bugün
- true silik olsun8
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız6
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- okula uyum sürecinde ebeveynlere uyarılar4
- sözlüğün kırbacı4
- gocunun entry başına 1 tl para aldığı iddiaları4
- islamda kadın6
- ismail kartal30
- haşlanmış yumurta9
- karınızı kucağınızda taşır mısınız15
- gammazların yetkiyi kötüye kullanması2
- gocu34
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- çok eşlilik olsaydı3
- hah şöyle yola gelin3
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- jahrein2
- prometheus'un hırsız olduğu gerçeği5
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası18
- 11 eylül saldırılarından çıkarılan dersler3
- şu an dinlenen şarkı2
- mansur yavaş'ın idare'i maslahatçılığı5
- yeralti edebiyatcisi8
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler7
- platon un mağara alegorisi10
- isa aras mersinli2
- aşk6
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- akepeli olmak karakter meselesidir2
- lastik değiştirmeyi bilmeyen erkek3
- yazarların beğendiği kadın tipleri7
- 2000 yılında dünya nasıl olacak3
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız12
- güne iyi başlamak3
- ey insan9
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- ona bir şey söyle5
- ilk türettigim sözcük2
- sabah alarmını ertelemenin felsefi anlamı2
- fenerbahçe19
- kiraz cicegi kolonyasi28
- anın görüntüsü28
- zeynep mestan2
- sessiz konusan insan2
- karanlıkta bi şey var hissi9
- sözlük sapıkları12
- tulumba tatlısı6
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi11
- silvermist'in mutfağına konuk olmak18
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
murat menteş'in yazdığı korkma ben varım adlı kitaptaki kadın karakter. babası emniyet müdürüdür. kaderi midir bilinmez, suçluları kendisine mıknatıs gibi çeker. *
Kitaptaki telaffuzu en kolay karakterlerdendir. Gerisini siz düşünün. Kişisel favorim aziz karakteridir.
(bkz: aziz istanbul)
(bkz: aziz istanbul)
aşağıdaki satırların muhatabı olan roman karakteri. bu yazının roman karakteri harici gerçek dünyada da muhattabı olduğu vakidir.
--spoiler--
şebnem; ceylanların, kuğuların sınıf arkadaşı, cıvıltılı cimcime, bal şelalesi;
şövalye olsaydım, senin şehrine hücum etseydim, dudaklarını görünce kılıcımı düşürür, atımdan düşerdim. hiçbir zaferin erişemeyeceği tatta bir yenilgi olurdu.
ellerin. boğumları kudretten zarafet şaheseri yüzükler gibi. insan kıyamaz dokunmaya. avuçların desenli kurabiyelere benziyor. öpsem, ağzımda şeker tadı bırakacak, kesin.
parmaklarının ucunda tırnakların küçük deniz kabukları gibi parlıyor şebnem.
rüyanda başrolde değilsen, kabus görüyorsun demektir.
bir kerecik buluşalım, yeniden hayatımın başrolünde olayım. kalbimden mezarlık dumanları yükselse de ziyanı yok.
şebnem, uçsuz bucaksız bir çayırda buluşalım. başını dizlerime koy. sevincimden çimlere kırağı düşürürüm.
senden sinyal beklemek, dünya dışı uzayda yaşam belirtileri aramak gibi; acayip sancılı.
insan, nelere katlanmak zorunda kalacağını önceden kestiremiyor. göze aldığımız risklerden, tehlikelerden çok daha fazlası çıkıyor karşımıza.
bakışların, cennetin eşiğinde sorulan bilmeceler gibiydi şebnem.
artık hayatımın normale dönmesi imkansız.
şebnem, sen saklanınca ağaçların içi boşaldı, kuşlar iskelete döndü, deniz pıhtılaştı, gökyüzü felç oldu, bulutlar kireç bağladı, asfaltlar eriyor, minareler yamuldu; istanbul, haşlanmış lahana gibi kendini saldı.
şebnem seni manyaklar gibi özledim. iç içe geçmiş kafeslerin ortasında gibiyim.
