bugün
- gocuz aman baba kart on toper ector true bud dy5
- türk pornoları9
- gocu38
- en saçma yiyecek isimleri6
- neden uludağ anlatsana biraz4
- manyak birader4
- kadınları itici yapan detaylar12
- kalp sağlığını merdiven çıkarak test etmek5
- gelişin yaşamak kadar güzel bana3
- sözlüğün en kötü yazarları12
- mossad'ın pkk planını türkiye'ye kim sızdırdığı10
- zaman baba6
- sözlüğün kırbacı3
- kusurlarına rağmen sevmek5
- zaman doğrusal mıdır döngüsel midir3
- büyük günah işleyen kimsenin durumu8
- iki cahil çocuk2
- araba ön camına güneşte ne konulur5
- 50 tl vs true ile bir gün7
- sevişmek istediğiniz ünlüler5
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- vincenzo italiano8
- en sevilen tatlı4
- anlayışlı bir insanı sürekli sınamak8
- aylık 335 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- rahmi koç hakkında soruşturma başlatılması3
- kardeş2
- vadesini doldurmuş kibir7
- sednaya hapishanesi3
- yasemin sakallıoğlu7
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak19
- küçük memedeki hayat doluluk6
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle40
- sıcakta deri montla gezmek7
- arapperest kişilik bozukluğu semptomları7
- kolye7
- 6 haziran 20265
- uslu durursanız vajinamı görebilirsiniz3
- kul hakkı yemek4
- kırmızı5
- tip hariç kadınları aşık ettirebilecek şeyler8
- evrensel bezginlik anında geneleve gitmek4
- boş kategoriler kullanan toplum4
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- görünme arzusu ve bilinme korkusu arasındaki araf4
- rümeysa eker11
- güne bir söz bırak4
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- 5 haziran 2026 ekrem imamoğlu'na kurulan kumpas5
- senin yaralarını ben saracağım diyen kadın5
entry'ler (40)
Disney, robin hood hikâyesini çocuklara fabl misali bir çizgi filmle aşılamıştır. Robin Hood ve sevdiceği leydi marian tilki, küçük John ismiyle tezat bir ayı, açgözlü prens john ise aslan olarak çizilmiştir. Çizgi filmde cesur robin hood, pısırık prens john'dan çaldığı paraları fakir halka vermektedir. Fakat prens john koyduğu yüksek vergilerle kendisinden çalınan bu paraları halktan geri toplamaktadır. Çocuklara bolca mesaj veren çizgi filmlerdendir. Çocukluğum bu çizgi filmi izleyerek geçtiğinden, ilk âşık olduğum karakter tilki robin hood olmuştur. Her sahnesi ve repliğini ezberlememe rağmen sıkılmadan tekrar tekrar izleyebildiğim nadir çizgi filmlerden biridir. Fakat robin ismini bir türlü söyleyemediğimden kendisine yaban hud ismini uygun görmüştüm zamanında.
-anne! Hani bir kelime vardı, eskiden kullanılırmış... mültimedya mıydı neydi onun gibi bir şey...
+...
-ya hocamız multimedyan çalış diyor. Devamlı, sürekli anlamında.
+ o, mütemadiyen olmasın kızım
-hah işte o mü-te-ma-di-yen bir türlü öğrenemedim şunu gitti.
+...
-ya hocamız multimedyan çalış diyor. Devamlı, sürekli anlamında.
+ o, mütemadiyen olmasın kızım
-hah işte o mü-te-ma-di-yen bir türlü öğrenemedim şunu gitti.
ben alışveriş yapmayı sevmiyorum diyen kadın aslında ben başkası alışveriş yaparken beklemeyi sevmiyorum, sabrım yok diyen kadındır.
-ağladın mı sen?
+ yok silecekleri açtım.
+ yok silecekleri açtım.
