bugün
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- trabzonspor16
- yallah arabistan a diyen tip6
- kadın şoför8
- engineer2821
- bu kedi sevgisi nedir yahu5
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör6
- kadın ayağı öpmek güzeldir4
- true'nun çaylak olması8
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- galatasaray yüzyılı3
- okula verilen çocuktan netice alamamak4
- kimseye zararı olmayan kişi4
- gadi eizenkot5
- gece uyanıkları5
- kedi sevmeyen insan2
- binyamin netanyahu12
- izmirli erkek vs trabzonlu erkek2
- nervio abla20
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın3
- bibi kazandı2
- ya kahhar ya kahhar ya kahhar2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- ben bi gideyim tatlı yapayım2
- ebu cehil karpuzu3
- yeni evli çift aktiviteleri16
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- ayağını emojiyle kapatan insan4
- ismail kartal23
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- sınıfta parmak kaldıran kız çocuğudur cumhuriyet2
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
- salçalı makarna13
- yerde para bulmak9
- güzel bir kadının giydiği çorap5
- yazılımcıların flört edememesi8
- herkese veren biri4
- sözlüğe hareket getirecek şey8
- laşon hara3
- tuzlu kahve dizisi4
- mutlu günleri beklemek15
- motorsiklet6
- görükle den moskova'ya yürümek5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- en lezzetli balık12
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması6
- güney kore34
- madencilerin ankara'ya yürüyüşüne müdahale3
- kadınların o güzel ayak tabanları2
sevdiği entry'ler
Muzigi acip gobek atar. Aynaya bakip suslenir. Sarki soyler. Bol bol fotograf ceker.
(bkz: ekşiden gelenler fav)
Türkiye'de yaşamıyorsun sanırım sayın yazar, burada Yeşilay başkanı bu Gündeme günde iki paket içer.
adanaspor'u hakem desteğiyle yenen takıma tepkisini belli etmiş sosyal medya kolumuz. yine başladılar 1-0 serisine. kadıköy'e gelene kadar eğlensinler bakalım. analarını ters çevirip tersten saplayıp gönderdiğimizde kendilerine gelirler.
ilk çağ filozoflarından Platon, asıl bilginin sadece idealar dünyasında olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda mimarın kim olduğuna tam bir cevap verebilmek için, mimarlığın idealar dünyasında yerini incelemek gerekir. Bana göre mimarın idea dünyasındaki yeri mutlaka sanattan geçmelidir. Sanat yaratıcılık ister. Mimar da yaratıcıdır. Mimar da, sanatçı gibi, bir şey tasarlar, kurgular ve hayata geçirir. Olmayanı yaratır. Yanlış anlaşılmasın mimar sadece, kendi hayal gücünü kullanarak yapıtını ortaya koymaz. Mimar başka mimarlara, kendiden önce yaşamış mimarlar da dâhil olmak üzere hepsinin hayal dünyasına sirayet etmesini bilen kişidir. Gerçek bir mimarın gözleri baktığını görür, gördüğünü içselleştirir, içselleştirdiğini yaşar. Mimar yapay - yapısal dünyayı hisseder. Kendi akıl süzgecinden geçirip onu yorumlar ve daha önce hiç düşünülmemiş olanı bu dünyayla bütünleştirir. Bunu yaparken mimar, mimarlık vasıflarını kullanır.
Vitriviusa göre; mimar, iyi öğrenim görmüş, kalemi kuvvetli, geometri bilen, tarih bilgisi yüksek, filozofları izlemiş, müzikle ilgisi olan, tıpla ilgili bilgiye sahip, hukukçuların görüşlerini bilen, gök bilimi ve dine aşina olması gereken, öznelliğini eserine yansıtan kişidir.
Burada yeri gelmişken çoğu zaman karşılaşılan bir yanılgıyı da anlatmak isterim. Mimarlık, mimarın öznelliğinden geçer, mühendislik ise nesnellikten. Çoğu zaman mimarlık ve mühendislik birbirine karıştırılır. Bu çok vahim bir hata ve mimarlara yapılabilecek en ağır hakarettir. Söz gelim bir mühendis bir tepeye baktığında, tepenin boyutunu, sıcaklığını, iklimini ve bunun gibi nesnel bilgileri algılar. Ancak bir mimarın gözü nesnel bilgilerin yanında öznel görüntüleri de yakalar. Estetik, flora, oradaki canlı - cansız bütün varlıklar ve yaşam ile ilgili her şeyi görür ve hisseder. Bu açıdan mimarlık, mühendisliği de kapsayan bilim ve sanat alanıdır.
Mimarın, başka bir özelliği ise ölümsüzlüktür. En iyi mimarlar ölümsüzlüğe ulaşmış mimarlardır. Yapılarına sanatçı edasıyla işledikleri ruh, onları ölümsüzlüğe ulaştırır. Yapıların isimleri çoğu kez mimarların isimlerinin önüne geçse de, yapılar ayakta kaldıkça mimarları da onlarla beraber anılacaktır. Bazı kişiler, bana göre cahiller, bugün bir mimarın yapısını ortadan kaldırsalar bile daha sonra gelenler, o yapıyı o mimarın anısına, Mostard Köprüsünde olduğu gibi, yeniden inşa ederler.
