bugün
- borsa istanbul20
- iltica22
- yulaf lapası vs tost7
- fon vurgunu54
- ekmek için ekmeleddin7
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği45
- berat albayrak'a iftira atılması11
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- mekke kutsal mıdır sorunsalı9
- küçük memeli kızların yaşama amacı4
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi12
- from gold from dust34
- 1 gün diyetteyim4
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır6
- kürt dizilerinin tutmaması11
- üçkağıtçının kralısın moderatör2
- köylülük7
- yüksek enflasyon5
- deli6
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- en iyi çakmak markası8
- küçük memeli3
- hulk gerçek mi6
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler5
- günün sözü10
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati5
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- sen nehrine siz diyen cahil2
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- redbull içip camdan atlayan çocuk3
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- vurdurmaya meyilli araba5
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak6
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- queen ravenna ifşası15
- akepe dönemi16
- yönlendirilmiş panspermia teorisi ve uzaylılar2
- türkiye'nin mekke ve bedir ittifakı hamlesi4
- kolye143
- akapekaka3
entry'ler (38)
çakarlar!
dur o sonra..
kırmızı halıyı falan geçelim de..
hugh jackman konusunda şüpeli idik. zira kendisini çok iyi tanımamamıza rağmen bu konumun ağırlığını kaldırıp kaldıramayacağı yönünde olumsuza eğimli bir önyargı ile başladık ama sunumuna bol miktarda action katarak sözcükler, kelime oyunları ile muhtemelen başaramayacağını gerçekleştirmiş oldu.
thy tonla küfür yedi gece boyunca. beynime kazındı arkadaş. benliğime işledi. angelina hanımefendiyi her görüşümde çapkın göz kırpmalara, gülümsemelere giriştim de sonradan gidip aynaya bakınca düzeldim.
mickey rourke'un köpüşü ölmüş tatsız idi. taziyeler diliyoruz.
sahne olayları falan da başarılı olmuş. beş bin kristal dedi, bilmemnerden esinlendim de zemini düzenledim dedi etkiledi adam zaten.
--fastforward--(efektli)
çakarlar!!
ne slumdog millionaire imiş arkadaş. öncelikle belirteyim izlemedim filmi. muhtemelen de izlemeyeceğim akademiye olan kızgınlığımdan. hikaye, kurgu falan güzeldir tamam anlarız da ne soundtrack bıraktı ne yönetmen bıraktı hadi onları da geç ne de sound mixing bıraktı örekesine hayran olayım.
-ama abi izlememişsin bile!
deme. izlemesem ne ben bunların içlerini bilirim. (bkz: hindistan/#4122267)
-tamam da hikaye güzel. ırkçılık yapıyorsun ama.. da deme asabiyim kalbini kırarım. git paşa paşa eksi oyunu ver rahatla.
yıllar yılı konuşulagelmiş meşhur yahudi lobisinden sonra akademisyenler arasında muhtemel hint lobisine dair kuvvetli teorilerim var. araştırmaya başladım. her şeyi gün yüzüne çıkaracağım bak görürsün. yıllar sonra işlediğim hayrın değerini anlayıp beni anacaklar törende.
-he was so devoted and passionate.. falan dicekler bak görürsün.
david fincher'in yerinde olsam küser giderim. benim için kodak theater bitmiştir der de giderim. ulan adam yaranamıyor arkadaş.
biraz subjektiflik barındırsam da bünyamin button'a yazık olduğu görüşündeyim. benimle aynı fikri paylaşanlar mesaj atsın, birleşelim, fincher önderliğinde basalım kodak theater'i. önümüzde kimse duramasın.
dur o sonra..
kırmızı halıyı falan geçelim de..
hugh jackman konusunda şüpeli idik. zira kendisini çok iyi tanımamamıza rağmen bu konumun ağırlığını kaldırıp kaldıramayacağı yönünde olumsuza eğimli bir önyargı ile başladık ama sunumuna bol miktarda action katarak sözcükler, kelime oyunları ile muhtemelen başaramayacağını gerçekleştirmiş oldu.
thy tonla küfür yedi gece boyunca. beynime kazındı arkadaş. benliğime işledi. angelina hanımefendiyi her görüşümde çapkın göz kırpmalara, gülümsemelere giriştim de sonradan gidip aynaya bakınca düzeldim.
mickey rourke'un köpüşü ölmüş tatsız idi. taziyeler diliyoruz.
sahne olayları falan da başarılı olmuş. beş bin kristal dedi, bilmemnerden esinlendim de zemini düzenledim dedi etkiledi adam zaten.
--fastforward--(efektli)
çakarlar!!
ne slumdog millionaire imiş arkadaş. öncelikle belirteyim izlemedim filmi. muhtemelen de izlemeyeceğim akademiye olan kızgınlığımdan. hikaye, kurgu falan güzeldir tamam anlarız da ne soundtrack bıraktı ne yönetmen bıraktı hadi onları da geç ne de sound mixing bıraktı örekesine hayran olayım.
