bugün
- amedspor26
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- bu ne hal yahu9
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler8
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim38
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- galatasaray6
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek7
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- akşama ne yemek yapsam9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- ağıza alınca rahatlatan şeyler10
- sözlük yazarlarının şeftalileri5
- yemek fotoğrafıyla düşen erkek5
- bize ne sizin mutfağınızdan6
- aleksey batrakov28
- şeftalinin tüylerini jiletle almak3
- sözlük üzerinden alınan son dm5
- fonma fontül fonyan fonya2
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- 7 kasım 2026 göztepe başakşehir maçı2
- hidrojen bombası3
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- ismet'in ilim fuarına katılması8
- evde kalmış sözlüğe yemek resmi atıyor3
- iran'a atom bombası atılması3
- galatasaray amed operasyonu7
- 25 yaşında hala çocuk yapmayı başaramamış kadın3
- açık oylayan yazar ne demek istiyor7
- çin'de 2 çocuğunu camdan aşağıya atan cani anne7
- kötü bir insan mıyım ben9
- sözlüğün en iyi mutfağı2
- melikahmet turanspor3
- rafael leao3
- hamas denince akla gelenler14
- siber saldırı 23 ekim 20262
- uludağ sözlük mobil site arayüzü3
- fenerbahçe13
- günün sözü8
- buz gibi balkonda tek başına oturmak3
- hatay da çürük domates satan suriyeli pazarcı6
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi16
- yavıdice öğreniyoruz4
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer6
- terapi niteliğindeki şeyler16
- başkomutan recep tayyip erdoğan8
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- nervio31
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- sözlüğün yeni tasarımı23
murat menteş'in yazdığı korkma ben varım adlı kitaptaki kadın karakter. babası emniyet müdürüdür. kaderi midir bilinmez, suçluları kendisine mıknatıs gibi çeker. *
Kitaptaki telaffuzu en kolay karakterlerdendir. Gerisini siz düşünün. Kişisel favorim aziz karakteridir.
(bkz: aziz istanbul)
(bkz: aziz istanbul)
aşağıdaki satırların muhatabı olan roman karakteri. bu yazının roman karakteri harici gerçek dünyada da muhattabı olduğu vakidir.
--spoiler--
şebnem; ceylanların, kuğuların sınıf arkadaşı, cıvıltılı cimcime, bal şelalesi;
şövalye olsaydım, senin şehrine hücum etseydim, dudaklarını görünce kılıcımı düşürür, atımdan düşerdim. hiçbir zaferin erişemeyeceği tatta bir yenilgi olurdu.
ellerin. boğumları kudretten zarafet şaheseri yüzükler gibi. insan kıyamaz dokunmaya. avuçların desenli kurabiyelere benziyor. öpsem, ağzımda şeker tadı bırakacak, kesin.
parmaklarının ucunda tırnakların küçük deniz kabukları gibi parlıyor şebnem.
rüyanda başrolde değilsen, kabus görüyorsun demektir.
bir kerecik buluşalım, yeniden hayatımın başrolünde olayım. kalbimden mezarlık dumanları yükselse de ziyanı yok.
şebnem, uçsuz bucaksız bir çayırda buluşalım. başını dizlerime koy. sevincimden çimlere kırağı düşürürüm.
senden sinyal beklemek, dünya dışı uzayda yaşam belirtileri aramak gibi; acayip sancılı.
insan, nelere katlanmak zorunda kalacağını önceden kestiremiyor. göze aldığımız risklerden, tehlikelerden çok daha fazlası çıkıyor karşımıza.
bakışların, cennetin eşiğinde sorulan bilmeceler gibiydi şebnem.
artık hayatımın normale dönmesi imkansız.
şebnem, sen saklanınca ağaçların içi boşaldı, kuşlar iskelete döndü, deniz pıhtılaştı, gökyüzü felç oldu, bulutlar kireç bağladı, asfaltlar eriyor, minareler yamuldu; istanbul, haşlanmış lahana gibi kendini saldı.
şebnem seni manyaklar gibi özledim. iç içe geçmiş kafeslerin ortasında gibiyim.