Tüm bunların yanı sıra mimarın diğer bir özelliği, eseri içinde kendine has bir gizemi de içinde barındırmasıdır. Yapının yapıldığı zamanın üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen yapının, daha doğrusu mimarın, sırrı çözülemeyebilir. Çağımızda insan aklının alamayacağı yapı örnekleri geçmişte usta mimarlar tarafından sergilenmiştir. Tıpkı Giza piramitlerindeki matematiksel kurgular ya da Mimar Sinanın Selimiye camisinde minarenin her şerefesine ayrı ayrı çıkan ve çıkanın birbirini görmediği merdivenlerindeki gibi Düşünmek gerekirse, her sanat yapıtında bir gizem yok mudur?
Bu yüzden mimar, en yalın anlatımla sanatçıdır.
Ancak bugün olması gereken ile olan farklıdır. Günümüzde mimarlık, hâkim ekonomik sistemin sonucu olan tüketim toplumuna kentler, şehirler, gökdelenler, villalar, köprüler, vb. ruhsuz yapılar tasarlamak için kullanılan bir araç haline getirilmiştir. Mimarlık eğitimi de, yaratıcılıktan çok tüketim toplumuna hizmet edebilecek uzmanlar yetiştirmek için programlanmaya başlamıştır. Mimarlık, kapitalist sistemin sonucu olarak metalaşmıştır. Bu söylem için istanbulun siluetini bozan heybetli gökdelenler bizim için basit ve somut bir örnektir. Günümüz mimarı, yaratıcılığını daha fazla para kazanmak için bir meta gibi satabilmektedir. Kendi ekonomik gelişimi için doğayı, tarihi, en önemlisi insan yaşamını hiçe saymaktan kaçınmamaktadır. Bu yüzden mimar amacından saptırılmış ve olması gerekenden farklı amaçlara hizmet etmektedir.
Okurken yazmış olduğum kısa bir makale... Fikirlerimin aynı olması ne kadar acı.
Vitriviusa göre; mimar, iyi öğrenim görmüş, kalemi kuvvetli, geometri bilen, tarih bilgisi yüksek, filozofları izlemiş, müzikle ilgisi olan, tıpla ilgili bilgiye sahip, hukukçuların görüşlerini bilen, gök bilimi ve dine aşina olması gereken, öznelliğini eserine yansıtan kişidir.
Burada yeri gelmişken çoğu zaman karşılaşılan bir yanılgıyı da anlatmak isterim. Mimarlık, mimarın öznelliğinden geçer, mühendislik ise nesnellikten. Çoğu zaman mimarlık ve mühendislik birbirine karıştırılır. Bu çok vahim bir hata ve mimarlara yapılabilecek en ağır hakarettir. Söz gelim bir mühendis bir tepeye baktığında, tepenin boyutunu, sıcaklığını, iklimini ve bunun gibi nesnel bilgileri algılar. Ancak bir mimarın gözü nesnel bilgilerin yanında öznel görüntüleri de yakalar. Estetik, flora, oradaki canlı - cansız bütün varlıklar ve yaşam ile ilgili her şeyi görür ve hisseder. Bu açıdan mimarlık, mühendisliği de kapsayan bilim ve sanat alanıdır.
Mimarın, başka bir özelliği ise ölümsüzlüktür. En iyi mimarlar ölümsüzlüğe ulaşmış mimarlardır. Yapılarına sanatçı edasıyla işledikleri ruh, onları ölümsüzlüğe ulaştırır. Yapıların isimleri çoğu kez mimarların isimlerinin önüne geçse de, yapılar ayakta kaldıkça mimarları da onlarla beraber anılacaktır. Bazı kişiler, bana göre cahiller, bugün bir mimarın yapısını ortadan kaldırsalar bile daha sonra gelenler, o yapıyı o mimarın anısına, Mostard Köprüsünde olduğu gibi, yeniden inşa ederler.
Tüm bunların yanı sıra mimarın diğer bir özelliği, eseri içinde kendine has bir gizemi de içinde barındırmasıdır. Yapının yapıldığı zamanın üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen yapının, daha doğrusu mimarın, sırrı çözülemeyebilir. Çağımızda insan aklının alamayacağı yapı örnekleri geçmişte usta mimarlar tarafından sergilenmiştir. Tıpkı Giza piramitlerindeki matematiksel kurgular ya da Mimar Sinanın Selimiye camisinde minarenin her şerefesine ayrı ayrı çıkan ve çıkanın birbirini görmediği merdivenlerindeki gibi Düşünmek gerekirse, her sanat yapıtında bir gizem yok mudur?
Bu yüzden mimar, en yalın anlatımla sanatçıdır.
