bugün
- amedspor20
- the merich'in mutfağına konuk olmak6
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek7
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
- yemek fotoğrafıyla düşen erkek5
- bize ne sizin mutfağınızdan6
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- aleksey batrakov28
- ağıza alınca rahatlatan şeyler10
- akşama ne yemek yapsam8
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- evde kalmış sözlüğe yemek resmi atıyor3
- ismet'in ilim fuarına katılması8
- sözlüğün en iyi mutfağı2
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim35
- iran'a atom bombası atılması3
- sözlük yazarlarının şeftalileri3
- her biji amedspor2
- 25 yaşında hala çocuk yapmayı başaramamış kadın3
- galatasaray amed operasyonu7
- melikahmet turanspor3
- siber saldırı 23 ekim 20262
- açık oylayan yazar ne demek istiyor7
- kötü bir insan mıyım ben9
- çin'de 2 çocuğunu camdan aşağıya atan cani anne7
- rafael leao3
- uludağ sözlük mobil site arayüzü3
- hamas denince akla gelenler14
- buz gibi balkonda tek başına oturmak3
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer6
- hatay da çürük domates satan suriyeli pazarcı6
- günün sözü8
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi16
- yavıdice öğreniyoruz4
- terapi niteliğindeki şeyler16
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak6
- nervio31
- güncelleme sonrası oluşan gif yükleme hatası5
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- leş kaktüsü6
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- sözlüğün yeni tasarımı23
- göztepe3
- ismeti siyaset tahsiline lmu'ya göndermek2
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek5
- sigara içmeyince sinirlenmek4
- sözlüğün en ılık yazarı7
- anın görüntüsü24
murat menteş'in yazdığı korkma ben varım adlı kitaptaki kadın karakter. babası emniyet müdürüdür. kaderi midir bilinmez, suçluları kendisine mıknatıs gibi çeker. *
Kitaptaki telaffuzu en kolay karakterlerdendir. Gerisini siz düşünün. Kişisel favorim aziz karakteridir.
(bkz: aziz istanbul)
(bkz: aziz istanbul)
aşağıdaki satırların muhatabı olan roman karakteri. bu yazının roman karakteri harici gerçek dünyada da muhattabı olduğu vakidir.
--spoiler--
şebnem; ceylanların, kuğuların sınıf arkadaşı, cıvıltılı cimcime, bal şelalesi;
şövalye olsaydım, senin şehrine hücum etseydim, dudaklarını görünce kılıcımı düşürür, atımdan düşerdim. hiçbir zaferin erişemeyeceği tatta bir yenilgi olurdu.
ellerin. boğumları kudretten zarafet şaheseri yüzükler gibi. insan kıyamaz dokunmaya. avuçların desenli kurabiyelere benziyor. öpsem, ağzımda şeker tadı bırakacak, kesin.
parmaklarının ucunda tırnakların küçük deniz kabukları gibi parlıyor şebnem.
rüyanda başrolde değilsen, kabus görüyorsun demektir.
bir kerecik buluşalım, yeniden hayatımın başrolünde olayım. kalbimden mezarlık dumanları yükselse de ziyanı yok.
şebnem, uçsuz bucaksız bir çayırda buluşalım. başını dizlerime koy. sevincimden çimlere kırağı düşürürüm.
senden sinyal beklemek, dünya dışı uzayda yaşam belirtileri aramak gibi; acayip sancılı.
insan, nelere katlanmak zorunda kalacağını önceden kestiremiyor. göze aldığımız risklerden, tehlikelerden çok daha fazlası çıkıyor karşımıza.
bakışların, cennetin eşiğinde sorulan bilmeceler gibiydi şebnem.
artık hayatımın normale dönmesi imkansız.
şebnem, sen saklanınca ağaçların içi boşaldı, kuşlar iskelete döndü, deniz pıhtılaştı, gökyüzü felç oldu, bulutlar kireç bağladı, asfaltlar eriyor, minareler yamuldu; istanbul, haşlanmış lahana gibi kendini saldı.
şebnem seni manyaklar gibi özledim. iç içe geçmiş kafeslerin ortasında gibiyim.
