bugün
- gece 23'ten sonra sözlüğe giren erkek10
- eski uludağ sözlük ortamı6
- meme mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı15
- kadıköydeki tuhaf tipler5
- burç saçmalığı6
- erkek erkeğe açık oylaşmak6
- lip balm kullanan erkek5
- erkek aldatabilir ama kadın aldatamaz14
- falıma bakmak isteyen var mı4
- ben abaza değilim testosteronum yüksek diyen erkek6
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle27
- online yazarlar8
- kültür mantarı ve değişen mantar algısı3
- kadınlar neden aldatır17
- klimasız arabayla uzun yol gitmek2
- dont fuck with me tony4
- cut the crap4
- dating app kültürü ve değişen cinsellik algısı5
- nofap6
- 23 haziran 2026 portekiz özbekistan maçı12
- sözlükteki üstü kapalı erkek nefreti11
- para mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı16
- vivaldi'ye gıygıy diyen kezo2
- 0 0 74
- sedat pekmez18
- tarot falına inanan salak8
- erkekle seviştikten sonra öldürmek3
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde6
- anın görüntüsü16
- tekerlek kaşar4
- 23 haziran 2026 ingiltere gana maçı2
- devşirmelik makamı13
- araba sürerken dinlenmemesi gereken şarkılar2
- abd'yi yenmemiz dünya sıralamasına etkisi olur mu3
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba9
- diamond bosphoruss denen yazar8
- gecenin kafa şişirmeyen şarkısı2
- 2026 dünya kupası15
- aldım kabul ettim4
- futbol8
- arkadaşlar çok güzelsiniz3
- cristiano ronaldo'nun 6 dünya kupası nda gol atmas2
- lionel messi11
- yeni temaya bir türlü alışamamak2
- biz arap değiliz biz türk üz8
- günün şiiri5
- yapay zeka ile flörtleşme denemeleri3
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor4
- özbekistan2
- portekiz2
entry'ler (155)
Köprüden atlamak.
Her bölüm gitgide biraz daha flashtv gerçek kesite benzeyen dizidir. Ee behlülde aslında sarıbıyık.
(bkz: mezitli mezarlığının nerde olduğunu biliyorum)
(bkz: mezitli mezarlığının nerde olduğunu biliyorum)
Terör bir sanat olsaydı ya da yaptıkları herhangibir şey olabilecek hadisedir. Bırakın bizi bizimle biz kendi kendimize mutlu oluruz. Yeterki huzurlu olalım. Ülkemde rahat rahat kürt görmeden gezeyim.
son bölümde hakkın rahmetine kavuşan eski balıkçı yeni dokumacı kralı.
(bkz: olmaz olamaz kesinlikle olamaz)
(bkz: olmaz olamaz kesinlikle olamaz)
galatasarayın fenerbahceye yaptığı en büyük kıyaktır.
nükleer atıklarını türkiye ye getirilip, türkiyede saklanması gibi bir kıyaktır.
(bkz: getir biz saklarız)
nükleer atıklarını türkiye ye getirilip, türkiyede saklanması gibi bir kıyaktır.
(bkz: getir biz saklarız)
patron çocuğu.
ingilizlerin atmış oldukları iddaadır. bu haberi alan medya kuruluşlarının anında panamasından yeni zellandasına kadar kopyala yapıştır yapmasıyla bütün dünya da şok haber olarak yayılmıştır.
ama bunu yayan türk medyası hiç düşünmemiştir. bu ülkede yirmiyi aşkın su ürünleri fakülteleri ve araştırma enstitüleri vardır. biz bi soralım. nedir ne değildir. yıllardır boğaz bizim bizimkilerden giren olmamışmıdır. hani bunun deprem araştırma olaylarında deniz dipleride taranır. bi bilen türk bilim adamına soralım dememişler.
facebook benzeri kim ne paylaşmış ise onlar da aynen paylaş düğmesine basmışlardır.
burdan mehmet ali birand'a selamlar.
--spoiler--
"Boğaz'da nehir var" iddiasına yanıt
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, istanbu...l Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti.
Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''ingiliz bilimcilerin istanbul Boğazı altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı.
Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi.
Bahsedilen konunun yeni olmadığını, konunun ulusal kurumlarca ve öncelikle ODTÜ-DBE tarafından on yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda bütün ayrıntısıyla ortaya konulduğunu vurgulayan Özsoy, isteyen herkesin bu bilgilere ulusal kurumlar aracılığıyla ve uluslararası literatürde ulaşabileceğini bildirdi.
ingiliz bilimcilerin yayımlanmadan önce medyaya iletmeyi tercih ettikleri çalışmalarının bilinenlere herhangi bir yeni katkısının olup olmadığının var olan koşullarda bilinemediğini belirten Özsoy, ''Bilimsel veri olmadan bu konunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm dünyaya hızla yayılması amaçlanan bu haber asparagastan ibarettir. Elbette ki istanbul Boğazı, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz'de araştırma faaliyetleri sürdüren veya konu ile ilgilenen pek çok ulusal kurum ve kuruluş bu asparagas haberi düzeltmeye veya gerçeği yansıtmaya çalışmaktadırlar'' diye konuştu.
Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin açıklamasında iSKi kapsamında yapılan çalışmalara değinerek, istanbul Teknik Üniversitesi ve istanbul Üniversitesi tarafından 1990'lı yıllarda yapılan çalışmaları kaynak gösterdiğini ifade eden Özsoy, açıklamada 1980'lerde başlayan, yıllardır devam eden ve ilk döneminde iSKi kapsamında sürdürülen ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalara değinilmediğini belirtti.
Özsoy, ODTÜ'nün yer aldığı bu çalışmalarla, iSKi'nin atık su tasarımının bu dönemde en duyarlı ölçümlere dayanılarak değerlendirilmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti:
''Bu çalışmalarımız, istanbul Boğazı'nda modern bilim kapsamında yapılan ilk araştırmalar olarak temel kuramsal-deneysel bilgilerin elde edilmesini, çok özel bir rejime sahip olan Boğazlar dinamiğinin yeterince anlaşılmasını sağlamıştır.
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz, Karadeniz ve Türk Boğazlar Sistemi'nin oşinografisi ile ilgili bilimsel araştırmalarını yaklaşık 35 yıldır sürdürmektedir ve bugüne kadar pek çok bilimsel soruya ve çevresel risklere yanıt aramış, ülkemizin doğal çevresinde önemli yeri olan denizlerimizde ulaştığı sonuçlarla topluma ve bilime önemli katkılarda bulunmuştur.''
KARADENiZ'iN DiP AKINTILARI 6. YÜZYILDAN BERi BiLiNiYOR''
Karadeniz'e doğru yoğun suları taşıyan istanbul Boğazı dip akıntılarının, ilk çağlardan beri burada avlanan balıkçıların gözlemlerinden yararlanan Procopius tarafından MS 6. yüzyılda kayda geçirildiğini bildiren Özsoy, akıntıların 1681'de Marsili tarafından yeni gelişen ve temeli Galile'ye dayanan bilimsel yöntemler ve ölçümlerle ortaya çıkarıldığını belirtti.
