bugün
- ciddi ciddi aşure seven insan16
- bik bik kaç yaşında6
- uludağ sözlük bir ailedir8
- gey biraderler bey gibi gey biraderlerdir5
- gey biraderlerin birbirlerine hallenmesi4
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek3
- deniz göktaş34
- bir ilişkiyi kim yönetir6
- bütün biraderlere hükmeden birader8
- nez'in memeleri4
- ayda 589 bin tl götüme sokuyorum iyi mi yapıyorum9
- bir kadını yaşıyla vurmak2
- gaylık utanılacak bir şey midir2
- sözlüğe totonu zikeyim butonu6
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı6
- arkadaşlar tost yapamıyorum8
- özgürlük ile sorumluluk arasındaki ince çizgi2
- bik bik abla vs vurduranlar12
- kemal kılıçdaroğlu19
- ona bir şey söyle10
- sözlüğün mal dolması9
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği29
- velvet31
- ticarette üç kağıtçı esnafı anlama yolları3
- erecto birader bay bey birader birader bey2
- zaman kavramı olmayan insan4
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- arkadaşlar sizce ben nasıl biriyim4
- sözlük yazarlarının dondurmaları5
- arkadaşlar böyle biri beni takip etmeye başladı7
- diamond bosphorus13
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi2
- kızlar mesaj kutumu kısa süreliğine açtım5
- dondurma yiyen erkeğin asıl amacı3
- göbek piercing'i takan 40 yaşından büyük kadın4
- erectoton7
- cennet vs cehennem2
- deniz göktaş'ın babasının thko mensubu olması8
- durduk yere size kafayı takan yazarlar7
- arkadaşlar makarna yapamıyorum6
- kim kimin fakesi belli olmayan sözlük5
- gizli artı vermek7
- cemiyet hayatına giremeyen görgüsüz2
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı10
- dün erkeklerin yüzde 47 si seks yapmadı2
- şarapçı koala'yı duvarı yalarken görmek4
- günün şiiri12
- yine geliyorum yilanoglu4
- kemal sunal2
- mutlu yaşamın sırrı3
entry'ler (286)
six pack sahibi bir erkek olarak, göbek diyen samimiyetsiz kezolara bakıp tiksindiğim anket şeysi.
(bkz: kaslıyım ulan ben kaslı)
(bkz: sana six packimi göstereyim mi tatlı kız)
(bkz: kaslıyım ulan ben kaslı)
(bkz: sana six packimi göstereyim mi tatlı kız)
sadece sigara satmaz, uyuşturucu, kadın vs. satılabilecek ne varsa satar ama aynı zamanda ekolojik, toplumsal eşitlikçi ve barışçı bir vizyonu vardır, ironiktir.
düzeltme: cinsiyet eşitliğine dayanıp sınıf farklarını yok etmeye çalışıp kapitalistlerle işbirliği yaptığını unutmuşum.
düzeltme: cinsiyet eşitliğine dayanıp sınıf farklarını yok etmeye çalışıp kapitalistlerle işbirliği yaptığını unutmuşum.
sözlük ortamında pek gündeme gelmemiş olan, karşıyaka 3-1 öndeyken tatil edilen maç.
şimdi gerek ekşi'de gerek twitter'da sabah akşam duyar kasan arkadaşlar neden bu maç hakkında yorum yapmıyor merak etmekteyim. toplumsal olarak sağduyulu davranmamız gereken bir süreçteyiz 90 yıldır olduğu gibi ama aynı arkadaşlar, nüfusunu kürtlerin oluşturduğu herhangi bir şehrin takımının bir oyuncusu karşıyaka'da oynanan maçta gol attıktan sonra zafer işareti yapsa ve şu olanların yarısı yaşansaydı ne tepki verirlerdi merak etmekteyim.
bu olayın bir benzeri de askeri operasyonlarda yaşanıyor. bölge halkı, askerler operasyon yaparken araya canlı kalkan olarak girip militanları kurtarırken, örgüt operasyon yapacağı zaman kılını kıpırdatmıyor, üstelik birde 'devlet gelmeden biz askerin ölüsünü bekledik' goygoyu yapıyor. insan ister istemez şunu düşünüyor haliyle, madem sağduyu sahibisin madem kan dursun istiyorsun da neden birinin dirisini korurken diğerinin ölüsünü koruduğunu söylüyorsun?