-ama abi izlememişsin bile!
deme. izlemesem ne ben bunların içlerini bilirim. (bkz: hindistan/#4122267)
-tamam da hikaye güzel. ırkçılık yapıyorsun ama.. da deme asabiyim kalbini kırarım. git paşa paşa eksi oyunu ver rahatla.
yıllar yılı konuşulagelmiş meşhur yahudi lobisinden sonra akademisyenler arasında muhtemel hint lobisine dair kuvvetli teorilerim var. araştırmaya başladım. her şeyi gün yüzüne çıkaracağım bak görürsün. yıllar sonra işlediğim hayrın değerini anlayıp beni anacaklar törende.
-he was so devoted and passionate.. falan dicekler bak görürsün.
david fincher'in yerinde olsam küser giderim. benim için kodak theater bitmiştir der de giderim. ulan adam yaranamıyor arkadaş.
biraz subjektiflik barındırsam da bünyamin button'a yazık olduğu görüşündeyim. benimle aynı fikri paylaşanlar mesaj atsın, birleşelim, fincher önderliğinde basalım kodak theater'i. önümüzde kimse duramasın.
heaven hell ve purgatory olarak yazılan üçlemenin ilki olan mükemmel film. kieslowski yazdıktan, cate blanchett oynadıktan sonra zaten de..
insanın içinden bir de kieslowski yönetse idi diye geçmiyor değil.
insanın içinden bir de kieslowski yönetse idi diye geçmiyor değil.
(bkz: yezid)
fight club akla geldi. iki edward. yok furlong değil b.p* ve a.p* olmak üzere ikiye ayırdığım bizim edward.
dazlak edward: s.k.c eleman, kaslı, şeytani vb. niteliklerle yoğrulmuş, hanım kızlarımızın koca perdede görünce maskeyi indirip karanlıktan istifade göğüs uçlarını uyarmaları vb. davranışlara yöneltme potansiyeli yüksek karizma ademoğlu.
öbür edward: aklı başına gelmiş, berraklaşmış, bu durumun yüzüne yansıdığı, sorumlu edward. (hapiste sweeney efendiye ben danny'den sorumlu değilim diyor idi ya. ondan işte)
oyunculuğundan bahsetmek gereksiz ve yetersiz olur kanımca. ilk karakterdeki şeytani bakışlar, yerini ikinci karakterdeki şefkatli olanlara mükemmel bir yetenek eşliğinde bırakmış diyelim de bir cümle de olsa kelamımız olsun bu konuda.
hep edward'dan bahsettim çünkü filmin en büyük artıları bu piçten* kaynaklanıyor.
diğeri de şok edici bir performans olmasa da iyi oynamış denebilir.
efsane midir?
bilemem. öyle ise edward sayesindedir.
ikinci seyirden sonra gelen edit: edward norton faktörünü bir kenara bırakıp objektif bir yorum yapıldığında abartılmış, vasat bir film olduğu görülür.
dazlak edward: s.k.c eleman, kaslı, şeytani vb. niteliklerle yoğrulmuş, hanım kızlarımızın koca perdede görünce maskeyi indirip karanlıktan istifade göğüs uçlarını uyarmaları vb. davranışlara yöneltme potansiyeli yüksek karizma ademoğlu.
öbür edward: aklı başına gelmiş, berraklaşmış, bu durumun yüzüne yansıdığı, sorumlu edward. (hapiste sweeney efendiye ben danny'den sorumlu değilim diyor idi ya. ondan işte)
oyunculuğundan bahsetmek gereksiz ve yetersiz olur kanımca. ilk karakterdeki şeytani bakışlar, yerini ikinci karakterdeki şefkatli olanlara mükemmel bir yetenek eşliğinde bırakmış diyelim de bir cümle de olsa kelamımız olsun bu konuda.
hep edward'dan bahsettim çünkü filmin en büyük artıları bu piçten* kaynaklanıyor.
diğeri de şok edici bir performans olmasa da iyi oynamış denebilir.
efsane midir?
bilemem. öyle ise edward sayesindedir.
ikinci seyirden sonra gelen edit: edward norton faktörünü bir kenara bırakıp objektif bir yorum yapıldığında abartılmış, vasat bir film olduğu görülür.
donny darko-vari* öğeler barındıran, darko'dan çok daha etkileyici (bkz: hollywood versus avrupa), sıkıntılı, gerçekçi vb. film.
şahsımca eksileri;
-filmin başlangıcı ve ilk aşamasındaki online oyun efektleri.
-türk insanı tarafından aptalca dalga geçilecek nitelikte olması yanında gerçekten de sikik olduğunu düşündüğüm ismi.
öte yandan;
-etkisinden kurtulmanın zor olduğu bir filmdir.
-görüntü yönetmenliği gerçekliği yansıtma konusunda gayet başarılıdır.
-amatör sayılabilecek kadronun, klişe, dandirik gazeteci terimiyle "hollywood yıldızlarına taş çıkardı!!"' ğı söylenebilir.