şebnem, adın dilimin ortasına yuva yapmış guguk kuşu gibi, ne zaman ağzımı açsam, uçuveriyor.
hasretin gecenin mimarisi oldu, temeli, sütunları, kubbesi.
seni sevmek, göğüs kafesimde bir gökdelen jeneratörü taşımakla aynı şey şebnem.
şebnem senin için buffalolar kurban edeyim, yağmur ormanlarını yakayım, tabiatla kanlı bıçaklı olayım.
şebnem tornavidayla dağlara oyuklar, mağaralar açayım, çölü avuç avuç başka yere taşıyayım.
şebnem, bir öpücük ver, sonra yurdun dört başına örülü demir ağları söküp trenleri karadan yürüteyim.
türk kızılayı’na kan vereyim, oradan da altı nokta körler derneği’ne gideyim. körlere sesleneyim: “arkadaşlar, dünyanın kepazeliğini görmediğiniz için evet şanslısınız, fakat şebnem’in güzelliğini görmek için ölüp cennete gitmeniz gerekecek. sıkın dişinizi.” öpüyorum gülüşünün bütün kıyılarını.
--spoiler--
--spoiler--
şebnem; ceylanların, kuğuların sınıf arkadaşı, cıvıltılı cimcime, bal şelalesi;
şövalye olsaydım, senin şehrine hücum etseydim, dudaklarını görünce kılıcımı düşürür, atımdan düşerdim. hiçbir zaferin erişemeyeceği tatta bir yenilgi olurdu.
ellerin. boğumları kudretten zarafet şaheseri yüzükler gibi. insan kıyamaz dokunmaya. avuçların desenli kurabiyelere benziyor. öpsem, ağzımda şeker tadı bırakacak, kesin.
parmaklarının ucunda tırnakların küçük deniz kabukları gibi parlıyor şebnem.
rüyanda başrolde değilsen, kabus görüyorsun demektir.
bir kerecik buluşalım, yeniden hayatımın başrolünde olayım. kalbimden mezarlık dumanları yükselse de ziyanı yok.
şebnem, uçsuz bucaksız bir çayırda buluşalım. başını dizlerime koy. sevincimden çimlere kırağı düşürürüm.
senden sinyal beklemek, dünya dışı uzayda yaşam belirtileri aramak gibi; acayip sancılı.
insan, nelere katlanmak zorunda kalacağını önceden kestiremiyor. göze aldığımız risklerden, tehlikelerden çok daha fazlası çıkıyor karşımıza.
bakışların, cennetin eşiğinde sorulan bilmeceler gibiydi şebnem.
artık hayatımın normale dönmesi imkansız.
şebnem, sen saklanınca ağaçların içi boşaldı, kuşlar iskelete döndü, deniz pıhtılaştı, gökyüzü felç oldu, bulutlar kireç bağladı, asfaltlar eriyor, minareler yamuldu; istanbul, haşlanmış lahana gibi kendini saldı.
şebnem seni manyaklar gibi özledim. iç içe geçmiş kafeslerin ortasında gibiyim.
şebnem, adın dilimin ortasına yuva yapmış guguk kuşu gibi, ne zaman ağzımı açsam, uçuveriyor.
hasretin gecenin mimarisi oldu, temeli, sütunları, kubbesi.
seni sevmek, göğüs kafesimde bir gökdelen jeneratörü taşımakla aynı şey şebnem.
şebnem senin için buffalolar kurban edeyim, yağmur ormanlarını yakayım, tabiatla kanlı bıçaklı olayım.
şebnem tornavidayla dağlara oyuklar, mağaralar açayım, çölü avuç avuç başka yere taşıyayım.
şebnem, bir öpücük ver, sonra yurdun dört başına örülü demir ağları söküp trenleri karadan yürüteyim.
türk kızılayı’na kan vereyim, oradan da altı nokta körler derneği’ne gideyim. körlere sesleneyim: “arkadaşlar, dünyanın kepazeliğini görmediğiniz için evet şanslısınız, fakat şebnem’in güzelliğini görmek için ölüp cennete gitmeniz gerekecek. sıkın dişinizi.” öpüyorum gülüşünün bütün kıyılarını.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com