ben politikaya kafası basan yada ideoloji-parti sempatizanı değilim lakin barış istiyoruz diyen vatandaşların da ikiyüzlü davranmayı bırakıp samimi olması lazım. savaş ise savaş, barış ise barış farketmez ama barış diye bağırıp savaşa omuz vermek adiliktir kimse kusura bakmasın.
edit: sanırım halkarın kardeşliğine zarar verdim:((
şimdi gerek ekşi'de gerek twitter'da sabah akşam duyar kasan arkadaşlar neden bu maç hakkında yorum yapmıyor merak etmekteyim. toplumsal olarak sağduyulu davranmamız gereken bir süreçteyiz 90 yıldır olduğu gibi ama aynı arkadaşlar, nüfusunu kürtlerin oluşturduğu herhangi bir şehrin takımının bir oyuncusu karşıyaka'da oynanan maçta gol attıktan sonra zafer işareti yapsa ve şu olanların yarısı yaşansaydı ne tepki verirlerdi merak etmekteyim.
bu olayın bir benzeri de askeri operasyonlarda yaşanıyor. bölge halkı, askerler operasyon yaparken araya canlı kalkan olarak girip militanları kurtarırken, örgüt operasyon yapacağı zaman kılını kıpırdatmıyor, üstelik birde 'devlet gelmeden biz askerin ölüsünü bekledik' goygoyu yapıyor. insan ister istemez şunu düşünüyor haliyle, madem sağduyu sahibisin madem kan dursun istiyorsun da neden birinin dirisini korurken diğerinin ölüsünü koruduğunu söylüyorsun?
ben politikaya kafası basan yada ideoloji-parti sempatizanı değilim lakin barış istiyoruz diyen vatandaşların da ikiyüzlü davranmayı bırakıp samimi olması lazım. savaş ise savaş, barış ise barış farketmez ama barış diye bağırıp savaşa omuz vermek adiliktir kimse kusura bakmasın.
edit: sanırım halkarın kardeşliğine zarar verdim:((
'öyle spor mu olur vahşet bu' diyen pek hümanist dostlarıma karşın tekrar başlamayı düşündüğüm spor dalı. şayet izmir'in kuzey yakasında, uygun bir boks salonu bilen yazarların tavsiyelerini beklemekteyim.
not:bornova vs. de olabilir.
not:bornova vs. de olabilir.
aralarında bulunduğum güzide insan topluluğu.
kaleci olduğun halde 'belki gol atarım lan' diye son dakika kornerinde rakip kaleye koşmaktır.
dikkat! felsefeye amatör ölçüde ilgi duyanlar için önemli bilgiler içerir.
s. kierkegaard varoluşçu filozoflar içinde değerlendirilen bir isimdir, hayatını ve felsefesini hegelyan anlayışa karşı yaşamış ve oluşturmuştur. ona göre sistemli hristiyanlık yanlışlara ve günaha gömülmüştür ve içine saplandığı bataktan kurtarılmalıdır bu doğrultuda çok kez kiliseyle başı derde girmiştir. ayrıca hatırlatmak gerekir ki kierkegaard varoluşçu olarak değerlendirildiği kadar kimilerince de filozof değil dinci bir yazar olarak geçer.
bugün psikolojiden aşina olduğumuz kaygı(danca. angst, ing. anxiety) kavramını felsefi ve psikolojik bağlamda ele almıştır, bu doğrultuda kişinin kendini bulduğu ve yaşamının çizgisinin ellerinde olduğunu anladığı an, kaygının başladığını söyler. örneğin bir binanın tepesindeki adamın bir kokusu vardır; aşağı düşmek, ama aşağı atlama imkanına da sahip olduğunu düşünmeye başladığından itibaren kaygı sahibi olur. bunun üzerine 'kaygı kavramı' adlı eseri vardır fakat dili ağır olabileceği için anlamakta güçlük çekebilirsiniz.
soren kierkegaard'ın anlayışında en hakiki gerçek imandır. bu noktada kendisinin fideist olduğu gözden kaçırılmamalıdır, sadece en temel ve en öz gerçeğin iman olduğunu söyler hatta kişinin inancının nesnesi yanlış olsa bile iman bütünlüğüne saygı göstermenin bir zorunluluk olduğunu dile getirir.
korku ve titreme: yazarın en önemli eserlerindendir, burada ibrahim'in oğlu ishak'ı kurban etmesi olayı üzerinden bazı etik tartışmalara girer. bunlar; etik olan ereksel olan için askıya alınabilir mi? gerçek erekler doğrultusunda saklanabilir mi? vb. dir.
kierkegaard burada trajik kahraman ve iman şövalyesi adını verdiği iki tipi tanımlar hikaye üzerinden. ona göre trajik kahraman evrensel iyi adına kendini kurban eden sokratestir, iman şövalyesi ise imanı doğrultusunda etik olanı gözardı edip imanının emirlerini yerine getiren ibrahim peygamberdir.