Ancak bugün olması gereken ile olan farklıdır. Günümüzde mimarlık, hâkim ekonomik sistemin sonucu olan tüketim toplumuna kentler, şehirler, gökdelenler, villalar, köprüler, vb. ruhsuz yapılar tasarlamak için kullanılan bir araç haline getirilmiştir. Mimarlık eğitimi de, yaratıcılıktan çok tüketim toplumuna hizmet edebilecek uzmanlar yetiştirmek için programlanmaya başlamıştır. Mimarlık, kapitalist sistemin sonucu olarak metalaşmıştır. Bu söylem için istanbulun siluetini bozan heybetli gökdelenler bizim için basit ve somut bir örnektir. Günümüz mimarı, yaratıcılığını daha fazla para kazanmak için bir meta gibi satabilmektedir. Kendi ekonomik gelişimi için doğayı, tarihi, en önemlisi insan yaşamını hiçe saymaktan kaçınmamaktadır. Bu yüzden mimar amacından saptırılmış ve olması gerekenden farklı amaçlara hizmet etmektedir.
Okurken yazmış olduğum kısa bir makale... Fikirlerimin aynı olması ne kadar acı.
Ateizm tanrı tanımazlıktır ancak inançsızlık değildir çünkü inanmak insanın doğasında vardır. Peki ateizmi benimseyenler neye inanır diye sorarsak kendilerine inanırlar.
aslında başlık "zengin öğrencilerin parasını katlamanın yolları" olmalıydı... para parayı çeker azizim. nerden mi biliyorum? ailesinin maddi durumu gayet iyi * olan ev arkadaşımın yedi sekiz tane burs almasından biliyorum. (bkz: yetim hakkı) neyse * maddi durumunuz gayet iyi * ama burs mu ayarlıyamıyorsunuz! yetim hakkı yemeden göçüp gidicem bu diyardan diye mi üzülüyorsunuz? panik yapmayın, henüz hiçbir şey bitmiş değil!! nefsini çalıştır dimağını istop ettir tabletlerimizden alıp paranıza para demeyin. tabletlerimizi kullandıktan sonra hemen bir topluluğa üye oluyorsunuz ve akabinde çevre edinmeye çalışıyorsunuz. * gözünüze kestirdiğiniz tipleri -tabletin sayesinde çıkar sağlayabileceğin elemanları gözünden tanıyorsunuz artık- * yemeğe, içmeye götürüyorsunuz... sonra bu elemanlardan birinin yüksek yerlerde * tanıdıkları vardır. oralardan bursalar ayarlıyorlar size, sonra medikodan bir tanıdık buluyorsunuz yeni edindiğiniz çevre sayesinde. oradan da yemek bursu ayarlıyorsunuz kendinize, ne bileyim size tez işi falan ayarlıyorlar bilgisayara aktarmanız için sayfası bilmemkaç tele den . ve arkası çorap söküğü. ha sizden herhangi bir konuda yardım isteyen arkadaşından * karşılık bekliyeceksiniz.. bunları yap, katla paranı üçe beşe. sonra deme ki ben yetim hakkı yemedim!! hadi bakalım kolay gelsin.
Baştaki resimdekı tablo, dinin önündeki " kütüklerin " ıslam A verdiği zararı açıkça gösteriyor.
Şimdi barlarda, meyhanelerde; Paris'te orda burda tatil yapan eğlenen, yıyen, içen solcu kemalist burjuvazi ülkenin kaymağını yerken size ne verdi lan? Üçün birini mi!
Onlar çağdaş olduk, kemalist olduk deyip, balolar da, baleler de eglenırken kendisi köyde davar yayarken 80 yıldır sevinen kemalist! Cevap ver.
Şimdi barlarda, meyhanelerde; Paris'te orda burda tatil yapan eğlenen, yıyen, içen solcu kemalist burjuvazi ülkenin kaymağını yerken size ne verdi lan? Üçün birini mi!
Onlar çağdaş olduk, kemalist olduk deyip, balolar da, baleler de eglenırken kendisi köyde davar yayarken 80 yıldır sevinen kemalist! Cevap ver.
Yine herkes sismograf gibi götüyle şiddeti bile ölçerken benim kadıköy'de hissetmediğim depremdir.
hiç birşey yapmadan hayallerimizin olmasını bekledik bunca zaman.. çünkü algı operasyonu kurbanlarıyız.. hepimiz güzel günlerin geliceğine içten içe inanıyoruz.. ama gelmiycek
Bizler sustukça kaybolacağız..
Bizler sustukça kaybolacağız..
sevgiliniz oluyor ve onu değiştirmeye çalışıyorsunuz ve o adamlar da sizi çok sevdiği için huyunuzdan gidiyor ama zaman geçince yarattığınız bu adamdan sıkılmaya başlıyorsunuz ve ilişki parçalanıyor. aslında parçalanan sizin kendi ellerinizle yaptığınız bu eserinizdir.
unutmayın; akılsız kadınlar kocalarını köle yaparlar ve kölenin karısı olurlar, akıllı kadınlar ise kocalarını kral yaparlar ve kraliçe olurlar.
siz kraliçe olun.
unutmayın; akılsız kadınlar kocalarını köle yaparlar ve kölenin karısı olurlar, akıllı kadınlar ise kocalarını kral yaparlar ve kraliçe olurlar.
siz kraliçe olun.