bugün
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek12
- evrene bir mesaj bırak3
- muhafazeküler4
- hocalı katliamı2
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı15
- kılıçdaroğlu'nun aradığı desteği bulamaması3
- islam düşmanlarına epstein şoku13
- sokak röportajı veren sıradan vatandaş3
- çocuğuna dünyayı dar edip toruna dünyaları vermek2
- sözluk kız ayarlama yeri değildir12
- cemil tugayın chp den istifa etmesi2
- izinli yazarın entry girebilmesi6
- kilo verdiren gıda4
- eski eş2
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi4
- ice tea2
- sevgilinin arkadaşının daha yakışıklı olması2
- ismail kartal10
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı6
- linkedin4
- samara morgan2
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- org vs synthesizer4
- tripofobisi olanlar revani yemezler4
- vedat muriqi3
- yıllık yazısı3
- karakalpakistan2
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler8
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- 2026 dünya kupası13
- beşar esad vs kemal kılıçdaroğlu3
- azizlik neden ispanyollara mahsus4
- koyun yoğurdu3
- şu anda ne yapıyorsun19
- bugün ne yedin10
- kemal derviş5
- sivas divriğiye yerleşmek2
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- bir gün ölecek olmak6
- en iyi yanık kremi5
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj2
- kaslı erkeklerin gizli ruh hastası olması4
- en iyi terapi6
- asansörde kalmak2
- sistem patlamış4
- 18 haziran 2026 moskova drone saldırısı2
- insan sanatsal bir varlıktır8
- yanlış mesleği seçtim denilen an5
- gecenin şarkısı5
entry'ler (38)
Malesef bugün yaşadığım hede. Sevgilim hatun çok eften püften gerekçelerle onu sevmediğimi iddia ederek ayrılmak istedi, ben de bu ayrılığı hiç kabul etmedim ama mesajlarıma geri dönmemesi, görüşme tekliflerimi kabul etmemesiyle ona karşı doğan pasif agresif tutumum onda bir öfke yarattı. Ayrılık konuşmasının üstünden 2 hafta geçmişken hala "senden nefret ediyorum"lar, "keşke tanışmasaydık"lar havada uçuşurken artık onun hiçbir lafı gücüme gitmemeye başladı. Artık yazışmak çare olmayacaktı, istese de istemese de kapısına gideceğimi ve görüşeceğimizi söyledim.
Aldım onu, söylense de onla ilk buluştuğumuz yere götürdüm rahat rahat konuşalım diye. Bana öfkesini boşaltmasını istedim. O nefretli öfkeli lafların ardında seven bir kadın olduğunu hissediyordum. Nihayet ilişkide neden onu sevmediğimi düşündüğü konusunda göz yaşları içinde hayatımın ne kadar stresli olduğunu anlattım. Bu gittiğimiz yerdeki konuşma 2-3 saat sürdü. Sonra evine bırakmaya giderken arabayı mümkün olduğunca yavaş sürerek vakit kazanıyor, biraz daha konuşmak istiyordum, o da içten içe benle konuşmaktan mutluydu biliyordum. Evine yakın bir yere park ettiğimde artık elini tutmuştum, onla günlük hayattan yaşadıklarımızı konuşmaya başladık, eski samimiyetimiz oturmuştu sanki. Elini bırakmamı istemesine kayıtsız kalınca Hadi son seferlik tut bari ellerimi derken ne kadar inanarak söylediğini anlamıyordum, beni son kez yanaktan öpmesini istedim, sonra ben de yanaktan öptüm. Konuşmaya devam ederken dudaktan öpücük kondurdum, neden öptün biz sevgili değiliz dedi. Hala çok sevdiğimi söyledim, bunu ne kadar söylediysem de o benim onu sevmediğimi tekrar ediyordu, sonra kendisi de öptü, sonra pişman oldu. Evine sürmemi istedi, sürdüm ama o da fiziksel olarak ayrılmak istemiyordu, evinin sokağına geldiğimizde başını kolumun arasına koyarak üstüme uzandı, bu son demeye devam ediyordu. Onun sokağında olmaktan rahatsızdım, başka yere sürdüm, sakin bir sokaktaydık artık.
