bugün
- ellerim bos gonlum hos11
- sözlük yazarlarının doğaüstü güçleri4
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- kurtar bizi müsavat16
- nervio17
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- ahmet baran yazgan10
- cin musallatı2
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- galatasaray14
- bağlama büyüleri3
- meleklerin ifade ettiği anlamı sorgulamak4
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- devran dönecek8
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- beelzebub2
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak2
- atla gel şaban filminde şaban olmaması2
- pilav yapmak2
- butlancıların birbirine girmesi5
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak5
- her filme giren luciferian üç sahte tanrı2
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı26
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken7
- şark bülbülü filmindeki zafer işareti2
- maddi dünyayı kim yönetiyor2
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- kader2
- victor osimhen18
- sevilen kızın abi demesi2
- bilinçaltı düzeyde etkileşime geçen varlıklar2
- garip başlıklar5
- idam cezasının geri gelmesi6
- ülke gündemini umursamamak6
- alevi kızların alev alev yanması11
- oğuzhan koç2
- lada samara2
- bugün ne öğrendin3
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak6
- meme gerdirme operasyonu8
- tai gay3
- sabah yürüyüşü8
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı15
- aslan gibi adam7
- yeni parti6
- din silah para2
- nescafe xpress2
- lan ın ingilizcesi4
- sözlükteki galatasaraylılar7
entry'ler (10)
babası bir chp milletvekili olmasına rağmen siyasetle uzaktan yakından zerre ilgisi olmayan ecevit'i siyasetle ilgisine vesile olan (aktif siyasete girme sebebi başkadır) hadise:
merhum ecevit mezuniyet sonrası basın yayın genel müdürlüğü'nde tercüman olarak günlüğü 2 liradan iş bulmuş. o dönem siyasetten bihaber ve işinde titiz olması birtakım trajikomik hadiseleri de beraberinde getirmiş. birleşmiş milletler binasının bulunduğu semtin adı olan flushing meadows'u kızaran çayırlar olarak çevirmesi üzerine müdürün hışımla odasını basıp '' o halde ingiliz başbakanı churchill'in adını da kilise tepesi diye çevir'' diyerek azarlaması nefsine dokunmuş.
merhum ecevit mezuniyet sonrası basın yayın genel müdürlüğü'nde tercüman olarak günlüğü 2 liradan iş bulmuş. o dönem siyasetten bihaber ve işinde titiz olması birtakım trajikomik hadiseleri de beraberinde getirmiş. birleşmiş milletler binasının bulunduğu semtin adı olan flushing meadows'u kızaran çayırlar olarak çevirmesi üzerine müdürün hışımla odasını basıp '' o halde ingiliz başbakanı churchill'in adını da kilise tepesi diye çevir'' diyerek azarlaması nefsine dokunmuş.
nesini severler anlamam hatta seveni de çok değildir neden yaparlar yedirirler onu da anlamam. dünyada yemesi bu kadar zahmetli başka bir şey var mıdır, tahmin etmiyorum. yerken ufak ufak milyon tane parçası yere veya sofraya dökülür. damakta yapışıklık hissi veren yağlı bir tat bırakır. bir lezzeti bir kerameti de yoktur hani, çekilecek çile değildir.
soundtrack denince akan suları durduran büyük müzisyen ennio morricone'nin le professionnel filmi için yaptığı müziklerin en unutulmazı, en güzeli. filmin efsane finalinde devreye girmesiyle bu finalden rol çalmış, tarifi imkansız bir tat bırakmıştır. ağlatması an meselesidir.
aldığı altın palmiye ödülü ile dedikoduları da beraberinde getiren film. dedikodu da olsa gerçek de olsa, yarışan diğer filmlerin yönetmenleri de hesaba katsak bile malick'e çok büyük bir haksızlık yapılmıştır. terrence malick gibi bir yönetmenin zaten ödüllerle, kutlamalarla, şakşaklarla çok fazla mesaisi olmaz. gelelim dedikodunun ne olduğuna:
cannes film festivali yöneticisi gilles jakob'un altın palmiye ödülünü malick'in almasına jüri oluşturulmadan kanaat getirdiği ve sonrasında da jüriyi bu filmi oylayacak şahıslara göre oluşturduğu söylentisi varmış. bunu da jüri başkanının 2 sene üstüste amerikalı (tim burton ve robert de niro) olmasıyla açıklıyorlar. ben de bilmiyordum böyle yazılı olmayan kuralların varlığını. yani bir sene avrupalı, bir sene amerikalı jüri başkanının seçildiği bir yaklaşım varmış geleneklerinde.