özel hayatında da bir iman şövalyesi gibi davranıp etik olan evlilik yerine deli gibi aşık olduğu regine olsen'den ayrılmış ve kendini felsefeye adamıştır. baştan çıkarıcının günlüğü adlı eserinde de yaklaşık şu minvalde şeyler söylemiştir; 'iki kişi aşkın doruklarında yaşıyorsa o dakikadan sonra ayrılmaları doğru olur zira artık birbirlerine verecekleri hiçbir şey kalmamıştır'. ilişkiler konusunda gerçekci tespitler yaptığını düşündüğüm yazar entelektüel çevrede sevilen ve esprili bir kişiliği sahipmiş.
entrymi burada sonlandırmadan önce özellikle korku ve titreme adlı eserinin okunmasını tavsiye ediyorum ayrıca gönül işlerine pek kafası basmayanlar için de 'baştan çıkarıcın günlüğü' adlı kitabı tavsiyemdir.
s. kierkegaard varoluşçu filozoflar içinde değerlendirilen bir isimdir, hayatını ve felsefesini hegelyan anlayışa karşı yaşamış ve oluşturmuştur. ona göre sistemli hristiyanlık yanlışlara ve günaha gömülmüştür ve içine saplandığı bataktan kurtarılmalıdır bu doğrultuda çok kez kiliseyle başı derde girmiştir. ayrıca hatırlatmak gerekir ki kierkegaard varoluşçu olarak değerlendirildiği kadar kimilerince de filozof değil dinci bir yazar olarak geçer.
bugün psikolojiden aşina olduğumuz kaygı(danca. angst, ing. anxiety) kavramını felsefi ve psikolojik bağlamda ele almıştır, bu doğrultuda kişinin kendini bulduğu ve yaşamının çizgisinin ellerinde olduğunu anladığı an, kaygının başladığını söyler. örneğin bir binanın tepesindeki adamın bir kokusu vardır; aşağı düşmek, ama aşağı atlama imkanına da sahip olduğunu düşünmeye başladığından itibaren kaygı sahibi olur. bunun üzerine 'kaygı kavramı' adlı eseri vardır fakat dili ağır olabileceği için anlamakta güçlük çekebilirsiniz.
soren kierkegaard'ın anlayışında en hakiki gerçek imandır. bu noktada kendisinin fideist olduğu gözden kaçırılmamalıdır, sadece en temel ve en öz gerçeğin iman olduğunu söyler hatta kişinin inancının nesnesi yanlış olsa bile iman bütünlüğüne saygı göstermenin bir zorunluluk olduğunu dile getirir.
korku ve titreme: yazarın en önemli eserlerindendir, burada ibrahim'in oğlu ishak'ı kurban etmesi olayı üzerinden bazı etik tartışmalara girer. bunlar; etik olan ereksel olan için askıya alınabilir mi? gerçek erekler doğrultusunda saklanabilir mi? vb. dir.
kierkegaard burada trajik kahraman ve iman şövalyesi adını verdiği iki tipi tanımlar hikaye üzerinden. ona göre trajik kahraman evrensel iyi adına kendini kurban eden sokratestir, iman şövalyesi ise imanı doğrultusunda etik olanı gözardı edip imanının emirlerini yerine getiren ibrahim peygamberdir.