Öpüşmekten duyduğu pişmanlık geçmişti, artık ihtirasla öpüyordu, bazen konuşuyorduk, ikimizin de sevdiği halde neden ayrıldığımızı açıklarken arkadaşlarının ve annesinin tepkisini söylüyordu, kimse senle olmamı istemiyor diyordu. Beni nasıl anlattın, şu şu olayları anlattın mı dediğimde anlatmadığını söyledi. E dedim zaten bizim aramızı açan şey buydu, bunu niye anlatmadın dedim. Söylediği bir söz beni kırmıştı, ona kırgın olmamdan rahatsız olmuştu, küsen kırılan erkekle olmaz diyordu. Dedim ben sana küsmedim, insan olduğum için kırıldım, ama artık sana kırılmaktan da geçtim, sevgi dışında hiçbir şey hissetmiyorum sana dedikçe ikimiz de ağlıyorduk artık. Arabanın içinde ağlaya ağlaya sarılıp öpüşürken bunun son buluşmamız olduğunu söylemeye devam ediyordu. ikimizin de ağlaması onun kararını değiştirmiyordu.
Sonra artık onu eve bırakacağım saate gelmiştik sözlük, tekrar evinin sokağına geldim, bu sefer normal tokalaşarak indi arabadan, vedasını etti. Ona aldığım çiçeği de yanında götürmedi. Ben bu ayrılığı hiç kabul etmemiştim ama ağlaya ağlaya öpüşürken sanırım gerçekten son seferimiz olduğu gerçeğiyle yüzleşmiştim. Kısmette varsa olur diyerek hayatıma mı bakmalıyım yoksa ilişkimiz varmış gibi konuşmaya devam mı etmeliyim bilemiyorum. Tek bildiğim şey onun ayrılık konusundaki inadını kıramadığım.
Aldım onu, söylense de onla ilk buluştuğumuz yere götürdüm rahat rahat konuşalım diye. Bana öfkesini boşaltmasını istedim. O nefretli öfkeli lafların ardında seven bir kadın olduğunu hissediyordum. Nihayet ilişkide neden onu sevmediğimi düşündüğü konusunda göz yaşları içinde hayatımın ne kadar stresli olduğunu anlattım. Bu gittiğimiz yerdeki konuşma 2-3 saat sürdü. Sonra evine bırakmaya giderken arabayı mümkün olduğunca yavaş sürerek vakit kazanıyor, biraz daha konuşmak istiyordum, o da içten içe benle konuşmaktan mutluydu biliyordum. Evine yakın bir yere park ettiğimde artık elini tutmuştum, onla günlük hayattan yaşadıklarımızı konuşmaya başladık, eski samimiyetimiz oturmuştu sanki. Elini bırakmamı istemesine kayıtsız kalınca Hadi son seferlik tut bari ellerimi derken ne kadar inanarak söylediğini anlamıyordum, beni son kez yanaktan öpmesini istedim, sonra ben de yanaktan öptüm. Konuşmaya devam ederken dudaktan öpücük kondurdum, neden öptün biz sevgili değiliz dedi. Hala çok sevdiğimi söyledim, bunu ne kadar söylediysem de o benim onu sevmediğimi tekrar ediyordu, sonra kendisi de öptü, sonra pişman oldu. Evine sürmemi istedi, sürdüm ama o da fiziksel olarak ayrılmak istemiyordu, evinin sokağına geldiğimizde başını kolumun arasına koyarak üstüme uzandı, bu son demeye devam ediyordu. Onun sokağında olmaktan rahatsızdım, başka yere sürdüm, sakin bir sokaktaydık artık.
Öpüşmekten duyduğu pişmanlık geçmişti, artık ihtirasla öpüyordu, bazen konuşuyorduk, ikimizin de sevdiği halde neden ayrıldığımızı açıklarken arkadaşlarının ve annesinin tepkisini söylüyordu, kimse senle olmamı istemiyor diyordu. Beni nasıl anlattın, şu şu olayları anlattın mı dediğimde anlatmadığını söyledi. E dedim zaten bizim aramızı açan şey buydu, bunu niye anlatmadın dedim. Söylediği bir söz beni kırmıştı, ona kırgın olmamdan rahatsız olmuştu, küsen kırılan erkekle olmaz diyordu. Dedim ben sana küsmedim, insan olduğum için kırıldım, ama artık sana kırılmaktan da geçtim, sevgi dışında hiçbir şey hissetmiyorum sana dedikçe ikimiz de ağlıyorduk artık. Arabanın içinde ağlaya ağlaya sarılıp öpüşürken bunun son buluşmamız olduğunu söylemeye devam ediyordu. ikimizin de ağlaması onun kararını değiştirmiyordu.