şebnem, adın dilimin ortasına yuva yapmış guguk kuşu gibi, ne zaman ağzımı açsam, uçuveriyor.
hasretin gecenin mimarisi oldu, temeli, sütunları, kubbesi.
seni sevmek, göğüs kafesimde bir gökdelen jeneratörü taşımakla aynı şey şebnem.
şebnem senin için buffalolar kurban edeyim, yağmur ormanlarını yakayım, tabiatla kanlı bıçaklı olayım.
şebnem tornavidayla dağlara oyuklar, mağaralar açayım, çölü avuç avuç başka yere taşıyayım.
şebnem, bir öpücük ver, sonra yurdun dört başına örülü demir ağları söküp trenleri karadan yürüteyim.
türk kızılayı’na kan vereyim, oradan da altı nokta körler derneği’ne gideyim. körlere sesleneyim: “arkadaşlar, dünyanın kepazeliğini görmediğiniz için evet şanslısınız, fakat şebnem’in güzelliğini görmek için ölüp cennete gitmeniz gerekecek. sıkın dişinizi.” öpüyorum gülüşünün bütün kıyılarını.
--spoiler--
--spoiler--
şebnem; ceylanların, kuğuların sınıf arkadaşı, cıvıltılı cimcime, bal şelalesi;
şövalye olsaydım, senin şehrine hücum etseydim, dudaklarını görünce kılıcımı düşürür, atımdan düşerdim. hiçbir zaferin erişemeyeceği tatta bir yenilgi olurdu.
ellerin. boğumları kudretten zarafet şaheseri yüzükler gibi. insan kıyamaz dokunmaya. avuçların desenli kurabiyelere benziyor. öpsem, ağzımda şeker tadı bırakacak, kesin.
parmaklarının ucunda tırnakların küçük deniz kabukları gibi parlıyor şebnem.
rüyanda başrolde değilsen, kabus görüyorsun demektir.
bir kerecik buluşalım, yeniden hayatımın başrolünde olayım. kalbimden mezarlık dumanları yükselse de ziyanı yok.
şebnem, uçsuz bucaksız bir çayırda buluşalım. başını dizlerime koy. sevincimden çimlere kırağı düşürürüm.
senden sinyal beklemek, dünya dışı uzayda yaşam belirtileri aramak gibi; acayip sancılı.
insan, nelere katlanmak zorunda kalacağını önceden kestiremiyor. göze aldığımız risklerden, tehlikelerden çok daha fazlası çıkıyor karşımıza.
bakışların, cennetin eşiğinde sorulan bilmeceler gibiydi şebnem.
artık hayatımın normale dönmesi imkansız.
şebnem, sen saklanınca ağaçların içi boşaldı, kuşlar iskelete döndü, deniz pıhtılaştı, gökyüzü felç oldu, bulutlar kireç bağladı, asfaltlar eriyor, minareler yamuldu; istanbul, haşlanmış lahana gibi kendini saldı.
şebnem seni manyaklar gibi özledim. iç içe geçmiş kafeslerin ortasında gibiyim.
şebnem, adın dilimin ortasına yuva yapmış guguk kuşu gibi, ne zaman ağzımı açsam, uçuveriyor.
hasretin gecenin mimarisi oldu, temeli, sütunları, kubbesi.
seni sevmek, göğüs kafesimde bir gökdelen jeneratörü taşımakla aynı şey şebnem.
şebnem senin için buffalolar kurban edeyim, yağmur ormanlarını yakayım, tabiatla kanlı bıçaklı olayım.
şebnem tornavidayla dağlara oyuklar, mağaralar açayım, çölü avuç avuç başka yere taşıyayım.
şebnem, bir öpücük ver, sonra yurdun dört başına örülü demir ağları söküp trenleri karadan yürüteyim.
türk kızılayı’na kan vereyim, oradan da altı nokta körler derneği’ne gideyim. körlere sesleneyim: “arkadaşlar, dünyanın kepazeliğini görmediğiniz için evet şanslısınız, fakat şebnem’in güzelliğini görmek için ölüp cennete gitmeniz gerekecek. sıkın dişinizi.” öpüyorum gülüşünün bütün kıyılarını.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar