bugün
- kadınlar neden aldatır11
- devşirmelik makamı6
- demirtaş'ın kılıçdaroğlu ile görüşmeyi reddetmesi4
- sözlükteki zengin yazarlar4
- sözlükteki üstü kapalı erkek nefreti9
- selahattin demirtaş övücüsü halk tv6
- akrep kadını başak erkeği uyumu3
- profiline kendi resmini koyan yazarın asıl amacı6
- her türk kızını türbanlı zanneden gavur3
- selahattin demirtaş'ın kılıçdaroğlu nu reddetmesi2
- spora vakit ayıramayan erkek oje sürsün7
- orospum3
- kürtçüleri komünist sanmak2
- eski sevgilinin 1 haftada yeni sevgili yapması8
- aylık 379 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- modern sanatın duvara muz bantlamak olması4
- uludağ sözlük kazları2
- donald trump4
- gocu yla bilek güreşi yapmak6
- 23 haziran 2026 ürdün cezayir maçı3
- türk siyasetçiliği yapan araplar4
- dut ağacı5
- iyi araba kullanan iyi sevişir3
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması19
- 2026 dünya kupası15
- forlove192
- sürekli esnemek3
- sözlük erkekleri aranıyor mu6
- sözlük yazarlarının bileklikleri6
- performans sanatçısı3
- altin2
- sedat pekmez12
- karı hoplatmak3
- karşı cinste bağımlılık yapan şeyler4
- chp'deki değişimciler5
- yagmurcu ile revani yemek4
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması8
- kabullenince huzur veren gerçekler5
- selahattin demirtaş cilalı apo dur3
- cebinde parası olmayan fakir erkek3
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- eren ali bingöl2
- 23 haziran 2026 norveç senegal maçı2
- sevgili yapınca her şeyden elini ayağını çekmek3
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı6
- agresif süs köpeği3
- utanmadan şort giyen erkek7
- türkiye eyalet haritası2
- aylık 378 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sen benim kim oldugumu biliyo musun2
entry'ler (155)
Köprüden atlamak.
Her bölüm gitgide biraz daha flashtv gerçek kesite benzeyen dizidir. Ee behlülde aslında sarıbıyık.
(bkz: mezitli mezarlığının nerde olduğunu biliyorum)
(bkz: mezitli mezarlığının nerde olduğunu biliyorum)
Terör bir sanat olsaydı ya da yaptıkları herhangibir şey olabilecek hadisedir. Bırakın bizi bizimle biz kendi kendimize mutlu oluruz. Yeterki huzurlu olalım. Ülkemde rahat rahat kürt görmeden gezeyim.
son bölümde hakkın rahmetine kavuşan eski balıkçı yeni dokumacı kralı.
(bkz: olmaz olamaz kesinlikle olamaz)
(bkz: olmaz olamaz kesinlikle olamaz)
galatasarayın fenerbahceye yaptığı en büyük kıyaktır.
nükleer atıklarını türkiye ye getirilip, türkiyede saklanması gibi bir kıyaktır.
(bkz: getir biz saklarız)
nükleer atıklarını türkiye ye getirilip, türkiyede saklanması gibi bir kıyaktır.
(bkz: getir biz saklarız)
patron çocuğu.
ingilizlerin atmış oldukları iddaadır. bu haberi alan medya kuruluşlarının anında panamasından yeni zellandasına kadar kopyala yapıştır yapmasıyla bütün dünya da şok haber olarak yayılmıştır.
ama bunu yayan türk medyası hiç düşünmemiştir. bu ülkede yirmiyi aşkın su ürünleri fakülteleri ve araştırma enstitüleri vardır. biz bi soralım. nedir ne değildir. yıllardır boğaz bizim bizimkilerden giren olmamışmıdır. hani bunun deprem araştırma olaylarında deniz dipleride taranır. bi bilen türk bilim adamına soralım dememişler.
facebook benzeri kim ne paylaşmış ise onlar da aynen paylaş düğmesine basmışlardır.
burdan mehmet ali birand'a selamlar.
--spoiler--
"Boğaz'da nehir var" iddiasına yanıt
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, istanbu...l Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti.
Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''ingiliz bilimcilerin istanbul Boğazı altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı.
Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi.
Bahsedilen konunun yeni olmadığını, konunun ulusal kurumlarca ve öncelikle ODTÜ-DBE tarafından on yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda bütün ayrıntısıyla ortaya konulduğunu vurgulayan Özsoy, isteyen herkesin bu bilgilere ulusal kurumlar aracılığıyla ve uluslararası literatürde ulaşabileceğini bildirdi.
ingiliz bilimcilerin yayımlanmadan önce medyaya iletmeyi tercih ettikleri çalışmalarının bilinenlere herhangi bir yeni katkısının olup olmadığının var olan koşullarda bilinemediğini belirten Özsoy, ''Bilimsel veri olmadan bu konunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm dünyaya hızla yayılması amaçlanan bu haber asparagastan ibarettir. Elbette ki istanbul Boğazı, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz'de araştırma faaliyetleri sürdüren veya konu ile ilgilenen pek çok ulusal kurum ve kuruluş bu asparagas haberi düzeltmeye veya gerçeği yansıtmaya çalışmaktadırlar'' diye konuştu.
Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin açıklamasında iSKi kapsamında yapılan çalışmalara değinerek, istanbul Teknik Üniversitesi ve istanbul Üniversitesi tarafından 1990'lı yıllarda yapılan çalışmaları kaynak gösterdiğini ifade eden Özsoy, açıklamada 1980'lerde başlayan, yıllardır devam eden ve ilk döneminde iSKi kapsamında sürdürülen ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalara değinilmediğini belirtti.
Özsoy, ODTÜ'nün yer aldığı bu çalışmalarla, iSKi'nin atık su tasarımının bu dönemde en duyarlı ölçümlere dayanılarak değerlendirilmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti:
''Bu çalışmalarımız, istanbul Boğazı'nda modern bilim kapsamında yapılan ilk araştırmalar olarak temel kuramsal-deneysel bilgilerin elde edilmesini, çok özel bir rejime sahip olan Boğazlar dinamiğinin yeterince anlaşılmasını sağlamıştır.
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz, Karadeniz ve Türk Boğazlar Sistemi'nin oşinografisi ile ilgili bilimsel araştırmalarını yaklaşık 35 yıldır sürdürmektedir ve bugüne kadar pek çok bilimsel soruya ve çevresel risklere yanıt aramış, ülkemizin doğal çevresinde önemli yeri olan denizlerimizde ulaştığı sonuçlarla topluma ve bilime önemli katkılarda bulunmuştur.''
KARADENiZ'iN DiP AKINTILARI 6. YÜZYILDAN BERi BiLiNiYOR''
Karadeniz'e doğru yoğun suları taşıyan istanbul Boğazı dip akıntılarının, ilk çağlardan beri burada avlanan balıkçıların gözlemlerinden yararlanan Procopius tarafından MS 6. yüzyılda kayda geçirildiğini bildiren Özsoy, akıntıların 1681'de Marsili tarafından yeni gelişen ve temeli Galile'ye dayanan bilimsel yöntemler ve ölçümlerle ortaya çıkarıldığını belirtti.
ODTÜ-DBE'nin en üst düzeyde yürütmüş ve halen yürüttüğü bir dizi çalışmayla konuya ilişkin bütün ayrıntıların ve değişkenliğin saptandığını dile getiren Özsoy, şunları kaydetti:
''ODTÜ-DBE dışında, ülkemizde deniz bilimlerinin gelişimine, ulusal pek çok kurum (iTÜ, iÜ, DEÜ, SHOD Başkanlığı) önemli katkılar sağlamıştır. Karadeniz kıta sahanlığı üzerindeki nehir kanyon ve delta yapılarına benzeyen taban yapısı üzerinde yayılımının ayrıntıları da 1980'lere kadar yetersiz kalmış, ancak sonrasında ODTÜ-DBE araştırma personeli ve R/V BiLiM araştırma gemisinin seferleri sonucunda yerinde yapılan ayrıntılı ölçümler ve modelleme çalışmaları ile ince ayrıntıları ile ortaya konmuştur. Tüm ayrıntılara yayınlarımızdan ulaşılabilir.''Devamını Gör
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, istanbul Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti. Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''ingiliz bilimcilerin istanbul Boğazı... altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı. Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi. Bahsedilen konunun yeni olmadığını, konunun ulusal kurumlarca ve öncelikle ODTÜ-DBE tarafından on yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda bütün ayrıntısıyla ortaya konulduğunu vurgulayan Özsoy, isteyen herkesin bu bilgilere ulusal kurumlar aracılığıyla ve uluslararası literatürde ulaşabileceğini bildirdi. ingiliz bilimcilerin yayımlanmadan önce medyaya iletmeyi tercih ettikleri çalışmalarının bilinenlere herhangi bir yeni katkısının olup olmadığının var olan koşullarda bilinemediğini belirten Özsoy, ''Bilimsel veri olmadan bu konunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm dünyaya hızla yayılması amaçlanan bu haber asparagastan ibarettir. Elbette ki istanbul Boğazı, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz'de araştırma faaliyetleri sürdüren veya konu ile ilgilenen pek çok ulusal kurum ve kuruluş bu asparagas haberi düzeltmeye veya gerçeği yansıtmaya çalışmaktadırlar'' diye konuştu. Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin açıklamasında iSKi kapsamında yapılan çalışmalara değinerek, istanbul Teknik Üniversitesi ve istanbul Üniversitesi tarafından 1990'lı yıllarda yapılan çalışmaları kaynak gösterdiğini ifade eden Özsoy, açıklamada 1980'lerde başlayan, yıllardır devam eden ve ilk döneminde iSKi kapsamında sürdürülen ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalara değinilmediğini belirtti. Özsoy, ODTÜ'nün yer aldığı bu çalışmalarla, iSKi'nin atık su tasarımının bu dönemde en duyarlı ölçümlere dayanılarak değerlendirilmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti: ''Bu çalışmalarımız, istanbul Boğazı'nda modern bilim kapsamında yapılan ilk araştırmalar olarak temel kuramsal-deneysel bilgilerin elde edilmesini, çok özel bir rejime sahip olan Boğazlar dinamiğinin yeterince anlaşılmasını sağlamıştır. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz, Karadeniz ve Türk Boğazlar Sistemi'nin oşinografisi ile ilgili bilimsel araştırmalarını yaklaşık 35 yıldır sürdürmektedir ve bugüne kadar pek çok bilimsel soruya ve çevresel risklere yanıt aramış, ülkemizin doğal çevresinde önemli yeri olan denizlerimizde ulaştığı sonuçlarla topluma ve bilime önemli katkılarda bulunmuştur.'' KARADENiZ'iN DiP AKINTILARI 6. YÜZYILDAN BERi BiLiNiYOR'' Karadeniz'e doğru yoğun suları taşıyan istanbul Boğazı dip akıntılarının, ilk çağlardan beri burada avlanan balıkçıların gözlemlerinden yararlanan Procopius tarafından MS 6. yüzyılda kayda geçirildiğini bildiren Özsoy, akıntıların 1681'de Marsili tarafından yeni gelişen ve temeli Galile'ye dayanan bilimsel yöntemler ve ölçümlerle ortaya çıkarıldığını belirtti. ODTÜ-DBE'nin en üst düzeyde yürütmüş ve halen yürüttüğü bir dizi çalışmayla konuya ilişkin bütün ayrıntıların ve değişkenliğin saptandığını dile getiren Özsoy, şunları kaydetti: ''ODTÜ-DBE dışında, ülkemizde deniz bilimlerinin gelişimine, ulusal pek çok kurum (iTÜ, iÜ, DEÜ, SHOD Başkanlığı) önemli katkılar sağlamıştır. Karadeniz kıta sahanlığı üzerindeki nehir kanyon ve delta yapılarına benzeyen taban yapısı üzerinde yayılımının ayrıntıları da 1980'lere kadar yetersiz kalmış, ancak sonrasında ODTÜ-DBE araştırma personeli ve R/V BiLiM araştırma gemisinin seferleri sonucunda yerinde yapılan ayrıntılı ölçümler ve modelleme çalışmaları ile ince ayrıntıları ile ortaya konmuştur. Tüm ayrıntılara yayınlarımızdan ulaşılabilir.''