Sonra artık onu eve bırakacağım saate gelmiştik sözlük, tekrar evinin sokağına geldim, bu sefer normal tokalaşarak indi arabadan, vedasını etti. Ona aldığım çiçeği de yanında götürmedi. Ben bu ayrılığı hiç kabul etmemiştim ama ağlaya ağlaya öpüşürken sanırım gerçekten son seferimiz olduğu gerçeğiyle yüzleşmiştim. Kısmette varsa olur diyerek hayatıma mı bakmalıyım yoksa ilişkimiz varmış gibi konuşmaya devam mı etmeliyim bilemiyorum. Tek bildiğim şey onun ayrılık konusundaki inadını kıramadığım.
istikrarlı yükseliş gösteren bir tablosu var yıllardır. kahinden duymaya gerek var mı bilmiyorum ama 1-2 yıl içinde 45 lira olma eğilimi gösteriyor.
bu videoda çok güzel bir kullanım örneğine rastladığımız deyim:
https://youtu.be/6tBXtNL9oZA&t=680
https://youtu.be/6tBXtNL9oZA&t=680
Benim içinde bulunduğum evrende garip bir bug oluştu. Normalde uzun zamandır görüşmediğim eski kız arkadaşım ve ben farklı zamanlarda Ankara'ya taşındık. Birbirimizden uzak ve iletişimsiz oturuyoruz. Yıllardır kendi halinde bir bekar olarak Ankara'da takılırken birden hayatıma birisi girdi. Kendisi eski kız arkadaşla aynı semtte oturuyor. Ben henüz bu yeni giren kişiyle bir iki kez kahve içip ara sıra mesajlaşırken, iş yerinden bir kız daha benle ilgilenmeye başladı, o da aynı semtte oturuyor. Bu kızla da saatlerce telefonda konuşmalar, birlikte gezi planı yapmalar filan... Hayır Ankara küçük Bi yer de değil, semt dediğimiz şey de ilçenin küçüğü, hani öyle büyük bir alan da söz konusu değil.
Simülasyon bana aday olarak hep aynı semtten kız respawn ediyor. Ya da o semtte bi şey var, havasını soluyan veya suyunu içen ben gibi konuşkan ama asosyal ama işinde gücünde ortalama tipli erkeklerden hoşlanıyor olabilirler.
Benim de kafam karıştı. iki tane kızla konuşuyor olmak çok canımı sıkıyor ama ikisi de dümdüz görüşme olduğu için bu durum beni ne derece meşru kılar bilemiyorum.
Kullandığım tüm sözlüklerde bir şekilde tanıyan edenim oldu, sadece burada kullandığım nick ile içimi dökeyim dedim.
Edit: yetmezmiş gibi üniversitede hocam tez çalışma alanım olarak yine o semtteki bir kuruma gitmemi istedi. Var bir gariplik bakalım.
Simülasyon bana aday olarak hep aynı semtten kız respawn ediyor. Ya da o semtte bi şey var, havasını soluyan veya suyunu içen ben gibi konuşkan ama asosyal ama işinde gücünde ortalama tipli erkeklerden hoşlanıyor olabilirler.
Benim de kafam karıştı. iki tane kızla konuşuyor olmak çok canımı sıkıyor ama ikisi de dümdüz görüşme olduğu için bu durum beni ne derece meşru kılar bilemiyorum.
Kullandığım tüm sözlüklerde bir şekilde tanıyan edenim oldu, sadece burada kullandığım nick ile içimi dökeyim dedim.
Edit: yetmezmiş gibi üniversitede hocam tez çalışma alanım olarak yine o semtteki bir kuruma gitmemi istedi. Var bir gariplik bakalım.
annesinin yanına kadar yolu var lafını taa çıktığı yere, hatta çıkaranın* kendi çıkarttığı yere kadar anlamını barındıran argo anlamlı söz öbeği.
Nihal atsız ile arasındaki dava pek konuşulagelmiştir. Davayı bu kadar öne çıkaran şey Ali'nin içimizdeki şeytan romanında Atsızvari bir karakteri yeren ithamlarda bulunmasıdır. Bu romanın çıkışıyla atsız içimizdeki şeytanlar isimli bir uzunca yazıyla cevap vermiş ve ali'yi peyami safa'ya haraket ettiği, dönek ve vasıfsız olduğu kabilinde ifadelerin ardından açık açık ölümüne bir süngü düellosuna davet etmiştir. Davaya icabet olunmamış ve atsız dava edilmiştir.
Konu öyle gariptir ki atsız, Ali'yi ta ilk şiirlerini yazdığı dönemlerden beri tanımaktadır, hatta farketmişsinidir, ali'nin Tüm şiirlerinin toplandığı kitapta Atsız mecmua'da yayınlanmış şiirler bulunmaktadır. Böyle bir yakınlık söz konusuyken atsız'ın yazısındaki ifadeye göre ali ilk zamanlar atatürkçü-milliyetçi iken almanya'ya okumaya gittiğinde fikirleri sola eğilmiştir.