-özet okunduğunda gayet sıkıcı gelen ana konudan, "star"'lıktan çok uzak oyuncu kadrosundan son derece ilgi çekici bir film ortaya çıkaran adam* takdir edilmiştir.
-aptal, optimistik final yerine olması gereken koyulmuştur.
bunlar göz önüne alındığında denebilir ki adı sanı duyulmamış herifler, adı sanı duyulmamış oyuncularla, beklenmedik başarıda bir film çekmişlerdir. sıkılan da sıkılır, ona diyecek birşey yoktur. o da gider transformers izler..rush hour izler..tomb raider izler..asılır..yatar aşağı uyur.
şahsımca eksileri;
-filmin başlangıcı ve ilk aşamasındaki online oyun efektleri.
-türk insanı tarafından aptalca dalga geçilecek nitelikte olması yanında gerçekten de sikik olduğunu düşündüğüm ismi.
öte yandan;
-etkisinden kurtulmanın zor olduğu bir filmdir.
-görüntü yönetmenliği gerçekliği yansıtma konusunda gayet başarılıdır.
-amatör sayılabilecek kadronun, klişe, dandirik gazeteci terimiyle "hollywood yıldızlarına taş çıkardı!!"' ğı söylenebilir.
-özet okunduğunda gayet sıkıcı gelen ana konudan, "star"'lıktan çok uzak oyuncu kadrosundan son derece ilgi çekici bir film ortaya çıkaran adam* takdir edilmiştir.
-aptal, optimistik final yerine olması gereken koyulmuştur.
bunlar göz önüne alındığında denebilir ki adı sanı duyulmamış herifler, adı sanı duyulmamış oyuncularla, beklenmedik başarıda bir film çekmişlerdir. sıkılan da sıkılır, ona diyecek birşey yoktur. o da gider transformers izler..rush hour izler..tomb raider izler..asılır..yatar aşağı uyur.
(bkz: get down)
bir bölümde bunun dedesi kalp krizi geçirmiş idi. ortamın piçi takılan eleman * nadir bulunan kartlardan birini dedesinin gözü onünde yırtınca, yaşlılık bunalımından kartların ruhu vb. hedelere inanan adamcağız olduğu yere yığılmış, bölüm boyunca hayat-memat çizgilerinde takılmıştı. ben de olsam aynısını yapardım. alır hepsinin kartlarını, tasolarını yırtar, yıldızlarını belediye çöplüğüne atar, ağızlarına da birer tane patlatır, dedeyi de bütün bunları başlatan elebaşı olarak hapse attırır, zaten tanıdığım olan hapisane müdürünün odasında kahvemi alıp ikinci şoku kaldıramayacak olan dedenin ölümünü dudaklarımda tebessüm ve kahve aroması ile seyrederdim.
aşık olunan fakat elde edilemeyen sevgili msn' e girer. electricity açılıp hüzünlere gark olunmuşken onun da electricity dinlediği görülür lanet msn' de.*
the royal tenenbaums' un melankolik, izole aşığı. uzun saçları, eski moda, kocaman güneş gözlüğü ve tüm yüzünü kaplayan sakallarıyla idolümdür.
yakın tarihte, aylar boyu devam eden umutsuz sürecin ardından, iradenin ölüm-kalım savaşı verdiği bir konuşmayla, the beloved * ile tüm ilişki kesilmiştir. gece yatmadan önce eternal sunshine of the spotless mind izlenir. rüyaya siyah olan saçlarını sarıya boyatmış olarak gelir. asla olmayacağı şekilde yanındadır ve o zarif çehreye bir daha hiç görülmeyecek olan mistik gülümseme yerleşmiştir. sabah olacaklardan habersiz aptalca, mutlak bir mutluluk hakimdir.
adını wilbur smith' in sunbird adlı romanında yer alan aydaki bir şehirden almıştır. zira şarkılarında da sunbirds-vari ifadeler bulunur. şu ana kadar rastladıklarım: black rose immortal, 10:39, "sunbirds leave their dark recess.." ve the twilight is my robe, 03:49, "the birds of the sun seperates these dark clouds.." bölümleri olmak üzere iki tanedir. bu enstanteneleri bir yana bırakırsak opeth hayatın katı gerçekliğinden yüz çevirip, dış dünyadaki insan evlatlarının yarattığı çirkin, utanmaz yozluktan kaçarak çok daha sanatsal ve afrodizyak bir karanlığa gömülmeyi yeğleyenlere the allmighty*' nin bir lütfu gibidir.
klasik zaman gazetesi haberidir. her gün mutlaka rastlanır bu başlığın çeşitlerine.
(bkz: onu yapma işte)
(bkz: onu yapma işte)
ilk dinleyişte bile zihnin bunalımdaki kıvrımlarına kazınıp kalbi çökertecek kadar .. sanat harikasıdır. yeterli bir sıfat bulunamamıştır.
- nasılsın?
+ hayat..
+ hayat..