Anketörlerden kaçmayı anlatan bir film olsa şöyle bir sahnenin çekilmesi olası olurdu;
istiklal caddesinin girişi, bir kaç adım sonra anketörler avını beklercesine pusuya yatmış çiftimizi yakalamaya çalışıyor. çok iyi bir plan yapılmalı ve anketörlere yakalanmadan bu zorlu yolu tamamlamak gerekli. Daha uzaktan kendilerini belli eden yeşil renkli yelekleriyle "greenpeace'e katılmak ister misin"ciler, bir yanda bağırarak bir derneğin çıkardığı dergi ve yahut gazeteyi satmaya çalışan gençler ve kalemleri hazır durumda bekleyen anketörlerle sarılmıştır etrafları.
f:faruk
r:rukiye
a:anketör
f-rukiye biraz hızlı yürü,bak anketçiler peşimizde!
a-anketçi değil beyefendi anketör.. ben anketörüm.
f-rukiye sen koş beni yakaladı. Bensiz devam etmen lazım rukiye.
rukiye arkasına bakar acı dolu bir yüzle
r-farrukkk!! hayıır!
f-rukiye koş dedim ya. Benim için çok geç artık bari sen yakalanma.
a-abartmadınız, alt tarafı iki soru soracaktım.
f-euh.. seni.. seviyorum... rukiye..elveda...
a-aman ya yapmıyorum kardeşim sana anket git yahu.
istiklal caddesinin girişi, bir kaç adım sonra anketörler avını beklercesine pusuya yatmış çiftimizi yakalamaya çalışıyor. çok iyi bir plan yapılmalı ve anketörlere yakalanmadan bu zorlu yolu tamamlamak gerekli. Daha uzaktan kendilerini belli eden yeşil renkli yelekleriyle "greenpeace'e katılmak ister misin"ciler, bir yanda bağırarak bir derneğin çıkardığı dergi ve yahut gazeteyi satmaya çalışan gençler ve kalemleri hazır durumda bekleyen anketörlerle sarılmıştır etrafları.
f:faruk
r:rukiye
a:anketör
f-rukiye biraz hızlı yürü,bak anketçiler peşimizde!
a-anketçi değil beyefendi anketör.. ben anketörüm.
f-rukiye sen koş beni yakaladı. Bensiz devam etmen lazım rukiye.
rukiye arkasına bakar acı dolu bir yüzle
r-farrukkk!! hayıır!
f-rukiye koş dedim ya. Benim için çok geç artık bari sen yakalanma.
a-abartmadınız, alt tarafı iki soru soracaktım.
f-euh.. seni.. seviyorum... rukiye..elveda...
a-aman ya yapmıyorum kardeşim sana anket git yahu.
(bkz: allah kahretsin)
iki kere modelim olmuştur kendisi. ilkinde gözlerini bana odaklayıp ayırmadığı için utanıp eskizini yapmayı becerememiştim. ikincisinde de zorlanarak çizmeye çabalamıştım. Eskiz,tarama, atölye derken tanışmış olduk. Fotoğraflarını çekmekle meşgul bu aralar kendisi. Bassına da sevgisini göstermeyi unutmaz. Duydum ki çizmeyi bırakmış, sigaraya tekrar başlamış. Bence rubi kendi tiplerini çizmeye devam etmeli. Kırmızı rengini çok sever. Tesadüf ki ruby, ingilizce de kırmızı anlamına geliyor.Cici yazardır. yazar olduğunu arada sırada hatırlamalıdır.
ayrıca (bkz: vodafon çocuk).
ayrıca (bkz: vodafon çocuk).
stereophonics in coverladığı eglenceli şarkıdır. dinledikçe insanın zıplaya zıplaya dans edesi gelir.
wall e nin ivasına söyleyebileceği alternatif şarkılardan biri; (bkz: you sexy thing)
oyuncakçıya girip wall e ve eve oyuncaklarıyla filmin neredeyse tek dialogu olan;
--spoiler--
-wallliii
-ivaaaa
--spoiler--
canlandırmak ayrıca zevklidir.
oyuncakçıya girip wall e ve eve oyuncaklarıyla filmin neredeyse tek dialogu olan;
--spoiler--
-wallliii
-ivaaaa
--spoiler--
canlandırmak ayrıca zevklidir.
Les animaux amoureux belgeselinin, the illusionist, no reservations, the secret window gibi bir çok filmin müziklerinin altında imzası bulunan müzisyendir.