Yazı epey uzundur, teferruatını bir bir eklemeyeyim, okuyunuz, ali'yi yalnızca solculardan okumak yerine onu yakından takip etmiş davasından dönmeyen bir milliyetçi tarafından da okuyun. inanmak istemeyeceğiniz ayrıntılarla dahi karşılaşabilirsiniz.
Şöyle bir dip not da ekliyeyim; pantürkizm veya turan deyin, ikinci dünya harbi ile canlanmış bir fikir değildir. Fransız ihtilaliyle, 1789, zaten her taraftan vatan millet, bağımsızlık kavramları konuşulmaktadır. Anadolu'da ise milliyetçilik ittihatçılarla güçlenmiş, kurtuluş savaşı ve atatürk cumhuriyeti döneminde türkçülük adıyla alenen işlenmeye başlamıştır. Atsız da işte böyle bir dönemin Türkçüsüdür. Onu hitler'den gaz almış gibi göstermek düpedüz iftiradır ki kendisi de bunu açıkça reddetmiştir.
Şimdi bu konuya neden değindim, onu söyleyeyim, sabahattin ali bab-ı ali ocağı çıkışlıdır. Atsız ile tanışıklığı da buradandır. Kendisi o dönem milletçi geçinmiş, almanya sonrası sosyalizme evrilmiş, milliyetçiliği karalamış, siyasileti gözüne batınca yeniden milliyetçi kaleme dönmüş, daha sonra tekrar sola çark etmiştir. ölünün ardından fazla konuşmak iyi değildir, durum budur ki kaynak yukarıda belirtilendir, yazarın henüz hayattayken hakkında yazılmış beyanatın yorumlanmasıdır.
Konu öyle gariptir ki atsız, Ali'yi ta ilk şiirlerini yazdığı dönemlerden beri tanımaktadır, hatta farketmişsinidir, ali'nin Tüm şiirlerinin toplandığı kitapta Atsız mecmua'da yayınlanmış şiirler bulunmaktadır. Böyle bir yakınlık söz konusuyken atsız'ın yazısındaki ifadeye göre ali ilk zamanlar atatürkçü-milliyetçi iken almanya'ya okumaya gittiğinde fikirleri sola eğilmiştir.
Yazı epey uzundur, teferruatını bir bir eklemeyeyim, okuyunuz, ali'yi yalnızca solculardan okumak yerine onu yakından takip etmiş davasından dönmeyen bir milliyetçi tarafından da okuyun. inanmak istemeyeceğiniz ayrıntılarla dahi karşılaşabilirsiniz.
Şöyle bir dip not da ekliyeyim; pantürkizm veya turan deyin, ikinci dünya harbi ile canlanmış bir fikir değildir. Fransız ihtilaliyle, 1789, zaten her taraftan vatan millet, bağımsızlık kavramları konuşulmaktadır. Anadolu'da ise milliyetçilik ittihatçılarla güçlenmiş, kurtuluş savaşı ve atatürk cumhuriyeti döneminde türkçülük adıyla alenen işlenmeye başlamıştır. Atsız da işte böyle bir dönemin Türkçüsüdür. Onu hitler'den gaz almış gibi göstermek düpedüz iftiradır ki kendisi de bunu açıkça reddetmiştir.
Şimdi bu konuya neden değindim, onu söyleyeyim, sabahattin ali bab-ı ali ocağı çıkışlıdır. Atsız ile tanışıklığı da buradandır. Kendisi o dönem milletçi geçinmiş, almanya sonrası sosyalizme evrilmiş, milliyetçiliği karalamış, siyasileti gözüne batınca yeniden milliyetçi kaleme dönmüş, daha sonra tekrar sola çark etmiştir. ölünün ardından fazla konuşmak iyi değildir, durum budur ki kaynak yukarıda belirtilendir, yazarın henüz hayattayken hakkında yazılmış beyanatın yorumlanmasıdır.
Davayı bu kadar öne çıkaran şey Ali'nin içimizdeki şeytan romanında Atsızvari bir karakteri yeren ithamlarda bulunmasıdır. Bu romanın çıkışıyla atsız içimizdeki şeytanlar isimli bir uzunca yazıyla cevap vermiş ve ali'yi peyami safa'ya haraket ettiği, dönek ve vasıfsız olduğu kabilinde ifadelerin ardından açık açık ölümüne bir süngü düellosuna davet etmiştir. Davaya icabet olunmamış ve atsız dava edilmiştir.