şebnem, adın dilimin ortasına yuva yapmış guguk kuşu gibi, ne zaman ağzımı açsam, uçuveriyor.
hasretin gecenin mimarisi oldu, temeli, sütunları, kubbesi.
seni sevmek, göğüs kafesimde bir gökdelen jeneratörü taşımakla aynı şey şebnem.
şebnem senin için buffalolar kurban edeyim, yağmur ormanlarını yakayım, tabiatla kanlı bıçaklı olayım.
şebnem tornavidayla dağlara oyuklar, mağaralar açayım, çölü avuç avuç başka yere taşıyayım.
şebnem, bir öpücük ver, sonra yurdun dört başına örülü demir ağları söküp trenleri karadan yürüteyim.
türk kızılayı’na kan vereyim, oradan da altı nokta körler derneği’ne gideyim. körlere sesleneyim: “arkadaşlar, dünyanın kepazeliğini görmediğiniz için evet şanslısınız, fakat şebnem’in güzelliğini görmek için ölüp cennete gitmeniz gerekecek. sıkın dişinizi.” öpüyorum gülüşünün bütün kıyılarını.
--spoiler--
--spoiler--
şebnem; ceylanların, kuğuların sınıf arkadaşı, cıvıltılı cimcime, bal şelalesi;
şövalye olsaydım, senin şehrine hücum etseydim, dudaklarını görünce kılıcımı düşürür, atımdan düşerdim. hiçbir zaferin erişemeyeceği tatta bir yenilgi olurdu.
ellerin. boğumları kudretten zarafet şaheseri yüzükler gibi. insan kıyamaz dokunmaya. avuçların desenli kurabiyelere benziyor. öpsem, ağzımda şeker tadı bırakacak, kesin.
parmaklarının ucunda tırnakların küçük deniz kabukları gibi parlıyor şebnem.
rüyanda başrolde değilsen, kabus görüyorsun demektir.
bir kerecik buluşalım, yeniden hayatımın başrolünde olayım. kalbimden mezarlık dumanları yükselse de ziyanı yok.
şebnem, uçsuz bucaksız bir çayırda buluşalım. başını dizlerime koy. sevincimden çimlere kırağı düşürürüm.
senden sinyal beklemek, dünya dışı uzayda yaşam belirtileri aramak gibi; acayip sancılı.
insan, nelere katlanmak zorunda kalacağını önceden kestiremiyor. göze aldığımız risklerden, tehlikelerden çok daha fazlası çıkıyor karşımıza.
bakışların, cennetin eşiğinde sorulan bilmeceler gibiydi şebnem.
artık hayatımın normale dönmesi imkansız.
şebnem, sen saklanınca ağaçların içi boşaldı, kuşlar iskelete döndü, deniz pıhtılaştı, gökyüzü felç oldu, bulutlar kireç bağladı, asfaltlar eriyor, minareler yamuldu; istanbul, haşlanmış lahana gibi kendini saldı.
şebnem seni manyaklar gibi özledim. iç içe geçmiş kafeslerin ortasında gibiyim.
şebnem, adın dilimin ortasına yuva yapmış guguk kuşu gibi, ne zaman ağzımı açsam, uçuveriyor.
hasretin gecenin mimarisi oldu, temeli, sütunları, kubbesi.
seni sevmek, göğüs kafesimde bir gökdelen jeneratörü taşımakla aynı şey şebnem.
şebnem senin için buffalolar kurban edeyim, yağmur ormanlarını yakayım, tabiatla kanlı bıçaklı olayım.
şebnem tornavidayla dağlara oyuklar, mağaralar açayım, çölü avuç avuç başka yere taşıyayım.
şebnem, bir öpücük ver, sonra yurdun dört başına örülü demir ağları söküp trenleri karadan yürüteyim.
türk kızılayı’na kan vereyim, oradan da altı nokta körler derneği’ne gideyim. körlere sesleneyim: “arkadaşlar, dünyanın kepazeliğini görmediğiniz için evet şanslısınız, fakat şebnem’in güzelliğini görmek için ölüp cennete gitmeniz gerekecek. sıkın dişinizi.” öpüyorum gülüşünün bütün kıyılarını.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com