özel hayatında da bir iman şövalyesi gibi davranıp etik olan evlilik yerine deli gibi aşık olduğu regine olsen'den ayrılmış ve kendini felsefeye adamıştır. baştan çıkarıcının günlüğü adlı eserinde de yaklaşık şu minvalde şeyler söylemiştir; 'iki kişi aşkın doruklarında yaşıyorsa o dakikadan sonra ayrılmaları doğru olur zira artık birbirlerine verecekleri hiçbir şey kalmamıştır'. ilişkiler konusunda gerçekci tespitler yaptığını düşündüğüm yazar entelektüel çevrede sevilen ve esprili bir kişiliği sahipmiş.
entrymi burada sonlandırmadan önce özellikle korku ve titreme adlı eserinin okunmasını tavsiye ediyorum ayrıca gönül işlerine pek kafası basmayanlar için de 'baştan çıkarıcın günlüğü' adlı kitabı tavsiyemdir.
kendi gövdenizi bir taşa monte etmek istediğinizde olumsuz sonuçlar veren uygulama.
'dilikınlıysın ırtıyı çık' diyenleri rencide etmiş ayardır.
sende kalmış şarkısını tek gecerim.
filozoftan çok aforizma yazarı yada psikolog anlayışıyla eserlerini oluşturduğu söylenebilir zira kendisi diğer varoluşçu filozoflar gibi sistem filozofu değildir.
nietzsche öncelikle latin dilini öğrenerek işe başlar ve dilbilim alanında profesör ünvanı alır. buradan itibaren eski yunan ve latin kaynaklarını inceler, özellikle sokrates öncesi dönem ona göre yunan kültür ve uygarlığının ulaştığı en üst noktadır fakat 'yüzü canavar, ruhu canavar' olarak nitelediği sokrates ile birlikte yunan dekadansı başlar ve o muhteşem kültür birikimi heba olur. bu bağlamda nietzsche sokrates öncesi filozoflara özellikle herakleitos'a hayrandır. yunan efsanelerinin ve mitolojisinin geçmişi değil geleceği gösterdiğini ifade eder(bu bağlamda örneğin oedipus kompleksinin daha sonra psikolojide de geçerlilik kazanması verilebilir).
nietzsche hristiyan ahlakıyla savaşmıştır, zira bu ahlak anlayışının ikiyüzlü ve kokuşmuş olduğunu söyler. tanrı öldü sözü de bu bağlamdadır zira hristiyanların dayattığı ikiyüzlü, yalancı, çıkarcı ve sahtekar ahlakın dininin tanrısı ölmüştür artık çağımızda bu ölümün getirdiği kokuşmuşluk buram buram hissedilmektedir der ve 'son hristiyan çarmıhta öldü' ifadesiyle ahlakın bireyselliğinden ve hristiyan dayatmalarından ne denli hazzetmediği anlaşılabilir.
übermensch nietzsche için bir hedeftir. ona göre bu hedefe ulaşmak için insanlık tüm zayıflıklarından arınmalı ve ilerlemelidir. onun anlatımlarına göre üstinsana ulaşma konusunda çizilen rota mevcut insanlığın ahlaki doğrularıyla da uyuşmaz zira o 'benim üstinsan dediğime siz şeytan diyeceksiniz' demiştir. kısaca zayıflıktan ve merhametten kaçınmayı temel düstur edinir.
tarih konusu: nietzsche akademik olarak alternatif tarih yazımlarını destekleyen bir tutum içindedir bunun yanında gündelik yaşama dair verdiği tavsiyelerin en önemlisi ise insanın geçmişinden kurtulması gerekliliği fikridir. ona göre tüm sıkıntı ve acıların kaynağı geçmiştir, hayvanların mutlu ,insanların mutsuz olmasının yegane sebebi hayvanların geçmişi hatırlamamasıdır der. son olarak
epiküros hazcılığını destekler ve stoacı felsefeyi ikiyüzlü bulur.
nietzsche öncelikle latin dilini öğrenerek işe başlar ve dilbilim alanında profesör ünvanı alır. buradan itibaren eski yunan ve latin kaynaklarını inceler, özellikle sokrates öncesi dönem ona göre yunan kültür ve uygarlığının ulaştığı en üst noktadır fakat 'yüzü canavar, ruhu canavar' olarak nitelediği sokrates ile birlikte yunan dekadansı başlar ve o muhteşem kültür birikimi heba olur. bu bağlamda nietzsche sokrates öncesi filozoflara özellikle herakleitos'a hayrandır. yunan efsanelerinin ve mitolojisinin geçmişi değil geleceği gösterdiğini ifade eder(bu bağlamda örneğin oedipus kompleksinin daha sonra psikolojide de geçerlilik kazanması verilebilir).
nietzsche hristiyan ahlakıyla savaşmıştır, zira bu ahlak anlayışının ikiyüzlü ve kokuşmuş olduğunu söyler. tanrı öldü sözü de bu bağlamdadır zira hristiyanların dayattığı ikiyüzlü, yalancı, çıkarcı ve sahtekar ahlakın dininin tanrısı ölmüştür artık çağımızda bu ölümün getirdiği kokuşmuşluk buram buram hissedilmektedir der ve 'son hristiyan çarmıhta öldü' ifadesiyle ahlakın bireyselliğinden ve hristiyan dayatmalarından ne denli hazzetmediği anlaşılabilir.