ODTÜ-DBE'nin en üst düzeyde yürütmüş ve halen yürüttüğü bir dizi çalışmayla konuya ilişkin bütün ayrıntıların ve değişkenliğin saptandığını dile getiren Özsoy, şunları kaydetti:
''ODTÜ-DBE dışında, ülkemizde deniz bilimlerinin gelişimine, ulusal pek çok kurum (iTÜ, iÜ, DEÜ, SHOD Başkanlığı) önemli katkılar sağlamıştır. Karadeniz kıta sahanlığı üzerindeki nehir kanyon ve delta yapılarına benzeyen taban yapısı üzerinde yayılımının ayrıntıları da 1980'lere kadar yetersiz kalmış, ancak sonrasında ODTÜ-DBE araştırma personeli ve R/V BiLiM araştırma gemisinin seferleri sonucunda yerinde yapılan ayrıntılı ölçümler ve modelleme çalışmaları ile ince ayrıntıları ile ortaya konmuştur. Tüm ayrıntılara yayınlarımızdan ulaşılabilir.''Devamını Gör
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, istanbul Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti. Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''ingiliz bilimcilerin istanbul Boğazı... altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı. Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi. Bahsedilen konunun yeni olmadığını, konunun ulusal kurumlarca ve öncelikle ODTÜ-DBE tarafından on yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda bütün ayrıntısıyla ortaya konulduğunu vurgulayan Özsoy, isteyen herkesin bu bilgilere ulusal kurumlar aracılığıyla ve uluslararası literatürde ulaşabileceğini bildirdi. ingiliz bilimcilerin yayımlanmadan önce medyaya iletmeyi tercih ettikleri çalışmalarının bilinenlere herhangi bir yeni katkısının olup olmadığının var olan koşullarda bilinemediğini belirten Özsoy, ''Bilimsel veri olmadan bu konunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm dünyaya hızla yayılması amaçlanan bu haber asparagastan ibarettir. Elbette ki istanbul Boğazı, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz'de araştırma faaliyetleri sürdüren veya konu ile ilgilenen pek çok ulusal kurum ve kuruluş bu asparagas haberi düzeltmeye veya gerçeği yansıtmaya çalışmaktadırlar'' diye konuştu. Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin açıklamasında iSKi kapsamında yapılan çalışmalara değinerek, istanbul Teknik Üniversitesi ve istanbul Üniversitesi tarafından 1990'lı yıllarda yapılan çalışmaları kaynak gösterdiğini ifade eden Özsoy, açıklamada 1980'lerde başlayan, yıllardır devam eden ve ilk döneminde iSKi kapsamında sürdürülen ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalara değinilmediğini belirtti. Özsoy, ODTÜ'nün yer aldığı bu çalışmalarla, iSKi'nin atık su tasarımının bu dönemde en duyarlı ölçümlere dayanılarak değerlendirilmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti: ''Bu çalışmalarımız, istanbul Boğazı'nda modern bilim kapsamında yapılan ilk araştırmalar olarak temel kuramsal-deneysel bilgilerin elde edilmesini, çok özel bir rejime sahip olan Boğazlar dinamiğinin yeterince anlaşılmasını sağlamıştır. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz, Karadeniz ve Türk Boğazlar Sistemi'nin oşinografisi ile ilgili bilimsel araştırmalarını yaklaşık 35 yıldır sürdürmektedir ve bugüne kadar pek çok bilimsel soruya ve çevresel risklere yanıt aramış, ülkemizin doğal çevresinde önemli yeri olan denizlerimizde ulaştığı sonuçlarla topluma ve bilime önemli katkılarda bulunmuştur.'' KARADENiZ'iN DiP AKINTILARI 6. YÜZYILDAN BERi BiLiNiYOR'' Karadeniz'e doğru yoğun suları taşıyan istanbul Boğazı dip akıntılarının, ilk çağlardan beri burada avlanan balıkçıların gözlemlerinden yararlanan Procopius tarafından MS 6. yüzyılda kayda geçirildiğini bildiren Özsoy, akıntıların 1681'de Marsili tarafından yeni gelişen ve temeli Galile'ye dayanan bilimsel yöntemler ve ölçümlerle ortaya çıkarıldığını belirtti. ODTÜ-DBE'nin en üst düzeyde yürütmüş ve halen yürüttüğü bir dizi çalışmayla konuya ilişkin bütün ayrıntıların ve değişkenliğin saptandığını dile getiren Özsoy, şunları kaydetti: ''ODTÜ-DBE dışında, ülkemizde deniz bilimlerinin gelişimine, ulusal pek çok kurum (iTÜ, iÜ, DEÜ, SHOD Başkanlığı) önemli katkılar sağlamıştır. Karadeniz kıta sahanlığı üzerindeki nehir kanyon ve delta yapılarına benzeyen taban yapısı üzerinde yayılımının ayrıntıları da 1980'lere kadar yetersiz kalmış, ancak sonrasında ODTÜ-DBE araştırma personeli ve R/V BiLiM araştırma gemisinin seferleri sonucunda yerinde yapılan ayrıntılı ölçümler ve modelleme çalışmaları ile ince ayrıntıları ile ortaya konmuştur. Tüm ayrıntılara yayınlarımızdan ulaşılabilir.''