Konu öyle gariptir ki atsız, Ali'yi ta ilk şiirlerini yazdığı dönemlerden beri tanımaktadır, hatta farketmişsinidir, ali'nin Tüm şiirlerinin toplandığı kitapta Atsız mecmua'da yayınlanmış şiirler bulunmaktadır. Böyle bir yakınlık söz konusuyken atsız'ın yazısındaki ifadeye göre ali ilk zamanlar atatürkçü-milliyetçi iken almanya'ya okumaya gittiğinde fikirleri sola eğilmiştir.
Yazı epey uzundur, teferruatını bir bir eklemeyeyim, okuyunuz, ali'yi yalnızca solculardan okumak yerine onu yakından takip etmiş davasından dönmeyen bir milliyetçi tarafından da okuyun. inanmak istemeyeceğiniz ayrıntılarla dahi karşılaşabilirsiniz.
Konu öyle gariptir ki atsız, Ali'yi ta ilk şiirlerini yazdığı dönemlerden beri tanımaktadır, hatta farketmişsinidir, ali'nin Tüm şiirlerinin toplandığı kitapta Atsız mecmua'da yayınlanmış şiirler bulunmaktadır. Böyle bir yakınlık söz konusuyken atsız'ın yazısındaki ifadeye göre ali ilk zamanlar atatürkçü-milliyetçi iken almanya'ya okumaya gittiğinde fikirleri sola eğilmiştir.
Yazı epey uzundur, teferruatını bir bir eklemeyeyim, okuyunuz, ali'yi yalnızca solculardan okumak yerine onu yakından takip etmiş davasından dönmeyen bir milliyetçi tarafından da okuyun. inanmak istemeyeceğiniz ayrıntılarla dahi karşılaşabilirsiniz.
"gönlünü gün edeni sevmez sevda, ister hep onu üzeni" cümlesindeki 'üzen' olmaktır.
gece gece tekrar duygulandırmıştır
http://youtu.be/3JspRWZYV8A
http://youtu.be/3JspRWZYV8A
hayko cepkin'i çok seviyor olsa gerek.
harika bir tarancı mısrası.
(bkz: allah ı ararken)
(bkz: allah ı ararken)
dağlı yazarların pek de dick'lemediği potansiyel sözlük oluşumu. ispanya'ya açılacak diyolla, hatunları görünce de dick'ler misiniz, dick başla mı gezersiniz, görecez gayri.
(bkz: deniz seki)
"we were hundred(S), we were face(d), we came to the (de)tail" şeklindeki eski bir iskoç sözü. çeviride yazılar silik olduğu için kayıplar yaşanmış. yani bağımsızlık mücadelesinden bahsediyor. ne yazık ki kuyruklu yalanlarla insanlar bunca yıl aldatılmış.
genç kızlarda pek moda olan yandan çantanın çapraz takılması halinde oluşacak görüntüyü göğüsleyen kızlar. şehvetli mi, evet, erkek olarak kafada direkt avuçlama potansiyelini düşünen abazalar var muhakkak. itici mi, kimde gördüğüne bağlı, ben kuzenimde öyle birşey görmek istemem mesela, kız arkadaşlarımda görmek istemem. haa, kız kemeri sıkıp mesefeyi daraltmışsa zaten dar olan pantolonumuzdaki hacmimiz artar, bu da bir gerçek.
sen bu kadar şişman olmasan, ben bu kadar zayıf olmasam, seni kaçırsam, güneyde bir sahil kasabasına yerleşsek, üçüncü çoğumuzun adını ne koymak isterdin?
(bkz: bohem)
cümle içinde kullanılışını ilber hocadan dinlemek için;
http://youtu.be/IoTny9C50WY?t=7m5s
cümle içinde kullanılışını ilber hocadan dinlemek için;
http://youtu.be/IoTny9C50WY?t=7m5s
"kızı gözüm ısırıyor çok ayıp bir yerden"
ve
"shakespeare hamlet ömrünüz hep oyun"
gibi sözleriyle yaran bir norm ender şarkısı.
ve
"shakespeare hamlet ömrünüz hep oyun"
gibi sözleriyle yaran bir norm ender şarkısı.
sons of anarchy dizisine bir tür parodi niteliğinde pornogrofik ağırlıklı dizi, tam olarak kaç bölümdür bilmem, torrent'te 6 bölüm gördüm, birinciyi indirdim, bir erkek ve bir kadın birbirlerine hunharca muamele ediyorlardı, fazla izlemedim.