--spoiler--
ama bunu yayan türk medyası hiç düşünmemiştir. bu ülkede yirmiyi aşkın su ürünleri fakülteleri ve araştırma enstitüleri vardır. biz bi soralım. nedir ne değildir. yıllardır boğaz bizim bizimkilerden giren olmamışmıdır. hani bunun deprem araştırma olaylarında deniz dipleride taranır. bi bilen türk bilim adamına soralım dememişler.
facebook benzeri kim ne paylaşmış ise onlar da aynen paylaş düğmesine basmışlardır.
burdan mehmet ali birand'a selamlar.
--spoiler--
"Boğaz'da nehir var" iddiasına yanıt
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, istanbu...l Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti.
Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''ingiliz bilimcilerin istanbul Boğazı altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı.
Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi.
Bahsedilen konunun yeni olmadığını, konunun ulusal kurumlarca ve öncelikle ODTÜ-DBE tarafından on yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda bütün ayrıntısıyla ortaya konulduğunu vurgulayan Özsoy, isteyen herkesin bu bilgilere ulusal kurumlar aracılığıyla ve uluslararası literatürde ulaşabileceğini bildirdi.
ingiliz bilimcilerin yayımlanmadan önce medyaya iletmeyi tercih ettikleri çalışmalarının bilinenlere herhangi bir yeni katkısının olup olmadığının var olan koşullarda bilinemediğini belirten Özsoy, ''Bilimsel veri olmadan bu konunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm dünyaya hızla yayılması amaçlanan bu haber asparagastan ibarettir. Elbette ki istanbul Boğazı, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz'de araştırma faaliyetleri sürdüren veya konu ile ilgilenen pek çok ulusal kurum ve kuruluş bu asparagas haberi düzeltmeye veya gerçeği yansıtmaya çalışmaktadırlar'' diye konuştu.
Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin açıklamasında iSKi kapsamında yapılan çalışmalara değinerek, istanbul Teknik Üniversitesi ve istanbul Üniversitesi tarafından 1990'lı yıllarda yapılan çalışmaları kaynak gösterdiğini ifade eden Özsoy, açıklamada 1980'lerde başlayan, yıllardır devam eden ve ilk döneminde iSKi kapsamında sürdürülen ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalara değinilmediğini belirtti.
Özsoy, ODTÜ'nün yer aldığı bu çalışmalarla, iSKi'nin atık su tasarımının bu dönemde en duyarlı ölçümlere dayanılarak değerlendirilmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti:
''Bu çalışmalarımız, istanbul Boğazı'nda modern bilim kapsamında yapılan ilk araştırmalar olarak temel kuramsal-deneysel bilgilerin elde edilmesini, çok özel bir rejime sahip olan Boğazlar dinamiğinin yeterince anlaşılmasını sağlamıştır.
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz, Karadeniz ve Türk Boğazlar Sistemi'nin oşinografisi ile ilgili bilimsel araştırmalarını yaklaşık 35 yıldır sürdürmektedir ve bugüne kadar pek çok bilimsel soruya ve çevresel risklere yanıt aramış, ülkemizin doğal çevresinde önemli yeri olan denizlerimizde ulaştığı sonuçlarla topluma ve bilime önemli katkılarda bulunmuştur.''
KARADENiZ'iN DiP AKINTILARI 6. YÜZYILDAN BERi BiLiNiYOR''
Karadeniz'e doğru yoğun suları taşıyan istanbul Boğazı dip akıntılarının, ilk çağlardan beri burada avlanan balıkçıların gözlemlerinden yararlanan Procopius tarafından MS 6. yüzyılda kayda geçirildiğini bildiren Özsoy, akıntıların 1681'de Marsili tarafından yeni gelişen ve temeli Galile'ye dayanan bilimsel yöntemler ve ölçümlerle ortaya çıkarıldığını belirtti.