--spoiler--
ama bunu yayan türk medyası hiç düşünmemiştir. bu ülkede yirmiyi aşkın su ürünleri fakülteleri ve araştırma enstitüleri vardır. biz bi soralım. nedir ne değildir. yıllardır boğaz bizim bizimkilerden giren olmamışmıdır. hani bunun deprem araştırma olaylarında deniz dipleride taranır. bi bilen türk bilim adamına soralım dememişler.
facebook benzeri kim ne paylaşmış ise onlar da aynen paylaş düğmesine basmışlardır.
burdan mehmet ali birand'a selamlar.
--spoiler--
"Boğaz'da nehir var" iddiasına yanıt
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, istanbu...l Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti.
Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''ingiliz bilimcilerin istanbul Boğazı altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı.
Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi.
Bahsedilen konunun yeni olmadığını, konunun ulusal kurumlarca ve öncelikle ODTÜ-DBE tarafından on yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda bütün ayrıntısıyla ortaya konulduğunu vurgulayan Özsoy, isteyen herkesin bu bilgilere ulusal kurumlar aracılığıyla ve uluslararası literatürde ulaşabileceğini bildirdi.
ingiliz bilimcilerin yayımlanmadan önce medyaya iletmeyi tercih ettikleri çalışmalarının bilinenlere herhangi bir yeni katkısının olup olmadığının var olan koşullarda bilinemediğini belirten Özsoy, ''Bilimsel veri olmadan bu konunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm dünyaya hızla yayılması amaçlanan bu haber asparagastan ibarettir. Elbette ki istanbul Boğazı, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz'de araştırma faaliyetleri sürdüren veya konu ile ilgilenen pek çok ulusal kurum ve kuruluş bu asparagas haberi düzeltmeye veya gerçeği yansıtmaya çalışmaktadırlar'' diye konuştu.
Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin açıklamasında iSKi kapsamında yapılan çalışmalara değinerek, istanbul Teknik Üniversitesi ve istanbul Üniversitesi tarafından 1990'lı yıllarda yapılan çalışmaları kaynak gösterdiğini ifade eden Özsoy, açıklamada 1980'lerde başlayan, yıllardır devam eden ve ilk döneminde iSKi kapsamında sürdürülen ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalara değinilmediğini belirtti.
Özsoy, ODTÜ'nün yer aldığı bu çalışmalarla, iSKi'nin atık su tasarımının bu dönemde en duyarlı ölçümlere dayanılarak değerlendirilmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti:
''Bu çalışmalarımız, istanbul Boğazı'nda modern bilim kapsamında yapılan ilk araştırmalar olarak temel kuramsal-deneysel bilgilerin elde edilmesini, çok özel bir rejime sahip olan Boğazlar dinamiğinin yeterince anlaşılmasını sağlamıştır.
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz, Karadeniz ve Türk Boğazlar Sistemi'nin oşinografisi ile ilgili bilimsel araştırmalarını yaklaşık 35 yıldır sürdürmektedir ve bugüne kadar pek çok bilimsel soruya ve çevresel risklere yanıt aramış, ülkemizin doğal çevresinde önemli yeri olan denizlerimizde ulaştığı sonuçlarla topluma ve bilime önemli katkılarda bulunmuştur.''
KARADENiZ'iN DiP AKINTILARI 6. YÜZYILDAN BERi BiLiNiYOR''
Karadeniz'e doğru yoğun suları taşıyan istanbul Boğazı dip akıntılarının, ilk çağlardan beri burada avlanan balıkçıların gözlemlerinden yararlanan Procopius tarafından MS 6. yüzyılda kayda geçirildiğini bildiren Özsoy, akıntıların 1681'de Marsili tarafından yeni gelişen ve temeli Galile'ye dayanan bilimsel yöntemler ve ölçümlerle ortaya çıkarıldığını belirtti.