cannes film festivali yöneticisi gilles jakob'un altın palmiye ödülünü malick'in almasına jüri oluşturulmadan kanaat getirdiği ve sonrasında da jüriyi bu filmi oylayacak şahıslara göre oluşturduğu söylentisi varmış. bunu da jüri başkanının 2 sene üstüste amerikalı (tim burton ve robert de niro) olmasıyla açıklıyorlar. ben de bilmiyordum böyle yazılı olmayan kuralların varlığını. yani bir sene avrupalı, bir sene amerikalı jüri başkanının seçildiği bir yaklaşım varmış geleneklerinde.
yunanca 'oikos' (ev) ve 'nemein' (idare, yönetim, yasa) sözcüklerin türetilmiş sözcük. sözcük o zamanlar henüz tarihi yolculuğunun başında olduğu için etimolojisi de sıkıntılı süreçler geçirmiş belli ki günümüzdeki manası göz önüne alınarak. tabii o zamanlar adam smith yok, marx yok, max weber yok, kenan evren yok , tayyip erdoğan yok. haliyle ev, çiftlik, at, eşek, tavuk idaresi ilgili dar bir kurallar bütünü olarak tanımlanmış. buradan hareketle idarenin akıbetini, ev sahibinin temenni edilen muazzam düzen fikrine emanet etmişler. milli piyango misali yani; ya tutar ya tutmaz.
zakkum'un enfes sözlere ve müziğe sahip enfes şarkısı. video klip de aynı lezzette, neredeyse. neredeyse diyorum çünkü puanını fasıl yapılan sahnede yüzlerdeki kimi zaman dikkat çeken müstehzi ifadeden kırdım. rakıyı da sek içiyorlar takdir ettim ama. sek içenler erken göçer, sulu içenler kalıp erken göçenleri yad ederler tecrübesine rağmen. ama kır saçlı yaşlı bir adam var, bana yeni rakı'nın yasaklanmış reklamını hatırlatan. bir adam yalnızlığına bu kadar mı güzel ağlar, bu kadar mı düşünceli bakar.
dünyanın bütün lisanlarının en sinir bozucu lafları arasında rahatlıkla yarı finale çıkabilecek mazinin popüler şakası. bu şakayı günümüzde de kullananlar hala arif susam, nejat alp, ümit besen, hakan peker, devran çağlar gibi müzik ikonlarına muhabbet beslerler.
1 nisan'da dahi hazmı zor bir şakadır. çeyrek finalde zıt erenköy'e elenen maziye ait diğer bir popüler şaka ise;
-atatürk ne demiş?
-ne demiş?
-boş bulduğun enseye patlat demiş.
artık beşparmak ile ensenin vuslatı an meselesidir.
pratize edilmese de artık, hala anımsıyoruz bu şakaları. ne yazık ki hafıza insan üzerindeki en büyük lanettir.
1 nisan'da dahi hazmı zor bir şakadır. çeyrek finalde zıt erenköy'e elenen maziye ait diğer bir popüler şaka ise;
-atatürk ne demiş?
-ne demiş?
-boş bulduğun enseye patlat demiş.
artık beşparmak ile ensenin vuslatı an meselesidir.
pratize edilmese de artık, hala anımsıyoruz bu şakaları. ne yazık ki hafıza insan üzerindeki en büyük lanettir.
alfred hitchcock yaşasaydı senaryosunu kimselere kaptırmayacağına inandığım, seyirciye anlamı geriye dönük kurduran muhteşem film. soğuk nevale bir sarışını da filmin bir köşesine sıkıştıracağı da muhakkaktı.
gülümseten ilginç bir detay da unutulacak gibi değil; filmin ilk gösteriminden sonra yönetmen bryan singer ve aktör gabriel bryne'nin keyser sozenin aslında kim olduğu konusunda tartıştıklarına tanık olunmuş.
gülümseten ilginç bir detay da unutulacak gibi değil; filmin ilk gösteriminden sonra yönetmen bryan singer ve aktör gabriel bryne'nin keyser sozenin aslında kim olduğu konusunda tartıştıklarına tanık olunmuş.
sürekli yollarda olan, metropollerde güzergahlarını şaşıran, çakılı konumlarda ne uzayan ne kısalan, ''kim ve ne olduğumu ve kimin kim ve ne olduğunu zamanla daha az anlıyorum'' diyen, bölünmüşlük hissini kendisiyle hesaplaşarak yeneceğine inanan kahramanlara sahip filmlerin yönetmeni.
tıp dünyasında özellikle de acil ve kardiyoloji servislerinde kalp durmalarında kullanımı artık önerilmediği için eski popülaritesi azalan atropin'in üretildiği bitki.