ODTÜ-DBE'nin en üst düzeyde yürütmüş ve halen yürüttüğü bir dizi çalışmayla konuya ilişkin bütün ayrıntıların ve değişkenliğin saptandığını dile getiren Özsoy, şunları kaydetti:
''ODTÜ-DBE dışında, ülkemizde deniz bilimlerinin gelişimine, ulusal pek çok kurum (iTÜ, iÜ, DEÜ, SHOD Başkanlığı) önemli katkılar sağlamıştır. Karadeniz kıta sahanlığı üzerindeki nehir kanyon ve delta yapılarına benzeyen taban yapısı üzerinde yayılımının ayrıntıları da 1980'lere kadar yetersiz kalmış, ancak sonrasında ODTÜ-DBE araştırma personeli ve R/V BiLiM araştırma gemisinin seferleri sonucunda yerinde yapılan ayrıntılı ölçümler ve modelleme çalışmaları ile ince ayrıntıları ile ortaya konmuştur. Tüm ayrıntılara yayınlarımızdan ulaşılabilir.''Devamını Gör
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, istanbul Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti. Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''ingiliz bilimcilerin istanbul Boğazı... altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı. Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi. Bahsedilen konunun yeni olmadığını, konunun ulusal kurumlarca ve öncelikle ODTÜ-DBE tarafından on yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda bütün ayrıntısıyla ortaya konulduğunu vurgulayan Özsoy, isteyen herkesin bu bilgilere ulusal kurumlar aracılığıyla ve uluslararası literatürde ulaşabileceğini bildirdi. ingiliz bilimcilerin yayımlanmadan önce medyaya iletmeyi tercih ettikleri çalışmalarının bilinenlere herhangi bir yeni katkısının olup olmadığının var olan koşullarda bilinemediğini belirten Özsoy, ''Bilimsel veri olmadan bu konunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm dünyaya hızla yayılması amaçlanan bu haber asparagastan ibarettir. Elbette ki istanbul Boğazı, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz'de araştırma faaliyetleri sürdüren veya konu ile ilgilenen pek çok ulusal kurum ve kuruluş bu asparagas haberi düzeltmeye veya gerçeği yansıtmaya çalışmaktadırlar'' diye konuştu. Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin açıklamasında iSKi kapsamında yapılan çalışmalara değinerek, istanbul Teknik Üniversitesi ve istanbul Üniversitesi tarafından 1990'lı yıllarda yapılan çalışmaları kaynak gösterdiğini ifade eden Özsoy, açıklamada 1980'lerde başlayan, yıllardır devam eden ve ilk döneminde iSKi kapsamında sürdürülen ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalara değinilmediğini belirtti. Özsoy, ODTÜ'nün yer aldığı bu çalışmalarla, iSKi'nin atık su tasarımının bu dönemde en duyarlı ölçümlere dayanılarak değerlendirilmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti: ''Bu çalışmalarımız, istanbul Boğazı'nda modern bilim kapsamında yapılan ilk araştırmalar olarak temel kuramsal-deneysel bilgilerin elde edilmesini, çok özel bir rejime sahip olan Boğazlar dinamiğinin yeterince anlaşılmasını sağlamıştır. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz, Karadeniz ve Türk Boğazlar Sistemi'nin oşinografisi ile ilgili bilimsel araştırmalarını yaklaşık 35 yıldır sürdürmektedir ve bugüne kadar pek çok bilimsel soruya ve çevresel risklere yanıt aramış, ülkemizin doğal çevresinde önemli yeri olan denizlerimizde ulaştığı sonuçlarla topluma ve bilime önemli katkılarda bulunmuştur.'' KARADENiZ'iN DiP AKINTILARI 6. YÜZYILDAN BERi BiLiNiYOR'' Karadeniz'e doğru yoğun suları taşıyan istanbul Boğazı dip akıntılarının, ilk çağlardan beri burada avlanan balıkçıların gözlemlerinden yararlanan Procopius tarafından MS 6. yüzyılda kayda geçirildiğini bildiren Özsoy, akıntıların 1681'de Marsili tarafından yeni gelişen ve temeli Galile'ye dayanan bilimsel yöntemler ve ölçümlerle ortaya çıkarıldığını belirtti. ODTÜ-DBE'nin en üst düzeyde yürütmüş ve halen yürüttüğü bir dizi çalışmayla konuya ilişkin bütün ayrıntıların ve değişkenliğin saptandığını dile getiren Özsoy, şunları kaydetti: ''ODTÜ-DBE dışında, ülkemizde deniz bilimlerinin gelişimine, ulusal pek çok kurum (iTÜ, iÜ, DEÜ, SHOD Başkanlığı) önemli katkılar sağlamıştır. Karadeniz kıta sahanlığı üzerindeki nehir kanyon ve delta yapılarına benzeyen taban yapısı üzerinde yayılımının ayrıntıları da 1980'lere kadar yetersiz kalmış, ancak sonrasında ODTÜ-DBE araştırma personeli ve R/V BiLiM araştırma gemisinin seferleri sonucunda yerinde yapılan ayrıntılı ölçümler ve modelleme çalışmaları ile ince ayrıntıları ile ortaya konmuştur. Tüm ayrıntılara yayınlarımızdan ulaşılabilir.''