ODTÜ-DBE'nin en üst düzeyde yürütmüş ve halen yürüttüğü bir dizi çalışmayla konuya ilişkin bütün ayrıntıların ve değişkenliğin saptandığını dile getiren Özsoy, şunları kaydetti:
''ODTÜ-DBE dışında, ülkemizde deniz bilimlerinin gelişimine, ulusal pek çok kurum (iTÜ, iÜ, DEÜ, SHOD Başkanlığı) önemli katkılar sağlamıştır. Karadeniz kıta sahanlığı üzerindeki nehir kanyon ve delta yapılarına benzeyen taban yapısı üzerinde yayılımının ayrıntıları da 1980'lere kadar yetersiz kalmış, ancak sonrasında ODTÜ-DBE araştırma personeli ve R/V BiLiM araştırma gemisinin seferleri sonucunda yerinde yapılan ayrıntılı ölçümler ve modelleme çalışmaları ile ince ayrıntıları ile ortaya konmuştur. Tüm ayrıntılara yayınlarımızdan ulaşılabilir.''Devamını Gör
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, istanbul Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti. Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''ingiliz bilimcilerin istanbul Boğazı... altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı. Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi. Bahsedilen konunun yeni olmadığını, konunun ulusal kurumlarca ve öncelikle ODTÜ-DBE tarafından on yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda bütün ayrıntısıyla ortaya konulduğunu vurgulayan Özsoy, isteyen herkesin bu bilgilere ulusal kurumlar aracılığıyla ve uluslararası literatürde ulaşabileceğini bildirdi. ingiliz bilimcilerin yayımlanmadan önce medyaya iletmeyi tercih ettikleri çalışmalarının bilinenlere herhangi bir yeni katkısının olup olmadığının var olan koşullarda bilinemediğini belirten Özsoy, ''Bilimsel veri olmadan bu konunun değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tüm dünyaya hızla yayılması amaçlanan bu haber asparagastan ibarettir. Elbette ki istanbul Boğazı, Türk Boğazlar Sistemi ve Karadeniz'de araştırma faaliyetleri sürdüren veya konu ile ilgilenen pek çok ulusal kurum ve kuruluş bu asparagas haberi düzeltmeye veya gerçeği yansıtmaya çalışmaktadırlar'' diye konuştu. Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin açıklamasında iSKi kapsamında yapılan çalışmalara değinerek, istanbul Teknik Üniversitesi ve istanbul Üniversitesi tarafından 1990'lı yıllarda yapılan çalışmaları kaynak gösterdiğini ifade eden Özsoy, açıklamada 1980'lerde başlayan, yıllardır devam eden ve ilk döneminde iSKi kapsamında sürdürülen ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalara değinilmediğini belirtti. Özsoy, ODTÜ'nün yer aldığı bu çalışmalarla, iSKi'nin atık su tasarımının bu dönemde en duyarlı ölçümlere dayanılarak değerlendirilmesini sağladığını belirterek, şöyle devam etti: ''Bu çalışmalarımız, istanbul Boğazı'nda modern bilim kapsamında yapılan ilk araştırmalar olarak temel kuramsal-deneysel bilgilerin elde edilmesini, çok özel bir rejime sahip olan Boğazlar dinamiğinin yeterince anlaşılmasını sağlamıştır. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz, Karadeniz ve Türk Boğazlar Sistemi'nin oşinografisi ile ilgili bilimsel araştırmalarını yaklaşık 35 yıldır sürdürmektedir ve bugüne kadar pek çok bilimsel soruya ve çevresel risklere yanıt aramış, ülkemizin doğal çevresinde önemli yeri olan denizlerimizde ulaştığı sonuçlarla topluma ve bilime önemli katkılarda bulunmuştur.'' KARADENiZ'iN DiP AKINTILARI 6. YÜZYILDAN BERi BiLiNiYOR'' Karadeniz'e doğru yoğun suları taşıyan istanbul Boğazı dip akıntılarının, ilk çağlardan beri burada avlanan balıkçıların gözlemlerinden yararlanan Procopius tarafından MS 6. yüzyılda kayda geçirildiğini bildiren Özsoy, akıntıların 1681'de Marsili tarafından yeni gelişen ve temeli Galile'ye dayanan bilimsel yöntemler ve ölçümlerle ortaya çıkarıldığını belirtti. ODTÜ-DBE'nin en üst düzeyde yürütmüş ve halen yürüttüğü bir dizi çalışmayla konuya ilişkin bütün ayrıntıların ve değişkenliğin saptandığını dile getiren Özsoy, şunları kaydetti: ''ODTÜ-DBE dışında, ülkemizde deniz bilimlerinin gelişimine, ulusal pek çok kurum (iTÜ, iÜ, DEÜ, SHOD Başkanlığı) önemli katkılar sağlamıştır. Karadeniz kıta sahanlığı üzerindeki nehir kanyon ve delta yapılarına benzeyen taban yapısı üzerinde yayılımının ayrıntıları da 1980'lere kadar yetersiz kalmış, ancak sonrasında ODTÜ-DBE araştırma personeli ve R/V BiLiM araştırma gemisinin seferleri sonucunda yerinde yapılan ayrıntılı ölçümler ve modelleme çalışmaları ile ince ayrıntıları ile ortaya konmuştur. Tüm ayrıntılara yayınlarımızdan ulaşılabilir.''
