bugün

entry'ler (2185)

terapi niteliğindeki şeyler

kış güneşi altında uyumak.

yapacak bir şey bulamayınca filozof olmak

filozofun birisi demiş. "mutlaka evlenin. karınız iyi olursa mutlu olursunuz, kötü olursa filozof."

terörist olmayı kolaylaştıran etkenler

ahirete inanmamak. kul hakkı nedir bilmemek.

çok gezen mi bilir çok okuyan mı

görsel

cahillerle karşılaştıklarında sözleri selamdır

Elmalılı Hamdi Yazır Meali
O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (geçerler).

müslümanların yok farzettiği ayetlerden birisi. daha önce karikatür krizleri olmuştu ve müslüman geçinen insanlar kamu malına zarar vermiş, terör estirmişlerdi. halbuki cahile verilecek en güzel cevap bu ayette gösterilmiş. onu yok saymak ona verilecek en güzel cevaptır. ama tabii ki hukuki yolları sonuna kadar kullanacaksın. davanı açacak takipçisi olacaksın.

Bir zamanlar çukurova dizisinde sıkça söylenen bir söz gibi: "uhuletle ve suhuletle" yani sakin ve yumuşak şekilde hakkını arayacaksın.

bir zamanlar boğaz köprüsünde intihar haberleri çok meşhurdu. sevgilisinden ayrılan oraya gidip "bana falanı getirin yoksa atlarım" diyordu. sonra bütün medya köprüde intihar haberi vermeme kararı aldı. ondan sonra da bu teşebbüsler bıçak gibi kesildi. yani sen görmezden gelirsen ( hukuken hakkını aramak kaydı ile ) bu tür gösteriler zamanla yok olur gider. yapanlara utançları kalır ve de dava dosyaları.

10 bin doğu türkistanlınn kanadaya yerleştirilmesi

Kanada Parlamentosu, 'Çin'e iade edilme tehlikesi altında olan' 10 bin Doğu Türkistanlı Müslümanın Kanada'ya yerleştirilmesi teklifini onaylamış. batı'nın çirkin ve sömürgeci yüzünün yanında hümanist tarafı da var. Başta ülkemiz olmak üzere Müslüman ülkeler doğu türkistan konusunda üç maymunu oynuyor. özellikle ezilen halkların koruyucusuyuz diye hava atanlar konu çin olunca sesleri çıkmıyor.
(bkz: https://twitter.com/i/status/1621136547276800007)

ingiltere de ilaç kıtlığı

bu anadolu ajansı da türkiye hariç tüm halklar için endişeleniyor. ne kadar da hümanistler.

bulunduğunuz yerin hava durumu

bulunduğumuz ay için sıcak sayılabilir.

sizce türkiye nin en önemli sorunu nedir

siyasi ve ekonomik ahlaksızlıktır ve cehaletin kutsanmasıdır.

portakal suyunun faydaları

insanı rahatlatan parlak turuncu rengiyle, mutluluk hissi veren kokusuyla ve şifa kaynağı olma özelliğiyle mucizevi bir meyvedir portakal.

Özellikle Kasım, Aralık ve Ocak aylarının vazgeçilmez meyvesi olan portakal, başta C vitamini olmak üzere, A, B, D ve E vitaminlerini de içerir. Tüm bu vitaminlerin yanında demir, bakır gibi makro ve mikro elementleri de yüksek oranda barındırır. Ortalama 70-90 kalori içermesinin yanında yüksek oranda şeker içeriğine de sahiptir.

insanların bağışıklık sistemini güçlendirmelerine yardımcı olacak vitaminlerce zengin olan portakal meyvesinin kış aylarında insanların istifadesine sunulması da Yüce Allah’ın insanlara olan rahmetinin bir göstergesidir.

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre günde 1 bardak portakal suyu içmenin felç ve kalp krizi riskini %25 azalttığını ortaya koymuştur. Bu araştırmada, narenciye ürünlerindeki bu mucizenin kaynağının potasyum, folik asit ve lif gibi maddeler olduğu tespit edilmiştir.

Portakal, insan sağlığı için çok önemli olan folik asit (folat) ve karotenler açısından da zengindir. Folik asit yetersizliği, özellikle hamile bayanlar, prematüre bebekler ve yaşlılarda yaygın görülen bir problemdir. Bir bardak portakal suyu, günlük folat ihtiyacının tamamını karşılayabilmektedir.

Portakalda bulunan karotenler, hücre membranlarına ve DNA’ya zarar vererek kanserin oluşmasına neden olan serbest radikallere karşı da etkili bir antioksidandır.

