çalışmıştık."
hep internette yayılan ergen şarkılarını söyleyen şarkıcı.
sabırsızdır.
hamburger de severim ama pizza daha güzel.
gürültü yapar.
söylemek istenmeyen bir şeyi zorla söyletmeye çalışan ısrarcı insandır.
Suriyeli dolu. iki sene önce tek tüklerdi şimdi grup halinde dolanıyorlar. Üniversitede bir sürü Suriyeli öğrenci görüyorum. Hatta geçen bir kız bana derslik sormaya çalıştı. Türkçe bilmiyordu sadece sayıları söyledi. Bunlar nasıl giriyorlar olmayan Türkçeyle bu üniversitelere. Yurtta da çarşaflı, peçeli kızlar görüyorum. Sokaklar serseri suriyeliler, dilenciler ve Taliban tipli adamlarla dolu. Nefes alacak yer bırakmadınız orospu çocukları.
yapmayı düşündüğümdür.