--spoiler--
sahil bölgesinde sadece bir bölgeye toplanmış bankamatiklerin dışında arızalı ya da parasız olması durumunda taa bilmem neresinde olan söylenene göre şehir merkezinde olan bannkaları vardır. bu kadar isim yapmış bir tatil bölgesinden bu sonuçların çıkması şık olmadı.
mutlaka bardakla.
okan bayurgenin en beğendiğim özelliği ile çekinmeden en beğendiği başlıktır.
sevgiliden ayrıldıktan sonra ne yapılabirki buna bişr örnek olsun diye gişe rekortmeni moral bozukluğu ve 31 filmi verilebilir.
sanırım moral bozuklugu sonrası en buyuk ornekte sevgili olabilir. 31 faydalıdır. bakın 31 diyorum. türkçede masturbasyon diye bir kelime yoktur.. en iyi ifade eden kelimede her ne kadarda bir sayıdan ibaret olsada 31 dir.
burdan bir sonuç çıkaramadım. havada sıcak zaten gurbet ellerde bol pırt yapılan bir klimalı bir internet kafedeyim. klimada pırtları etrafa eşit bir şekilde yaymakta.
sözün özü eyy okan bayürgen eğer o kadar cesursan o kelimeyi kullanmada direk 31 de.
de ki anlayalım. sevgiliden ayrıldıktan sonra fransız işi bir olay mı yapıyoruz. yoksa turk işi bir stres atma yöntemi mi belli olsun.
(bkz: otuzbir otuzbir)
sevgiliden ayrıldıktan sonra ne yapılabirki buna bişr örnek olsun diye gişe rekortmeni moral bozukluğu ve 31 filmi verilebilir.
sanırım moral bozuklugu sonrası en buyuk ornekte sevgili olabilir. 31 faydalıdır. bakın 31 diyorum. türkçede masturbasyon diye bir kelime yoktur.. en iyi ifade eden kelimede her ne kadarda bir sayıdan ibaret olsada 31 dir.
burdan bir sonuç çıkaramadım. havada sıcak zaten gurbet ellerde bol pırt yapılan bir klimalı bir internet kafedeyim. klimada pırtları etrafa eşit bir şekilde yaymakta.
sözün özü eyy okan bayürgen eğer o kadar cesursan o kelimeyi kullanmada direk 31 de.
de ki anlayalım. sevgiliden ayrıldıktan sonra fransız işi bir olay mı yapıyoruz. yoksa turk işi bir stres atma yöntemi mi belli olsun.
(bkz: otuzbir otuzbir)
geçenlerde halay çekmiştim. bence odur.
öğrencilik hayatım boyunca kullandığım ev sahibinden kalan yatağı eski ev arkadasıma para karşılığı sattım. ona da ben vakti zamanında buna çok vermiştim dedim. veresiye oldu ama napalım.
(bkz: mal benim malım)
(bkz: mal benim malım)