--spoiler--
sahil bölgesinde sadece bir bölgeye toplanmış bankamatiklerin dışında arızalı ya da parasız olması durumunda taa bilmem neresinde olan söylenene göre şehir merkezinde olan bannkaları vardır. bu kadar isim yapmış bir tatil bölgesinden bu sonuçların çıkması şık olmadı.
mutlaka bardakla.
okan bayurgenin en beğendiğim özelliği ile çekinmeden en beğendiği başlıktır.
sevgiliden ayrıldıktan sonra ne yapılabirki buna bişr örnek olsun diye gişe rekortmeni moral bozukluğu ve 31 filmi verilebilir.
sanırım moral bozuklugu sonrası en buyuk ornekte sevgili olabilir. 31 faydalıdır. bakın 31 diyorum. türkçede masturbasyon diye bir kelime yoktur.. en iyi ifade eden kelimede her ne kadarda bir sayıdan ibaret olsada 31 dir.
burdan bir sonuç çıkaramadım. havada sıcak zaten gurbet ellerde bol pırt yapılan bir klimalı bir internet kafedeyim. klimada pırtları etrafa eşit bir şekilde yaymakta.
sözün özü eyy okan bayürgen eğer o kadar cesursan o kelimeyi kullanmada direk 31 de.
de ki anlayalım. sevgiliden ayrıldıktan sonra fransız işi bir olay mı yapıyoruz. yoksa turk işi bir stres atma yöntemi mi belli olsun.
(bkz: otuzbir otuzbir)
sevgiliden ayrıldıktan sonra ne yapılabirki buna bişr örnek olsun diye gişe rekortmeni moral bozukluğu ve 31 filmi verilebilir.
sanırım moral bozuklugu sonrası en buyuk ornekte sevgili olabilir. 31 faydalıdır. bakın 31 diyorum. türkçede masturbasyon diye bir kelime yoktur.. en iyi ifade eden kelimede her ne kadarda bir sayıdan ibaret olsada 31 dir.
burdan bir sonuç çıkaramadım. havada sıcak zaten gurbet ellerde bol pırt yapılan bir klimalı bir internet kafedeyim. klimada pırtları etrafa eşit bir şekilde yaymakta.
sözün özü eyy okan bayürgen eğer o kadar cesursan o kelimeyi kullanmada direk 31 de.
de ki anlayalım. sevgiliden ayrıldıktan sonra fransız işi bir olay mı yapıyoruz. yoksa turk işi bir stres atma yöntemi mi belli olsun.
(bkz: otuzbir otuzbir)
geçenlerde halay çekmiştim. bence odur.
öğrencilik hayatım boyunca kullandığım ev sahibinden kalan yatağı eski ev arkadasıma para karşılığı sattım. ona da ben vakti zamanında buna çok vermiştim dedim. veresiye oldu ama napalım.
(bkz: mal benim malım)
(bkz: mal benim malım)