Yürüyen merdivenlerden indikten sonra biraz daha ilerlersiniz, karınca sürüsü gibi etrafta dolaşan insanlara bakınırsınız. Metroyu bekleyeceğiniz o noktaya doğru yürürsünüz. Bazen de o noktaya varmadan durma ihtiyacı hissedersiniz çünkü bankta sizin gibi metronun gelmesini bekleyen bir yabancı dikkatinizi çeker. Yanına oturmaya cesaret edemediğinizden, banka başka bir kız oturur anında. Siz de banka yakın bir yerde ayakta durursunuz. Bir kere ilginizi çekmiştir ya bakmak istersiniz. Tanımadığınız bir kişi olması mı onun gizemli yapar yoksa mavi gözlerine hayran kaldığınızdan mı metro gelene kadar bakmaya çabalarsınız. inceledikçe o yabancıyı, tanığınız insanların özelliklerini onda görmeyi başarırsınız. Eski sınıf arkadaşınızın mavi gözlerini almıştır mesela. yüz hatları ise aynı friends dizisindeki Ross dur. Tek farkı saçları kıvırcıktır, hafif sakalı ve bıyığı vardır. Hemen adını koyarsınız o metrodaki Ross unuzdur. Metro gelir. Aynı kapıdan, vagona binersiniz. Yer olmadığından ikinizde ayakta kalırsınız. Ama aranızda bir adam durmaktadır. Ve o adamın kolu bütün görüşünüzü kapatmayı çok iyi becerir. Birkaç durak sonra başında, ayakta durduğunuz yolcu ineceğinden, size yerini verir. Balerin edasıyla bir dönüş yapar ve adamın yerine oturursunuz, bir durak sonra sizde inecek olsanız bile. Oturunca metrodaki Ross u görebildiğinizi fark edersiniz. Yine çaktırmama çabalarında bakmaya başlarsınız. Taktınız bir kere. Gözleriniz o an başka kimselere bakmamaya yemin etmiştir. O ellerini inceler. Yansımasına bakar. Sizin farkınızda bile değildir. Bir an kafasını sizin oturduğunuz yere çevirir ve gözleriniz an itibariyle o yabancıyla buluşur. Tabi utanır hemen gözlerinizi insanların ayakkabılarını incelemeye çevirirsiniz. Kulağınızdaki pembe kulaklıklar bir filmin müziği olan parçayı çalarken, siz kendi filminizin esas kızı olmuşsunuzdur. Kendi durağınıza geldiğinizde son kez metrodaki yabancıya bakarsınız. Yine farkında değildir o. Oysa siz filmi yazmış, oynamışsınızdır. inersiniz. O hala ayakta durmakta kendi ineceği durağı beklemektedir. Belki kız arkadaşıyla buluşmaya gitmektedir. O an neler düşünüyor bilmek istersiniz ama kendi hayal gücünüz size daha güzelini, yaratma şansını sunar. Yürüyen merdivenlerden çıkarken kocaman bir gülümseme kaplamıştır yüzünüzü. Nedensiz bir mutluluktur bu. Kısa bir aşktır. Acısız ve saf. Aşkınızın ömrü birkaç durakla sınırlıdır. Ve siz metrodan çıktığınızda, aşk filminiz orada sonlanmıştır. Belki bir daha görürsünüz belki de asla göremezsiniz. Görseniz acaba tekrar tanıyabilir miydiniz? Aradan geçen zamanla orantılı o simayı unutmanız da. Önemli olan onun kim olduğu nereye gittiği değil zaten. Sizin ona biçtiğiniz kaftandır.
susam sokağındaki natalie portman ile elmo;
http://www.youtube.com/watch?v=v9nq-HUHpdY
http://www.youtube.com/watch?v=v9nq-HUHpdY
- annee! Ben nereden geldim?
-büyüyünce öğrenirsin çocuğum.
-büyüyünce öğrenirsin çocuğum.
-büyüyünce ne olucan?
+dansöz!
+dansöz!