übermensch nietzsche için bir hedeftir. ona göre bu hedefe ulaşmak için insanlık tüm zayıflıklarından arınmalı ve ilerlemelidir. onun anlatımlarına göre üstinsana ulaşma konusunda çizilen rota mevcut insanlığın ahlaki doğrularıyla da uyuşmaz zira o 'benim üstinsan dediğime siz şeytan diyeceksiniz' demiştir. kısaca zayıflıktan ve merhametten kaçınmayı temel düstur edinir.
tarih konusu: nietzsche akademik olarak alternatif tarih yazımlarını destekleyen bir tutum içindedir bunun yanında gündelik yaşama dair verdiği tavsiyelerin en önemlisi ise insanın geçmişinden kurtulması gerekliliği fikridir. ona göre tüm sıkıntı ve acıların kaynağı geçmiştir, hayvanların mutlu ,insanların mutsuz olmasının yegane sebebi hayvanların geçmişi hatırlamamasıdır der. son olarak
epiküros hazcılığını destekler ve stoacı felsefeyi ikiyüzlü bulur.
şaka maka değil ciddi ciddi sevgili muhabbeti yapmayacak bir hatun arıyorum. ilan fakbadi filan ama daha çok dertleşip sohbet edip iyi vakit geçirebileceğim birini arıyorum seks sonraki mesele.
yaş 22 ona göre.
izmir'den olması makbuldür aksi de mümkündür haydin iyi akşamlar sözlük insanları.
yaş 22 ona göre.
izmir'den olması makbuldür aksi de mümkündür haydin iyi akşamlar sözlük insanları.
akciğer ve kilo sorunum nedeniyle bu gece yapmayı düşündüğüm olay. yardım etmek isteyen arkadaşlara kapım açık.
ülkücü yada solcu farketmez ne olursa olsun benim takıldığım yer şu: ulan 2015 dünyasındayız be 2015! hala ideoloji siyaset bilmem ne kavgasında üniversitelerde gençler ölüyor yuh hakikaten yuh.
başka da lafım yok.
tanım: elim, vahim, trajik en çok da saçma olarak nitelediğim olay.
başka da lafım yok.
tanım: elim, vahim, trajik en çok da saçma olarak nitelediğim olay.
(bkz: her kuşu siktik leylek kaldı)
türk senaristinin ve yapımcılarının ne denli yaratıcılıktan uzak ve beleşçi olduğunu gösteren haber.
türk senaristinin ve yapımcılarının ne denli yaratıcılıktan uzak ve beleşçi olduğunu gösteren haber.
feyenoord'un 73. dakikada gelen golüyle beşiktaş kanseri denen fenomen tekrar ortaya çıkmıştır.
edit: demba ba'nın kobrayı salmasıyla panik yapmaya gerek kalmadı.
edit2: demba ba'nın elvan dalton'a rahmet okuttuğu maç. 3 oldu.
edit: demba ba'nın kobrayı salmasıyla panik yapmaya gerek kalmadı.
edit2: demba ba'nın elvan dalton'a rahmet okuttuğu maç. 3 oldu.
(bkz: arap milliyetçiliği)
(bkz: islamofaşizm)
milliyetçiliğin problemi insanları tek tip düzenine sokmasıdır. eğer insanları aynı hizaya sokup, yola gelmeyenleri de dışlıyorsanız milliyetçi olup olmamanız önemini kaybeder ve en az milliyetçiler kadar despotlaşırsınız.
(bkz: islamofaşizm)
milliyetçiliğin problemi insanları tek tip düzenine sokmasıdır. eğer insanları aynı hizaya sokup, yola gelmeyenleri de dışlıyorsanız milliyetçi olup olmamanız önemini kaybeder ve en az milliyetçiler kadar despotlaşırsınız.