(bkz: https://www.zaferdergisi....-portakal-sifada-kal.html)

mehdi yüzüncü yılda başkan

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:
Bir gün Cebrail (as) Rasulullahın (sav) yanına geldi ve oturdu. Bir müddet sonra başını gökyüzüne çevirdi, bir melek iniyordu. Cebrail (as):
-şu gelen melek, yaratıldığı günden şu ana kadar yeryüzüne hiç inmemişti, dedi.
Melek geldi ve Resulullah’ın (sav) yanına oturup:
-Ya Muhammed! Beni sana Rabbin gönderdi. Seni hükümdar bir peygamber mi, yoksa kul olan bir peygamber mi kılmasını istersin? diye soruyor dedi. Cebrail (as):
-Ya Muhammed! Rabbine karşı mütevazı ol! buyurdu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
-Ben sade kul olan bir peygamber olmayı istiyorum, dedi.

(bkz: https://www.hurriyet.com....in-yuce-ahlaki-i-12417066)

manevi liderlik yeter zannımca. bunu siyasi liderlik olarak görmemek lazım.

avrupalılar tr ye geliyor türkler ab ye gidemiyor

sözde suriyelileri geri gönderme anlaşması ile vize serbesti gelecekti. olmadı. verilen sözler havada kaldı.

tüm insanlar aynı anda isyan ederse olabilecekler

(bkz: absürt distopya). sallamanın da bir haddi hududu olması lazım.

sürekli ağlamak istemek

insandaki diğer sıvılar gibi gözyaşlarının da arasıra vücuttan atılması lazım. sağlıklı bir ruh hali için.

kemal kılıçdaroğlu nun dedesi

kimse o kadar eski kökenini bilemez. biraz zorlama olmuş.

nato dan çıkarsak dolar kaç tl olur

dolarla işimiz olmaz. ruble ye döneriz.

güneşin 8 ayı olması

8 ay sonra kara deliğe mi dönüşecek?

karısı yüzünden 3 çocuğunu asarak intihar etti

bunun mazereti yok. "karısı yüzünden, onun bunun yüzünden, işsizlikten" vs. imansızlık konusunda hak veriyorum. iman zaten en çok bu durumlar için lazım.

partilerin projelerini açıklamama sebebi

muhalefetin projesi parlamenter sisteme dönüş. iktidarın projesi başörtüsüne anayasal güvence.

peygamberler günah işler mi

bazı peygamberler hata yoluyla, unutmak veya daha iyiyi terk etmek suretiyle, bizim bildiğimiz şeklin dışında "zelle" denen bazı hatalar işlemişlerdir.

Hz. Âdem'in cennette iken yasak ağacın meyvelerinden yemesi zelleye misal olarak verilebilir. Hz. Âdem, yasak meyvelerden yemekle bizim bildiğimiz manada bir günah işlememiş, daha iyi olanı terk etmiştir. Çünkü, ağaçtan yemeleri kendilerine haram kılınmamıştı ki, bir günah şeklinde düşünülsün. Neticede de, bu hatalarından dolayı cennet nimetlerinden mahrum kaldılar. Cennette günah ve sevap mefhumunun olmaması bu günahın, bilinenden başka bir şeklinin olduğu da anlaşılır.

Hz. Âdem'in yasak ağacın meyvesinden yiyerek cennetten çıkarılmasında kaderin hissesini unutmamak gerekir. Çünkü, Cenab-ı Hakk'ın insanı yaratmasındaki hikmet ve maksadın gerçekleşmesi, ancak Hz. Âdem ve Havva'nın cennetten yeryüzüne inmesiyle mümkün olmuştur.

Hz. Yunus (a.s.) peygamberlikle vazifelendirildikten sonra, kavmini îmâna davet etmeye başladı. Otuz üç yıl gibi uzun bir müddet tebliğde bulunduğu halde, yine de halk üzerinde bir tesir vücuda gelmemişti. Bu durum Hz. Yunus (as)'ın canını sıktı. Bu sıkıntıdan kurtulma ümidiyle, Cenab-ı Hakk'ın izni olmadan kavmini bırakıp ayrıldı. Bir peygamber, Rabb'inden izin almadan bulunduğu yerden ayrılamazdı. Hz. Yunus (a.s.) bu hareketiyle efendisinden kaçmış bir köle durumuna düşmüştü. (Hülâsatü'l-Beyan , II/4748)

Ancak Hz. Yunus (as)'un bu hareketi vazifeden kaçış veya vazifeyi verene karşı bir isyan manasında anlaşılmamalıdır. Hz. Yunus (a.s.) sadece ilâhî davete uymayan halktan uzaklaşmıştır. Bu hareket peygamberlerin dışındaki insanlar için hata sayılmaz. Peygamber için de azabı gerektirecek bir günah değildir.

Evet, peygamberlerin "zelle"lerine bir günah gözüyle bakmamak gerekir. Çünkü, günah azabı gerektiren bir şeydir. Peygamberler ise zellelerinden dolayı herhangi bir cezaya uğramayacaklardır.