1981 israil doğumlu,1994 yılında Jean Reno ile Leon filminde mathilda rolünü oynayarak hafızalara kazınan güzel oyuncu. Oyuncu olmasına rağmen, eğitimine çok önem veren yıldız, lise de tam bir inekmiş. Harvard Universitesi Psikoloji mezunu. Nerdlerin hayallerini süsleyen prenses. Güzelliğinin yanında oyunculuk yeteneğine de hayran kalmamak elde değil.Star Wars serisinde Queen Amidalayı oynamıştır. Ardında Zach Braff'in filmi Garden State'de Sam karakterini canlandırmıştır. O karakteri onun gibi oynayabilecek başka bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Closer'da renkli saçlarıyla ve jude Law'ın sevgilisi olarak karşımıza çıkmıştır. V for vendetta'daki evey karakterinin hakkını vermiştir. Film için saçlarını kazıtmıştır. O saç bile kendisine yakışmıştır. Paris je t'aime de oynadığı francine karakterini ne zaman izlersem ayrı bir duygulanıyorum. Ve Anne Boleyn olarak onu izlemekte güzeldi. Mükemmel yüz hatlarına sahiptir. Gözleri dalıp gidilesidir. bir yanağı üstündeki beni onu ayrı çekici yapmaktadır. Ses tonu, gülüşü melek gibi olan insandır.Şirin olduğu kadar da asildir. Biraz audrey hepburn andırmaktadır. Aşık olunası hatundur.
kendisini ilk olarak sex bomb performansıyla izlediğim muhteşem rus patencidir. Buz pistinde onun kadar esnek ve estetik kayabilen başka bir patenci olduğunu sanmıyorum. Müziği tamamen hareketlerine dökebilir ve izlerken kendisini hayran bırakır. Bu iş için yaratılmıştır. Her atlayışında nefesler tutulur, lütfen düşmesin, puanları yüksek gelsin diye dua edilir. Kendisini izlerken dünya ile aranızdaki iletişim bir anda kopar. bir tek evgeni ve televizyon ekranına yapışmaya hazır olan siz kalırsınız. Onu canlı izleyebildiğimi düşünemiyorum. küçük bir nirvana olurdu benim için. Buz patenini bırakmadan önceki performanslarından bazıları istediği kalitede olmamıştır. Hatta bir avrupa şampiyonluğunu brian joubert'e kaptırmıştır. Kendisi düştüğünde ekran karşısındaki ben kendimi yerden yere vurup, parçalıyordum. Her sene büyük bir olay olarak beklenen şampiyonalar, Evgeni Plushenko buz patenini bıraktığından beri heyecandan yoksun, rastgele görülürse izlenen olaylara dönüştü. hiç bir buz patenci, onun verdiği tadı veremez. Zaten kendisi buzda kaymıyor adeta buzun üstünde süzülerek dans ediyor. Onu çok özlüyoruz. Tekrar pistlere dönmesini umut ediyoruz.
insanı saran facebook uygulamasıdır. Hayvanına bak, para kazan, alışveriş yap amaçları üzerine kurulmuştur. ilk aldığınızda evinizde hiç bir şey yokken bir kaç aydır oynayan arkadaşlarınızın evini görünce; vay be adam kasmış diye bir an hırsa bürünür, saplantılı bir biçimde seviye atlamaya çabalarsınız. facebook, pet society için açılır olur. Sanal bebek ve sims karışımı bir oyundur. Haftalar sonunda hayvanınızla aranızda bir bağ olduğunu hissetmeye başlarsanız tehlike var demektir. Oyunu bırakma zamanınız gelmiştir.
Bilmem kaç haftadır yemekteyiz programının sunuculuğunu yapan, sesten ibaret kişidir. Korkunç espriler ve manasız eleştiriler ona aittir. Bilmem ne hanım o nasıl patates soymak, falanca bey ne kadar dağınıksınız gibi yorumlar yapmak eğlencesidir.
(bkz: konuşması kolay gel birde sen yap)
(bkz: duymaz olaydım o sesini)
(bkz: konuşması kolay gel birde sen yap)
(bkz: duymaz olaydım o sesini)
Sanat tarihi dersinde Rönesans konuşulurken, Boccaio konuşulmadan geçilmez. Il Decameron (Decameron hikâyeleri), öss senesinde ezberlenildiği gibi, ilk hikâye olarak kabul edilir. Decameron un konuşulması üzerine, sanat tarihi hocamız, bize Pier Paolo Pasolini'nin Decameron hikâyelerine sadık kalarak yaptığı filmi izletmiştir. Bütün erkek oyuncuların dişleri birbirinden kötü olması, izleyicinin dikkatini çeker. Filmde kendisini, ünlü italyan ressam Giotto olarak izleme şansına erişiriz.
